BU YAZIYA BAŞLIĞI SİZ KOYUN

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


“Mardin Derik'te 30 Haziran 1993'de ailemle birlikte gözaltına alındım. Gözaltında 3 gün boyunca tecavüze uğradım, işkenceye maruz kaldım. Tıbben tecavüz olayını kanıtlamam için doğan çocuğuma Eziyet ismini verdik. Şimdi 3 yaşında. Derik'teki yoksul hayatıma eşim ve 3 çocuğumla devam ediyorum. Anlatmam gerekliydi. Onlar utansın.”

İçlerindeki “erkeği” öldüremeyenlerden ölesiye nefret ediyorum bu gün.
Kışkırtılmış erkeklik duygularıyla hemcinslerimin hayatına son veren erkeklerden nefret ediyorum bu gün.

“Kancık köpek kuyruk sallamasa erkek köpek peşinden gitmez.” Sözünden nefret ediyorum bu gün.

Tecavüz edildikten sonra katledilen bir insanın ardından, “O yollu muydu acaba?”
“Gavur karıları bizim erkeklere bayılıyor.” Sözlerinden nefret ediyorum bu gün.

Korkunç! İğrenç bir olayın ardından söz söylemek hiç içimden gelmiyor bu gün.

Hiç içimden gelmiyor teorik açılımlar yapmak.

Tarihin derinliklerine yolculuklar yaparak bu olayın toplumsal bir olgu olduğunu söylemek, İnsanlık tarihi, aynı zamanda kadınların şiddete karşı mücadele tarihidir, şiddet, zorbalık, taciz ve tecavüzü erkeksi bir anlayış olarak kabullenmek ve uygulamak erkekler için utanç kaynağı olmalıdır. Bu utancı ortadan kaldırmak ise kadınlardan çok erkeklerin sorumluluğu olmalıdır demek içimden gelmiyor bu gün...

Hiç içimden gelmiyor taciz, tecavüz, cinayet haberlerini okumak, bu haberler üzerine bir şeyler yazmak. Canım burnumda. İçimdeki ses vahşi, intikamcı…

Kadınları düşünüyorum. Erkeklerin, birkaç saniyelik zevkleri uğruna solup giden kadınları. Evini badana yaptırdığı işçiler tarafından tecavüz edilen öğretmeni düşünüyorum. “Mardin Derik'te 30 Haziran 1993'de ailemle birlikte gözaltına alındım. Gözaltında 3 gün boyunca tecavüze uğradım, işkenceye maruz kaldım. Tıbben tecavüz olayını kanıtlamam için doğan çocuğuma Eziyet ismini verdik. Şimdi 3 yaşında. Derik'teki yoksul hayatıma eşim ve 3 çocuğumla devam ediyorum. Anlatmam gerekliydi. Onlar utansın.” diyen Şükran Aydın”ı ve gözaltında tecavüz edilen Asiye Güzel Zeybek’ i düşünüyorum.

Dünyada ki savaşlara ve çatışmalara karşı “BARIŞ” a dikkat çekmek için İtalya’dan yola çıkan güleç yüzlü kadının solan yüzünü düşünüyorum.
Kocaları tarafından tecavüze uğrayan, şikâyet etme hakkı bile olmayan kadınları düşünüyorum. Erkek egemen dünyamızda, kadınların haklarının korunması için sayısız çalışmalar içinde, bu uğurda canlarını feda eden kadınları düşünüyorum.

Kadına yönelik şiddetin temel dayanağının “sınıfsal- ulusal- cinsel” farklılıklar olduğu bir gerçektir. Ve günümüz dünyasında bu gerçeğin neresindeyiz? Çoook uzağındayız çok! Diyor iç sesim.

Türkiye’de ve dünyada kadına yönelik cinsel taciz ve tecavüz toplumun çözmek zorunda olduğu önemli bir sorundur. Erkek egemen dünya yerle bir olmadıkça çözülmeyecek bu sorun diyor iç sesim.

Bu olaylara münferit olaylar deyip geçemeyiz. Kadına yönelik şiddet, sadece bireyler arasındaki bir ilişki bozukluğu değildir. Baskı ve zora dayalı devletlerin yönetim anlayışının sonucudur. Ceza evlerine baktığımızda binlerce erkeğin tecavüzden, cinayetten yattığını görürüz. Bir o kadarının da yakalanmadan aramızda dolaşıyor olmasıdır en fecisi de.

Evet, akılları fikirleri şeylerinde olan bu erkekler, şeylerini silah gibi kullanıp kadınları öldürüyor, salya sümük dolaşıyorlar aramızda. Etrafımızda çok vardır bu sapıklardan. Hatta bazılarını kabullenmişizdir. Arkadaşımız, eşimiz, dostumuzdur hala… Sadece işsiz güçsüz erkekler değildir bu sapık düşüncelere sahip olan. İçimizden biridir. Sendikada, partide, bir ofiste , işyerimizde rastlamak mümkündür onlara.

Hele bazı erkeklerde vardır ki aydın kimliğinin altına saklanarak yapar tacizi tecavüzü. Bu örümcek beyinli erkekler, sevdiği kız kendini terk etti diye sokak sokak dolaşarak kızı kovalamış yakaladığında tekmeleri rast gele savurmaya başlamıştır kızın bedenine. Bu olay duyulduğunda ne mi yapmıştır çevresindekiler. Hiç koca bir hiç! Delidir ne yapsa yeridir demişlerdir.

Anlaşılıyor ki bizim ülkemizin erkekleri çok Türk filmi izliyor. Her birinin içinde gizli bir tecavüzcü Coşkun yatıyor. Gazetelerin üçüncü sayfalarıyla sınırlı değildir artık cinayet, tecavüz haberleri. Televizyon kanalları canlı canlı vermektedir bu haberleri.

Ülkemizi saran şiddet iklimi damarlarımızda kol gezerken, kimin nerde ne yapacağının garantisi yok. Anne çocuğunu, çocuğu annesini öldürüyor. Erkekler karısını, otomobiline aldıkları kadını tecavüz ederek öldürüyor. Öğrenciler öğretmenini, öğretmenler öğrencisini, hasta doktorunu, komşu komşusunu gözünü kırpmadan öldürüyor.

Taciz, tecavüz, cinayet! Gündelik hayatımız tam bir kaos! Şiddetin her biçimiyle kuşatılmış durumdayız. Toplum şiddet üretiyor. TCK da yapılan değişikliklerle kadının birey olarak kabul edilmesi yetmiyor. Kadına yönelik cinsel şiddet eyleminde kurban suçlanmaya devam ediyor hala. Utanmıyorlar, hiç utanmıyorlar şiddeti, tecavüzü meşrulaştırmaya çalışırken.
“ O, hafif aranan bir kadın olmasaydı başına bunlar gelmezdi.”
“Tahrik etmiştir erkeği”
“Avrupa birliği sürecine darbe”
“Turizme darbe”

Lanet olası bu düşünceler insanın aklını durduruyor. Oysa bir kadın ölmüş. Hem de barbarca öldürülmüş. “Önce zorla tecavüz ettim, sonra boğazını sıkarak öldürdüm. Bulunmasın diye çalıların arasına gömdüm” böyle diyor aşağılık, ucube yaratık.

Dünyanın her yerinde bu tür olaylar oluyormuş. Bu da tecavüz ve cinayeti meşrulaştıran bir anlayış değil midir? Dünyadan çok ülkemde olanlar beni ilgilendiriyor. Masum bir insanın vahşice katledilmesi canımı acıtıyor.

Ama düşününce biz bu tür taciz, tecavüz olaylarına hiç yabancı değiliz. Yurtlarda, gözaltında yani anlayacağınız her köşe başında yaşanan taciz ve tecavüz olaylarını hepimiz biliyoruz. Bir çoğunun bu tecavüz davaları hala devam ediyor. Ediyor çünkü suçlular korunuyor. Mağdur suçlanıyor. Mağduru her zaman inandırıcı bulmuyorlar. Mağdurun, saçını başını yolması, yakasını paçasını yırtmış olması gerekiyor. Hatta genital organında meni olursa daha inandırıcı oluyor. Böylede bir adalet anlayışımız var bizim.

Şiddetsiz yaşamı yaşamdan saymıyoruz. Ölü sevici bir toplumuz biz. Çarpık sevgi anlayışlarına sahibiz. Sevdiğimize tecavüz ediyor, tecavüz etmekle kalmıyor sonrada boğazını sıkıyor, bedenini kalbura çeviriyoruz. Sapık düşüncelerin, vahşi cinsel dürtülerin esiri olmuş, zihin kötürümü bu insanların eğitimle, cezayla uslanacağını sanmıyorum. Akılları fikirleri şeylerinde olan bu erkeklere yapılacak tek şey var. Mümkünse şeylerini kesip ellerine vermek lazım bu kendini erkek sanan köpeklerin, diye düşünüyorum…

cennetbilek54@mynet.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (2 Yazılmış)

  • Gönderen sarmaşık, 26 Nisan, 2008 14:17:57
    merhaba size sonuna kadar katılıyorum.onlara verilecek en güzel ceza o erkeklik timsali dedikleri şeyi kökten kesmek.
  • Gönderen deniz, 17 Nisan, 2008 15:22:20
    maalesef kadın olarak çok derin acılar içermekte yüreğimiz.tek kelimeyle bu tür erkeklerin yaşam hakkı elinden alınmalı.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com