E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
- Bağdat'tan Türkiye'ye PKK ile mücadelede yardım sözü geldi.
- GÜL-DÜNYA/EDİP YALÇINKAYA
Geleneksel toplumlarda ataya tapılırmış ve atayı bulmak için çıkılan yolculuklarda ataların ruhuna sunak yapılırmış. Günümüz insanına baktığımızda çok yol aldığımızı söyleyemeyiz. Hala atalarımıza tapıyoruz ve onların izinde gitmekten kendi yolumuzu bulamıyoruz ne yazık ki.
İnsanlık âlemine baktığımızda gözümüz korkuyor. Kan ve gözyaşı içinde insanlık. Oysa eski çağlarda insanlar doğaya ve hayvanlara müthiş saygı duyarmış. Bu saygıdan ötürüde doğa insanlara karşı bu gün olduğundan daha cömert davranırmış.
“Dünya Ana, gök Baba
Beni saran sevgi ve güzellik için teşekkür ederim.
Kendime ve dokunduğum herkese barış getirmek,
Kendime ve gördüğüm herkese neşe vermek istiyorum.”
Ve eskiden insanlar böyle dua edermiş. Şimdi öylemi ya! İnsanlar birbirine sevgiyle aşkla dokunmaya korkuyor. Dokundukları her şeyi yok ediyorlar. Sürekli savaştan, kavgadan, ölümden, kardeş olmadıklarından söz ediyorlar.
Dünyayı talan ettikten sonra böyle sözler söylemenin elbette bir anlamı yok. En yakın komşusuna bile selam vermeyen, arkadaşım dediğinin arkasından taş atan, dostum dediğini ilk fırsatta boğazlayan insanların sayısı gün be gün artıyor. Kardeş kardeşi, çocuğu annesini öldürüyor gözünü kırpmadan.
Böyle bir toplumda zaten ötekini sevmek kolay değildir. Gerçekçi olmak gerekirse ne Türk Kürdü, ne de Kürt Türkü seviyor canı gönülden. Atalarımızdan bize miras kalan kan ve gözyaşının devamıyız biz. Böyle olunca da elbette kardeşlikten dostluktan söz etmek sinek vızıltısından başka bir şey ifade etmez günümüz insanı için. Kaldı ki elbette kardeş filan değil Kürt’lerle Türk’ler. Habil ve Kabil de kardeşti ama hepimiz biliyoruz iki kardeşin başına gelenleri.
Dünyamızı güvenli hale getirmek için ne yapabilirizi düşünmek yerine savaşa devam ediyor yeri göğü bombalıyorsak ve onlarca, yüzlerce gencecik insanların ölümünden sonra yakalarına şehit payesi yapıştırıyorsak arkalarından gözyaşı dökmeye de gerek yok. Ulusların sembolü olan bayrakları kirlettikten sonra evlerimize bayrak asmanın da çok anlamı yok.
Türkiye toplumu olarak yapacağımız tek şey var; SAVAŞA KARŞI DURMAK. Evlerimize barış için bayrak asmalı, barış için sokaklara dökülmeliyiz bundan sonra hiç değilse bundan sonra bunu yapabiliriz.
Sormak lazım; Bu gün tv kanallarında kan ve gözyaşından başka ne vardı? Hangi evin içinde tv açılıp huzurla izlenebildi haberler? Birkaç kanalda ise açık oturum adı altında savaş çığırtkanlığı yapılıyordu kendine uzman sıfatını yakıştıranlar tarafından.
İçinde bulunduğumuz anın çatışmaları bizi toplum olarak tüketmekten başka bir işe yaramıyor. Atalarımızdan bize kalan miras neden savaşa devam olsun ki? Sözgelimi Yahudi soykırımından sonra yapılan özür ve sözleşmelerle yeni nesil atalarının kötü mirasını sırtlarından atmayı başarmıştır. Biz ise atalarımızın kötü mirasının altında yok olup gidiyoruz farkında olmadan.
İnsan tanımadığı şeyden korkar ve korktuğu şeyi yok eder derler. Biz neden korkuyoruz? Korktuğumuz için mi bizden olmayanı yok etmeye çalışıyoruz acaba? Bizden olmayanın yaşama şansı yok mu Türkiye’de? Bizden olmayanın, bizim gibi düşünmeyenin evini başına mı yıkmak lazım?
Bir insandan her şeyini alabilirsiniz ama o insanın özgürlüğünü asla alamazsınız. O insanı tutsaklığa mahkûm edemezsiniz. Ederseniz de kaybeden siz olursunuz. Görüyoruz işte; on yıl yirmi yıl tutsak ettiğiniz insanların içindeki anlam arayışı ve özgürlük sevdası olmasaydı o zindanlara katlanabilirler miydi? İçlerinde hiç solmayan bir düşünce vardı; bir gün gelecek özgürlüğün kapıları aralanacak ve tutsak ettiğiniz beden o kapıdan süzülüp çıkacak.
Elbette size öfke duyacak, onca cezadan sonra sanıyor musunuz ki sizin saflarınızda yer alacak?
Eğer biz Balıkesir’deki, İzmir’deki sıradan bir Kürdü bile düşman görüyor, ölümü hak ettiklerini düşünerek onlara yaşamı dar ediyorsak vah bizim insanlığımıza!
Eğer biz, gözü dönmüş birkaç ırkçıyla baş edemiyorsak vah bizim insanlığımıza!
Dağdan gelen her çatışma haberinde kapı komşumuz, her gün selamlaştığımız, işyerinden alışveriş yaptığımız Kürdü düşman belliyorsak vah bizim insanlığımıza!



Güncel