E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- TRT ŞEŞ VE İZLENMESİ GEREKEN KÜRT POLİTİKASI/Cemil KILIÇ
- Sonbahar.../ Şerif Kaplan
- ‘Behçet Cantürk’ü, Savaş Buldan’ı biz öldürdük’
- Öcalan'ın doğum günü kutlanıyor
- Roj TV davasına katılım çağrısı
- Katil kim?.. /Günay Aslan
- Genelkurmay'da sürpriz zirve
- Direnişin Belgesi...!
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİNOVALI KAWA
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Son dönemlerde Türk devlet erbabınca Kürtler hakkında söylenenleri toparlayacak olursak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: “Ne mutlu Türküm” demeyenler ile “tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlete” itirazı olanlar, “özde değil, sözde vatandaş ve düşmandırlar”, ya “bu deveyi güdüp burada kölece bir yaşama razı olacaklar ya da bu diyari terkedecekler. Etmeyenler ise Ermeni ve Rumlarda olduğu gibi etnik temizliğe tabii tutulacaklar.” Seksen yıldır söylenen ve uygulamada olan bu.
Bu açık ve net ifadelerden sonra saf belirlemesi gerekenler Kürtlerdir. Dengir Fırat gibi AKP’yi AKP yapan köşe taşlarından biri bile Ekim sonu Kasım başı Kürdistan’da yaşanan depremdem sonra yerinde kalamıyor ve kapı dışarı edilebiliyorsa Kürtler bir bütün olarak konumlarını ve duruşlarını yeniden belirlemek zorundalar.
Belirlenmesi gereken diğer bir nokta ise istem ve talepleri her geçen gün daha da kitleselleşen Kürt Serhıldanı ile uyumlu hale getirmektir. Bu yapılmaz, istem ve talepler başkaldıran kitlelerin istem, duygu, düşünce ve heyecanı ile çakışmazsa zamanla ister istemez bir kırılma yaşanabilir.
Ayrıca çatışan, savaşan taraflar birbirlerine yol göstermez, ‘sen bunu yaparsan hayrına olmaz’ yollu önermelerde bulunmazlar. Bulunurlarsa şayet bu zayıflık olarak algılanır ve karşı tarafa psikolojik üstünlük sağlar.
Diğer yandan talep ve istemleri, amaç ve ulaşılması gereken hedefleri belirlerken elde edilebilecek azami sonuç, en üst nokta gözetilmek zorundadır. Daha çatışma ve savaş durumundayken bile, ‘nasıl olsa hedefime, amacıma ulaşamam, o halde çıtayı ortalara, olmadı daha da aşağıya çekeyim’ derseniz, yarının pazarlık masasında gücünüze halel getirmiş olur, elinizdeki kartların pazarlık gücünü daha işin başında düşürmüş olursunuz.
Mal pazarındasınız. Kurbanlık satıyorsunuz. Köyden yola çıkarken kafanızda belirlemiş olduğunuz bir fiyat var. Kurbanlığı 300’e satmak istersiniz. Alıcı 150 teklif eder. Siz hayır dersiniz. Devreye bir aracı, elçi girer. Hatır için, gönül için fiatı 200 olarak önerir ve buna karar kılınır. Şayet siz ‘tamam malımın fiyatı 300, ama nasıl olsa bu fiata satamam, olsa olsa 200’e satabilirim’ diye daha işin başında pazarlığa böyle başlarsanız, malınızı satacağınız fiyatı da peşinen düşürmüş olur, sonunda 100’e razı olursunuz.
Şayet siz Kürt halkının son kitlesel Serhıldan’ında Kürdistan’da hükmü tartışılır bir konuma gelen sömürgeci Türk devletine, Kürdistan’a fetih amacıyla gelen ama korkunç bir yenilgiye ve hüsrana uğrayan ve saklanacak bir delik bile bulamayan Kasımpaşalı Recep ve taifesinin “tek bayraklı üniter devletine” itirazımız yok derseniz, ne kadar kitle desteğine sahip olursanız olun, daha işin başında pazarlık gücünü elden kaçırmış olursunuz.
Oysa Kürtlerin tek bayrak ve millete de, üniter Türk ulus-devletine de itirazları var. Bu itiraz varolduğu için onbinlerce Kürt dağlara çıktı. Bu itiraz varolduğu için milyonlarca Kürt zındanlara tıkıldı, işkencelerden geçirildi. Bu itiraz varolduğu için Kürdistan boşaltıldı, milyonlarca Kürt yerinden yurdundan sürüldü. Bu itiraz varolduğu için bugün milyonlarca Kürt direniş bayrağı altında kenetlenip ölüme meydan okuyor.
Tek bayraklı üniter Türk ulus-devleti bugünkü Türk devletidir. Üniter Türk ulus-devletinde etnik temizliğe tabii tutulan Ermenilerden geriye kalan bir Hrant Dink’e 2007’de bile yaşam hakkı tanınmaz.
Evet, tek bayraklı üniter Türk ulus-devleti bugünkü Türk devletidir. Onun cilalanmasından, makyaja tabii tutulmasından Kürtlere çıkacak fazlaca birşey yok. Zaten bunları da Avrupa Birliği ile uyum sürecinde yaptık diyorlar. “Televizyondan yarım saatlik Kürtçe yayına, kendi paralarıyla yetiskinler için açacakları Kürtçe kurslara evet dedik. Kürtler daha ne istiyor” sorusuyla kastedilen bu.
Evet, sorulması ve yanıtlanması gereken can alıcı soru da bu: Kürtler ne istiyor!
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen osman doğan, 20 Kasım, 2008 21:53:54Memo arkadaş,senin görüşlerine katılmamak mümkün değildir.Fakat Kürdlerin en büyük siyasi partisi konumunda olan ve Ankara meclisinde grup kurarak yer alan DTP ne yazık ki böyle düşünmüyor. Biz tek devlete,tek bayrağa,tek vatana itiraz etmiyoruz. Biz sadece tek millet kavramına karşıyız,diyorlar.Son günlerdeki tv tartışmalarında da görüyoruz ki DTP liler bu değerleri türklerden daha fazla savunur durumdadırlar.Bu siyasi anlayışla Kürdlerden ne adına ve nasıl oy alacaklar. Çok merak ederek izlemeye devam ediyorum.
-
Gönderen smt, 20 Kasım, 2008 09:53:49Sayın Memo Şahin yazılarınızı beğeni ile okuyorum.Ne yazık ki önderlerimiz ve önderimiz eylem ve söylemleriyle halkımızın gerisine düşmüşlerdir.



Güncel