E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
TZPKurdi'nin başlattığı "Êdî Bes ê anadilimde eğitim istiyorum" kampanyası çerçevesinde Diyarbakır'da düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı "Zimanê me rûmata me ye (Dilimiz onurumuzdur)" yürüyüşünün ardından Demokratik Toplum Kongresi (DTK) sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgeyi Kürtçe açıklayan DTK Sözcüsü Leyla Zana, DTK'nin 2'inci Olağan Toplantısı'nın 20-21 Eylül tarihleri arasında, her ilden seçilmiş olan halk delegeleri, akademisyenler, inanç grubu temsilcileri, DTP Genel Merkez yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve il başkanları ile gençlik ve kadın temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve muhtarlardan oluşan tüm toplumsal, sosyal ve siyasal çevrelerin katıldığı toplam 600 delege ile Diyarbakır'da başarıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Dünyada, Ortadoğu'da ve Türkiye'de yaşanan siyasal gelişmelerin, Demokratik Toplum Kongresi'nin sürece yanıt verecek şekilde geliştirilip, güçlendirilmesi ve yaklaşan yerel yönetim seçimlerinin kongrenin ana gündemlerini oluşturduğunu kaydeden Zana, kongrede yapılan tespitleri ise şöyle sıraladı: "Sosyal eşitsizlik ve adaletsizlik büyümekte, halkların özgürlük ve adalet sorunu çözümsüz bırakılmakta, ekolojik denge büyük sermayenin çıkarlarına feda edilmektedir. Her alanda çözümsüzlük ve çatışmalar giderek derinleşmektedir. Gerek Ortadoğu da gerekse de Türkiye'deki siyasal gelişmeleri bu sistemsel krizden ayrı ele almak ve değerlendirmek mümkün değildir."
OPERASYONLARA KARŞI LİCE’DEYİZ
Kürt halkının tüm iyi niyet, barış ve diyalog yönünde attığı adımlara rağmen, AKP Hükümeti'nin ve devletin, daha çok şiddet içeren bir siyaset izlediğinin görüldüğünü kaydeden Zana, "AKP Hükümeti, uluslar arası ve ulusal tüm gerici güçlerin temsilcisi olarak, çözümsüzlük ve çatışma siyasetinin yürütme organıdır. Kürt halkının yürüttüğü mücadeleyle şimdiye kadar boşa çıkartılan inkâr ve imha siyasetinden bu kez, AKP eliyle sonuç alınmak istenmektedir. Askeri operasyonlar her gün can almaya devam etmektedir. Açlıkla terbiye etme politikası, ölüm, kan, gözyaşı yani imha siyasetiyle takviye edilmektedir. Kürt ve Türk halklarının gençleri, ölüm siyasetine kurban edilmektedir" diye konuştu.
"AKP Hükümeti sınır ötesi operasyon tezkeresinin süresini bir yıl daha uzatarak; imha siyasetine Güney'deki halkımızı da alet etmek istemektedir" diyen Zana, bölge halklarını milliyetçilik ve ırkçılıkla zehirlemek de bu savaş konseptinin ikinci ayağını oluşturduğunu ifade etti. Kongrenin Kürt halkının birliğini parçalama ve çatıştırma siyasetini boşa çıkarmak amacıyla, ulusal demokratik birlik siyaseti izlenmesi gerektiği sonucuna vardığını kaydeden Zana, "Kongremiz, dört parçadaki halkımızın mücadelesiyle bu saldırı dalgasının boşa çıkartılacağına inancını ifade etmiştir" diye kaydetti. Tüm halkı Demokratik Özgür Kadın Hareketi ve Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi öncülüğünde, 9 Ekim tarihinde Lice kırsalına gerçekleşecek yürüyüşe katılmaya davet eden Zana, askeri operasyonların bir ön önce durdurulması gerektiğini vurguladı.
"Kongremiz Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan baskı, işkence ve tecrit politikalarını mahkum etmiş; bu politikalara karşı kesintisiz bir mücadelenin geliştirilmesini benimsemiştir" diyen Zana, kongrenin Kürtlerin 2007 yılı Ekim ayından itibaren geliştirdiği Êdi Bes e hamlesi ile imha konseptinin tüm girişimlerini sonuçsuz bıraktığı tespitini yaptığını belirtti. Sistemin toplumsal alanda halka karşı yürüttüğü asimilasyon politikalarına karşı durmanın demokratik görevleri arasında ilk sırayı aldığına dikkat çeken Zana, "İnkâr ve imha konsepti bir bütündür. Asimilasyon politikalarını boşa çıkartmak; halkımıza karşı geliştirilen imha konseptini de boşa çıkartmak anlamına gelecektir. Bu nedenle 'Êdî Bes e, Em bi Zimanê Kurdî Perwerdehiyê Dixwazin' şiarı altında başlatılan hamlenin güçlendirilmesi gerekmektedir. Ve Kongremiz halkımızı kendi diline sahip çıkmaya; kendi dilinde okuma yazma öğrenmeye çağırmıştır" şeklinde konuştu.
'KİRLİ SAVAŞIN HESABI SORULMALIDIR’
Kongrenin Ergenekon davasını da değerlendirdiğini ifade eden Zana, "Ergenekon terör örgütünün; inkâr ve imha siyasetini yürüten sistemin ta kendisi olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Ergenekon'un Kürt halkına karşı işlediği suçlar örtbas edilmek istenmektedir. Ergenekon terör örgütünden; kirli savaşın tüm sonuçlarının hesabının sorulması gerekmektedir. Bu nedenle kongremiz kirli savaş mağdurlarının dava sürecine müdahil olmasını önemsemektedir" dedi.
Kongrede yaklaşan yerel seçimler konusunu da ele alındığını kaydeden Zana, şunları belirtti: "Önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de suni gündemler ve kutuplaşma yaratılarak halk, bu kutuplardan birini tercih etmeye zorlanacaktır. AKP hükümeti, 12 Eylül rejiminin son bekçisidir. 22 Temmuz genel seçimlerinde bu durum yeterice teşhir edilemedi. Önümüzdeki yerel yönetim seçimi, AKP'nin gerçek yüzünün tamamen teşhir edildiği ve boşa çıkartıldığı bir süreç olacaktır. Demokratik Toplum Partisi hakkında açılan kapatma davası da halkımızın demokratik mücadelesini engelleme çabasının bir ürünüdür. AKP Türkiye'deki en aç gözlü ve çıkarcı kesimlerin, uluslararası güçlerin de desteğini alarak bir araya gelmesi, yani bir çıkarlar koalisyonudur. Kurulduğu günden bu yana tepeden tırnağa rüşvet, rant ve her türden kirliliğin odağı haline gelmiştir."
Deniz Feneri yolsuzluğu; AKP'nin en insani değerleri nasıl maske olarak kullandığını, insanların dini ve insani duygularını nasıl istismar ettiğini; yardımlaşma gibi bir erdemi nasıl ranta dönüştürdüğünü apaçık göstermekte olduğunu vurgulayan Zana, önümüzdeki seçimlerin demokrasi güçleriyle, devletçi, statükocu ve rantçı güçler arasında bir referandum niteliğinde olduğunu dile getirdi. Seçimlerden güçlü çıkmanın Demokratik Özerklik Projesi'nin pratikleşmesi ve hayat bulması demek olduğunu söyleyen Zana, seçim perspektifinin ana eksenini Demokratik Özerklik oluşturacağını vurguladı.
ANF NEWS AGENCY



Güncel