Kan çiçekleri/Can Dündar

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Yıllar önce bir PKK baskını sonrası gazeteci olarak Güneydoğu’da bir jandarma karakoluna gidip orada sabahlamıştım.
Tıpkı Aktütün Karakolu gibi sarp yamaçların eteğine kurulmuş bir mezradaydı konakladığım yer...
Kerpiç evler, yamaç boyunca ipi kopmuş tespih taneleri gibi dağılmıştı; güvenlik kaygısı taşınmayan bir maziyi hatırlatırcasına...
Şimdi bu vahşi doğanın ortasında savunmasızlardı.
Bir sabah vakti baskın yemiş, şehit vermişlerdi. Gittiğimde mezra hâlâ kan kokuyordu.
Karakolda askerle aynı kumanyayı yiyip her an yeni bir baskın endişesiyle aynı korkulu geceyi paylaşırken belki az uzakta, aynı sert doğanın kuytusuna gizlenmiş, aynı yaşlarda silahlı gençlerin, benzer korkular ve intikam hırslarıyla sabahladıklarını düşünmüştüm.Kutsal amaçlar uğruna can almak ve can vermek, sarp kayalıkların ananevi yeminiydi sanki...
Ve o yemin, kuşaktan kuşağa devredilen bir bayrak gibiydi.
* * *
Dünkü gazete manşetlerinin, TV haberlerinin, şehit cenazelerinin çoğunda yine ölümü kutsayan ve daha fazla ölümü çağıran ifadeler vardı.
Bu dile aşinayız biz...
Bütün gençliğimiz “Ölüm nereden gelirse gelsin, hoş geldi safa geldi” yazılı afişlerin gölgesinde geçti.
Sıksan şüheda fışkıracak bir toprakta yetişmiştik; kanla çok sulandığından ancak kan çiçekleri yetişiyordu üzerinde...
Asırlık kan davalarının, biriktirilmiş korkuların, üst üste yığılmış sorunların, ölümün kurtuluş sayıldığı, yüceltildiği bir anlayışın karışımı, zehirli bir alaşımı soluyorduk.
Şiddete, şahadete, ölüme övgüler düze düze kıydık birbirimize...
Öldük, ölebileceğimiz kadar...
* * *
Sonra ölüm sloganları adres değiştirdi.
Azrail’in Güneydoğu mesaisi başladı.
Orada yoksulluğun kucağına doğan bebeler, dağın çağrısıyla, jetlerin cayırtısı arasında yetişti.
Herkesin ölüme davetiye çıkardığı, çarenin ecelde arandığı bir coğrafyada düğünden çok cenaze görerek büyüdüler.
“Niye isyan ediyor bu insanlar?”, “Neden dağa çıkıyor bu çocuklar?”, “Daha çok öldürmekle kapanır mı yaralar?” diye soran olmadı.
Keramet savaştaydı; uzlaşmak ihanet...
Affetmek değil, nefret etmek yüceltildi.
Ve yeni kan çiçekleri ekildi, kana doymayan topraklara...
* * *
Bugün ise bayramımızın içinden geçen uzun cenaze taburlarının ve evladını göremeden ölmüş şehitlerin yasında, “Kana kan, intikam” manşetlerinin yeni ölümlere çağıran tamtamları arasında belki de ilk kez “Neden?” soruları sorulmaya başlandı:
“Neden bu kadar kolay, bu kadar çok ölüyor çocuklarımız?”
“Daha ne kadar sürecek bu kirli savaş?
“Ne zaman bitecek yasımız?”
Siirt’te bir baba, taşra kasabalarında Kürtlere saldıran milliyetçi çetelere inat Bayraktepe’de ölen oğlu için Kürtçe “Ciğerim yanıyor” diye ağıt yakarken,
Erzurum’da bir başkası bakana “Bu kaçıncı baskın?” diye kafa tutarken,
Ankara’da gazeteciler Genelkurmay’a “Nerede hata yapıldı?” sorusunu sorarken ilk kez ölüm dışında bir çare arayışının tohumunu atıyorlar.
Savaşınki kadar arsız değildir barışın tohumu; narindir.
Ama çabuk tutunur toprağa; hızlı filizlenir.
O toprak, kana doydu belki de...
Şimdi burada kan çiçekleri ekimine nasıl son verebileceğimizi ve yerine ne yetiştirebileceğimizi düşünmenin tam zamanıdır.

milliyet

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen umut76, 08 Ekim, 2008 20:25:32
    Cok güzel bir yazi. Türkiyede ileri görüslü,Aydin ve yazarlarin artik kendi düsüncelerine inandiklari ideolojiye olan saygilarini kaybetmemeleri icin yani inandiklari yolun geregini yerine getirlmeleri acisindan seslerini daha fazla yükseltmeleri gerekiyor.Biliyoruz bu fasist sistemde sesini yükselten herkesi aci gözyasi hapis ve sürgünler bekliyor. Ama artik yeter hepbirlikte tek yürek tek ses olarak fasizmin karsisinda durma zamani coktan geldi ve geciyor ne kadar susarsak o kadar cok genc insan ölüyor hepside ana kuzusu askerde olaninda dagda olaninda yüreklerine yangin düsürdügü bir anasi bir babasi var daha önemlisi bu ülkenin yarinlari var cocuklarimizin yarinlari var onlar icin, cocuklarimiz ve yarinlarimiz icin, daha güzel ve daha insanca bir yasamanin bu ülkede mümkün oldugunu toplumun bütün kesimlerine göstermek icin en cok is size düsüyor sevgili aydinlarimiz yazarlarimiz cizerlerimiz.Baris icin ne Türk cocuklarinin nede Kürt cocuklarinin ömürlerinin baharinda ölmemeleri icin, lütfen biraz daha gayret.Arkanizda milyonlar olacak unutmayin. YASASIN BARIS VE KARDESLIK
  • Gönderen yezda, 08 Ekim, 2008 19:58:36
    herkes dur demeli herkes barışa susamalı ancak böyle çözülür 13 yıl önceki haberler ve bugün arasında hiç fark yok ama ölen bilnlerce genç var NEDEN çocuklarımız ölüm makinesi olmasın barışşşşşşşş barışşşş bundan başka çare yok anlayın bu paketle sınır ötesi operasyonlarla çözülmez bu ülke batmak üzere bitirin bu savaşııııııııııBİTİRİN
  • Gönderen burcu özgemalmaz, 08 Ekim, 2008 14:37:19
    görüyoruz ki kale içten fethediliyor, buna sebep olan yarın ve yarından sonra sıra kendilerine geleceğinden habersiz, atatürk biz gençlere emanet etti bu kutsal toprağı, siz yaşlılar mahfettiniz, peki merak ediyorum? vatan için ölmek mi gerekir yaşamak mı? bence can dündarlar gibi düşünen yazan insanlar yaşamalı, bu vatana yararı olan vatanı için yaşamalı, ölmek sorun değil, eğer ölüm varsa gelecek nesillere vasiyet bırakılmalı, bir gün bu 17 şehiti unutucak geçen sene esir alınan askerlerimiz gibi, acaba gerçektende deydimi, ülkemizin kumandası kimdeyse içi rahatmı? yazının gerçektende güzel olmuş, sanırım insanların anlatmak istediğide bu, ellerinize ve yüreğinize sağlık, bileğiniz çok kuvvetli.acı gerçekler bu şekilde yargılanmalı, gözler önünde doğruluğuyla.. teşekkürler

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com