E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

PKK için dış mihrakların desteğinden bahsedenler ülkeyi satanlardan niye bahsetmiyorlar. Sizler de dış mihrakların maşası değimlisiniz? Bugüne kadar verdiğiniz tavizleri kimler için veriyorsunuz. Silahlanmaya bu kadar harcama yapan ülke çok azdır. Düşmanlarımız çok diyorsunuz peki niye bu düşmanlarınızla masaya oturup da sorunlarınızı çözmüyorsunuz buna engel olanlar kimlerdir? Bütçeyi orduya teslim ederek neyin peşinde olduğunuzun farkında mısınız?
SAVAŞ ORTAMINDA BÜYÜMEK VE YAŞAMAK
1 Mayıs ile birlikte her tarafımız savaş alanına çevrilmiş olarak yaşamaya başladık. Metropollerde gaz ve biber bombaları herkesi etkilerken top yekûn bir saldırı ile karşı karşıya kaldı insanlar. 1 Mayıs kanlı anılarımızla 1977 de belleğimize yazılmıştı bu sefer de gazlı olarak belleklerimize yazıldı. Savaş ortamı bir kere başladı mı her tarafımızı sarmaya devam ediyor aynı ahtapot gibi. Bizler Kürtlerin yoğun yaşadığı topraklarda yaşıyoruz. Eğer buna yaşamak deniyorsa tabi ki. Bombardıman uçaklarının seslerinden gözlerimize uyku girmezken acaba yarın nasıl bir gün olacak diye geleceğimize tedirginlikle bakıyoruz. Çoğumuzun hayalleri yok olmaya ve rüyaları karanlıklara doğru gitmeye başladı. Başından her gün jet uçaklarının geçtiği ve TV lerde savaş haberleriyle büyüyen çocuklar gelecekleri için ne düşünürler acaba onlara nasıl bir gelecek sunuyoruz bunu bilen var mı?
.
Dersim’de bombalandılar, Halepçe’de bombalandılar ve şimdi gene bomba altında olan Kürt halkından ne istenir. Kürtler ne Arap olurlar, ne Türk olurlar ve ne de Fars olurlar. En doğal hakları olan şey Kürt olarak yaşamaktır ama bu da suç olmaya yetiyor.
Kürt sorunu halen şiddetle çözülmek isteniyor. Büyükanıt Barzani iyi konuşuyor diyor. Talabani ikili görüşmelerde taviz kar durumunu yansıtıyor.Akıllarınca PKK’yi hep beraber ortadan kaldırmayı düşünüyorlar. Gerçekten uzak çözüm girişimleri havada kalacaktır. Kürtlerin imhası için ABD ile İran dahi Türkiye üzerinden ittifak içine girmiş durumdalar. Bu da açık olarak şunu gösteriyor, yeraltı zenginliklerini eline geçirmek için kapitalist güçler kirli politikalarını da devreye sokacaklar. PKK onların çıkarlarına tek engel olarak çıktığından rahatsız bir durumdalar. Aralarında ki silah ve istihbarat ilişkileri de bu amaçlı yürütülüyor. Bu yüzyılın modern silahları devreye sokulmuş vaziyette ve Kürdistan toprakları da denem tahtası durumunda. KDP ve YNK de bu duruma sessiz kalarak onaylamış oluyorlar. Kendi topraklarında Kürtlere karşı girişilen bu imhaya adeta destek sunuyorlar. Bir de biz Kürdüz diyorlar. Kürtler için savaş bitti demek kolay ama Kürdistan toprakların da ki savaşa dur demek daha zor galiba birileri için. Burunları yanmıyor ki olsa olsa bunlar “YEŞİL KÜRD” olurlar. Tarihten de ders çıkartmıyorlar. PKK bittiği andan itibaren sizlerin de sonu gelecektir hiç merak etmeyin.
Bu durum Türkiye için de geçerlidir,1974 de Kıbrıs harekâtı nasıl sonuçlandı herkes bilir. Kişiliksiz politika yürütmek bir ülkenin ve halkın sonunu getirir. Silahlar ve istihbaratlar size bedava verilmiyor. Ekonomi her geçen gün kötüye gidiyor ve satılacak bir şey kalmayınca kapitülasyon durumu ortaya çıkacaktır. Ordunun emrine giren bir hükümetin sonu da yaklaşmış demektir. Bundan evvel ki hükümetlerin sonu biliniyor. Tedirginlik ve geleceği zor bir ortam yaratıldı bugüne kadar ve bile bile lades yapılmaya da devam ediliyor. Demokrasi ve özgürlük deyimleriyle yola çıkan AKP her iki kavramı da kendine göre uygularken bilhassa Kürtlerin taleplerine karşı durarak ikiyüzlülüğünü ortaya koymuştur.
PKK için dış mihrakların desteğinden bahsedenler ülkeyi satanlardan niye bahsetmiyorlar. Sizler de dış mihrakların maşası değimlisiniz? Bugüne kadar verdiğiniz tavizleri kimler için veriyorsunuz. Silahlanmaya bu kadar harcama yapan ülke çok azdır. Düşmanlarımız çok diyorsunuz peki niye bu düşmanlarınızla masaya oturup da sorunlarınızı çözmüyorsunuz buna engel olanlar kimlerdir? Bütçeyi orduya teslim ederek neyin peşinde olduğunuzun farkında mısınız? İsrail ile yapılan antlaşmalar ne anlama geliyor. İlginç bir durum yaşanıyor Batman’da, bir yandan Filistin ağlamasın mitingleri yaparken ( düzenleyen UMUT- DER) diğer taraftan İsrail istihbaratına kapılar açılıyor. Bu nasıl bir çelişkidir. Hizbullah adı altında Batman’da yaşananlar biliniyor ve onlara yeniden kapılar açılıyor ve İsrail’de burada cirit atıyor. Her ikisi de PKK karşıtı olunca ortak çıkarlarında birleşiyorlar. Bunlara destek veren yetkili organ kimlerdir acaba?
Ülke bu durumdayken çocuklarımız nasıl çocuk gibi yaşayabilsin. Ellerine bir silah verilmediği kaldı; bu gidişle oda başlayacak gibi gözüküyor. Eğitim sisteminde bile aynı bir köle gibi çalışan çocuklarımızın yaşam hakları küçük yaştan itibaren ellerinden alınıyor. Hükümetlerin gerçeklerden uzak yaptırımları ve uyguladığı politikalar yüzünden borçlu doğan çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakıyoruz. Savaşların uzun sürdüğü ülkelerde değil çocuk, insan gibi yaşamak da zordur. Bu zorluğun aşılması için gerçekleri bilmek ve görmek gerekir. Savaşların bittiğini günleri görmek istiyoruz dünyanın her yerinde ama ilk önce ülkemizde. Savaşa dur diyecek iradenin yönetimde olmasını heyecanla bekliyoruz.
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen azat, 02 Ağustos, 2008 22:13:41her an ölümün soğukluğunu ensenizde hissedebileceğiniz bir başka mezopotamya var mıdır acaba?



