Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 90 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Soy kırımlar, kırımlar ne yazık ki insanlık tarihiyle başlamış ve bu suçu işleyen ulusların tarihine utanç olarak damgasını vurmuştur. Yaşlı dünyamız, “Soykırım, kırım, katliam.” Gibi eylemliliklere alışkındır. Sorun bu eylemleri kimin yaptığı değildir. Bunların hâlâ yapılıyor olmasıdır ve insanlığa kan ve gözyaşından başka hiçbir şey vermediğidir.
  

21. YY İnsanına baktığımızda  hala pek çok  konuda son derece geri yaklaşımları olduğunu görüyoruz. Oysaki insanlığın ortak amacı insana daha insanca bir yaşam alanı yaratmak değil midir? Kıyasıya bir savaş alanı yaratmış bir birlerini yok ediyorlar yarattıkları çağdaş silahlarla.
 İnsan var oluşunu devem ettirmek için nedense kendini hep anlamsız bekleyişlere tutsak ediyor ve ilk basamağa adım attığı halde köle ahlakı onu arafta bekletmeye zorluyor. Anlamsızlık ve saçmalık, cehennem ve cennet arasındaki çizgide donuk bir resim olmaya başladığında, yolları kesişenleri eylemsizlik ve yenilgiye uğratıyor.
 

Söze nerden başlayacağımı bilemediğim zamanlardayım şimdi. Nerden başlayayım söze?  Cesaret ve korku!  İçimden geldiği gibi yazmamı engelliyor.  Korku! Cesaretimi gölgeliyor bu hain duygu. 
  

Okuduklarımıza ne kadar nesnel bakabiliyoruz, düşüncelerimizi ne kadar bağımsız bırakıyoruz  bu belli değil.  Ben, şu an da tutsak etmişim duygularımı. Sözcükler isyanda, “Azat et bizi!” diye bağırıyorlar.  Eğer bir metni yazarken ya da  okumaya başlarken önyargılarımızı yıkamıyor onları gerçeklerin önüne koyuyorsak zaten hiçbir şey anlamayacağızdır okuduklarımızdan. Ve anlamamakta ısrarcı olmakta öğrenmenin en büyük düşmanıdır kanımca.
Konuya giremiyorum.
…………..
……………
        

Kıyım mı, soykırım mı tartışmaları hiç bitmeyecek. Biz yapmadık, o yaptı gibi kısır tartışmalar ve inkar politikaları  meşgul ediyor siyaset dünyasını.  Seçim meydanlarında, gizli lobilerde  çantada keklik Ermeni sorunu, Kürt sorunu.
     

Soykırım sözcüğü tabudur her ülkenin tarihinde. Bütün ülkelerin tarihi de kahramanlık destanıyla örülüdür . İşte bu yüzden anlatmak zordur. 
 

Soykırım, nasıl anlatılır? Vardır, yoktur tartışmaları yaşananların yanında beyhude kalıyor. Ve dünyamıza baktığımızda soykırıma maruz kalmayan kara parçası yok gibi. Bilim dünyası, soykırım olgusu üzerine  gerekli açıklamalarını yapmıştır zaten. Bizim ülkemizde ise sanılır ki Yahudi soykırımı yaşanmıştır sadece! Oysa biraz gerilere gittiğimizde Hitler’in soykırımı kimlerden miras aldığı  gerçeğiyle karşılaşırız.  Aborjinlerin yaşadığı vahşetin hesabını kim verebilir? Tarihin kahraman olarak sunduğu Cengiz Han milyonlarca kadın ve çocuğun ölümüne yol açmadı mı?
  

 “Musa Dağ’da Kırk Gün” kitabını okurken Ermenilerin yaşadığı vahşetin adına ne diyeceğiz? Dersim’de yaşanan vahşet nesilden nesile taşınmıyor mu?   Filistin’de Raunda, Yugoslavya da yaşananlar hala canlılığını koruyor zihinlerimizde.
 

İster kırım diyelim, ister soykırım. Sonunda katledilen insan ve doğa değil mi? Toprak kanla sulanmadı mı?
  

Soykırım, gücünü acımasızlıktan alıyor. Musa Dağda Kırk gün kitabını okurken sürekli bu cümleleri düşündüm. Amansız bir zalimlikle karşı karşıyaydım.  Zalimlik, akıldan yoksunluktu aynı zaman da. Zalimin, güçlünün zayıfı ezmesi, yok etmesi karşısında nasıl seyirci kalınır onu anlamakta zorlandım.

Sözlük anlamı da gülümsetiyor beni. Bu açıklamaların hepsi yaşanmış.  Soykırım: Ulusal etnik, ırksal ya da dinsel bir gurubu toptan ya da onun bir  bölümünü yok etmek için;  grup üyelerinin öldürülmesi,  fizik ya da akıl bütünlüğünün zedelenmesi,  grup içindeki doğumların engellenmesi, bir grup çocukların başka grupların içine zorla çekilmesi, yaşam koşullarının dayanılmaz hale getirilmesi vs… Uzayıp gidiyor bu anlamlar. 
  
Sonra lanetlemişler, sözleşmeler yazmışlar. Hemen her ülke de imza atmış BM sözleşmelerine.  Atmışlar atmasına…  Soykırım ile ilgili uluslar arası sözleşmelere rağmen hukuki olarak  cezai uygulamalar bir türlü hayata geçirilemiyor. Sadece Yahudi soykırımını gerçekleştirenler Nurnberg’de oluşturulan askeri mahkemede yargılanmıştır. Yinede bu soykırım suçluları olarak değil de “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” kapsamında ele alınmıştır.
    

Emperyalist devletlerin sömürgelerini dize getirmek için işine geldiğinde kullandığı bir karttır soykırım kartı.  Türkiye “BM   Soykırım Sözleşmesi” ni imzalayan devletler arasında olmasına rağmen 1915 olaylarının bir türlü adı konamamıştır. Vahim olaylar olarak geçmektedir tarihimizde.  Sadece bu değil tabi ki  Resmi ideoloji ve bilim çevreleri  yıllar boyunca Kürt varlığında da ısrarcı olmuş yeni yeni Kürt realitesinden söz edilmeye başlanmıştır.  
 

Vahim olayların neden açıkça telaffuz edilmemesinin  inkârın sebebi elbette, tazminat ödemeye mahkum edilmekten çok resmi ideolojinin eğilmez bükülmez katılığıdır. Ve realiteler kabul edilirse resmi ideolojinin çöküvereceği korkusudur. Her ne kadar korkarsak korkalım bir gün geliyor ki korkularımızla yüzleşiyor, onlara hesap veriyoruz, istesek de istemesek de
Semboller, müzik, dans, edebiyatla geçmiş günümüze taşınıyor. Sıcak gülümsemeler yayılıyor yüzüme hiç değilse bunları düşününce. Var olasın edebiyat, sanat diyorum, ruhlarımızda yarattığı devrim için.
 

Gomidas’ı, Ciwan Haco’yu, Aram Dikran’ı  dinlerken. Arap direniş şarkıları karışıyor rüzgara. Geride kalanlar sımsıkı sarılmış kültürüne, diline… Newroz’u, Vartavar’ı Hıdırellez bayramlarını kutluyoruz şarkılar, türküler eşliğinde. Musa Dağda yaşamını kaybedenlerin önünde saygıyla eğiyorum.

cennetbilek54@mynet.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (2 Yazılmış)

  • Gönderen Ayfer orhan, 02 Temmuz, 2008 00:30:30
    Gerci siz yazinizda belirtmissiniz fakat sözcüklerin anlami cok onemlidir. Kirim ve soykirim belki insani yonden baktiginizda hic bir anlam tasimaz. Fakat hukuki sozcuk ayirimi cok onemlidir. Ornek olarak tazminat davalari veya soykirima ugramis halklarin kendi hakki olan mal varligini geri istemesi talebinde bulunmasi icin onemlidir. "Soykırım ile ilgili uluslar arası sözleşmelere rağmen hukuki olarak cezai uygulamalar bir türlü hayata geçirilemiyor. Sadece Yahudi soykırımını gerçekleştirenler Nurnberg’de oluşturulan askeri mahkemede yargılanmıştır. Yinede bu soykırım suçluları olarak değil de “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” kapsamında ele alınmıştır." Burada size katiliyorum fakat bilinmesi gereken sudur ki hemen hemen cogu uluslararasi sozlesmeler "sözde"kalir pratige gecmezler, politik, siyasi bir "sözlesmedir" hata sözlesmeler sanki ulkeler arasinda bir birini kotulemecekler sozunu vermis gibi oyle kigat uzerinde dururlar. Nazilerin Nurnbergde Nazilerin Yahudi soykirimindan degilde "insanliga suctan"dolayi yargilanmalarin sebebi hakimin kanunlara gore hukuk bulmasiydi ve o gunku gercerli hukukta soykirim sucu bulunmuyordu vede hakim o donemde gecerli olan Nazi kanunlarini takip etmek yerine "natuurrecht" dedikleri, yani doga kanunlarina gore yargilayarak yapilanin insanliga suctur deyip yargiladi. Hakim kendine gore bir yargilama sekli bulmustu. Keske bu yargilama sekli bir cok hakim tarafindan secilsede bir cok suclu cezasini bulsa derim...
  • Gönderen leyla kaygun, 24 Nisan, 2008 22:26:38
    Ve kolay olan yikmaktir, kötü olmaktir, kolay olan savastir, öldürmektir.... Insan zoru tasiyacak kadar erdemli degildir.... güzelligi korumak, barisi korumak, iyi olmak ahlak ve erdem ister.... Insanin icindeki nefreti kustugu yillar... Musa daginin dag olmaktan utandigi yillar... Munzur`un kan kirmizi aktigi yillar... Bu yillar sizilidir, agrilidir, sancilidir. yakicidir.... insan her daim kusmak istedi/ istiyor/ isteyecek icindeki nefreti... insan denen yaratik zavallidir zavalliligini gösteren savaslardir, ölümlerdir, kiyimlardir.... gücünü akil yoksunlugundan alan, acimasizliktan alan.... pimi cekiliyor sevginin, mayinlar döseniyor insanliga, cocuklarin gül kokulu gögsünde nefretin sarapnel parcalari, kadinlarin bagrinda zulmün kursunladigi dünya güzeli gencler... ve uzaklarda olsak ta genzimizi yakiyor aci barut kokusu..... tanklar icimizden geciyor sanki, kulaklarimizda savas ucaklarinin dayanilmaz ugultusu... evet tam da böyle bir zamanda daha da umutla bakmali hayatin yüzüne, insan kiliginda ama insanliktan uzak bir sistemin gözlerindeki intikam, inkar, carpitma, nefreti gördükce Munzur gibi duru bir sevgiye arinmali, Musa dagi gibi inadina öfke ve kinden uzaklasmali, sagduyulu ve hassas ve sabirli olmali... insan insanin kurdudur evet, ama yine insan insana umuttur her daim....
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.