E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

AÅŸk ÅŸaha kalktı, kırbaç yemiÅŸ bir at misali göklere deÄŸiyordu başı. Ve iÅŸte gelip baÅŸköÅŸeye oturdu aÅŸk. Sabırlıydı, tılsımı bekliyordu…
Adam gökyüzüne baktı ve kadını hayal etti.
—teni kadife gibi, cennet misali kokuyor dedi.
Kadın; ne kadar sıcak ve yakın dedi. Sonra bir an irkildi ve uykudan uyandı.
Gün ve gece iki yaramaz çocuk gibi birbirini kovalıyordu.
YaÄŸmurlar ruhumu ayaklandıran yaÄŸmurlar…
YaÄŸmur yaÄŸmıştı kente ve kadın ÅŸairleÅŸmiÅŸti. Asi ruhum ses ver diye akıyordu dudaklarından o derin sözler, büyülü gece baÅŸlamıştı…
Tek şahit dolunay. Gecenin mavisinde yıldızlar, dudaklarda kırmızı bir tat, dillerde rubailer.
Adam ÅŸaşırmıştı nasıl olurda bana bu kadar benzeyebilirsin dedi. Kadın güldü sen benim kaybolan ruhumsun dedi. GülüÅŸmeye baÅŸladılar.
Gözlerinde masumiyeti, saçlarında aÅŸkın kokusunu, ruhunda özgürlüÄŸümü görüyorum dedi adam.
Bakışında hüznü, sözlerinde Kerem’i gözlerinde kendimi gördüm dedi kadın.
“Gözlerinin içinde gözlerim kapat gözlerini sevdiÄŸim, bırak orda kalsınlar…”
Büyülü gecenin kadını, kalbime dokundun, sen benim ceren gözlü dilberimsin dedi. Bu gecenin büyüsü başımı döndürüyor, bu zamanın adı büyülü gecedir dedi.
Kadın gecenin sarhoÅŸluÄŸu beni benden aldı galiba bu hayal mi gerçek mi dedi. Åžaşırmıştı.
Kulağıma mutluluğu fısıldayan şair ruhlu serserim sesime ses ver.
AÅŸk heyecanlanmıştı sonra bir an hüzünlendi. Baki olan tek ÅŸey ölümdür diye söylendi.
Adam; gecenin bu saatinde ÅŸairler ve serseriler yalan söyler dedi. Ama kadın kalbiyle her ÅŸeyi görüp duyduÄŸuna emindi.
Derin uykuda ki rüya gibiydi. Hayal ve gerçek sırtını aÅŸka dayamıştı. EÅŸsiz ve parmaklarıma bulaÅŸan bir bebeÄŸin eÅŸsiz kokusu gibi lezzetliydi. Bu uyku o kadar uzundu ki gece sonsuzlaÅŸmıştı.
Ta ki yaÄŸmurlar yağıncaya kadar, yine yaÄŸmur, yine büyü…
Adam telaÅŸlı ve üzgündü kadının gözlerine baktı gitmeliyim dedi. Bu rüya son bulmalı gitmeliyim…
Kadın ÅŸaÅŸkındı beklemiyordu, canını acıtan baÅŸka bir ÅŸey vardı, anlayamadı…
Yalan söylüyorsun, aÅŸk hala dolunayın yanında yıldızlara ÅŸarkı söylüyor, gidemezsin gidemezsin dedi. Ceren gözlerinden yaÅŸlar süzülmeye baÅŸladı. AÄŸladı, aÄŸladı, aÄŸladılar…
YaÄŸmur vardı yine ve yine büyü sarmıştı geceyi.
Adam; seni acılarıma ortak edemem, bırak beni gideyim. Senin için senden vazgeçmeliyim dedi.
“AÅŸk senin için senden vazgeçmektir”
Birbirlerinin yüreklerine sürgün düÅŸtüklerde, ama hiç vazgeçmediler aÅŸktan. Ama aÅŸk korkuyordu “baki olan tek ÅŸey ölümün hüznüdür”.
Ve iÅŸte son. Bir ilkbahar gecesi, son gece, son büyü, son yaÄŸmurlar
İçim kıpır kıpır aÅŸk kokuyor her yer dedi adam. Sonra bir an durdu biz dedi, tekrar can bulabiliriz…
Kadın aÄŸlamaklıydı sustu, oysa söylenecek çok ÅŸey vardı diyemedi. Adam anlamıştı onun korkusunu bende korkuyorum dedi ve bir daha konuÅŸmadı sevdiÄŸi kadına böyle veda etti sonrada terki diyar eyledi.
Sırtından vurdular onu bedeni al kanlar içindeydi.
“Gözlerini gözlerimde kapatmadın”
Kadın çıldırmıştı bahar kokan acılar miras kalmıştı sevdiÄŸinden.
AÄŸladı, aÄŸladı, aÄŸladı… Bu defa yalnızdı. Mirası yüreÄŸinin en güzel yerine koydu. Asla inanmadı onun yitirdiÄŸine hep bir gün gelecek diye büyük bir umutla beklemeye koyuldu.
Sonra da bu hüzünlü vedayı kendi ölümünün baÅŸucuna astı. Ceren gözlerini ebediyete kapattı.
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen çarmıh, 27 Kasım, 2008 01:17:48aşk yukarıda yazılan gibi olmalı... ne aptalki aşkı görme ile eş tutanlar hangimiz hinanın göstermiş olduğu cesareti gösterdi... yazı şizofırenik aşkı olanı cezbeder ama beni değil... güzel bir yazı olmuş biraz daha sözcükler yerinde kullanılsaydı bizler leya yerine figen derdik....



