Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 35 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan antlaÅŸmasıyla Türkiye’ye tepside sunulmuÅŸ bir Cumhurriyet armaÄŸan edildi. Kurucu üyeliÄŸin sözde temsilcileri Kürtler,  resmi olarak bu antlaÅŸmanın  dışında tutuldular. BilindiÄŸi gibi bir kaç ay sonra da Cumhurriyet ilan edildi(29 ekim 1923) Ta başından itibaren temsil gücü elinden alınmış, iradesi hiçe sayılmış bir halk olarak Kürtler, yer yer geliÅŸen aydınlanma ve ayaklanmalarla hareketleriyle bu haksızlığı dile getirmiÅŸ ama olan olmuÅŸtu.  Cumhurriyet, sonraları kambura dönüÅŸecek olan bu sorunu kendi ilanıyla sırtına yerleÅŸtirmiÅŸ ve serüvenine öyle baÅŸlamıştı. 

Oysa Osmanlı’nın son yıllarında Balkanlar’da geliÅŸen bağımsizlık hareketleriyle Yunanistan(1829),
Bulgaristan(1912) ve en son Arnavutluk(1913) bağımsızlığına kavuÅŸmuÅŸtu. Kürtler ise her fırsatta Osmanlı’ya olan sadakatlerini dile gtirmekten geri kalmadılar.

Tarihçiler Kürtler’in, Osmanlı’nın son dönemlerinde beylikler halinde yaÅŸadıklarını ve merkezi otoriteyle iyi iliÅŸkiler içinde olduklarını söylüyorlar.   Tarihin her döneminde Kürtler’in  Osmalı’nın yanında yer alması belki de Osmanlı’nın onlara verdiÄŸi kısmi özerkliklere dayandırılabilir.
Malazgirt’te Alparslan’la, Çaldıran’da Yavuz Selim’le ve birinci dünya savaşı sonrası  Batı’nın iÅŸgalinde Türkler’le bir arada oluÅŸları Kürtler’in tarihte sergilediÄŸi duruÅŸu analiz etmek açısınden incelenmeye deÄŸerdir.

Sosyolog  Sebahattin TopçuoÄŸlu bu iliÅŸkiyi ‘simbiyotik’ iliÅŸki olarak açıklıyor: *‘Symbiose eski yunanca bir kavram ve birlikte yaÅŸamak anlamında kullanılır. Symbiose kavramı genellikle biyoloji bilim dalında kullanılır. Farklı tür canlıların/yaratıkların bir arada içiçe geçmiÅŸliÄŸine ve birlikte yaÅŸamalarına symbiose adı verilmiÅŸtir.  Symbiose’nin temel felsefesi canlı yaratıkların karşılıklı olarak birbirine ihtiyaç duymaları ve bundan dolayı da harmoni içinde yaÅŸamalarıdır’.
Osmanlı ve Kürt iliÅŸkilerindeki bu harmoni maalesef Cumhuriyet’in kuruluÅŸ felsefesinde geçerliliÄŸini tamamen yitirmiÅŸtir.

Çünkü harmoninin hayat bulması, canlıların karşılıklı olarak birbirini kabul etmesi yani tanıması ile mümkündür.  Cumhurriyet’in ilanıyla Kürt varlığının inkar edilmesi ve siyasi olarak yok sayılması Kürt Türk iliÅŸkilerini betoni bir iliÅŸkiye çevirmiÅŸtir. Yani nasılki beton dökülen yerde bitki veya herhangi bir canlının yaÅŸaması mümkün deÄŸilse,  Cumhurriyet Türkler dışında hiç bir canlının varlığını kabul etmeyen ÅŸöven tutumuyla dikta rejimine dönüÅŸtü.  Bu da Cumhurriyet’i kendi içinde ‘yüceltirken’ medeni toplumların gözünde ise kamburlaÅŸan hasta bir imaj yarattı.
Zor kullanımı, imha, sürgün ve jenosidlerle bitirilemeyen bir halk ne kadar hırpalanırsa hırpalansın özgürlük bağımlılığından kurtulamaz.

Alt-üst oluÅŸlar, toplumlarda zorunlu geliÅŸimin önünü açan eylemler olmuÅŸtur hep. Bu yönüyle Kürtler geliÅŸtikçe, özgürleÅŸtikçe Cumhurriyet’in sırtında  bir ‘yara’ya dönüÅŸtü. Yerlere göklere sığdıramadığımız övünç kaynağı Türk doktorları ise yaraya merhem sürmek yerine onu döverek iyileÅŸtirmeyi tercih ettiler.  Böylece yara kanadıkça yenilendi; yenilendikçe büyüdü . Bu gün sırtımızı doÄŸrultamayışımızın sebebi nedir sanıyorsunuz?
Kambur biri sırtını doÄŸrultabilir mi hiç?

Ne varki sorunu tarihi gerçekleriyle açılımını yapmak onu sorun olmaktan çıkarmıyor fakat  yaÅŸanan tıkanıklık karşısında yeni bir vizyonun gerekliliÄŸi de kaçınılmazdır.
Cumhurriyet’in her türlü etkileÅŸiminden(yasaklama, sürgün, jenosid vb) payını almış Kürtler bu günlerde 85. yılını kutladığımız Cumhurriyet’in en etkili çözümleyici faktörü olmaya adaydırlar.  Kürtler’in varlığından ve Türkler’in bunu redetmesinden dolayı kamburlaÅŸan Cumhurriyet’i demokrasiyle renklendirmek her iki halkın yararınadır.    

Gelin bu gün ‘yaÅŸasın Cumhurriyet!’ diye haykırmaktansa biraz düÅŸünelim.  Cumhurriyetimiz yine yaÅŸayadursun ama onu yaÅŸatan, kuran ve adına layık eden deÄŸerleri gözden geçirelim
Gelin 85 ci yılında Cumhuriyeti boğulma noktasına getiren sorunları tartışalım
Cumhuriyetimiz yine yaşasın.

Gelin hep beraber  Türk bayrağına saygı duyup onu dalgalandırma yarışına girmektense, onu provakasyon aleti olmaktan çıkarıp olur olmaz her yerde asmayalım (Sıradan spor karşılaÅŸmalarında, Kürtlere yönelik linç giriÅŸimleri ve Newroz bayramlarında olduÄŸu gibi) Dünyanın en büyük ebatlı bayrağını yapıp fobilerimizi dışa vurmaktansa Cumhuriyet’in faziletlerinin hayatta ne kadar yer bulduÄŸunu araÅŸtıralım  
 Cumhurriyet yine yaÅŸasın.

Gelin bu sefer 85 yıldır attığımız kliÅŸe sloganlar yerine,  Cumhuriyet’in en büyük baÅŸarısızlığı nedir diye bir tartışma, bir kamuoyu oluÅŸturalım. Cumhurriyeti Cumhurriyet yapan insan ögesini tartışalım.  İnsan haklarını, demokrasiyi, sivil iradenin gerekliliÄŸini tartışalım.
Gelin Cumhurriyeti askerin pençesinden kurtaralım
İnanın Cumhurriyet yine yaşar.

Gelin hep beraber Cumhurriyeti bu kamburdan kurtaralım
O zaman Cumhurriyet daha rahat yaşar, ağrısız bir hayatı neden acılara tercih ediyoruz ki?
Gelin hep beraber sadece sırtımıza bakmayalım kamburu görelim!
Çünkü Cumhurriyet buna daha fazla dayanamaz
Sahi! Cumhurriyet’in en büyük baÅŸarısızlığı nedir sizce?
29 ekim 2008
gunduz91sbglutece@yahoo.fr

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.