Bayram mesajları

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Dün sabahtan itibaren bayram mesajları peş peşe gelmeye başladı.
Çoğu memleketten, dünyanın birçok ülkesinden eş-dost bayram mesajları gönderiyor.
Aralarında özlem acısı çeken aile bireyleri, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen ayrılığa alışamayan arkadaşlar, evlatlarını kirli savaşta kaybetmiş olan acılı anne ve babalar, sürgünde yaşamak zorunda kalanlar, yakınlarından haber alamayanlar, politikacılar, yazarlar, sanatçılar, tutsaklar, tutsak yakınları, özgürlük savaşçıları, savaş mağdurları, barış arayıcıları, yoksullar, yalnızlar ve yardıma muhtaç olanlar var.

Bayram vesilesiyle aynı ateşin içinde birlikte yandığım ve aynı acıları paylaştığım eş-dost- tanıdık birçok insandan duygu seli akıyor. Aldığım her mesaj da yüreğime işliyor. Gelen her mesajla birlikte acım, hüznüm ve özlemim daha bir çoğalıyor. Belliki insanların yüreği kanıyor. Belliki bayramın çoşkusu insanların çektikleri acılar karşısında sönük kalıyor. Belliki bayramlar bizim insanlara artık sevinç ve çoşku değil, yalnızca acı ve hüzün veriyor.
Acı ve hüzün veriyor zira, ülkemizde çeyrek asırdır süren kirli bir savaş yaşanıyor.
Çeyrek asırdır sürekli kan akıyor ve durmadan insanlar ölüyor. 25 yıldır anaların yüreği hep aynı ateşle; evlat acısının o kahredici ateşiyle yanıyor.

Çeyrek asırdır süren savaşta sadece insanlar ölmüyor; sakat kalanlar, tutuklananlar, işkence görenler, tecavüze uğrayanlar, ruhları yaralananlar, kaçanlar, sürgüne çıkmak zorunda kalanlar da oluyor.
Yine doğal çevre, su kaynakları, hayvancılık ve tarım başta olmak üzere ekonominin alt yapısı da tahrip ediliyor. Ayrıca insani değerlerde hızlı bir aşınma yaşanıyor. Yoksulluk ve sürgünle birlikte ahlaki çöküntü ve yozlaşma da yaygınlaşıyor.

Kısacası, insan olgusunu hiçe sayan; insanı kuru ve kanlı bir kimliğin içinde boğmaya çalışan, ırkçı ve imhacı sistem yüzünden çeyrek asırdır hayatımızdan acı, kahır, özlem ve gözyaşı bir türlü eksik olmuyor.
25 yıldır ülkemizden sürekli insan çığlıkları yükseliyor. Buna rağmen Türk devleti savaşı durdurmak bir yana derinleştirmekten kaçınmıyor. Türk ordusu ölmekten, öldürmekten, oluk oluk kan dökmekten vazgeçmiyor, geçeceğe de benzemiyor.

Bu yüzden aradan geçen her yılla birlikte acının katsayısı da yükseliyor ve her bayram bir öncekini aratır hale geliyor. Fakat bu bayram önemli bir gelişme yaşandı. PKK bayram boyunca eylem yapmayacağını açıkladı. Bu karar savaş mağduru Kürt halkı tarafından olumlu karşılansa da Türkiye cephesinde yankısını bulmadı.

PKK’nin yaptığı ‘bayramı çatışmasız, ölümsüz ve acısız geçirelim’ çağrısı, bundan önceki barışçıl çağrıları gibi yine ortada kaldı. Türk ordusu, hükümeti ve aydınlarıyla Türkiye bir kez daha üç maymunları oynadı.

Öte yandan PKK’nin bayram nedeniyle eyleme ara verdiğini açıkladığı gün, basında Türkiye’nin Amerika’dan Amraam füzeleri satın alacağı haberleri yer aldı. Söz konusu füzeler savaş uçakları tarafından hava hedeflerine karşı kullanıldığı halde, basın bunların PKK’ye karşı alındığını yazdı.

Oysa PKK’nin ne savaş uçağı, ne de helikopteri vardı. Anlaşıldığı kadarıyla birçok olayda olduğu gibi füze alımında da PKK’nin adı kamuoyunu yönlendirmek maksadıyla kullanılmıştı. Bu kurnazlık amacına da ulaştı. Kürt düşmanlığıyla şartlandırılan kamuoyundan herhangi bir ses çıkmadı.

Biri çıkıp da, “PKK’nin elinde savaş uçağı mı var, siz bu füzeleri alıyorsunuz?” diye sormadı. Halk, boğazından kesilen paraların Amerikan silah tüccarlarına akıtılması karşısında sessiz ve tepkisiz kaldı.
Türkiye’nin Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bundan bir süre önce “PKK’ye 300 milyar dolar harcandı” açıklamasını yapmıştı. Bu paranın da ne kadarının Amerikan silah tüccarlarına, ne kadarının onların işbirlikçisi Türk generallerine ve ne kadarının savaş yanlısı lobilere verildiğini soran olmadı.

Kaldı ki Türkiye, 300 milyarlar dolar ödeyerek Amerika, İsrail ve Almanya’dan satın aldığı bu silahları egemenliğini borçlu olduğu Kürt halkına karşı kullandı. Kullanmaya da devam ediyor. Türkiye tankları, topları, panzerleri, savaş uçakları ve helikopterlerini Kürtlerin dilini ve kimliğini yasaklamak, haklı insani taleplerini bastırmak için kullandı, kullanıyor.

Ve, elbette herhangi bir sonuç almadı, alamıyor. Alması mümkün de değil. Çünkü, tarihin akışı önünde tankla -topla durulamaz ve bir halkın meşru kavgası silahla bastırılamaz. Aslında Türkiye Kürt halkıyla savaşarak; Kürtleri ‘savaş kobayı‘ olarak kullanarak kendi mezarını kazıyor.

Türkiye’nin ırkçı sistemi hayatın her alanında açık bir iflası yaşıyor. Türkiye denize düşenin yılana sarılması misali şimdi de kurtuluşu İslam’da arıyor. Kürtlerle savaşın faturasını Ortaçağ karanlığına teslim olmak zorunda kalmakla ödüyor. Kürt halkı ise ırkçılığa karşı sergilediği direniş sayesinde zamanın ruhuna uygun bilinç sıçramaları yaşıyor. Haklı kavgası onu bölgesel düzeyde özgürlük ve demokrasinin öncüsü haline getiriyor.

Bayramda sevinç ve çoşkunun yerini acı ve hüzün alsa da, aynı ateşin içinde yanan ve aynı acıları paylaşan insanların ısrarı ve inadı sayesinde özgür gelecek umutları güçleniyor. Bayramınızı bu umutla kutluyor, sağlık ve huzur diliyorum...

gunayaslan@hotmail.de
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com