E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Şivan Perwer'den açıklama
- Öcalan: Almanya CIA Kürtleri rolüne soyundu
- Demirtaş'a hapis cezası!
- Yaralı çocuklara askerler helikopter tahsis etmeyi reddetti
- 200 bin 'Sayın Öcalan' dilekçesi Meclis'te
- Artık Lozan Kürtleri yok/SELAHATTİN ERDEM
- YARALARIM YÂRİMDEN OLSUN/FİGEN KEPENEK
- Süper NATO-Gladyo-Ergenekon -I-/MUSTAFA PEKÖZ
- Medyanın balonu yine söndü
- Tuncay Güney: Eşref Bitlis'i Ergenekon öldürdü
İnsanlık tarihinde önemli bir yer ve öneme sahiptir halkların kardeşliği. İnsanlık kardeşlik ve düşmanlık çelişkisinin gırdabında bocalanmış ve bu çatışmayı 21. yüzyılda derin bir biçimde yaşamaktadır. Bu insanlığın bir yarası aynı zamanda. Bu düşmanlık olgusunu insanlık belli tarihsel momentlerde, o dönemin özgün koşullarında aşmaya çalışmış ve gündemleştirebilmiştir. Bunun için dinler, dahası tek tanrılı büyük dinler; insan kardeşliğini dinsel bir formasyonla tüm insanların aynı anne ve babadan geldiğini teorileştirmiş ve insanların kandaş veya soy olarak kardeşliğini kanıtlamaya çalışmıştır. Ne var ki, bu sav insanlar arası çıkar çatışmalarını ortadan kaldıramamıştır. Bunu da dinler Habil-Kabıl gibi olaylarla açıklamaya çalışmıştır. Ancak ekonomik çıkarlar veya sınıf mücadelesi boyutu görmezden gelinmiştir. Böylece bu olgu manüpüle edilmiştir. Bilimsellikten uzak bu insan kardeşliği savı insanın insana düşmanlığını barışa dönüştürememiştir. Tam tersine dinler savaşı kisvesi altında sınıf savaşı ve sömürgeler savaşı ile insanlık içi düşmanlık derinleştirilmiştir. Halklar arası düşmanlık yine bu temelde acımasız savaşlara kaynaklık etmiş ve etmeye devam etmektedir.
Halkların kardeşliğinin güncelleşmesi ve bilimsel temelde yeniden üretilmesi sosyalizmle anlam bulmuştur. Ne var ki, bu yaklaşımın veya bu iddianın gerçek anlamda yaşam bulması bazı temel unsurların gerçekleşmesine bağlıdır. Bu; sınıfların ve ulusların tarih sahnesindeki varlıklarının temel koşullarının ortadan kalmasıyla olasıdır. Elbette köklü veya nihai bir kardeşlikten sözediyoruz.. Ama bu sürece ulaşılmadan da halkların kardeşliğinin temelleri atılabilir. Gerçek anlamda bir kardeşliğe ulaşabilmek için şimdiden ve her zaman halkların kardeşliğini güncel tutmak ve bunun gereklerini yapmak bir insanlık görevidir. Bundan kaçınmak veya duygusal nedenlerle kardeşlik olmaz demek, savaştan yana olmak demektir. Elbette burada svaştan yana olmak haklı / sömürgeciliğe karşı savaşa taraf olmaktan söz etmiyoruz. Halkları düşman görme mantığından kaynaklanan savaş yanlılığından sözediyoruz. Bugün savaşın duygusal ortamında halkların kardeşliğini yadsımak halklar arası düşmanlığın tarihsel temellerini yeniden atmak anlamına gelir. Günümüzde halkların kardeşliğinin olamayacağını söyleyen veya Kürtler ve Türkler şahsında halkların kardeşliğinin olası olmadığını dile getirenler iyi niyetli olabilirler. Unutmayalım ki : “ cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.”
Mazlum hiçbir halk halkların kardeşliğine karşı olamaz. Yine Mazlum hiçbir halkın halkların düşmanlığından çıkarı olamaz. Halkları düşman göstermek sonu gelmeyen savaşlara kaynaklık eder ve ediyor. Halkların birbirlerini boğazlamaları bu anlayışın ürünüdür. Bu anlayış bizim kimi duygusal ve tepkici iyi niyetli Kürdün anlayışından farklıdır. Bu anlayış sınıfsal temellidir. Sömürü amaçlıdır. Dinlerin veya devletlerin çıkarları halkların çıkarları olarak halklara angaje edileerek halklari savaşa taraf hale getiriyorlar. Böylece egemenler, sömürgeciler ve emperyalistler kendi amaçlarını manüpüle ederek talan ve emperyalist paylaşım savaşlarını masum ve halklarının çıkarına imiş gibi gösterebilmektedirler. Bu konuda çok etkili oldukları tartışmasızdir. Bugün de, emperyalizm demokrasi ve insan hakları söylemiyle kendisi gibi düşünmeyen ve çıkarlarına göre konumlanmak istemeyen devletlere ve halklara operasyon düzenlemektedir. Dünya insanlığı bunu çaresiz seyiretmektedir. Üstelik bu demogojik söylemle kafaları karıştırmaktadır ve destek almaktadır. Hem de güçlü bir destek...
Sosyalizmi ve emperyalizmi bu işin dışında tutalım bir an ve soralım ; Kürtler`in, halkların düşmanlığından ne yararı oluyor ? Ya da soruyu değişik soralım; Kürtler halkların kardeşliğinden ne zarar görüyor ? Devam ediyoruz ; Kürtleri`n bugünkü statüleri, yani sömürge bir düzende yaşama mahkûm edilmeleri halkların düşmanlığının bir sonucudur. Kürdistan`ın 3000 yıllık tarihinde bu uzun süre için anlık dönemler olarak kabule edebileceğimiz kısa bir dönem dışında, Kürtler`in ülkesi sömürge ve Kürtler de hep ezilen halk olarak yaşadılar. Onalrı sömürgeleştirenler dönemin sömürgecieridir. Sömürgeciliğin amacı da malum. Sömürgeciliğin güç aldığı ve hizmet ettiği anlayış kendi halklarının başka halklara üstünlüğü ve egemenlerin sömürü alanlarıni genişletmektir. Burada temel argüman veya slogan halklar kardeş değildir düşmandır. Başka halkların çıkarı benim halkımın zararınadır. Eğer Kürtler zamanında güçlü bir devlet kurma şansını yakalayabilseydi; onlar da bu ekonomik temele ve anlayışa bağlı kalarak sömürgecilik yapacaklardı. Bunu bireylerin iyi niyeti belirleyemiyor; tarihsel ekonomik ve sosyal koşullar bunu belirliyor.
Bütün ezilenler gib,i Kürt halkı da; bu tarihsel ekonomik, sosyal ve poliktik dönemlerin anlayış ve çıkarlarından kaynaklı bu konuma zorla getirilmiştir. Bugün Kürt halkı bu sömürgeci zinciri kırmak için tarihinin en radikal, en devrimci ve en güçlü direnişini sergilemektedir ve mücadelesini boyutlandırmaktadır. Sömürgeciler savaş çığırtkanliğını yaparak halklarımızı birbirlerine kırdırtmaya çabalamaktadır. Sömürgecilerin bundan çıkarı var. Kürt halkını sömürmek ve onu asimle etmek istiyor. Bu onun ekonomik, politik ve ideolojik yapısına uygundur. Sömürgeciliği ancak başka halkları düşman ve tehlikeli göstererek sürdürebilmektedir. Halkının desteğini de bu demogoji sayesinde kazanmaktadır. T. C`nin elinde Osmanli `dan sömüge olarak bir tek K. Kürdistan parçası kalmıştır. Kürdistan`ın zenginliklerinin talanının devamı bu sömürgeci sitemin idamesiyle olasıdır. Güncel argümanla, bir rant sorunu var. Halklar arası düşmanlık bu sistemin devamı için bir zorunluluktur. Dikkat edin T:C bütün komşu devletlerini düşman ve topraklarına göz diken güçler olarak; halkına tanıtıyor ama aynı düşmanla, dostluk anlaşmaları yapıyor ve NATO gibi bir örgütte onunla olmaktan sakınca görmüyor. Elbette bunlar arasında da tarihsel bir hesaplaşma var. Bu hesaplaşma yine sömürgecilik ve rant olayından geliyor. Yine dünyada ve bölgemizde hemen hemen tüm komşu devetlerin bir sınır / toprak sorunu vardır. Bu da her zaman savaşlara hazır malzeme sunmaktadır. Bütün bu ve bunlara benzer nedenlerle egemenler veya sömürücüler halkların kardeşliğinden korkar ve hep halkların düşmanlığından yana olurlar. Elbette bu düşüncelerini ulusal, insansal ve daha yüce gerekçelerle kamufle ederler.
Kürtler`in ülkesi sömürge ve kendileri ezilen bir halktır. Hiçbir dönem başka halkları sömürme ve sömürgeleştirme olanağı olmamıştir. Devletleşememiştir. Hep dış güçlerin saldırı ve işgaline maruz kalmıştır. Yani halkların düşmanlığından yana güçlerin saldırısına hedef olmuşlardır. Bugün daha tehlikeli ve daha kapsamlı bir saldırı ile karşıkarşıyadır. Kürtler`in tek “suçu” sömürgeci bir sistemde yaşamayı reddetmesidir. Bu masum ve haklı taleplerinden ve ısrarlaından dolayı tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterilmektedir. Siyasal önderlikleri terörist ilan ediliyor ve neredeyse tüm dünyada ilegal muamelesi görüyor. Kürtler barış ve kardeşlik diye bastırdıkça ; sömürgeciler ve destekleyicileri savaş ve düşmanlık diye bağırıyor. Bu bile halkların kardeşliğinde ve barışta ısrarın haklı ve doğruluğunun en iyi göstergesidir. Hani derler ya ; eğer düşman senin yaptıklarını alkışlıyorsa öyle bil ki yanlış yoldasın ; ama düşman yaptıklarına şiddetle karşı çıkıyorsa öyle bil ki doğru yoldasın. Bu her zaman doğru ve haklılığin ölçütü olmazsa da, genel bir doğrudur.
Ulusal devletlerin aşılmaya başlandığı günümüzde hala ulusal temelde şiddetli çatışma ve mücadeler yaşanıyor. Ezilen ve sömürge uluslar / halklar özgürlükleri için ölümüne görkemli mücadeleler sergiliyor. Bunlardan birisi ve en önemlisi Kürt halkıdır. Halkımız dünya deneyimlerinden dersler çıkarabilecek bilinç ve stratejik önderliğe sahiptir. Ve bu gezegende yaşadığının bilincinde. Bir ulus yararına ve bir diğer ulus zararına çizilen sınırların uluslararası savaşa kaynaklık ettiğini biliyor. Yine bunun emperyalist ve sömürgeci güçler tarafından dayatıldığını da biliyor. Halklar arası düşmanlıkta; emperyalist ve sömürgecilerin kârlı çıktığını da biliyor. Çünkü, emperyalistler ; halkların özgürlükleri için silaha sarılmalarını suistimal ederek silahlarını satıyor. Halklar bunları araç olarak kullanıyor zorunlu olarak. Ama aynı güçler, bu özgürlük hareketlerinin bastırılması için daha öldürücü silahlar üreterek sömürgeci güçlere sunuyor. Böylece bir taşla iki kuş vuruyor. Yani her iki tarafa farklı yollarda silah sunuyor ve halkların boğazlanmasını cebini doldurarak seyirediyor.
Bunlara en iyi cevap halkların kardeşliğini öne çıkarmak ve halklararası barışı sağlamaktır. Halkların karşılıklı iknası ile demokratik bir tarzda soruna çözüm ortamı yaratmaktır. Bölgemizde bunu Özgürlük hareketi yapıyor. Halkların kardeşliğini her koşulda soğuk kanlı bir şekilde ve tarihsel sorumluluğun bilinciyle savunuyor. Bu dünya tüm insanlığındır ve tüm insanlığa yetecek kadar topraklar vardır. Bu dünyada tüm halkların; ırk, dil, din, renk ve cinsyet farkı olmadan yaşama hakları vardır. Sorunları ezilen halklar yaratmadı. Yine sömürgeciliği halklar geliştirmedi. Egemen güçler halkları yanlış yönlendirerek kendi amaçları doğrultusunda savaştırıyorlar. Bundan başarılı olmadıkları da söylenemez. Bu bağlamda egemen halklar da masum değildir ama onlar her zaman halklar arası kardeşlik ve dostluktan yana bir potansiyele sahiptirler.
Bugün Türk halkının ezici çoğunluğunun bu savaşta kendi egemenlerini desteklemeleri elbette hoş karşılanamaz ama bu durum gerekçe yapılarak da halkların kardeşlığine karşı çıkmakta hoş karşılanmamalıdır. Bu savaş Kürtlerin şahsında tüm ezilenlerin özgürlük savaşıdır. Türk halkının da özgürlük savaşıdir. Bu savaşta Türk sömürgecilerini sadece Türk halkı desteklemiyor. Emperyalist ve gerici bölge devletlerin desteğini biliyoruz. Malesef , bizim Kuzey Kürtler`inden de küçümsenmeyecek bir kesim destek veriyor. Korucular ve diğer yerel işbirlikçiler ne adına sömürgecileri destekliyor dersiniz? Korucuların çoğu Türkçe`yi zor konuşuyor hatta bilmezler. Ama burada sınıfsal ve aile çıkarları sorunu vardır.
Özcesi ulusal sorun sınıfsalıktan ayrı ele alınamaz. Mesele sadece Kürt ve Türk meselesi ötesinde bir anlam ve öneme sahip. Sanırım, burada halkların kardeşliğinin önem ve anlamı anlaşılmaktadır. Bu bir mentalite / bir dünya görüşüdür.
10.04.2008
mahir_1959@hotmail.com
Hamit Baldemir
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen umut, 27 Mayıs, 2008 03:22:29dünyada çok nadir bulunur kürt mileti gibi bir milet çünki tarihlerinde hiç bir zaman miliyetçilik ırkçılık yapmamışlardır kürdistan bülgesine güç eden miletlere her zaman kucak açmış kardeş güzüyle bakmıştır onlara yer vermiş yurt vermiş kardeş demiştir hiç bir zaman kendi miletinden ayrı bir milet ve ırk güzüyle bakmamıştır diyer miletlere özelikle türklere, ama bu güne bakalım. dün kardeş dediğimiz bu milet bu gün bizi kendine kardeş kabul etmiyor ve inkar ediyor . diyelimki bazı kişiler şimdi diyecek ki yok kardaş senin yanlışın var biz kürtlerle kardeşiz ve bin yılardır kardeş olarak yaşadık diyecek tamamda kardeşim senin yünetimin devletin beni inkar ederken beni yok ederken bir kardeş olarak devletinin karşısına çıkıp durun bakalım bunlarda bizim kardeşlerimiz ne yapıyorsunuz diye tepki güstermesen ve kardeş dediğin bu halkın özgürliklerini vermesen büyle kardeşliğin bir anlamı kalmaz bu kaleşlik olur eğer kardeşsek ve bin yılardır bu topraklarda kardeşçe yaşıyorsak her şeyimizn kardeşçe olması gerekmezmi beni imha ederek yok sayarakinkar ederek kardeşlik olmaz kardeşlik adeletli olur. yarı yarıya ve eşit olmalı fazılası eksiği olmamalı bizim kardeşlik anlayışımız bu sizinkide büyle olmalı eger kardeş diyorsanız tabi....ape hemit yazılarını okuyorum başarılarının devamını diliyorum yorumlarınla bizleri bilgilendirdiğin için teşekürler tüm dünyada herkesin barış ve kardeşlik içinde yaşamsı dileğiyle hoşçakalın. serkeftın



Güncel