E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Bezele karakoluna eylemin ayrıntıları belli oldu
- 9 HPG’linin cenazesi Şemdinli'ye getirildi
- Ey Türk, biraz ürk/Ahmet HAKAN
- HPG: Kayıp 2 asker elimizde değil
- Bitirin artık bu savaşı.../Ahmet Altan
- Bana normal gelmiyor/ Mehmet ALTAN
- Dağlıca’dan daha kritik bir saldırı/Ruşen Çakır
- Bezele karakoluna saldırıda,15 asker öldü 2 asker kayıp
- Kürt karşıtı gösteriler başladı, DTP sağduyuya çağırdı
- Lice katliamından Başbuğ çıktı
Günümüzde en çok kullanılan kavram “küresel” kelimesidir. Küresel ısınma, Küresel ekonomi ve Küresellikle ilgili birçok şey. En çok göze çarpan bence Küresel tüketim. Müthiş bir tüketim içinde yaşıyoruz ve bütün yukarıdaki kavramlar bu tüketimin nedenlerini oluşturuyor. Öyle ki insan yaşamı çok arka planda kalmış gözüküyor ve dünya içindeki dengesizlik gittikçe büyüyor. Dünya “büyüklerin” kıskacında adeta can çekişirken, “küçükler” de hadlerini bilmeden buna alet oluyorlar. Emir komuta şekline bürünen bu sistemde küçükler kendilerini büyük göstererek pastadan pay almaya çalışıyorlar. Emperyalist güçlerin acımasız politikaları, küresel sömürgeciliği buldozer gibi toplumların üzerinden geçiyor. Freni patlamış bir kamyon gibi.
Tüketicilik yalnız meta olarak değil manevi olarak da hızla ilerliyor. Büyüklerin ürettiği silahlarla insanlar da tüketiliyor. Dünya zenginliğinin en belirgin örnekleri olan kültürler de yavaş yavaş kayboluyor. Kendini yaşatmak için barışçıl yollara başvurmaktan ziyade yok etmeyi düşünenler bu yok olmanın nedenleri olarak tarih sayfalarında yer alacaklardır. Silah üretmekle insanlığı öldürmek eğer bir çözüm yolu ise herkesin şapkasını önüne koyması gerekir. Yeraltı zenginliklerini küresel bir sorun olarak değerlendirmek de yanlıştır. Büyükler küçüklerin ellerinde bulunan yeraltı zenginliklerini ellerindeki güçle ele geçirmeye çalışmaktadır. Bu bir nevi hırsızlıktır, zorbalıktır veya deyim yerindeyse “küresel mafyalıktır”.
Güney Afrika değerli taşları ve madeniyle dünyada önemli bir konumdadır. Büyükler buralarda sömürge kurarak oraları sömürmüşlerdir. İçinden çıkılmaz sorunlarla orada yaşayanları zor durumda bırakmışlardır. Oraları sömürerek büyüyenler kendi halkının rahatı için (!) zenginleşmişlerdir. Ayrıca oradan ayrılırken bile yönetimlerde etkili olarak kendi çıkarları doğrultusunda kontrolü devamlı olarak ellerinde tutmaya çalışmışlardır.
Şimdilerde bu savaş dünyanın uygarlık merkezi ve beklide en verimli toprakları üzerinde devam etmektedir. Mezopotamya bölgesinde yaşayan Kürtler bu toprakların gerçek sahipleridir ve binlerce yıldır da burada yerleşiklerdir. Din olarak da Zerdüşt (yezidi) oldukları bilinir. Müslümanlığı sonradan kabul etmişlerdir. Büyük ülkelerin göz diktiği bu topraklar son yüzyılın gözbebeği olduğu yerlerdir. Herkes bir hesap peşindedir, öyle ki bu halkı büyükler cetvelle çizdikleri haritayla bölmüştür. Bölünmüş olarak bugünlere gelen Kürt insanı artık bir bütünlük içinde yaşamak istemektedir ve bu arzusunu gerçekleştirmek için de saygınlıkla mücadele etmektedir. Bu mücadeleye herkes saygılı olmalıdır.
Kürtlere karşı küresel bir dayatma yaşanıyor. Bu dayatma her yönüyle korkunç tahribatlar yaratmaktadır. İnsanlık, siyasi, ekonomik ve çevre olarak çağın en kirli dönemi bu bereketli topraklarda yaşanmaktadır. Zaman artık bu kirliliğe bir son verme zamanıdır. Her şeyden evvel “Küresel Mafyacılığa” dur demek gerekmektedir. Bu bir insanlık görevidir.
anterdicle@hotmail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen a.fırat, 17 Mart, 2008 01:40:44herşeyden önce selamlar .syn dicle anter .sizce türk kültürü bir sistem kültürümü.yada liderlik kültürümü.yani bu insanlar sistememi inanıyor veya lideremi saygılarımla her şeyin güzeliyle kalın



Güncel