Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 6 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image


29 Mart 2009 da yapılacak seçimlerde belirgin olarak ortaya çıkan durum İslamcı cemaatlerin giderek artan politik gücüdür. Türkiye’nin sosyo-politik durumu incelendiÄŸimizde, toplumun İslamcılaÅŸtığını ve bunun hemen her gün artarak devam ettiÄŸini görebiliriz. Günlük yaÅŸamda kendisini hissettiren İslamcı eÄŸilimler özellikle ekonomik ve politik iliÅŸkilerde çok belirgin olarak ön plana çıkmakta ve sistem iliÅŸkilerini doÄŸrudan etkiyebildiÄŸi gibi yönlendirmektedir.
 Sistem partileri ile İslamcı cemaatler arasındaki iliÅŸkiler bu sürecin çok açık bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. ÖrneÄŸin AKP,  Milli GörüÅŸ geleneÄŸinden gelen İslamcı bir parti. ErdoÄŸan bir dönem ‘Akıncı Gençlik’ lideri olarak, ilerici-demokrat ve devrimci muhalif güçlerine karşı geliÅŸtirilen saldırıların içinde yer alan biri. DoÄŸal lideri Erbakan’ın yakın desteÄŸiyle önce İstanbul İl BaÅŸkanlığı daha sonra Belediye BaÅŸkanlığı yaptı ve ABD ve İngiltere’nin desteÄŸiyle yıldızı parladı.  ErdoÄŸan’a ait olup hala hafızlardan kalan ÅŸu cümleleri birçok kez kullanmıştı: “Demokrasi hedefimize varmak için bir araçtır. Tramvay gibidir, hedefe varıldığından inilir. Bu ülkede elbet ki ÅŸeriat gelecektir. Laik deÄŸiliz, halk laikliÄŸi istemiyorsa elbette gidecektir. Ben amaçlarımı gerçekleÅŸtirmek için gerekirse Papaz elbisesi dahi giyerim.” Sonra, Kemalist olduÄŸu iddia edilen ordu ile kol kola girdi. Kürtlere ‘Ya Sev, Ya Terk Et’  sözleriyle tehdit edip saldırıların talimatını verdi.
Kemalist rejimin temsilcisi durumunda olduÄŸun söyleyip Ergenekon’un avukatlığına soyunan CHP’de oy oranını artırmak için İslamcı söylemleri aktif olarak kullanmaya baÅŸladı. İslamcıları sömürgeci devletin ‘laik’ partisine alarak sözüm-ona ‘yeni’ açılımlar yapmaya karar verdi. Bir dönem türbana bayrak açan Baykal, bu kez türbana sarıldı. CHP ve Baykal’daki bu politik dönüÅŸümün esası, İslamcılaÅŸan bir toplum gerçeÄŸini görmesi ve politikalarını bu güçlere yeniden belirlemesi oldu. Böylece oy oranını arttırmak için İslamcılarla birlikte hareket etmeye baÅŸladı. Tersten Kürtlere yönelik uygulamaya konulan  saldırı ve imha konseptine çok açık destek vermekte ve ‘tek millet, tek bayrak’ gibi söyleminde ısrar etmektedir,
Türkiye’nin ırkçı-milliyetçi faÅŸist partisi olarak bilinen MHP, kuruluÅŸundan beri İslamcı cemaatlerle iç içedir. Cemaatlerin ezici bir çoÄŸunluÄŸu, Trük-İslamcı çizgide oldukları için MHP ile tam bir uyum içinde hareket ettiler. Özellikle 1980 önce dönemde, sisteme karşı mücadele eden devrimci güçlere yapılan saldırılarda cemaatlerin önemli bir rol oynadıkları çok daha belirgin olarak ortaya çıktı. Bahçeli, MHP’yi gündelik çatışmaların dışına tutarak, merkeze doÄŸru yönelme politikasını uygulamaya çalışırken özellikle İslamcı cemaatlerin taleplerini gündemleÅŸtirmede önemli bir rol oynuyor. İmam Hatip Liseleri ve Türban’ın Üniversitelerde serbest bırakılmasına iliÅŸkin parlamentoda alınan kararın mimarı MHP idi. Irkçı-milliyetçi parti geçmiÅŸte olduÄŸu gibi, bugünde, İslamcıların sosyal taban üzerinde politika yapmaktadır. Parlamentoda İslamcı talepler çerçevesinde kurulan MHP-AKP ittifakı, cemaatlerin politik gücünün bir yansımasıdır.

İslamcılığın toplumsal bir güç olması ve sistem iliÅŸkilerini çok ciddi düzeyde etkilemeye baÅŸlaması, sistem partilerinin İslamcı güçlere yönelik politikalarını önemli oranda etkilemektedir. Bu yönelim aynı zamanda İslamcı akımların, sistem içerisindeki politik iliÅŸkileri belirlemede söz sahibi olduÄŸunu ortaya koyuyor.
Ancak İslamcılığı sistem bakımından önemi kılan esas yönü Kürtlere yönelik izlediÄŸi stratejidir. Özellikle bugün karşı karşıya bulunduÄŸumuz politik koÅŸullar nedeniyle, Kürtlere yönelik geliÅŸtirilen çok yönlü politikaların merkezinde İslamcı akımlar bulunuyor.  Sistemin uygulamaya çalıştığı Kürt politikası, esasen Kemalist-İslamcı ittifakı üzerinde ÅŸekilleniyor. İkisinin ortak özelliÄŸi Türk-İslam sentezi ekseninde Kürtlerin çok yönlü tasfiyesi için bütün gücünü kullanmalarıdır.
Mart 2009’da yapılacak yerel seçimler bu bakımdan çok daha fazla önem kazanmış bulunuyor. Devlet Kürt toplumsal hareketini toplumsal gücünü kırarak tasfiyesini amaçlarken, Kürt halkı tersten toplumsal gücünü bir kez daha tescil ederek, politik dengeleri kendi lehine döndürmeye çalışıyor. Bu bakımdan devlet ile Kürt toplumsal hareketinin açıkta yürüttükleri politik mücadelenin en önemli anlarından birini yaşıyoruz. Devlet bütün kurumları, Kürt toplumsal hareketinin artan etkini kırmak ve engellenmek için, tek merkezde hareket etmektedirler. Kürt illerinde Özel Harp Dairesi elemanları olarak görev yapan valiler, kaymakamlar, bölgede bulunan irili-ufaklı bütün sistem partilerinin tek liste halinde seçimlere girmeleri için çok ciddi bir çaba içerisindedirler. Ayrıca Ordunun generalinden uzman çavuÅŸuna kadar bükün askeri görevlilerin seçimlerde çok aktif olarak görev aldıkları anlaşılıyor. İllerden köylere kadar hemen her yerde, silah gücünü kullanarak, halkı korkutup DTP’ye oy vermelerini engellemek çalışmaktadırlar. AKP, CHP, MHP; SP, DP gibi sistem parti temsilcileriyle devletin bürokratik erkânı ortaklaÅŸa toplantı yaparak tek aday üzerinde anlaÅŸmaya çalışıyorlar. Bunun bir baÅŸka tanımı, Kürtleri temsil eden DTP’ye karşı,  devletin talimatıyla sistemin bütün partileri  blok halinde hareket etme olasılığı söz konusudur.
Kürt toplumsal gücü karşısında, devlet kendi yasalarını hiçbir gizliliÄŸe gerek duymadan ihlal etmektedir. Kürt illerinde, Silahlı Kuvvetler Partisi inisiyatifinde seçimlerin, DTP’nin lehine geliÅŸmemesi için her türlü yöntem denenmektedir. Buna raÄŸmen kendilerini güvencede göremedikleri için, Kürt bölgesinde etkin olan bir kısım güçlerden çok aktif olarak yararlanmayı, dahası bu sürecin aktif birer unsurları haline getirmiÅŸ bulunuyorlar. İslamcı cemaatlerin bu iÅŸin birincil derecede organizatörleridirler. ÖrneÄŸin BaÅŸbakanlığa baÄŸlı gizli ödeneklerin çok önemli bir kısım İslamcı cemaatler ve vakıflar aracılığıyla Kürt illerine aktarılmaktadır. Burada ikili bir yöntem izlenmektedir. Birincisi, hem devletin kendisi doÄŸrudan devreye girerek bazi  aÅŸiret liderlerini para ile satın almaya yönelmektedir. Bu planı bir biçimiyle, Temmuz 2007 yılı genel seçimlerinde uygulamaya koydular. İkincisi, Kürt halkının karşı karşıya kaldığı yoksulluk durumunu bir silah olarak kullanmaya çalışmaktadırlar. Bunun için de özellikle tarikat-cemaat iliÅŸkileri kullanılıyor.
Kürt illerinde asimilasyon politikalarının uygulayıcı olan Gülen cemaatine baÄŸlı vakıflar, generallerin açık desteÄŸini alarak çok derinlikli bir örgütlenme faaliyeti içerisindedir. 1990’lı yıllardan beri Kürt illerinde sistematik bir faaliyet içerisinde olan Gülen’in hedefinde Kürt toplumsal hareketinin parçalanması ve tasfiyesi bulunuyor.   Seçimler bu sürecin çok açık bir yansımasıdır.  Kürt illerinde Türk İslamcı cemaatlerin politik etkisini kırmak ve Kürt toplumuna bunların gerçek kimliklerini teÅŸhir etmek için çok yoÄŸun bir çaba içerisinde olmalıyız. Seçimler döneminde bu süreç çok iyi deÄŸerlendirilmelidir. Elimizde yeterince malzeme var. Önemli olan, mevcut durumu iyi analiz ederek, bunu zamanında ve yerinde deÄŸerlendirmektir.


Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.