Çelik: DTP'yi aşan bir projeyiz

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Demir Çelik, DTP'nin yedeği olmadıklarını, partilerinin DTP'yi aşan bir proje olduğunu belirtti. Çelik, yerel seçimlere katılma hakkı kazandıklarını belirterek, yerelde iktidar olma hedef ile hareket edeceklerini dile getirdi.

2 Mayıs'ta bir grup Kürt siyasetçi tarafından kurulan ve 7 Eylül'de 43 ilde örgütlenmesini tamamlayarak, kongresini gerçekleştiren BDP, kongrede seçtiği yeni yönetimi arasında görev dağılımı yaparak örgütlenme çalışmalarına hız verdi. Programında Kürt sorununa karşı gösterdiği hassasiyet ve Kürt siyasetçiler tarafından kurulmuş olması nedeniyle DTP'nin yedeği olarak tanıtılan BDP'nin yeni Genel Başkanı Demir Çelik, partisi hakkında sorularımızı yanıtladı.

Kısa bir süre önce kongresini yapan ve örgütlenme çalışmalarına hız veren BDP hangi ihtiyaçtan kuruldu?

Partimiz partileşme şartlarını yerine getirerek kuruldu. BDP, temel kuruluş felsefesi;, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve AİHS çerçevesinde Türkiye'nin hukuk devleti normlarına göre yeniden şekillendirilmesi, gerçekten demokratikleştirilmesi. Var olan despotik yapısından kaynaklı ciddi siyasal sorunların çözülmeden devam ettiğinden hareketle, sorunların parlamenter demokrasi çerçevesinde çözülebilmesi ihtiyacından kaynaklı olarak partimiz kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır. Temel amacımız ülkenin demokratik bir hukuk devleti çerçevesine oturtulması yönünde bir çalışma yürütmektir.

BDP'nin kurucuları ve yeni yöneticilerine baktığımız zaman Kürt sorunun çözümüne yönelik hasiyetler taşıdığını görüyoruz. Kürt sorununa yaklaşımınız nedir?

Evet doğru. Bizimde Kürt sorunu konusunda hassasiyetlerimiz var. Bu konudaki temel düşüncemiz, küresel dünyanın geldiği aşama karşısında sorunlarımızın on yıllar öncesinden çözüme kavuşması olması gerçeğini yan yana koyduğumuzda, mevcut sorunların çözümü için kimi perspektiflerin ortaya konulması gerekiyor. Bu amaçla kurulan partimizin temel argümanı günümüzün etnisite, dinsel mezhepsel ve cinsiyet gibi, her türlü ayrımcılığın ve şiddete dayalı çatıştırmalardan uzak, söz konusu farklılıkları barış içinde demokratik siyasal ve ekonomik taleplerini ortaklaştırarak bir arada yaşama iddiası ve ön görüsüne sahibiz. Bu yüzden partimizin adı BDP'dir. Bizim dışımızda birçok siyasi organizasyonun zaman zaman dile getirip de gereğini yerine getiremedikleri bir tespitleri var. Anadolu'nun medeniyetler mozaiği olduğu belirtilerek, farklı kimlik ve yapılardan bahsedilir. Ama bu kimlik ve yapıların, kendisi anayasal güvence altına alma mahrumiyetini dile getirmezler. Bu yüzden ülkenin bölünebileceği gibi bir korku ile kimlikleri gizleme inkar etme ya da üstünü örtme anlayışı devam ediyor. Biz bu kimliklerin gizlenerek sorunların çözülemeyeceğini belirten, aksine bütün çıplaklığı ile realitenin açığa çıkmasına hizmet edecek bir demokratikleşmeyi savunup o süreci ön görüyoruz. Bu amaçla anayasanın değiştirilerek demokratik bir çerçeveye oturtulması, askeri vesayetten ürünü 12 Eylül Anayasası'nın günün koşullarına uygun yeniden şekillendirilmesi partimizin temel politikasıdır. Bununla birlikte Türkiye vatandaşı olan Kürtlerin, kimlik, kültür, dil ve benzeri taleplerinin anayasal güvence altına alınarak, Kürt sorununun barışçıl demokratik çerçevede çözülebileceğini düşünüyoruz. On yıllardır Kürt coğrafyasının verdiği bedeller ve Türkiye'nin sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklı ekonomik ve siyasal kayıpları ve gelişememesi tez elden bertaraf edilebilir.

Kürt sorunu dışındaki sorunlara ilişkin öncelikleriniz ve politikalarınız nelerdir?

Bu kulvarda mücadele eden bazı siyasi partiler var. DTP, EMEP, SDP, ÖDP gibi siyasi partiler Kürt sorunun demokratik çözümüne yönelik bir söyleme de sahip. Bu yönlü programları da var. Bizim onlardan farklı yanımız, bir yanı ile bu sorunun farkında olan bir parti olduğumuz gibi, ülkenin bir bütün olarak demokratikleştirilmesi gibi bir söylemi de merkezimize aldık. Türkiye'nin toplumsal değişimi konusunda temel dinamik olarak gördüğümüz Kürtler, Aleviler, demokrasiden yana güçler, kadınlar ve gençler gibi kesimlerin çözülememiş sorunlarının siyasi taleplerini de formüle eden onu politik arena da temsilcisi durumunda olan bir siyasi partiyiz. Bu kesimlerin katılımcı demokratik yapılanmalar ile sürece katılmasını ön görüyoruz. Bahsettiğimiz siyasi partilerden farklı olarak, demokratik sosyalist hareket çizgisinden, liberal demokratlara kadar birçok toplumsal kesimi kucaklamak ve sorunlarını çözüme kavuşturacak bir iddiaya sahibiz. Bunun yerel demokrasi ile yerinde yönetimi esas alan bir yaklaşım ile yapmak istiyoruz. Bu konuda perspektifimiz 'demokratik ülke demokratik cumhuriyet' perspektifidir.

Söz ettiğiniz partilerin çatı partisi gibi bir arayışı var. Birleşme, bir araya gelme gibi formüller tartışılıyor. Siz bu sürecin neresindesiniz?

Aynı şeyleri söyleyen siyasi partilerin bir çatı partisi altında bir araya gelmesi, bir cephe anlayışı ile aynı eylem ve etkinlikler için hareket etmesini önemsiyoruz. Ama aritmetik hesap ile 1 artı 1 her zaman 2 etmez. Bu siyasi partiler bir araya geldiğinde mevcut anti demokratik seçim yasasından kaynaklı sorun ve problemleri aşacağımız yönünde bir beklenti bizi olmadık yanlışlara da götürebilir. Biz çatı partisi ile daha çok, demokrasiden yana, insan hak ve özgürlüklerinden yana, eşitlik ve kardeşlik savunucusu kesimlerin birlikteliğini anlıyoruz. Bu anlamda siyasi partileri yan yana getirmek güncel olması itibariyle önem arz edebilir. Ama bunun ötesinde bir iddia ile kamuoyunun karşısına çıkmak istiyoruz. Bahsettiğimiz kesimlerin kendisini içinde bulabildiği yeni bir parti yönetişim mekanizmasıyla bir cazibe merkezi oluşturmak istiyoruz. İşte 2002'de AKP'den bahsetmek mümkün değildi. Evet, AKP uluslararası sermayenin ve çevrelerin bir projesi olarak ılımlı İslam'ın Ortadoğu da hayat bulması için dizayn edilmişti. Ama biz benzeri bir projeyi demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinden yana kesimler tarafından toplumsal sorunların alternatifi olarak hayata geçirilebileceğine inanıyoruz. Sistem içi bir mücadele ile bu alternatifi oluşturabilirsek, yeni bir anlayış ile partiyi harekete geçirmek mümkün olacaktır. Bizim çabamız bir yanı ile sol ve sosyalist hareket ile demokrasi ve insan hakları mücadelesini yürütmektir, aynı zamanda onların emek dünyası ile sınırlı olan yapılanması yerine köylüleri, işçi sınıfını, aydınları, demokrasiden yana olan güçleri, bu ülkede gerçekten var olandan rahtsızlık duyan herkesimin kendisini ifade edebildiği bir parti olmaktır. Bu amaçla kitleselleşebilirsek, cazibe merkezi olabiliriz.

Partiniz kurulurken, DTP'nin yedeği olduğu konuşuldu. Bu çerçevede DTP hakkında açılan kapatma davası ve DTP yedeği olduğunuza dair söylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce, demokratik olan ya da böyle bir iddia taşıyan bir ülkede siyasi partilerin kapatılması kabul edilemez. Bu ancak bizim gibi 12 Eylül Anayasası'na sahip askeri vesayet ile yönetilen, askeri darbelerin ürünü olan siyasi durumlarda mümkün olabilir. Bu amaçla, anayasanın değiştirilmesini istiyoruz ve bu tür bir çalışma ile kamuoyunun karşısına çıkacağız. Bu anlamda DTP'nin kapatılması demokratikleşmeye bir şey kazandırmayacaktır aksine kaybettirecektir. Yasal, meşru ve demokratik zeminde kalmak üzere her türlü düşüncenin kabul edildiği AB gibi ülkelerde bu durum demokrasinin temel kriteridir. Bu yüzden parti kapatmaları kabul etmiyoruz, karşısındayız. Ama DTP'nin yedeği, DTP'nin kapatılması durumunda onun boşluğunu doldurmak için kurulan bir siyasi yapı değiliz. Biz aksine DTP'nin toplumun farklı kesimleri ile ilişkilenememiş olması, emek, demokrasi cephesi ile bulaşamamış olması, Kürt sorunu ile sınırlı kalmış olmasından dolayı, daha kapsamlı daha büyük, Türkiye'nin her alanda emek ve demokrasi cephesi ile buluşmayı öngörüyoruz. Bu anlamda daha büyük daha kapsamlı bir projeyiz.

Geçen yıl çıkarılan ve çatışmaların daha fazla artmasına, gelen cenazelerin çoğalmasına neden olan tezkere yeniden uzatılacak. Bu konudaki yaklaşımınız nedir?

Kürt sorunu sadece Türkiye'nin bir gerçeği olmaktan çıktı. Aynı zamanda Ortadoğu sorunu ve uluslararası bir sorun. Çünkü siyasal, toplumsal, ekonomik ve demokratik boyutları olan komplike bir sorun. Bu sorunun toplumsal, siyasal ve kültürel argümanlar dışında sadece askeri operasyonlar ile çözülebilmesi mümkün değildir. Sorun yeni değil, 80 yıllık bir sorundur ancak çözülmediği için bugüne ertelenmiştir. Bu sorun günümüzün diline ve gerçeğine uygun bir şekilde çözülmelidir. Bu çözüm de demokratik çözümdür. Bunu dilendirirken, askeri yöntemlerle bu sorunda çözüm olmak mümkün değil, eğer olsaydı, 29. İsyan olarak adlandırılan PKK olayından önce bu sorun çözülürdü. 28 kez bastırma ile çözülememiş bir sorunun, PKK'nin yok edilmesi ile çözüleceği iddiasını etmek savunmak mümkün değildir. PKK'nin bir sonuç olduğu tespiti, bizim değil, herkesin tespitidir. Operasyonların durdurularak, tartışmaların, diyalogun empatinin gelişebileceği yeni bir sürecin başlatılması gerektiğini bunun da ciddi kazanımlara yol açacağını düşünüyoruz. Türkiye'de yaşadığı belirtilen 25 milyon kürdü topyekün ortadan kaldırılması mümkün değilse, onun dilini, kültürünü yaşama isteği tümden ortadan kaldırılamayacaksa, bu sorun daha akılcı ve insani yöntemlerle çözme olanağına sahipsek bunu zorlamak gerekir. Bu kolay bir çözümdür. Yılda 400 milyar dolar harcanan operasyonlar bitirildiği zaman, 400 milyar dolar, sorunu çözmüş bir ülkenin eğitimi, sağlık ve üretimine çok daha büyük katkılara yol açacaktır. Böylece Türkiye kendi kendisine yetecek bir duruma gelecektir. Biz operasyonların durdurulması, sivil itaatsizlik eylemlerimiz ile aydınlatıcı ve yol gösterici bir durumda olmak istiyoruz.

Yerel seçimler yaklaşıyor. DTP'nin 'yedeği değiliz' dediniz, o halde seçimlere bir hazırlığınız var mı? Bu konuda hedefleriniz nelerdir?

Yerel seçimler Mart sonunda yapılacağını dikkate alarak, seçimden 6 ay öncesinde kongremizi yaparak, örgütlenme koşularını tamamlayarak, seçimlere katılmaya hak kazanmış bir partiyiz. Bu amaçla Kürt sorunun demokratik çözümüne katkı sunacak yerel iktidarları önemsiyoruz. Bu yönüyle, demokratik talep sahibi kesimler ile ilişkiye geçerek, yaklaşan yerel seçimleri dikkate alacağız; örgütlü olduğumuz bölgede ciddi düzeyde Belediye Başkanlığı alarak, yerel parlamento konumuna gelen il genel meclisi üzerinden illerin hizmetlerini halkımızın lehine çevirecek bir çalışmayı yürüteceğiz. Daha sonra, yerel yönetim modelimiz ile halkımızın kendisini iktidarda görebildiği bir yöntem geliştireceğiz. Bu yöntemle sorunların nasıl çözülebileceğini göstermek istiyoruz. Bizden alıkonulan temel insani haklar söz konusu. Bizde insani olan anlayışları esas alarak, yerel yönetimler modelimiz ile topluma yayarak, bu yol ile yerel iktidarlara uzanmak istiyoruz. DTP kapatılmaz ise -ki kapatılmamalı-, ileriki süreçte emek ve demokrasiden yana güçlerle bir ittifak durumumuzda olabilir.

Belediye başkanlığından istifa ederek, BDP Genel Başkanı oldunuz. Bu durumunuz tartışılıyor. Neden böyle bir şeye gerek duydunuz?

Genel Başkan olmak insanın onur duyacağı bir şey. Beni göreve laik görenlere teşekkür ederim. Yerelde Belediye Başkanı olan herkesin özlemi bu ülkenin temel politikalarını yürüten bir partinin, lideri, öncüsü olmaktır. Bende böyle insani bir talebe sahiptim ve bunu elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Belediye Başkanı olarak yerelliniz ile ilgili bir görev üstleniyorsunuz buna karşı BDP gibi bir partide genel başkan olmak çok daha tarihi bir görevdir.

ANKARA (DİHA)

KENAN KIRKAYA

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com