E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Şivan Perwer'den açıklama
- Öcalan: Almanya CIA Kürtleri rolüne soyundu
- Demirtaş'a hapis cezası!
- Yaralı çocuklara askerler helikopter tahsis etmeyi reddetti
- 200 bin 'Sayın Öcalan' dilekçesi Meclis'te
- Artık Lozan Kürtleri yok/SELAHATTİN ERDEM
- YARALARIM YÂRİMDEN OLSUN/FİGEN KEPENEK
- Süper NATO-Gladyo-Ergenekon -I-/MUSTAFA PEKÖZ
- Medyanın balonu yine söndü
- Tuncay Güney: Eşref Bitlis'i Ergenekon öldürdü
Bir çok mahallede aynı anda ateşler yanardı. Ateşlerin yanması ile jandarma ve gece bekçilerinin sireni andıran düdük sesi tüm ilçeyi kaplardı. Sokaklar bir anda sıkıyönetime dönüşürdü. İlçe ablukaya alınır ve sokaklar da sadece jandarmanın ayak sesleri duyulurdu.
Jandarmalar ateşleri söndürmeye çalışırken, siyasi abilerimiz yakılan ateşleri kahramanlık öyküsü yapar ve günlerce keyifle anlatırlardı.
Çocukluğumun illegal Newrozları /Hasan Deniz
İlk Newroz kutlamasını yedi yaşında iken görmüştüm. Neden ateşler yakıldığını ise büyüdükten sonra öğrendim. Her Newroz yaklaştığında gençler lastik aramaya başlardı. Bazen para ile satın alınır bazen de çalınırdı. Ama ateşler yakıldıktan sonra zafer sarhoşluğu sarardı her yeri.
Gençlerin ateş yakması aileleri tarafından hep karşı çıkılırdı. Karşı çıkıldıkca heyecanı da artardı.
Ateşi daha da gürleştirmek için çaba sarf edilirdi.
Çünkü ateş yakmak devlete kafa tutmaktı. Ve o dönemde devlete kafa tutmak da kolay değildi. Korku ve heyecanın içiçe geçtiği belkide tek gündü. Hiçbir zaman korku ve heycan bu kadar içiçe yaşanmazdı.
Newroz akşamı tüm ilçede devriyeler gezerdi.
O dönemlerde polis yoktu yaşadığımız yerde. Jandarmalar ve onlara eşlik eden gece bekçileri vardı.
Bütün gece bekçileri genelde yerli halktandı. Hepsinin belinde pas tutmaya yüz tutmuş bir tabanca vardı. Vur emri verildiğinde onların paslanmış tabancalarına da veriliyordu. Hiç birinin birgün kurşun sıktığınıda görmedik zaten.
Gençler lastikleri toplardı toplamasına da, çoğu zaman ateşi yakanlar biz çocuklar olurduk. Çünkü korkunun ne olduğunu tam olarak bilmiyor ve başımıza geleceklerden habersizdik. Biz sadece siyasi abilerimizin yaşadığı heyecana ortak olmak istiyor ve onlarla o mutlu anı paylaşmanın keyfini yaşıyorduk.
Yaşıtlarımızın hepsi ateşleri yaktıkça siyasi abilerimizin çaktırmdan bize gönderdikleri başarı selamlarıyla onlarla yaşıt oluyorduk.
Ateş gürleştikçe abilerimiz ateşin etrafında oynardı. Ateşin üzerinden atlarlarken bazen kazalar bile olurdu. Ama hiç kimse takmazdı o küçük kazaları.
Bir çok mahallede aynı anda ateşler yanardı. Ateşlerin yanması ile jandarma ve gece bekçilerinin sireni andıran düdük sesi tüm ilçeyi kaplardı. Sokaklar bir anda sıkıyönetime dönüşürdü. İlçe ablukaya alınır ve sokaklar da sadece jandarmanın ayak sesleri duyulurdu.
Jandarmalar ateşleri söndürmeye çalışırken, siyasi abilerimiz yakılan ateşleri kahramanlık öyküsü yapar ve günlerce keyifle anlatırlardı.
Herşeyi anlardık anlamasına da tek bir yangın yerine aklımız ermezdi.
Karakolun hemen önünde Su kulesi vardı. Birkaç adımlık yoldu. Kim çıkıyordu o Su kulesine ve tam saat: 12,00’de ateşe veriyordu lastikleri...?
Hep merak ettim ve bu merakım hâlâ da sürüyor.
Aslında bu bir sır gibiydi sadece ben değil benim dışımda herkes merak ediyordu.
Ve sorulan tüm sorular cevabsız kalıyordu.
Dün doğup büyüdüğüm yerden bir arkadaşla konuşuyordum. Devletin ilk defa Newroz’u kutlamak için izin verdiğini söylüyordu. Heyecanlıydı! Belliki Newroz heyecanı onları sarmıştı.
O illegal Newroz ateşinin etrafında koşarken yaşadığım heyecanı hiç kimse yaşayamaz.
O anlatırken ben çocukluğumun illegal Newrozlarını yaşadım.
Ve binlerce defa sürgüne döndü gecem.
Kutlamanın ardından birkaç foto geldi bana. Herkese çok detaylı baktım. Çok tuhaf hiç kimseyi tanımıyordum.
Bizim dönemde çarşıya ekmek almaya gidemeyen kızlar halay başını çekiyordu.
Herkes çok değişmişti...
Tam yirmi yıl oldu ordan ayrılalı.
Sadece değişen bendim diye düşünüyordum.
Oysa yanılmışım değişen koskaca bir coğrafya...
Yorum Yaz
Yorumlar (3 Yazılmış)
-
Gönderen dewrimci, 09 Nisan, 2008 16:05:51heval welata olan özlemini anladım yazında ve ordan sana yazıyorum sana. Bizim içinde bu newroz bambaşkaydı.Olurda birgün burada seninle hasret gidermek isterdi gönüller
-
Gönderen cetin altin, 26 Mart, 2008 19:45:26nevroz yonelik yazmis oldugunuz kitsas cok klasik,oysa nevroz anlatilmaz yasanilir,bir cocouk gzou ile nevrozu cozemediginiz bugun eriskin yorumunuzlada aciga cikiyor?BENCE DAHA OBJEKTIF OLABILIRSINIZ,YAZDIKLARINIZ HIKAYE?gercek olan nevroz atesinin icinde sakli,cocuklugunun nevrozunu yazmaktansa nevroz atesini yazsaydiniz dahada iyi bir yogunlasma olabilirdi? SEVGILER
-
Gönderen uğur kaşhan, 21 Mart, 2008 11:44:39değerli yazar arkadaşım yaşadığın özlem ve heyecan yazına da güzel bir ruh katmış bütün NEWROZ ları çocukluğundaki COŞKUYLA ktlamanı diliyorum. NEWROZ PİROZ BE



Güncel