E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- PKK vuruyor, ancak istediğini elde edemiyor/Mehmet Ali BİRAND
- Obama Kürt devletini kurdurur /Serar Turgut
- Gerilla TV yayına başladı
- Biz Dört Bacıydık..! /Şerif Kaplan
- Bir kardeş dağda biri askerde!
- Sanatçı Brader gözaltına alındı
- TOPAL OSMAN’DAN ERGENEKONA/Sadık Varer
- Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi
- HRW: Zelâl, Bermal ve Abdurrahman helikopterden atıldı
- Bitlis'teki çatışmada 5 korucu öldü
Musa Anter Kürt insanın acısını en iyi bilen ve bizzat yaşayan kişiydi. Bu yüzden hiçbir Kürt insanın acı çekmesini istemezdi. Şehit olmadan evvel aramızda şöyle bir diyalog geçti.
Kendisi bana “Hacı” diye şakayla takılır ve gülerdi. “Hacı hatırlar mısın? Bostancı ve Erenköy’de pazar kurulurdu, orada tavuklar büyük kafesler içinde birbirlerini gagalar, kavga ederlerdi ama bilmiyorlardı ki dışarı çıkınca başlarına neler gelecek…”.
Herkesin bildiği bir söz vardır: “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” Günümüzde ise bu hesap Bağdat’a gitmeden Kerkük’ten dönecek. ABD’nin Irak’a girmesinden sonra başlayan çatışmalar ne zaman Kerkük ve Musul’a sıçrayacak diye beklerken, Kerkük son aylarda kan gölüne döndü. 1 Mart tezkeresinden sonra Türkiye ve ABD arasında soğuk rüzgârlar esti. ABD Irak için müttefik olarak KDP ve KYB ile ilişkilerine hız verdi. Türkiye bundan rahatsız oldu ve başına gelecekleri bildiğinden Kerkük Türkmenlerini devreye sokmaya başladı. Mesut Barzani de “ Türkiye Kerkük’te hak iddia ederse bizde Diyarbakır ve diğer Kürt şehirlerinde hak iddia ederiz “ diye cevapladı olanları. Bu sözler Türkiye’ye bomba gibi düştü. Bu konu üzerinde görüşmeler hızla ilerlemeye başladı.
Bu görüşmelerin sonucunu da Mesut Barzani “Artık biz eskisi gibi olmayacağız. Kürtler kendi aralarında kan dökmeyecek “ sözleriyle noktaladı. Bu Türkiye’nin hesabına gelmeyen açıklamaydı ve medya aracılığı ile saldırılar başladı. Bu düşüncelerimi yazarken Musa Anter’in söylemleri aklıma geldi.
Musa Anter Kürt insanın acısını en iyi bilen ve bizzat yaşayan kişiydi. Bu yüzden hiçbir Kürt insanın acı çekmesini istemezdi. Şehit olmadan evvel aramızda şöyle bir diyalog geçti.
Kendisi bana “Hacı” diye şakayla takılır ve gülerdi. “Hacı hatırlar mısın? Bostancı ve Erenköy’de pazar kurulurdu, orada tavuklar büyük kafesler içinde birbirlerini gagalar, kavga ederlerdi ama bilmiyorlardı ki dışarı çıkınca başlarına neler gelecek…”.
Barzani ve Talabani, Kürtlerin kazanımlarının kolay olmadığını bildikleri için temkinli bir siyaset izliyor ve taviz vermemeye çalışıyorlar.
Türkiye, Kürdistan’ın kurulmasını kabullenmediği için Kerkük’teki etkinliklerini Kafkaslar’daki gibi devreye sokmaya başladı. Hâlbuki Irak’taki Türkmenlerde de sıkıntılar baş gösterdi. Saddam döneminden sonra onlarda farklı bir konuma geldiler ve Kürtlerle beraber barış içinde yaşamaya başladılar.
Türkmenlerin Kürdistan bölgesindeki haklara Türkiye’deki Kürtler sahip olmamasına rağmen Kerkük’te Türkiye destekli anarşik olaylar gün geçtikçe artmaya başladı.
Türkiye kendi Kürtlerine de son zamanlarda siyasi saldırmalara hız verdi. En son Abdullah Öcalan’ın zehirlenme olayı Kürtlerin üzerinde şok etkisi yaptı. PKK her dönem “Öcalan’ın sağlığından Türkiye sorumludur. Olumsuz gelişmelerden çıkan sonuçlara da Türkiye katlanmalı ”dedi. Bunu bir tehdit olarak algılama yerine ortada duran soruna çözüm bulunmalıdır.
Genelkurmay Kürt sorunu hakkında her şeyden haberdardır ve direk olarak işin içindedir. JİTEM bu konuda bilgi sahibidir ve istihbarat kurumu olarak da bütün görüşmelerden haberdardır. Büyükanıt ne kadar biz görüşmeyiz dese de bütün görüşmelerde asker vardır veya görüşmeleri kendileri önermiştir.
PKK, KDP ve KYB artık ortak bir ulus bilinci içinde hareket etmeye başladığı sinyalini verdiklerinden beri Türkiye’ de siyaset yapan Kürtler üzerinde baskı kurulmaya başlandı. Türkiye’deki diğer Kürt parti liderleri de bunu görmeli ve geçmiş olaylardan ders çıkartarak birlik içinde hareket etmelidirler. Zira birlik olursak güç olabiliriz.
Dicle ANTER
anterdicle@hotmail.com



Güncel