SİLAHLI MÜCADELE TESLİMİYET MİDİR

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 13 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Silahlı mücadele, politik literatürde, demokratik yol ve yöntemlerle çözülmeyen sorunların önünü açmak ve soruna giden yolun önündeki tıkanıklığı gidermektir. Veya bir gücü, bir topluluğu ya da bir halkı ; işgal, istila ve ilhak ederek teslim almak isteyen; işgalcı, istilacı ve sömürgeci güce karşı meşru savunmadır. Bağımsızlık ve özgürlüğünü savunma aracıdır. Ortadan kaldırılmak istenenin, kendisini zorla yoketmek isteyene karşı yaşam savaşıdır. O zaman silahlı mücadele nasıl bir teslimyeti ifade ediyor? Bunu bu şekilde, yani silahlı mücadeleyi bırakmamyı teslimyet sayan söyleme dikkat etmekte yarar var. Burada yeni bir açılım yok ama farklı bir söylem gibi veya eleştiri gibi ifade buluyor. Böyle bulmasının en önemli nedeni Taraf Gazetesi`nden yayınlanmasıdır. Taraf  Gazetesi, sisteme eleştirel bakan ve demokrasiden yana bir imajin sahibi. Farklı bakış ve seslendirme ile ayrı bir renk, Türkiye Basını`nda.

Burada komplo teorileri üretmek istemyiorum. Bunu sevmem de. Ama Taraf, bazı çıkışları ile acaba kime taraf  insanın demesi geliyor. Mesela, bir karakol baskınının kendince arka perdesini gündeme getirdi. Ve mesajı verdi; PKK ve devlet işbirliğiyle karakol basıldı. Bu, hem demogojidir ve hem de aslında; PKK eylem yapamaz ama, devlet ona olanak sağlıyor ve PKk eylem yapıyor, demektir. Üzücü olan, yurtsever kesimlerden de bazılarının  kafası karıştı. Hatta, bazı yurtsever demokratik kurumlar ve kişiler  bu yazıları kullandı. Kullananlar sadece,  anti-PKK`ciler değildi. PKK`ye olumlu bakanlardı da.  Şimdi, hem sisteme ve hem de PKK`ye karşı olabilirsiniz. Ama, PKK ve devleti aynı cephede gösterme çabası demokratlığa ve ilericiliğe sığmaz. Bunu kabaca böyle ifade etmyiorlar ama çok ince bir tarzda bu işlenyior. Bunu Taraf Gazetesi iyi yapıyor. Mevcut T.C sistemini beğenmiyor; bu olumlu ve demokrat bir duruş. Elbette PKK`yi beğenmek zorunda da değildir. Ama bir halkın demokratik kavgasını veren bir gücü devletle özdeşleştirmek veya devletle ittifak halinde göstermek sadece komplo teorisiyenlerinin yapacağı birşeydir. Bu da bir iyi niyet veya sağlıklı bir beyinin ürünü olacağına inanmiyorum.

Taraf Gazetesi`nde yayınlanan, bu makaleden bir paragrafla devam edeceğim: “Günümüz dünyasında baskıcı uygulamala karşısında silah bırakmak ve şiddeti yadsıyan demokratik mücadele araçlarına başvurmak devlete teslimiyet değildir. Asıl teslimyet Devlet`ten ve hükümetten Kürt sorununda irade göstererek, inisiyatif almasını beklemek ve bunun olamayacağını bile bile silahli mücadeleyi savunmaktır. “  Anti demokratik sistemlerde, koşullar uygun ise, silahlı mücadeleye ihtiyaç duyulmuyorsa, elbette şiddet dışı yöntemler kullanılmalıdır. Yani barışçıl ve demokratik yöntemler önecelikle tercih edilmesi gereken yöntemlerdir. Kaldı ki, Özgürlük Hareketi barışçıl ve demokratik yöntemleri reddetmiyor. Ama sorunun çözümünde yetersiz kalıyor. Sistem buna olanak sunmuyor. Silahlı mücadele, demokratik mücadeleye rağmen veya onu yadsıyarak ortaya çıkmadı. Tam tersine şiddeti yadsıyan araç ve yöntemler; devletin kuruluşundan bu yana, devlet  tarafından sürekli  engellendi ve hiçbir dönem demokratik bir ortama iklim yaratmadı.. Hem de eşi olmayan bir karşı-devrimci şiddetle demokratik-devrimci unsurlar yok edildi. Kürt Sorunn`na gelince, Devlet,  Kürt  Sorunu`nu anımsatan herşeye kırmız görmüş boğa gibi saldırdı ve saldırmaya devam ediyor.

Kesinlikle, şiddet araçlarını yadsıyan yöntemlerle sorunun çözümü için mücadele etmek teslimyet değildir. Silahları bırakmak ise ayrı bir olay. Silahlara başvurmaya yol açan; tarihsel, sosyal/ulusal, ekonomik ve hukuksal neden ve etkenler oradan kalkmadan silahları bırakmanın teslimyet olup olmadığı tartışmaya değer. Hele, Devlet; hala seni yoketmek istyorsa ve silahla acımasızca üzerine geliyorsa; silahları bırakmak teslimiyetten öte intihardır bence. Kuşatılmışsın ve ateş altındasın, mevziden çıkıp silah bırakıyorum demek;  kendini karşıdakine teslim etmek demektir ve senin yaşayıp yaşamaman karşındakinin artık vicdanına kalmış birşeydir. Ama, karşıdakı T.C `dır. Acımaz, öldürür. Hem de ibreti alem olsun diye öldürdüklerini sergiler.
Peki silahlı mücadeleyi herşeye rağmen sürdürmek anlamlı mıdır veya sonuç alır mı? Bu da tartışma götürür bir durum. Silahlı mücadeleyle sonuç alınmıyorsa, silahlı mücadeleyi bırak demek kolay. Ya sonrası? Bunu güvencesini yani demokratik mücadele ile bu soruna çözüm üretileceğine kim garanti verebilir? Mesele, PKK ve silahlı mücadele ötesinde bir olay. PKK`de
silahlı mücadele de bir araçtır. Sorunun inkarının bir sonucudur. Mesele, Kürt halkını inkarıdır, bu halkı yok saymadır; bu halkı Türkleştirme çabasıdır; bu halkın her ulusal istemine şiddet ve imha ile karşılık verilmesidir. Sistem değişmedi. Sorunların neden ve etkenleri ortadan kalkmadı. Böyle bir durumda, PKK; ben artık silahı bırakıyurm, demokratik mücadele vereceğim derse; T.C; onu da,  Kürt halkını da rahat bırakmaz. Sadece teslim almak için saldırmaz, yoketmek için saldırır. Böyle bir durumda silahlı mücadeleyi bırakmak mı teslimiyete götürür yoksa bırakmamak mı?
PKK`ye silah bırakın diyenler için diyorum; bu sistemi ya iyi tanınmıyor ya da olayları algılamada bir sorun var. Kaldı ki, Özgürlük Hareketi; demokratik mücadeleyi en iyi biçimde veren bir yapıdadır. PKK`nin varlığı demokratik mücadele önünde engel değildir, tam tersine duruşuyla demokratik mücadelenin önünü açıyor. Ayrıca kim demiş ki, silahlı mücadele ile demokratik haklar elde edilemez. Tarih boyunca, sınıflar, halklar demokratik haklarını silahlı mücadeleyle elde etmişlerdir.Ayrıca, başka seçenekleri de yoktu. Günümüzde bile, halklar demokratik hakları için silaha sarılmaktan başka çözüm bulamıyor. Hiçbir sömürgeci veya tiran kendi rızasıyla egemenliğinden vazgeçtiği görülmemiştir.Dünya da kaç devlet veya sömürgeci;  ezdiği sınıf ve halka normal demokratik mücadele veya barışçıl yöntemlerle haklarını vermiştir? Buna tarih buna pek tanıklık etmiyor.

Denebilir ki, PKK silahla sonuç alamaz, Bence önemli bir sonuç almıştır. Bundan sonra ne olacak?  Devlet PKK ile anlaşmak zorundadır. Günümüzde silahlı mücadeleyle anayasal haklar elde edilir. Silahlı mücadele ile anayasa yapılır. Taraf olan iki güç sorunun çözümü için anlaşır ve yeni bir anayasa yapılır. Hani bir söz var . Hak alınır verilmez. Kürt halkına kimse durup duruken anayasal hak vermyior. Kürtlerin bunu becermesi gerek. Bu anlamda da, PKK gerçekten bu mücadelenin sigortasıdır; güvencesidir. Bu belirleme birilerini rahatsiz ederse de bu böyledir. Bir başka söylemde, PKK;  Kürt halkının belli bir kesimini temsil ediyor. Bu doğru değildir. PKK, ulusal bilinçle hareket eden ve kendi demokratik hakları uğruna bedel ödeyen bütün Kürtleri kendi bünyesinde toplamayı başarmıştır. Bu anlamda, PKK;  Kuzey Kürdistan`daki bütün yurtsever Kürtlerin önder politik örgütüdür. Elbette AKP ve diğer düzen partilerin etrafında toplanan Kürtlerin partisi değildir. Onlar, duruşlarıyla Kürt ulusallığına ters düşen işbirlikçi konumdalar. Dahası, inkarcı konumdalar.

“Türkiye Cumhuriyeti”nin (T.C.) anti demokratik ve sömürgeci karekterinden diernmesinin sorumlusu ne PKK`dir ve ne de silahlı mücadeledir. Bu iki unsur da T.C.`nin uygulamalrının bir sonucudur. PKK ve silahlı mücadele; bu uygulamalara tepki ve Kürt halkının meşru haklarının kazanılması için tarih sahnesinde yerlerini almıştır. Türkiye`deki demokratik unsurlar, PKK yok iken ve silahlı mücadele verilmezken acaba demokrasi mücadelesinde neden bvaşarılı olmadılar? Bence bunu sorgularsak daha bilimsel ve gerçekçi bir sonuca varırız. Demokrasinin olmaması veya demokratikleşmenin engellenmesinin sorumlusu ne PKK ve ne de silahlı mücadeledir. PKK, Kürtlerle özdeşleşmiş bir partidir. PKK`siz bir çözüm olmaz. Sen birinin silahını ve beynini elinden al. Geriye ne kalır? Bir ceset. Çünkü, mevcut durumda Kürtleri temsil edecek, demokratik mücadelesini sürdürecek istikararlı bir yapı yoktur. Hem Kürtlerin demokratik haklarını savun ve hem de PKK`ye karşı ol; bu sağlıklı bir yaklaşım değildir. Halkı örgütsüzleştirmek teslim almanın en iyi yoludur. Bence, beyin cimnastiği yapacağımıza, biraz kendimizi Kürtlerin yerine koyup gerçekçi dışünürsek daha anlamlı sonuçlara varırız.

Burada, Sayın Emine Ayna`ya yaklaşımı ve açıklamalarından dolayı selam ve saygılarımı sunmak istiyorum. Ve burada tekrar etmek istiyorum: ezilen bir halkın, kendi hakları için silah dahil amaca hizmet eden ve ama uygun tüm mücadele araç ve yöntemlerini kullanması  meşrudur; haktır.
 

03.09.2008

kokim@live.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (2 Yazılmış)

  • Gönderen baz dep, 12 Kasım, 2008 11:06:11
    sayın baldemir sizin gibi güçlü ve cesur kalemlere ihtiyacımız var.PKK yi anlamak ve anlatmak bu sürecin en önemli misyonudur sizi selamlıyorum
  • Gönderen Mirzade, 04 Eylül, 2008 22:09:55
    Sayin,Baldemir yaziniza yorum yapmaktan ziyade,Silah birakin talepcilerinin gercek örtüstükleri yeri belirtmeniz cok yerinde:bu dönemde silahlar birakilmali gibi söylemnler ,bir yerlerle örtüsmek anlamina geliyor.Taraf,ya bilerek ve isteyerek,yada bilmeyerek,Demokratik durusunu tarafli hale getiriyor-Bu yüzden gittikce ,Demokratik söylemli siyasal islamin dili olmaya aday gibi.Carpitmalari ciddiye alinmali diye bir öneri ile sizi selamliyorum--saygilar

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com