İLKBAHARIN TADI YOK

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 10 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Her bahar aylarında olduğu gibi bu bahar aylarının doğal kokusunu yine savaş ve kan kokusu sardı. Halbuki baharda açan çiçeklerin kokusunu, kuzuların melemesini ve kuşların cıvıltısını duymak ne kadar da güzeldir. Doğanın bu güzelliklerini bize yaşatmayanlar utansınlar.  Savaşmayı bu kadar benimseyen ve bu acıyı yaşamayı kabullenen bir halk  dünyada yok gibidir. Yahu millete deyin ki biz bunun için savaşıyoruz, açıklamaktan niye korkuyorsunuz. Herkes biliyor ama kimse cesaret edip de dile getiremiyor. Şimdi gündem gene savaş ve bu savaş çok derinden işletiliyor. Dağlıca’dan sonra intikam alma hırsı bu ülkeyi kaosa sürükleyecek. Bunu bilerek savaşı derinleştirmenin anlamı da yok. Şimdi PKK dese ki top yekun savaş başlamıştır halimiz ne olur. Bu kararın çıkmasına neden olanlardan kimler hesap soracak. İnsansız uçaklarla hedef vurmanın yarattığı tepkilerin yerini insanların içinde savaşın başlaması ne kadar doğru olabilir. Ki, PKK halen diyalog yolunu kapatmamışken bu diyaloğa neden cevap verilmez. Biz “teröristlerle görüşmeyiz” demekle bu işler olmaz terörü yaratanlar kimler ve yapanlar kimler onlarında bilinmesi gerekir.
 
Bölgede ki doğanın, yaşamın ve siyasetin dengelerini her yönüyle bozan bu savaş ortamının bir an evvel bitmesi için herkesin sorumluluğunu bilmesi ve gereğini yapması gerekir. Ordu şimdilerde gerilla aileleriyle görüşmeler yapıyormuş ve bu görüşmelerde aileleri ikna etmeye çalışıyormuş. Başbuğ bunun sonuçlarını iftiharla aktarıyor ama gerillaya bu dönemde kaç kişinin katıldığını bilmiyor. Onlar için önemli olan psikolojik savaş etkilerinin değerini yüksekte tutmak. Bu halk bunlara kanmayacak kadar akıllı bir halktır. Bu farkı halen öğrenemeyenler felaket tellaklığından öteye gidemezler. Bir yandan bu savaş yürütülürken başka gündemlerle halkın kafası da karışmaktadır.
 
Üniversitelerde ki olaylar neyin başlangıcı olabilir ki. Bu kişi örgütlü biri olarak orada bulunuyor ve bu adamın arkasındakiler kimlerdir. 12 eylül evvelini hatırlatan bir ortama da büyük hızla yol alınıyor ve bu frensiz kamyonun önüne barikat kuracak bir düşünceyi göremiyoruz. Gençlik hareketli günlerin habercisi olarak toplumda baş göstermeye başladı. Şimdi gözler 1 Mayıs da Taksim’de gerçekleşecek olan mitingde. Günümüzde ki olayları yaşayınca gene kafamıza acaba o günler geri mi geliyor? diye düşünmeye başlıyoruz. Şimdi Akdeniz üniversitesine güvenlikle girebilmek için parmak ile kimlik tespiti yapılıyor. Bence bu kimlik tespitlerini orada ki idarecilere yapmak lazım çünkü onların yetersizliklerinden kaynaklanan olaylardır bunlar. Nedense polis her zaman olduğu gibi sağ – sol çatışmasında devamlı sağcıların yanında yer alıyor tuhaf değil mi? 
 
 Diğer gündemde hububat fiyatlarının artışı. Yalnız hububat mı hayır her şey pahalı olmaya başladı. Alım gücü gittikçe azalan bir toplum olma yolundayız ve insanlar gelecekleri hakkında endişeliler. Tarım bakanı diyor ki ”bir hafta bulgur pilavı yerseniz pirinç ucuzlar” peki sen lüksünden bir fedakarlık yapıyor musun? Baykal efendi sanki eline bir koz geçmiş gibi tarım politikasını eleştiriyor ama esas olan meseleyi ört bas etmeyi hem hükümet ve hem de muhalefet iyi beceriyor. Kimse güvenlik için ödenen ve savaşa ayrılan bütçeyi dillendirmiyor. Adam gibi adam yok bu ülkede korkak gününü gün eden siyasiler topluluğu başımızda. Askerin harcamalarını açıklayın da millet harcamaların nereye gittiğini bilsin ve nedenini sorgulasın. Kürtler bizim kardeşimiz deniliyor ama hiçte kardeş gibi yaklaşılmıyor. Ordunun harcamaları ve bütçeden ayrılan para belli, oraya yapılan yatırımlar sağlık, sosyal ve ekonomik olarak yapılsa ve halkın bu konularda ki eğitim düzeyi yükselse kim ne diyebilir ki.
 
İstanbul’un kültür şehri olması için benzine zam yapılacakmış ve herkes de bunu kabullenir durumda. Hayret etmemek elde değil ve kimse de bunu sorgulamıyor. Bir kişi de biz savaş istemiyoruz ve savaşa aktarılan parayı kültürümüze kullanmak istiyoruz diyemiyor. Bu kadar sindirilmiş bir toplumun demokrasi anlayışını yaşam geçirmesi mümkün mü? Geleceğimizin temel taşı olan gençliğe söz hakkı verilmesi ve olanaklar sunulması ileriki günlerimizin aydınlanmasına neden olacaktır. Bu gerçekle yola çıkarak baskılara karşı durarak ve insan gibi yaşama iradesiyle mücadelenin devamını ettirmek gerekiyor. İnsanlığımızı kaybetmeden doğru işler yapma zamanı geldi. Bir yerde başlaması gerekiyor, umarım yakın bir zamanda olur. 

17.04.08 Batman


Not: Sitemizi okumaya engel olan düşünceyi kınıyorum

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (2 Yazılmış)

  • Gönderen ZINAR, 28 Nisan, 2008 22:48:37
    yazdiklarina katiliyor,bariscil özgür bir yasam dileyiyle,genclik seninle gurur duyuyor
  • Gönderen mert, 22 Nisan, 2008 19:53:14
    elinize dilinize sağlık. Gerçekten kimse olan bir olayın nedenini hiç sorgulamıyor, ya da bildiği halde hesabını sormayı aklının ucundan bile geçirmiyor. hesap sormaya kalkan bir azınlık olunca da bölücü olunuyor ne diyelim. Allah sonumuzu hayır etsin

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com