E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- BİR 'TÜRK' OLARAK 'KÜRTLER'E SORUYORUM...
- “BEYİNSİZ TERÖRİSTLER”/ Cennet Bilek
- PKK çevrelerinden gelen itirazlar ve cevaplarım/Ruşen Çakır
- HPG eylem ve üslenme bölgelerini sivillere yasakladı
- Sayın Başbakan, yoksa teslim olma sırası sizde mi?/Hasan Cemal
- Diyarbakır’da polislere yönelik eylemi HPG üstlendi
- Türk uçakları Amediye’deki köylerini bombalıyor
- Sadi Berzenci: Kürt halkı operasyona şiddetle karşılık verir
- PKK'den Türk ordusuna en sert uyarı
- Türkiye'ye kötü haber!
Kürtler şiddetten uzaklaşmalıdır, diyor ; Mesut Barzani. Peki nasıl veya hangi koşullarda? Bu konu da bir belirlermesi yok. Ama şunu da diyor, Mesut Barzani ; “ bir milleti inkar edeceğiniz dönem de geçti”. Mesut Barzani`yi bir yere kadar anlamak mümkün. Onun kaygıları farklı. Koşulları da. Ha bu arada, bu makaleyi Mesut Barzani`yi eleştirmek için yazmadım. Öyle bir niyetim de yok. Mesut Barzani`nin dillendirdiği, bugün pek çok çevrenin seslendirdiği bir düşünce. Sözlonusu çevrelerin bir kısmı dostlarımızdır. Ama Kürt halkını inkar ve imhayı hedefleyenler de benzer söylemlerde bulunuyorlar. Elbette , dostlarımızla; halkımızı imha ve inkar etmeyi kendilerine amaç edinenleri aynı kefeye koyma gibi bir yanlış içinde değilim ve olmam da. Dostların söylediklerine anlam biçiyorum ama düşüncelerini paylaşmıyorum. Diğerleri ise demogoji yapıyorlar. İyi nietli değiller. Bunu sadece bir propaganda unsuru olarak kullanuyorlar. Mesut Barzani ile elbette ideolojik farklılıklarımiz var. Ama o kendi sınıf karekteri veya kişilğiyle Kürt halkının liderlerinidendir. Güney Kürdistan`daki Kürt halkının özgürlük mücadelesi tarihsel olarak Barzani adı ile özdeştir. Hani derler ya, Sezar`ın hakkı Sezar`a... Zaten bu tarihsel misyonu ve mevcut pozisyonu onu dikkate almamızı gerektiriyor.
Şimdi gelelim Kürtler ve şiddete. Daha önce de bir makalemde ( Savaş ve Barış ya da Barış ve Savaş) bu konuya değinmiştim . Bu vesileyle bir kez daha kısaca değinmekte yarar var. Gerçekten şiddet isteyen Kürtler mi? Ve Kürtler neden şiddete başvurmak zorundadır ? Kürtleri şiddete zorlayan tarihsel koşullar ve etkenler nedir ? Bu soruların bilimsel cevabı şiddete kimlerin kaynaklık ettiği ve kimlerin şiddetin içinde olduğunu bize açıklar. Bunu, Mesut Barzani en iyi bilenlerdendir. Kendileri zaman zaman “şiddete “ bulaşmadılar mı ? Hatta kendi halkından insanlara / gerila güçlerine karşı yakın tarihte çatışmak “zorunda” bırakılmadılar mı ? Neden böyle bir dayatmayı kabul ettiler? Öncelikler farklı idi de ondan. Yani çıkar meselesi.. Bu hala da öyledir. Ama bu böyledir diye özgürlüğü için mücadele eden bir güce ve kendi halkından bir güce saldırmayı hiçbir gerekçe aklayamaz. Bu durumu burada irdelemk niyetinde değilim. Sadece Barzani`nin böyle bir açıklamayı yine “dayatmalar” ve “zorlamalar” sonucu yaptığını sölemek için geçmişe gönderme yaptım. Hiçbir devrimci ve yurtsever güç ; hele bu bir Kürdistanlı güç ise, dayatma kimden gelirse gelsin bu tür açıklamalara ve kimi operasyonlara ortak olmaması gerek.
Hemen şunu da belirteyim, son T.C operasyonunda duruşu ve açıklamaları olumlu idi. Buna rağmen operasyona karşı tam ağırlığını koymadı veya koyamadı. Kuzey Kürtleri ve önderliği onu iyi anlıyor ve tanıyor. O da K. Kürtlerini ve özgürlük hareketini tanıyor ama anlamaya gelince yeteri kadar anlamadığı kanısındayım. Elbette onun ki bir sınıfsal yaklaşımdır. Yoksa anlamadığından değidir. Oysa henüz ulusal sorunumuz çözüme kavuşmadı. Şu an da baş sorun ulusaldır. Ve tüm ulusal güçlerin bu süreçte birlik ve dayanışma içerisinde olması gerekir. Ne var ki, devletlerin yarattığı bu topraksal ve nüfus bölünmüşlüğü parçalar arası çıkarları da farklılaştırmıştır. Bu halkımza dışardan dayatılan bir durumdur, ama; bunu bazı Kürdistanlı güçler olumsuz tavırlarını olumlamak cabası ile gerekçe olarak kullanabilmektedir. Örneğin, Güneyli Kürdistanlı güçler ; özgürlük hareketinden rahatsız olabiliyorlar ve kendilerini zor durumda bıraktıklarını ve mevzilerinin T.C nin hedefi haline getirildiğini kimi zaman açık bir dille kimi zaman da satır aralarında dile getirebiliyorlar.
Elbette bunlar gerçekleri tersyüz etmektir. Bugün özgürlük hareketinin güçlü varlığı sadece Kuzeylilere değil, Güneylilere de birçok olanak ve avantaj sağlamıştır. Bunu Barzani de Talabani de çok iyi bilmektedir. PKK olmazsa da, başka nedenler göstererek T:C mevcut Kürdistanlı oluşumu ortadan kaldırmaya çabalayacaktır. Yine PKK`nin varlığı onların saldırılarına karşı caydırıcı bir rol oynamaktadır. Bu görmezlikten geliniyor. T.C ve ABD `nin demogoji ve propagandalarının etkisi ve onların yaptırım gücünden ürken Güneyliler zaman zaman böyle mesajlarla bu güçlere şirin görünme cabası içine girebiliyorlar. Ya da “iyi niyet” mesajı olarak böyle jestler yapabiliyorlar. Bunlar şık olmayan duruş ve çıkışlardır. M. Musfafa Barzani`nin oğlu Mesut Barzani`nin bunlara ihtiyaciı olmamalıdır. Mücadele içinde büyümüş bu insan, emperyalistleri iyi tanıyor. Bu güçler her an babasını yalnız bıraktıklari gibi onu da yalnız bırakabilirler. Güneyin de Kuzeyin de tek güvencesi halkın örgütlenmiş özgücüdür. Yani peşmergesidir, gerilasıdır ve politik kurumlarıdır.
Kürtler şiddeten uzak durmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama Kürtleri örgütsüz ve savunmasız bırakmak isteyenler şiddetten ısrar ediyor. Kürtlerin demokratik haklarını tanımak yerine Kürtleri örgütsüz ve savunmasız bırakyaı amaç haline getirmişler. Savunmasız ve örgütsüz bir halkın demokratik talepleri olabilir mi ? Ya da örgütsüz ve savunmasız bir halk kendi demokratik taleplerini nasıl dayatacak veya isteyecek? Hangi güç ve kurumla ? Yine imha saldırılarına ve asimlasiyona karşı örgütsüz ve savunmasız bir halk nasıl direnecektır? Egemenler / sömürgeciler boşuna kurumlara ve savunma güşlerine çılgınca saldırmıyor. Onlar tecrübeli ne yaptıklarını biliyorlar. Peki ya biz ? Çıkarlarımıza ne kadar sahip çıkıyoruz ve ne kadar duyarlıyız ? Sömürgeci ve emperyalistler kendi emperyal emelleri için tüm dünyayı savaş alanına çevirmişler. Kendi çıkarları için güçlü bir duyarlılık ve reflekse sahiptirler. Biz en az onlar kadar ulusal çıkarlarımıza karşı duyarlı olmak ve güçlü bir ulusal refleks edinmek zorundayız. Güçlü bir ulusal refleks ve duyarlılığa sahip bir Kürt ,özgürllük mücadelesini zafere götürecektir. Böyle bir duygu ve refleks ulusal bir sorumluluk da üretecektir.
Mesut Barzani, Kuzey Kürtlerin sorunlarını biliyor. Aktif destek sunamıyorsa, hiç olmazsa karşı tarafa koz verecek veya moral verecek duruş ve açıklamalardan kaçınmalıdır. Devrimci demokrat ve yurtsever her Kürdün bunu ondan isteme hakkı vardır. Hele karşı tarafa destek sunan ve özgürlük hareketine karşı düşmanca tutumlara giren (neden ne olursa olsun ) asla Kürtler tarafından hoşgörülmeyecek.
Bunu son T.C operasyonu ile herkes çok iyi anladı. Güney Kürtleri askeri harekata karşı canlarını tanklara siper ettiler ve geçit vermediler. Güneyli Kürtlerin bu davramışını Mesut Barzani de selamladı. Bu çok anlamlı bir duruştu. Artık Kürtlerin çatıştırılamayacağına en güzel mesajdı bu. Kürtler arası suni sınırların, ulusal duyguların birliği karşısında nasıl eridiğini bu davranış çok iyi gösterdi. Halkın bu yurtsever ve dayanışma duyguları karşısında saygıyla eğilmek ve onları içten alkışlamak gerek. Bundan bütün emperyalistler sonuç çıkarmalıdır. Tabi Mesut Barzani de.. Çünkü,Kürtler eski Kürtler değil artık.
Gerçekten Kürtler şiddetten uzak durmalı ama nasıl ? Örgütlü ve savunma gücüne sahip olmak ile şiddetti özdeş görmek; bu bağlamda Kürtlerin şiddetten uzak durmasını istemek, Kürtlerin lehine olmaz. Bu Kürtleri tasviyeye götürür. Eğer, demokratik kanalların kullanılması anlamında ise ; o zaman önce bu kanalların açılmasını sağlamak gerek. O zaman hepimiz şiddeti lanetleriz. Ama demokratik tüm kanallar tıkalı ve imha dayatılıyorsa bir halka ; o halkın kendini savunma hakkı vardır ve bu tartışılmaz bir haktır. Kürt halkına uygun ortam ve koşullar yaratılırsa Kürt halkı asla şiddete başvurmaz. Bunu her fırsatta özgürlük hareketinin önder kurum ve kişileri dile getiriyor. Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan, neredeyse her görüşmede avukatlarına bunu ifade ediyor.
Bütün bunlara rağmen, bazı kişi ve çevreler, ki ; bunların bazıları dost çevre ve kişiler ; silahlı mücadele ile demokratik mücadele birarada savunulamaz veya olamaz, diyorlar. Niyetlerinden bağımsız şunu ifade ediyorlar ( sanki savaşı devrimci ulusal halk güçleri başlatmış) : “Neden özgürlük hareketi demokratik mücadelenin önünü açmıyor ? Neden silahları bırakmıyorlar ? Silahlı direnişte bulunarak demokratik ortamı sabote ediyorlar v.s... v.s... “ Sanki demokratik ortam vardı da halk savunma güçleri sabote ediyor. Kürdistan Halk Savunma güılerinden tek taraflı ve koşulsuz silahların bırakılması isteneceğine; T.C den sorunun çözmesini istemek ve bunu dayatmak daha adaletli ve demokratik bir duruş olmaz mı ?. Düşünün pervasızca her türlü silahı kullanan bir devletten, demokratik kanalları açması için çaba harcamazsın ama Kürtlerin sadece kendilerinin imhasını önlemek için zor koşullarda direnen güçlerine silahları bırak diyeceksin. Bunu demokrasinin veya demokratlığın neresine konumlandırabilirsiniz ?
Mevcut koşullarda, Kürtlere bu tür tavsiyelerde ( !) veya dostça ( ! ) eleştiri ve önerilerde bulunmayı ben anlamlı bulmuyorum. Hani bir söz var : “ Koyun can derdinde kasap et derdinde”. Kürtler can derdinde. Kendini ve kazanımlarını korumak için dişe diş bir mücadele veriyor. Ve Kürtlerin bu durumda ertelenemez bir desteğe ihtiyacı var. Böyle gerçeklerden uzak sadece gündem olan konularda sözüm ona akıl verenlere biraz daha gerçekçi olun diyorum. Mesut Barzani`ye de Güney`in devlet olarak gelişip güçlenmesinin Kuzey Kürdistan`daki mücadelenin başarısıyla sıkı sıkıya bağlı olduğunu ; Kuzey`deki mücadeleinin başarısı ise savunma güçlerinin başarısına ve varlığına borçlu olduğunu söylemekte yarar görüyorum.
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen umut, 14 Mayıs, 2008 13:17:42yorumlarınızı büyük bir heyecanla okuyorum ve sizin fikirlerinizi sonuna kadar destekliyor ve katılıyorum, yorumlarınızın devam etmesi dileğiyle,serkeftın. ape hemit
-
Gönderen kaplan, 22 Nisan, 2008 20:53:14senin bütün yazilarini takdirle okuyorum yorumlarin cok hosuma gidiyor ve bana hitab ediyor.yazilarindaki basarinin devami dilegiyle.saygilar sana ihtiyar



Güncel