E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Türkiye’nin kuruluşundan bugüne sorunsuz bir dönem olmamıştır. Peki ne istiyoruz. Birçok kavramı kendimize yakıştırıyoruz ama hepsinden uzağız. Demokrasi var diyoruz ama yaşayamıyoruz, cumhuriyet oda yok, çağdaş diyoruz devamlı geriye gidiyoruz, ülke olarak yeraltı ve tarihi dokusuyla zenginiz diyoruz ama fakir yaşıyoruz, üç tarafımız denizle çevrili olmasına rağmen turizmde istikrarı yakalayamıyoruz. Birileri sanki görünmeyen bir elle önümüze bir duvar çekiyor ve bu topraklarda insan gibi yaşamamız engelleniyor. Bu duvarı örenler de maalesef içimizdeki çıkar peşinde koşan, sözde ülkesini çok sevenler, diye ortaya çıkanlar. Bu ülke ne çektiyse “ülkesini fazla sevenlerden” çekti. Şunu da unutmamak lazım bu ülke kimsenin tekelinde değildir.
Ergenekon olayı sıcaklığını yitirdi. Neden? Çünkü “türban” bombası ortaya çıktı. Temcit pilavı gibi devamlı gündeme getiriliyor ve en kritik dönemlerde tartışılıyor. Bundan sonra bikini ile gezmek de serbest olsun o zaman. Hak ve özgürlükler içine girmiyor mu? Öğretmenler, memurlar istedikleri kıyafetleri giysinler. Çok değil daha birkaç yıl önce bayanların pantolon giymesi yasaktı. Kim ne giyerse giysin kime ne? Türbandan değil ama türban korkusunu yaratanlardan hesap sorulmalı. Ordu içinde hükümetten haz duymayanlar var, idareyi ele geçirmek için bahane arıyorlar. Türban darbe yapmak için önemli bir neden olabilir. Deyim yerindeyse “Osuruklu göte arpa ekmeği bahane.” Susurluk ve Şemdinli’den sonra Ergenekon çok önemliydi. Bu üç olayda da çok temiz olan kurumumuzun (askerin) parmağı var. Orduyu yıpratmayalım deniliyor ama ordu kendini yıpratıyor zaten. Kendi içyapısında büyük çatışma var ve bu çatışma büyük çıkarların yüzünden çıkıyor. Asker devamlı olarak müdahale içinde olduğundan sivil irade de kendini bir türlü ortaya koyamıyor. Aydın insanların başına gelenler ortada ve halkın genelinde korku var. 12 Eylülde bir milyona yakın insanın mağdur olması herkesin kafasında “acaba bugünde aynı şeyleri yaşarmayım?” korkusunu da beraberinde getiriyor.
Bugünlerde AKP çok tehlikeli diyaloglar üretiyor. Ana muhalefetin gazına geliyor. AKP Kürt sorununda çıkmaza girdiği için zorlanıyor. Kürt sorununu çözme konusunda yeni adımlar atması gerekir. İktidar hırsıyla taviz vermesi kendi sonu olacaktır. Erdoğan beyaz gömlekten bahsediyor acaba neden? Kendisini mağdur mu görüyor, yoksa bir cesaret misali mi? Kasımpaşa yürüyüşüyle bu işler olmaz. Eskiden yandan çarklı vapurlar vardı Erdoğan’da yandan çarklı yürürse bir sonuç elde edemez. Her geçen gün ortalık bam teli gibi daha fazla geriliyor. Bu gerginlik devam ederse sonunda patlayacak ve bu sefer çok farklı bir durum ortaya çıkacak. Hükümet ve diğer yetkili kurumlar kendi iç çatışmalarını çözebilirlerse Kürt sorununda ki çözüm çalışmaları da farklı olacaktır. Kürt sorununun çözümünde bir mutabakat sağlanmalıdır ki, gerginlik ortadan kalksın.
Dünya hızlı bir şekilde yeni oluşumlara gebe. Bu değişimin en önemli coğrafik alanı da Orta Doğu. Ekonomik alanda Çin ve diğer uzak doğu ülkeleri hamle içindeler. Bu dengeler her an için olumlu veya olumsuz bir şekilde değişebilir. İşte asıl önemli olan Türkiye burada nasıl bir yol takip edecek. PKK ile savaştan bir sonuç alınamayacağı bilinmesine rağmen savaşta ısrar etmenin de bir anlamı yok. PKK’yi doğuran sebepler üzerinde durulmalı ve çözüm yolları aranmalıdır. Unutmamak gerekir ki, PKK gökten zembille inmedi. Sayın Öcalan bu kurumun başkanı ve Kürt Halk önderi olduğu için de bir an önce “çözüm” için serbest bırakılmalı, hatta masanın bir tarafına oturtulmalıdır. Türkiye ılımlı İslam ve dar milliyetçilik kıskacından ancak Demokratik Cumhuriyet kavramının yerleşmesiyle kurtulacaktır.
anterdicle@hotmail.com



