E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Bugün en çok arzu edilen duygu olan mutluluk, insanlığın geliÅŸim evrelerinde önemli deÄŸildi. İnsan evrim geçirdikçe mutluluÄŸu fark etti ve mutluluÄŸu aramaya baÅŸladı.
Çok eski çaÄŸlarda, yaÅŸamak için gerekli olan yemeÄŸi temin etmek kas yapıları kuvvetli olan erkeklerin göreviydi. Erkekler avlandıklarını getirirler ve hep beraber yerlerdi. Kadınlar ise gelen avları parçalamak, yemeye hazırlamak, çocukları dünyaya getirmek, onlara bakmak, onların yaÅŸamlarıyla ilgilenmek ve aynı zamanda erkekler olmadığı zaman onları korumakla görevliydiler.
Erkekler avlanırken, kadınlar da çocukları ve bulunulan yeri korurken çeÅŸitli tehlikelerle karşı karşıyaydılar. Gerek baÅŸka insanlar, gerek vahÅŸi hayvanlar, gerekse kötü hava koÅŸulları eski çaÄŸ insanları için büyük tehlikeydi. Böyle tehlikelerden dolayı insanlarda uyarı merkezleri veya uyarı duyguları olan korku, dikkat, heyecan, saldırganlık vb. duygular daha çok geliÅŸmiÅŸti. İnsanlar tehlikelere karşı hazır olda olduklarından gergin bir halde bulunmaktaydılar. Bu duyguların uyarımları ile insanlar kendi kendilerini tehlikeye karşı daha iyi korurlardı ve hayatta kalarak yemek temin ederlerdi. Ayrıca kadınlar da çocukları dünyaya getirerek, soylarının devamlılığını saÄŸlarlardı.
Bu ilkel hayatta soyunu devam ettirmek için yaÅŸamak, yaÅŸamak için de yemek çok önemliydi. Ama yemek yemek ve soyunu devam ettirmek için çiftleÅŸmek herhangi bir ÅŸekilde deÄŸil de zevk getirerek olmalıydı ki, insanlar bunu daha çok arzu ettikleri için daha çok yemek yesinler, daha çok çiftleÅŸsinler ve soylarını daha çok arttırsınlar. Onun için gerek yemek yerken, gerekse çiftleÅŸme sırasında zevk alırlardı ve bunun bir daha olması için rehavete yatmaz, fazla dinlenmez ve mümkün olduÄŸu kadar yeniden ava çıkarlardı. Yemek yemedeki zevk alma, çiftleÅŸmedeki mutluluk duygusu kiÅŸilerin bu isteklerini daha da arttırırdı. Böylece daha saÄŸlıklı ve daha geliÅŸmiÅŸ soyun ortaya çıkmasını saÄŸlarlardı.
Böylece evrim süreci içinde insanlar devamlı bir geliÅŸme gösterdiler. ÖrneÄŸin yapılan araÅŸtırmalara göre yüz binlerce sene önce yaÅŸamış insanların boyu 110 ile 120 cm arasında ve kilosu 20 ile 30 kilo arasındaydı. Bugün ise insanların boyu ve kiloları çok daha geliÅŸmiÅŸ durumdadır. Ayrıca insanların beynindeki damarlarının metre olarak toplamı çok daha az ve beyin ağırlığı 400 ile 500 gr kadardı. Bugün ise bu ağırlık 1500 gr civarında...
İnsanlar ses çıkarmaya baÅŸladıktan sonra konuÅŸmayı, anlaÅŸmayı, yerleÅŸmeyi, alet, edevat keÅŸfetmeyi, kültürü ve en sonunda düÅŸünmeyi, sanatı ve sevgiyi hem de mutluluÄŸu zamanla buldular. Zamane insanına ise yaÅŸamak için yemek yemek veya çiftleÅŸmek yetmemektedir. İnsanlar yaÅŸarken yemenin ve çiftleÅŸmenin yanında mutlu olmak da istemekte ve mutluluÄŸu daha çok aramaktadırlar. İnsanlar geliÅŸtikçe, yakın tehlikeler azaldıkça veya ortadan kalkınca mutlu olma istekleri daha da artmıştır. Bunun sonucundaysa mesela, eskiden yemek için önemli olan avlanma spor haline gelmiÅŸtir(ki ben bu spora karşıyım).
İnsanların kafasında bu defa yeni bir soru ortaya çıktı. Daha çok, hatta devamlı mutlu olmak için ne yapmalıyız?
ÇeÅŸitli bilim adamları “Mutlu olmak için neler gereklidir, mutluluk nedir, nasıl mutlu olunur?” vb. soruların cevabını bulabilmek için çalışmaktadırlar.
Henüz herkese iyi gelecek bir mutluluk reçetesi olmasa da birçok araÅŸtırmalarda çeÅŸitli tavsiyeler ortaya çıkmıştır.
İnsan yakın çevre içinde yani sevdiÄŸi dostları arasında kendini daha mutlu hissetmektedir. Bu araÅŸtırmalarla tespit edilmiÅŸtir. Bazı insanlar çeÅŸitli dernek, parti ve dinsel guruplar içinde bulunarak kendi kendilerini memnun hissetseler de; kendi gibi birbirlerini anlayan, sırlarını, dertlerini paylaÅŸan dostları olanlar bunlara göre daha mutludurlar. Buna en güzel örnek köprü altında yaÅŸayan aynı fakirliÄŸi, aynı yaÅŸam zorluklarını birlikte paylaÅŸan insanların yapılan araÅŸtırmalara göre daha zengin fakat yalnız kalan insanlara göre daha mutlu olduklarıdır.
Yine ikinci bir örnek ÅŸudur ki; yapılan araÅŸtırmalarda Meksika gibi fakir ülkelerin insanları daha geliÅŸmiÅŸ ülkelerin insanlarına göre hayatlarından daha memnun ve mutludurlar. Çünkü fakir insanların arasındaki yakınlık ve dayanışma, birbirlerine muhtaç olduklarından dolayı daha fazladır.
İnsanın bir iÅŸinin olması da mutluluk için çok önemlidir. EÄŸer sevdiÄŸi bir iÅŸte kendi isteÄŸi ile kararlara ortak olarak ve yeterli kazanarak çalışırsa, hayata pozitif bakar, negatif ÅŸeyleri düÅŸünmez ve kendini daha mutlu hisseder. Bir de yapılan iÅŸ insanlığa hizmet yönündeyse ve sonuçları gözle görülecek kadarsa, insan kendini daha mutlu hisseder.
ÇeÅŸitli dinlerin de tavsiye ettiÄŸi, ihtiyacı olan insanlara yardım etmek ve desteklemek de kiÅŸileri mutlu eder. Bu yardım ÅŸekli yalnız çok kiÅŸinin anladığı gibi dilenciye para vermek veya bayramlarda ya da seçim zamanı kömür, pirinç dağıtmak deÄŸildir. Böyle yardımlar kiÅŸinin yalnızca vicdanını rahatlatır (!) , ama mutlu etmez. Bunun yerine yolda karşıdan karşıya geçmekten zorluk çeken bir sakat veya ihtiyara yardım etmek veya yaralanmış bir kiÅŸinin yaralarını sarmak, doktora götürmek, üzüntülü olan bir kiÅŸinin üzüntüsünü paylaÅŸmak, onu teselli etmek veyahut da insanlığa faydalı bir kurumda gönüllü olarak çalışmak gibi faaliyetler kiÅŸiyi daha mutlu eder.
Optimist olmaya çalışmak da insanı mutlu eder. Her iÅŸte bir hayır vardır demek veya bardağın boÅŸ tarafını deÄŸil dolu tarafını görmek (iyimserlik) optimistliktir. Böyle kiÅŸiler strese girmez, genellikle memnun ve mutlu olurlar. Optimist insanlar pesimist (kötümser) yani bardağın boÅŸ tarafını görenlere göre daha mutlu ve baÅŸarılıdırlar. Onların mutlu görünüÅŸleri kendilerini daha sempatik yapar. Bu kiÅŸilerin çevresi, arkadaÅŸları daha çoktur. Bazı bilim adamları optimistliÄŸin ve pesimistliÄŸin kiÅŸilere genlerden geldiÄŸini iddia ederler. Bazıları ise hem genin hem de çevrenin etkisinin olduÄŸunu söylerler. Ama insanlar gerek kendi akıllarını kullanarak gerekse yardım alarak optimistliÄŸi öÄŸrenebilirler.
Bir psikolog, kendi araÅŸtırmalarına göre birkaç tavsiyede bulunmaktadır. Mutlu olmak için ilk tavsiyesi bir hafta boyunca her akÅŸam o günkü güzel ÅŸeyleri ve nedenlerini yazmaktır. İkinci tavsiyesi sık sık sevdiklerine ve tanıdıklarına tatlı sözler söylemek ve sempatik, hoÅŸ hareketlerde bulunmak, onları sevindirmektir. Bir diÄŸer tavsiyesi ise iyilikleri ile tanınmış kiÅŸileri ara sıra ziyaret edip yaptıkları iyilikler için onlara teÅŸekkür etmektir.
Bana göre:
‘Mutluluk her yerde vardır, önemli olan onu arayıp bulmasını öÄŸrenmektir.’
Dr.Gökelma
Dr.Yusuf Gökelma-Psikiyatirist-Psikoterapist



