Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 65 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

 Osmanlı’nın enkazı üzerine kurulan Cumhuryet sisteminin yaklaşık 400 yıl devam eden klasik Türk – Kürt simbiyotik iliÅŸkisine ilk etapta son verdiÄŸi iddia edilebilir. Tarihsel açıdan bu iliÅŸki yeni bir ‚milad’ın baÅŸlangıcı olarak da algılanabilir. Fakat hemen belirtmekte yarar var: Türklerle ile Kürtler arasındaki simbiyotik iliÅŸki Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte yok olmamıştır.  Aksine darbe almış olsa da, günümüze kadar farklı boyutlaruyla devam etmektedir. Fakat özellikle son  yirmi yılda meydana gelen toplumsal ve siyasi geliÅŸmeler Kürtleri ‚Symbiose’ nin dışına itmiÅŸtir. Kürtleri ‚Symbiose’nin dışına atan temel olgu ‚uluslaÅŸma’ olgusudur.

Türkler ve Kürtler: Simbiyotik iliÅŸkinin arka planı (2)/Sebahattin TopçuoÄŸlu

III. Cumhuriyet dönemi: ‚Symbiose’nin sonu mu?

Osmanlı’nın enkazı üzerine kurulan Cumhuryet sisteminin yaklaşık 400 yıl devam eden klasik Türk – Kürt simbiyotik iliÅŸkisine ilk etapta son verdiÄŸi iddia edilebilir. Tarihsel açıdan bu iliÅŸki yeni bir ‚milad’ın baÅŸlangıcı olarak da algılanabilir. Fakat hemen belirtmekte yarar var: Türklerle ile Kürtler arasındaki simbiyotik iliÅŸki Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte yok olmamıştır.  Aksine darbe almış olsa da, günümüze kadar farklı boyutlaruyla devam etmektedir. Fakat özellikle son  yirmi yılda meydana gelen toplumsal ve siyasi geliÅŸmeler Kürtleri ‚Symbiose’ nin dışına itmiÅŸtir. Kürtleri ‚Symbiose’nin dışına atan temel olgu ‚uluslaÅŸma’ olgusudur.

a) Din, Özerklik, Homojenlik

Toplumsal ve siyasal açıdan Kürtleri Osmanlı’ya yakınlaÅŸtıran ve simbiyotik iliÅŸki içine sokan iki temel unsur vardı: 1) Din 2) Özerklik. Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Kürtler özellikle ‚özerklik’ unsurunu tamamen kaybettiler. Fakat dinin açıdan da dolaylı kayıpları oldu Kürtlerin. Kürt aydın ve yurtsever kesiminin genellikle dini medreselerde yetiÅŸtiÄŸi dönemin toplumsal koÅŸullarında medreselerin laiklik adına kapatılması, Kürtlerin toplumsal ve siyasal geliÅŸimine vurulmuÅŸ ciddi bir darbedir. Bu bakımdan yukarıdan aÅŸağıya yapılan Cumhuriyet reformları  Türkler için baÅŸka Kürtler için baÅŸka anlam ifade etmektedir.  

Cumhuriyet Türklere yeni bir devlet, yeni bir ulus, yeni bir toplum sunmuÅŸtur. Fakat Kürtlere bu yeni devlet, ulus ve toplum içinde erimenin ve asimile olmamın dışında herhangi bir yol bırakmamıştır. Bu bakımdan Cumhuriyet’in temel projesi toplumu klasik ulus-devlet anlayışı çerçevesinde homojenleÅŸtirme projesi olarak yorumlanabilir. Farklı dil, din, kültür ve etnik kökenleri bünyesinde barındıran Osmanlı’dan geriye iz ve hatıra kalmasını istemeyen Cumhuriyet sistemi, geçmiÅŸe ait olan bu düÅŸünceyi hafızasından tamamen silmeye çalışmıştır. Bundan dolayı farklı kimlik ve kültürlerin belirtilen bu homojenlik projesi çerçevesinde eritilmeye ve yok edilmeye çalışılması Cumhuriyet’in temel politikası olmuÅŸtur. Cumhuriyet’in bu konuda baÅŸarısız olduÄŸu da söylenemez. Çünkü Türkiye’de yetmiÅŸ iki milletten geriye sadece iki millet kaldı: 1) Türkler 2) Kürtler. Bazı küçük dini veya etnik azınlıkların dışında kendini millet olarak koruyabilen ve tanımlayabilen topluluk kalmadı Türkiye’de. Farklı toplumların büyük bir kısmı TürkleÅŸti; geriye sadece Kürtler kaldı. Azımsanmayacak bir kısmı TürkleÅŸtirilen ve aynı zamanda sisteme entegre olan Kürtler, bundan sonra eritilemiyecek ve yok edilemiyecek boyutta ciddi bir nüfus bıraktı geriye. Cumhuriyet sisteminin karşılaÅŸtığı temel sorun da bu noktada yatmaktadır zaten.   

Yukarıda belirtildiÄŸi üzere Türkler ile Kürtler arasındaki simbiyotik iliÅŸkinin temeli Osmanlı döneminde ‚din’ ve ‚özerklik’ ilkesine dayanmaktaydı. Burada her ne kadar Osmanlı büyük idiyse de, yaÅŸanan iliÅŸkilerde belirli bir düzeyde ‚harmoni’ mevcuttu. Bu, her iki toplum için simbiyotik iliÅŸkinin devam etmesini saÄŸlayan önemli bir faktördü. Fakat Osmanlı kadar büyük ve güçlü olmayan Cumhuriyet, İmparatorluktan miras kalan toprak ve toplumlar üzerinde güç ve iktidar kurmaya çalıştı. Bu da, Kürtler ile var olan ‚harmoni’ iliÅŸkisinin ortadan kalkmasına yol açtı.

b) Milliyetçilik, ayaklanmalar ve uluslaÅŸma olgusu

Kürtler Osmanlı devleti ile simbiyotik iliÅŸkiyi sürdürürken, bunu daha çok ‚Osmanlılık KimliÄŸi’ üzerinden yapmaktaydılar. 20.yy’ın baÅŸlarına kadar İmparatorluk bünyesinde ciddi bir ÅŸekilde Türk veya Kürt milliyetçiliÄŸinin olmadığı yakından bilinmektedir. Her iki milliyetçilikte İmparatorluk bünyesinde en son geliÅŸen milliyetçiliklerdir. Fakat Osmanlı’dan Türk ulusal kimliÄŸine geçiÅŸ oldukça sancılı olmuÅŸtur. Türk ulusal kimliÄŸinin etnik, ırkçı ve turancı temelde geliÅŸmesi özellikle Jön Türk devriminden (1908) sonra yaÅŸanan simbiyotik iliÅŸkinin ciddi ÅŸekilde kan kaybetmesine yol açmıştır. Bu dönemde genellikle Kürdistan dışında yaÅŸayan Kürt aydınları geliÅŸmekte olan etnik, ırkçı ve turancı Türk milliyetçiliÄŸine karşı çıkmışlardır (istisnalar hariç); daha doÄŸrusu bu tür bir idolojiye destek sunmamışlardır. Aksine kendi milliyetçi akımlarını geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Kürt Teali Cemiyeti’nin siyasi fikirleri ve çalışmaları buna iyi bir örnektir. Fakat bu durum yerelde yani Kürdistan’da farklıdır; çünkü Kürt aÅŸiret liderleri genellikle Mustafa Kemal’e destek sunmuÅŸlardır. Bu dönemin siyasi iliÅŸkilerine bakıldığında Kürt aydını ile toplumu arasında ciddi bir ‚uçurum’ olduÄŸu hemen anlaşılır.

Cumhuriyet sonrası Kürt ayaklanmalarının bazı karekteristik özellikleri bulunmaktadır: En büyük ayaklanmalar 1925 (Åžeyh Said), 1929/1930 (İhsan Nuri PaÅŸa) ve 1937/1938 (Dersim-Seyid Rıza) olan bu ayaklanmalar, her ne kadar milliyetçi hareketler olsalar da, uluslaÅŸma anlamında fazla bir mesafe kat edememiÅŸlerdir. Bu, iki temel nedenden dolayı böyle olmuÅŸtur: 1) Bütün bu hareketler bölgesel hareketler olarak sınırlı kalmışlardır 2) Toplumun farklı katmanlarını ortak bir ülkü için mobilize edememiÅŸlerdir. Mutlaka bunun birçok sebebi bulunmaktadır. Fakat dönemin koÅŸulları göz önünde bulundurulduÄŸunda bunun en önemli gerekçelerinden  birinin toplumsal (din ve geleneksel yapı) ve bir diÄŸerinin de coÄŸrafi yapı olduÄŸu rahatlıkla anlaşılır. Kısacası belirtilen bütün bu hareketler Kürdistan’da bulunan farklı din, dil ve etnik kökenden insanları bir ve tek amaç için harekete geçirememiÅŸlerdir. Bundan dolayı da bölgesel ve katılım olarak sınırlı kalmışlardır. Bu bakımdan ‚uluslaÅŸma’ süreci Kürtler’de gecikmeli olarak hayat bulmuÅŸtur.

Kürtler’de uluslaÅŸmayı hızlandıran en önemli etken PKK’nin son otuz yıla damgasını vuran siyasal mücadelesidir. Ortak duygusu olmayan, ortak iradesi olmayan, ortak ideali olmayan, ortak gelecek projesi olmayan, ortak dayanışması olmayan bir toplumun uluslaÅŸma ÅŸansı pek bulunmamaktadır. Nerede ve hangi bölgede yaÅŸadığımızdan bağımsız, hangi dili konuÅŸtuÄŸumuz, hangi etnik kökene ait olduÄŸumuzdan bağımsız, sadece ortak çıkarlar ve duygular paylaşıldığında ulus yaratmak mümkündür. Aksi taktirde ne Alevi’yi Sunni ile, Zaza’yı Kurmanç ve Soran ile, ne de Yezidi’yi müslüman Kürt ile bir araya getirmek mümkün olmaz. O zaman da bu yapıdan ulus çıkmaz ortaya. Belirtilen bu toplumsal farklılıkları bünyesinde barındıran ve bir ulusa ait olma hissini veren hareket modern anlamda PKK olmuÅŸtur. En son ErdoÄŸan’a karşı gösterilen tepki, belirtilen bu uluslaÅŸma sürecinin bir ürünüdür.

Konumuz açısından bu durum, simbiyotik iliÅŸkinin bitmesi anlamına gelmektedir. Simbiyotik iliÅŸkinin devam etmesi, ancak her iki toplumun eÅŸit haklara sahip olmasıyla mümkündür. Bu, sadece bir kaç kültürel hak ile deÄŸil, aksine sadece yeni bir toplumsal sözleÅŸmeyle mümkündür.  

Ancak hemen belirtmek gerekir ki Kürt tabanındaki kitlesel tepki, PKK ve DTP yöneticilerinin  siyasetiyle çeliÅŸmektedir. Bunu kısaca ÅŸu ÅŸekilde ifade etmek mümkün: Bir yandan tabanda hızla geliÅŸen ve Symbiose’nin dışına çıkma veya ayrılma talebi bulunmaktayken, diÄŸer yandan da bu talebin PKK ve DTP tarafından arzu edilmemesi söz konusudur. Çünkü ÅŸu ana kadar dile getirilen bazı siyasi projeler (Demokratik Cumhuriyet / TürkiyelileÅŸme) simbiyotik iliÅŸkinin devam etmesi yönündedir. 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen Mam Recall, 29 Kasım, 2008 15:05:37
    Sayin Topçuoglu..Yazdiklarinizdan fevkalede yararlandim.. Emeginize çok saygi duyuyor,başarilar diliyorum.!Mam Recall / U.S.A.
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.