Yine Teskere Yine Savaş ve Barış

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


İnsanlık, eylül ayı ile birlikte savaş ve barış kavramları üzerine bir kez daha düşünür, bir kez daha savaşın anlamsızlığı, tahripkarlığını göz önüne getirir. Yine barış özlemi en fazla bu ayda dile gelir. Savaşın olduğu her yerde barış için toplumsal hareketlilik, eylemler başlar.

Nasıl olmasın ki, o insanlık ki savaşlarda milyonlarca insanını kaybedişi ve sayılamayacak değerde işgücü değerini kaybedişi üzerinden 55-60 yıl geçmişti. O günleri yaşayan ve şimdi yaşları ilerlemiş büyükler savaşın nasıl bir kıyım olduğu canlı hafızalarında yer etmişti.

Ama insanlık öyle bir tuzağa düşürüldü ki, savaşı sadece atalarının ve babalarının bir dönem uğraşısı değil, ya da sadece geçmişte kalmış kahramanlık öyküleri değil, savaş insanların günlük yaşamına girdi. Bir çok ülkede, bir çok kasabada veya köyde savaş yaşandı, yaşanıyor. İnsanlar her gün her saat, bir türlü bitmeyen savaş ve çatışmaların ortasında buluverdi kendisi.

Savaş süreklileşti, barış ortalıkt
a gözükmedi.

     *** 

Savaş ve barış kavramları dünyanın en eski kavramlarındandır. Bu kavramlar hep birlikte var olmuşlar, hep birlikte anılmışlardır. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu kavramların birlikteliği ve zıtlığı insanı diyalektik düşünmeye zorlar gibidir. Öyle ya savaş olmadan neyin barışı olabilir ki? Sonra barış kavramı olmadan savaş nasıl tanımlanabilir ki? Böyle bir iç içelik, böyle bir bağlılık ve böyle bir birbirine dönüşme döngüsü tarih boyunca insanları ve bilim adamlarını hep meşgul etmiştir.

Savaş ve barış üzerine bazı genel geçer tanımlar olsa da, düşün adamları savaşı veya barışı içinde bulundukları sosyal ve siyasal ihtiyaçlarına göre tanımlamaları daha geçerli olmuştur. Savaşı kutsayan kavimler olduğu kadar, barışı öne çıkaran, barış ve dirlik, barış ve gönenme vurgusunu yaşamlaştıran kavimler de olmuştur. Mitolojik düşüncede savaş ve barış temaları klasik düşüncenin de temelini oluşturur.

İnsanlık tarihindeki savaşların çokluğu ve sürekliliğine vurgu yapan bazı düşünürler, barışı sadece “iki savaş arasındaki dinlenme ve güç biriktirme zamanları” olarak adlandırmışlardır. “savaşı bilmeyen barışı da bilmez” diyen Japon atasözü savaş ve barış arasındaki diyalektik bağa vurgu yapar gibidir. Burke, “savaş, bulduğu ülkeyi bir daha bırakmaz” diyerek savaşın toplumsal bir alışkanlık yarattığını iddia eder. Çiçero savaşın yasa ve kural tanımazlığına dikkat çeker: “savaşta yasalar susar” Tacitus ise “iyi” savaşı savunarak “kötü bir barış savaştan daha berbattır” der. Zhuge Liang ise savaş ve barış konusunda insanın anlama gücüne vurgu yaparak: “Akıllılar dövüşmeden önce kazanırlar, cahiller kazanmak için dövüşürler” der.

Daha yakın zaman düşün adamları savaş ve barış kavramlarına daha bilimsel tanımlamalar getirmeye çalışırlar. Örneğin Carl Von Clausewitz savaşı “hasmın iradesini kırmaya dönük güç kullanımı” diyerek genel bir tanımlama getirir. Marksist literatür ise savaşı “politikanın başka araçlarla, yani şiddet araçlarıyla devam ettirilmesi” olarak değerlendirirler. 

Görülüyor ki savaş ve barış temaları insanların toplumsal, sınıfsal ihtiyaçlarının belirlediği çelişki ve çatışmaların yönüne göre değişkenlik göstermektedir.

Türkiye cumhuriyeti savaş içinde doğdu. 1.dünya savaşının belirlediği güç dengeleri içinde cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyeti kuran güçler cumhuriyet sınırları içindeki iktidarlarını pekiştirmeleri yine bir iç savaşla mümkün olabilmiştir. Tarih kaynakları göstermektedir ki, iktidarı elinde bulunduran oligarşik güçler kendi “barış”ını tesis etmek için diğer tüm etnik yapılara, düşünce odaklarına karşı savaş içinde olmuştur. Özellikle 30’lu yıllarda yükselen faşizmin de etkisiyle bu iç savaşta sayısı onlarla ifade edilen tepki hareketlerini, isyan ve ayaklanmalarını savaşla bastırmıştır.

Kürtler bu savaşın en ciddi tarafı olarak tarih boyunca kendi doğal barışını bulamamanın sancısını çekmiştir. Nitekim yetmişli yıllara kadar da dört tarafı devletin savaş mekanizması içinde, ya da kışla kültürünün yön verdiği bir yaşam içinde barıştan uzak kalmıştır. İsyanların bastırılışı ardında komando baskıları, red ve inkara dayalı politikalar doğru bir savaşı bile engeller durumdaydı. Doğal olarak da doğru bir savaşı yaşayamayan Kürtler doğru ve yerinde bir barışın da sahibi olamıyorlardı. Hal böyle olunca egemen oligarşik yapı baskı üzerine baskı geliştiriyordu. Her on yılda darbeler yaparak adeta toplumu nefessiz bırakmaya çalışıyordu. Egemenlerin bu tek yanlı savaşı bir türlü meşru bir karşı savaşı yaratamıyordu.

Savaş ve barışın diyalektiği bu idi.

Son otuz yıl içinde bu savaşın boyutları değişti. Darbelerle, tek yanlı baskılarla, operasyon ve işkencelerle sistematikleşen devlet baskısı onu dengeleyecek ve onlarca yıl sürecek bir iç savaşa yol açtı. Son otuz yılda bu yana gerçekleşen savaş tam bir savaş olarak tarihteki yerini aldı. Savaşa, ayrılığa, çelişkileri çatıştırmaya dönük her yol ve yöntemle gelişen çatışma durumu,  savaş kavramından da öte anlamlara bürünerek devam etti.

Kürtler buna varoluş savaşı, direnme savaşı, demokrasi savaşı dedi. Devleti idare den siyasi askeri güçler de buna kontrgerilla savaş yöntemleri ile, asimetrik savaş teorileri ile karşılık verdi.

20. yüzyılın klasik savaş teorileri yıkıldı, iki kutuplu dünya demokrasinin zaferi lehinde yerini global dünyaya bıraktı. Savaşı tek varlık nedeni sayan uniter devlet anlayışı yıkıldı. Çok dilli, çok kültürlü 21. yüzyılda global ekonominin liberal sosyalitesi şekillenmeye başladı. Artık ne uniter ulusu arkasına alan ve diğer ulusları egemenliği altına almak isteyen Napolyonlara ihtiyaç vardı, ne de bir ırkı tüm dünyanın efendisi yapmaya and içmiş Hitler’e ihtiyaç vardı.

Savaş teorileri değişmişti. Ya savaş ile birlikte anılan barış kavramı nasıl bir değişim içindeydi?

Kant’ın üç yüz yıl önce söylediği gibi “evrensel barış köklü bir demokrasi ile mümkündür” Evrensel barışla daha uzağız ama demokratik barış yaşanan savaşların bir karşıtı olarak 21. yüzyılın şafağında her zamankinden daha fazla kendisini duyuruyor.

Barış ve demokrasi kavramı 21. yüzyıl başlangıcında her zamankinden daha fazla birlikte anılmaktadır. Savaşı geliştiren, savaşla siyasal ve ekonomik iktidarını pekiştiren güçler aynı zamanda evrensel demokrasi karşıtları olmaktadırlar.

Türkiye devlet sistemi içinde ciddi bir savaş taraftarlığı var. Devlet söylemi hep karşısındaki “düşman” a göre geliştiriyor. Dönemler değişir, düşman değişir ama ortadan kalkmaz. Bu düşman bazen “komünizm olur, bazen de Yunanistan, Ermenistan olur. Son 30 yılda da Kürtler gibi etnik yapılar esas “düşman” kavramı üzerine oturtulup savaş geliştirilir. Bu savaş istemi ve karşıtlık üreten sistem öylesine şiddetli ki, barıştan, ona bağlantılı demokrasiden bahsetmek, barışı ve demokrasiyi düşünmek bile hedef alınmasına yeterli olmaktadır.

Savaş ve barış açmazında doğru, haktan ve halktan yana bir tutum almak bilginin yanı sıra cesaretli olmayı da gerekli kılmıştır. Türkiye aydın yapısı, siyasetçisi, yazar çizer ve entelektüel yapı çoklukla bu tavrı ortaya koyamamaktadırlar. Sorsalar barış ve demokrasinden yanalar ama hangi barış, hangi demokrasi?

Mesela sınır ötesi harekatlara, işgal ve çatışmalara yol açan teskereye karşı çıkmazlar. Çünkü bu aydın olamayan yazar çizer takımı bunu bir savaş olarak görmez ve değerlendirmez. Dolayısı ile de barışı da savunmaz. Savaş ve barış onlar için uzakta olan şeylerdir. Savaşın acısını, barışın yaşamsal sevincini hissetmezler.

Şimdi tekrar sınır ötesi teskerenin mecliste tartışılmanın arifesindeyiz. Savaşa ve savaş kışkırtıcılığına karşı durmak, barış ve demokrasi mücadelesini her vesile ile yükseltmek ve yaymak gerçek aydın ve demokrat olmanın da bir ölçüsüdür. Faşist egemenlerin savaşına karşı halkların ve yüreği evrensel demokrasiden yana atan insanlığın demokrasi ve barışı için mücadele etmek bizim olan barışı getirecektir. Bunun dışında söylenen her şey havadır, yazılan her şey boştur.
 

 

irfanwelat@hotmail.com

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com