E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Günlerdir Kürt sorunu hakkında yetkililer açıklamalar yapıyorlar ve bu açıklamalara da farklı yorumlar yapılıyor. Ama Kürt sorunu muhataplarıyla konuşulmuyor. Aksine Kürt sorununu daha da derinleştirecek çözümsüzlükleri yaşıyoruz. Karamsar değilim ama günlük yaşadıklarımız çözümün çok daha ileri tarihlere iteliyor. Tabi ki her şey bir anda olmaz ama Türkiye’nin zaman lüksü olmamalıdır. Sözlerin yerini artık yaptırımlar almalıdır ki diyalog ve güven beraber yürüsün. Günlük yaşadıklarımız dedim onlardan birkaç örnek vereyim. Batman semalarından gelen jet sesleri burada yaşayan insanları rahatsız ediyor, çünkü birçok ailenin çocuğu gerilla saflarında yer alıyor. Ailelerin donuk bakışlarının ortamında bizlerde endişeli oluyoruz.
Haziranın başına kadar verilen tek taraflı ateşkesin süresi bitmek üzere ve her gün gelen gerilla kayıplarının “nasıl bir yaz başlangıcı olacak” sorusunu da beraberinde getiriyor. Derin güçlerin çözülmesi çözümün de yolunu açacaktır, yeter ki bu kararda ısrarlı olunsun. Sayın Gül “iyi olacak” derken bu sözünün de arkasında durması gerekir. Geçmişte de iyi şeyler olacaktı ama buna engel olundu. İşte bu engel olanlara engel olunabilinecek mi? Bu sorunun cevabı geleceğimizi de belirlemesi açısından önemli bir gelişme olacaktır. Kürt sorununun ülkemizin en önemli sorunudur. Bu gerçeklik ortadayken muhataplarıyla beraber bir çözüm anlayışı geliştirmek sorunu çözmeye yönelik bir adım olacaktır.
Son gelişmeler gösteriyor ki önümüzdeki günler çok sancılı geçecek. İç hesaplaşmalar gündeme damgasını vuracak. Şunu da her zaman söylüyoruz iç hesaplaşmalar çözülmeden bu ülkede istikrarı yakalamak çok zordur. Dış güçlerin kontrolündeki bir ülkede istikrar yaşanabilinir mi? Buda imkânsız gibi gözüküyor. Kürt sorunu eğer en önemli bir sorun olarak kabul görüyorsa bunu sonlandırmak da siyasi iradenin hayata geçirilmesiyle başlayacaktır. Geçmişteki hataları görerek mi çözüm arayışı gerçekleşecek yoksa geçmişi göz ardı ederek geçmişteki politikaları izleyerek mi sorunları derinleştireceğiz? Bu iki seçenekten hangisi kabul gören bir gerçektir diye üzerinde düşünmek lazım. İkinci seçeneğin bu ülkeye bir şey kazandırmadığı açıkça belli değil mi?
Hem askeri ve hem de siyasi bir kuşatma içinde kendini hisseden Kürtler’e hangi seçenek bırakılıyor. Kürt siyasileri hukukun, siyasi ve kültürel hakların tanınmasını isterken, silahlı güç de artık savaşa son vermek istediğini ve buna yönelik bir çözüm yoluna doğru adım atılması gerektiğini deklare ediyor. Bu istemlere karşı verilen cevap maalesef daha fazla operasyon ve DTP çalışanlarının gözaltına alınması oluyor. 15 sene meclis dışında ki yaşananlar tekrar edilmek isteniyor ki bunun bedelini de fazlasıyla ödedik, halende o görüntüler gözlerimizin önündeyken DTP milletvekilleri aynı durumu yaşamak ile karşı karşıyadır. Ertelenmiş dava bitmiş bir dava değildir.
Medyada ki köşe yazarları ve bazı kurum başkanları “elimizde ki bu fırsatı kaçırmayalım” feryadı ederken durumun da vahametini ortaya koyuyorlar, artık söylenecek bir şey kalmadı.
Söz bitti artık, icraat ve inanç zamanı geldi. Hadi hayırlısı……!
anterdicle@hotmail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen yusuf, 28 Mayıs, 2009 19:32:50til ser tişki gelek baş sekiniyi Bréz Dicle daxwazyamenji gi xükumeta tirki ji wekte bifikiri ...



