E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Bağdat'tan Türkiye'ye PKK ile mücadelede yardım sözü geldi.
Son otuz yılda ne çok zarar gördü insanlar. Maddi manevi talan oldu hayatlar. Savaş ve korku yedi bitirdi insanlığımızı…
Rant ve savaş barışı yendi…
Kimileri de diyor ki hayata dair tüm bu yaşananlar.
Yaşama ve yaşamın insana sunduğu tüm olanaklara evet diyorsanız kendinizle de yapacağınız sözleşmeye hazır olmalısınız. Bu insanın sadece kendisiyle yaptığı bir iç sözleşmedir. Yaşadığı sürece insan nerede duracak ve nasıl bir yaşam hayal ediyor, bu hayallerini ne kadar gerçekleştirebilir, bunun için ne kadar enerji harcaması gerekir?
Belki de hayatla yapılan en zor sözleşme budur zira yaşam çok kışkırtıcıdır… Renklidir. Ve bu renklerin içinde insanın nerde durduğu çok önemlidir zira insan zayıf ve zaaflı bir varlıktır. Bencildir. Kışkırtmalara çabucak kanabilir, renklerin arasında yok olabilir. İşte bu bakımdan bu sözleşmelere ne kadar uyacağımız ise bize bağlıdır. Ve kendimizi nasıl koruyacağımız.
Yeryüzündeki her insanın günün birinde ve bir şekilde kopan ruh parçaları vardır. Ve gün gelir her insan kendine ait olan bu parçanın peşine düşer. Bulamayacağını ya da bulsa bile eskisi gibi olmayacağını bilse de düşer peşine. Düşer zira bu parçaya ulaştığında hayatında önemli değişikler olacağına inanır.
İnsanı en çok kire, bencilliğe bulaştıran ise politika ve paradır. Ve politik davranmayı bilenler kirlidir. Yerini korumak için eğilir, bükülür politikacılar. Gözlerini kırpmadan yalan söyleme becerileri ise ayrı bir tartışma konusudur. Para için ise satın alamayacağı hiçbir şey yok denir. Onur, gurur her ne varsa insanda satın alır para. Para için anasını bile satan insanlar vardır. Meslek seçerken bile ne kadar para getirdiğini hesaplar bu paragöz insanlar. Gece gündüz para sayarlar. Parayla yatıp parayla kalkarlar. Ağızlarını açtığında para hesabı yaparlar. Yani anlayacağınız kendilerini satarlar para için.
Sanatın değişik dalları içinde bulunan insanlar içinde durum farklı değildir. Belki edebiyat tek başına yapıldığı için insanın kirlenmesine fazla müsaade etmez. Bir romanı, bir şiiri yazarken kendi başınasındır. Ne üretebiliyorsan kendin için üretiyorsundur. Kendi dünya görüşünü ve bilgi birikimini dökersin yazıya. Beğenilir ya da beğenilmez o artık senden bağımsızdır.
Ekonomi siyaseti belirlediğinden olsa gerek parayı cebine koyan tutar partinin yolunu. Bilgiye birikime ne hacet parası vardır ya yetmez mi? Nasıl olsa birileri onların adına siyaset yapacaktır. Onların adı olsun, parmak kaldırsınlar, iş takibi yapsınlar, tayin yapsınlar paralarını üçe beşe katlasınlar. Ey para sen nelere kadirsin?
Bazı soysuz insanlar vardır çevremizde mesleklerini kötüye kullanan. Onları tanıdığımız güne lanet ederiz. Selam verirseniz bilin ki borçlu çıkarırlar sizi. Hayatınızdan teğet geçmişlerdir geçmesine ama tarumar etmişlerdir bu geçişte hayatınızı. Normal zamanlarda olsa selam bile vermeyeceğinizi çok iyi bilirsiniz bu tür insanlara ama bir şekilde bulaşmışlardır işte hayatınıza. Çamur gibidirler. Kirletirler girdikleri yeri.
İnsan en çokta şuna şaşırır. Kendini bile kandıran bu insanlar ülke ve insanlar adına siyaset yapmaya çalışırlar. Bağımsızlıktan, özgürlükten söz ederler. Her bir şeyden haberdardırlar. Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Türk sol tarihi en iyi onlardan öğrenilir. Şaklabandır bu insanlar. Kendilerini dünya devrim tarihine damga vurmuş liderlerle bir tutarlar. Sözgelimi Lenin gibi kasket takar, Mao gibi takım elbise giyerler. Ama içleri bomboştur. Siz deyin ki bambu kamışı gibi, içi boştur yani.
Şairliğe soyunurlar, roman yazmaya kalkarlar. Ekmediğin yerde biterler anlayacağınız. Onlardan korunmak kolay değildir. Sevgiden insanlıktan asla nasibini almamıştır bu tür insanlar. Bu zaaflarını sömürge kişiliklerine bağlarız çoğu zaman. Belki de sömürge kişiliğinin ardına sığındıkları için hep af ederiz onları. Biz af ettikçe onlar kendini bir b.. sanırlar. Biz af ederiz…
Biz sadece şunu af etmeyiz; Şehitlerin adını kullanarak rant sağlayanları. Para için ülkesini, kendini satanları…Para için en yakınını ardından vuranları biz af etmeyiz.
Para için cinayet işleyenleri biz af etmeyiz. Para için mesleğini kötüye kullananları biz af etmeyiz.
Biz kendimizle yaptığımız iç sözleşmeye ölene kadar sadık kalacağız ve bu tür soysuzlara yanımızda yöremizde yaşam hakkı tanımayacağız. Hayatımızdan sadece teğet geçebilir bu tür soysuzlar asla kök salamazlar hayatımıza. Savaşın, çatışmaların bir an önce bitmesi lazım ki kökü kurusun savaştan beslenen bu canilerin.
Yorum Yaz
Yorumlar (5 Yazılmış)
-
Gönderen AYŞENİMOOO, 16 Eylül, 2008 21:02:25SELAM; BENCE GENEL ANLAMDA GAYET GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ... BİR SÖZ VARDIR KİM SÖYLEMİŞ ŞU AN ANIMSAMIYORUM AMA "GÖKYÜZÜNDE ALLAH, YERDE PARA HAKİM" DİYE ARTIK ÖNCE İNSAN YOK, VAHŞİ KAPİTALİZM VE MODERN TEKNOLOJİ ÇAĞINDA...
-
Gönderen leyla cedit, 16 Eylül, 2008 21:02:05elinize sağlık cennet hanım.çok haklısınız düşüncelerinizde.yazınızı anlayan anlamıştır.anlamayanlar da anlamayıversinler boş verin.selamlar
-
Gönderen seher, 14 Eylül, 2008 21:10:17Haklısınız çevremizde gercekten kıre çamura bulasan insanlar günden güne coğalıyor. Dedıgınız gıbı ınsan kalmak cok zor ellerınıze saglık. bazen bu tür yazılar gormek ınsan yanımızı anımsatıyor. Anlamayanların kafası kalındır bıs verın sız kalın kafalıları yazmaya devam edın saygılar
-
Gönderen Mustafa, 14 Eylül, 2008 21:10:17Yazınız çok güzel olmuş cennet hanım, elinize sağlık. Yazınızdaki tespitler de çok yerinde.Ayrıca insanların gec saatlerinide yazdıkları yorumlara da aldırmayın derim.
-
Gönderen Bir Kürd, 14 Eylül, 2008 10:52:10Valla ir kac kere okudum, mutfaktaki musluga, yada caydanligin kapagina kizan biri gibi bir yazi olmus. Kime ne icin yazildigi muglak olan birilerine hava atan, ama okuyucusuna illa da yazarinin kafasindan gecenin ne olabilecegine degin bulmacalar söktüren, yazilmis olmak icin yazilan gereksiz bir yazi. Selamlar not: Bence böylesi anlarinizda elinize kagit kalem ve bilgisayar tusu almayin. Saygilar



Güncel