Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031

image

Öncelikle uzun bir süredir yazmaya ara verdiğim için okuyuculardan ve Aktüel Bakış yönetminden özür diliyorum. Yazmamamın nedeni özel bir durum olduğunu belirterek okuyucunun ve Aktüel Bakış yönetiminin hoşgörüsünüe sığınıyorum. Anlaşılabileceğimi umarak, yazmamayla ilgili açıklamayı buarada noktalıyorum.

Evet, Mart ayı önemli bir ay. Gerek Bölge Halkları ve gerekse Kürt Halkı için önemli tarihsel olay ve başlangıçların yaşandığı bir ay. Ben burada bu ayın tarihsel önemini derinlemesine gücelleştirmeye girmeyeceğim. Newroz, Demirci Kawa efsanesiyle özdeşleşerek tarihsel anlam ve önemini Mazlumla güncelleştirmiştir. Yine bir çok Kürt kahramanı bugüne eylemleriyle can ve kan vermiştir. Bu bağlamda Çağdaş Kawların anıları önünde saygıyla eğilmeyi bir insanlık, yurtseverlik ve devrimcilik görevi olarak kabul ediyorum. Ve tabi ki, anılarına bağlı kalmayı... 21 Mart 1982`de, Mazlum; Newroz`u yaşamına son vererek kutladı. Ve Newroz`u güncelleştirdi. Kawa Çağdaşlaştı.

Mazlum`un durumu ve konumu onu tanıyan veya tanımayan herkesi şu veya bu şekilde etkilemektedir. Kimi, bir propaganda ve kendini konuşturma aracı olarak kullanabilmektedir. Böylelerinin yanında, gerçekten onun adı bile kendilerine “kutsal” gelen insanlar var. Bu onlar için çok yaşamsaldır. Bu kişilerden biri `82 Büyük Ölüm Orucu Eylemcisi Akif Yılmaz dı. Akif, Mazlum`u kaçırma girişiminin amacına ulaşmamasından duyduğu rahatsızlığı derin bir yara gibi taşıdı. Bu eylemde yer alan ikinci kişi de Mazlum`a sonsuz bağlı olan biri . Onun deyimiyle, onu hala ayakta diri tutan önemli bir unsur; Mazlum`la olan ilişkisi ve bağlılığı.

Mazlum Doğan`ın Anısına adlı makalemde onun kaçırılma girişimi serüvenini aktarmaya çalışmıştım. Akif Yılmaz ile birlikte bu eylemde yer alan ikinci kişi olan Yeğen`den söz etmiştim. Yani, Şükrü Çiçek`ten. Yeğen, makalemi okumuş. Bana ulaştı. Bazı söylemlerim onu rahatsız etmiş. Bu tepkisini saygıyla karşılıyorum. Tepkisi, bana göre onurlu bir tepki. Eylemin bizzat içinde ve en yakın dolaysız tanığıdır. İnternet üzeri epey sohbet ettik. Benden isteği, kendisiyle ilgili dile getirdiğim bir durumu düzeltmekti.

Evet, uzun yıllardır kendisini tanıyorum. 1977`den beridir kendisiniyle tanışıklığımız.. Amed`de  devrimci çalışmalarda bulunduk. Sevdiğim ve değer verdiğim bir yoldaşım ve kardeşimdir; yeğenimdir. Gerçi o, “ ben Mazlum`un yeğeniyim” diyor. Buna itrazım yok. Ama o, bizim yeğenimizdi. Onu rahatsız eden ve düzeltmemi ısrarla isteyen konuya gelince; adı geçen makalemde, “ son dönemlerde Yeğen, eylemlerinde başarısızdı... “  Mazlum`un kaçırılma eyleminin başarısızlığında bu durumunun payının da olabileceğini ima etmiştim. Bunun doğru olmadığını söyliyor Yeğen. Bu başarısızlığının arkasında yatanın ise korku olduğunu da ifade etmeye çalışmıştım. Ama Yeğen, olaya başka bir boyut getiriyor. Yeğen, “ ...korktuğumdan değildi eylemlerin başarısızlığı... Ve bu sözlerinin altını doldurmaya çalışıyor. Yeğen`in samimiyetine inaniyorum. Yeğen diyor ki; “ ben korktuğumdan bu eylemler başarısız olmadı; çünkü ben kortuğumdan değil, istemediğimden yapmadım”. Bu nedenle son eylemlerim başarısızdı demeye getiriyor. Katılmadığı ve onu soğutan eylemlerden biri; Batmanlı Salih`in öldürülmesidir. Bu insan Tekoşinci diye öldürülüyor. Yeğen bu kişiy tanıyor. Bu eylemi tavsip etmiyor. Ve benzer bir iki eylem. Bunlar Yeğen`i soğutmuş. Eylemlerin başarısızlığının altıda yatan bunlardır: korku değildir diyor.

Mazlum`un kaçırılma olayına gelince; burada olayı yeniden ele almak istemiyorum. Yeğen,” kesinlikle kaçırılacak kişinin Mazlum olduğunu bilmiyordum”, diyor. Yine eyleme giderlerken, özellikle söylenmiş; devlet kaçırılma palanını duymuş olabilir; pusu kurmuşolabilir; arkadaşı yem olarak kullanabilir; arkadaştan bir işaret gelmedikçe kesinlike olay yerine gitmeyin v.s. v.s. Bunları ve buna benzer şeyleri Akif de  bana aktarmıştı.

Hatta, o zaman bölgeyi denetlemeye merkez ( Eyalet)  adına gelen İdris`e; “Akif`in bu olayda bir suçu yok, eylemi örgütleyen ( Baki) yanlış kişileri görevlendirmiş” demiştim. İdris yaşıyor, benim bu söylediklerimi anımsar sanırım. Ama benim, Baki`ye yönelik bu ve benzeri eleştirilerimi İdris gereken yere iletmemiş. Nedeni de benim “ sağlığım“ veya “ geleceğim”  (!?!) . Bunu bizzat, bana İdris söyledi.  1987`nin sonlarında, kısa bir süre onunla aynı koşuşu paylaştım. Bu süre, sanırım bir aylık bir süre idi. Zaman zaman sohbet eder ve eskiye dönerdik. Bu sohbetler sırasında, İdris bana; “senin Baki`ye yönelik eleştirilerini üste iletmedim. Başına bir iş getirileceğinden çekindim. Bunun için söylemedim” dedi.. Öyle düşünmşüş. Elbette devrimci bir yapılanmada eleştiri bir haktır. Bunun eleştiren için bir tehlike arzetmemesi gerek. Ne var ki, her ne kadar İdris; “benim o zaman ki, bilinç düzeyim beni böyle düşündürdü” dedi ise de; bu kaygının gerçek payı da yok değildi. Belki de yaşamamı İdris`e borçluyum (?!?). Komik ama gerçek. Çünkü, Baki`nin bulunduğu bölgekerde bazı insanlar kuşuna dizilmişti. Pek çok insan hizipçi veya ajan olabilir zanı ile bölgelerinden sürülmüştü.

Bunu İdris biliyordu. Yeğen de biliyordu. Yeğen, bugün şunu diyebiliyor; “ Mazlum`un kaçırma girişiminin başarısızlığının tek sorumlusu Baki `dir.” Bu tespitine katılıyorum. Benim eylemle hiçbir organik bağım olmadıği halde, sadece anlatılanların ışığında başarısızlığın sorumlusunun Baki olduğunu dile getirmiştim. Ve eylemden ötürü, yaptırıma maruz kalan Akif `in üzerindeki yaptırımın kaldırılmasını önermiştim. Akif üzerindeki yaptırım kısa sürede kaldırıldı ve Akif başka bir bölgeye gönderildi. Bu olayda, başka bir sorumlu aramaya gerek yoktur. Tek planlayıcı ve  yönetici ( eylemin) Baki idi. Bunları söylerken; kesinlikle,  Baki art niyetli veya ajandır demiyorum. Böyle bir sonucun çıkarılmasını da doğru bulmuyorum. Baki`nin mizacından, kişiliğinden kaynaklı bir olaydır. Kuşkucu ve eleştirilerin altında mutlaka bir hinlik arayan paranoyak bir yaklaşımı vardı. Bu onda bir mizaç ve kişilik haline gelmişti. Herkesten kuşku duyan ve basit bir tarzda insanları ajan ilan edebiliyordu. Ulusal devrimci hareket bu tür kişiliklerden ve tarzlardan çok zarar gördü. Ama basit suçlamaları da doğru bulmuyorum. Yani, hata ve yanlışları bol olan kişileri ajan ilan etmek basit ve ucuz bir yaklaşımdır. Bu insanın zararları kadar harekete hizmeti de oldu. Bunu teslim etmek gerekir. Ancak, Mazlum`un kaçırılmasının planlaıcısı ve uygulayıcısı oydu. Bölgeyi aşarak yerel komite sekreteri ile eylemi planladı ve uyguladı. Eyleme katılacak kişileri de o seçti ve görevlendirdi.  Olayı, eylemin başarısızlığından doğan gelişmlerler sonucu haberdar oldum. Hiyarerşik olarak Bölge`de ilk haberi olması gerekenlerden biriydim ama, haberim olmadı. Akif de eylemde görevlendiriliyor ama planlama da ve kimin kaçırılacağından haberi olmuyor. Oysa o da eylemi ilk bilmesi gerekenlerdendir. Yeğen de eylemde kimin kaçırılacağını bilmeden eyleme gidiyor. Eylem başarısız olduktan sonra, kaçırmayı planladıkları kişiyi öğreniyor. Ama artık Yeğen için de geçti. O da yaptırıma maruz kaldı.
Mazlum, bu hareket için önemli bir kişilikti (r). Newroz eylemi ile efsaneleşti. Ama Batman`ın `78 Kuşaği K. Devrimcileri için Mazlum daha çok şey ifade eder. O, onların Keko`su idi ve Kek`sudur. Çünkü, 1976`nın sonlarında Haki`den sora oraya ayak bastı ve Batman`ı K. Devrimcileri`nin kalesi yaptı. Onlarca genç devrimci kadro yetiştirdi ve Kürdistan`ın başka bölgelerine dağıldı. Özcesi, Mazlum veya Batmanlıları`n deyimi ile Keko Batman ile özdeşleşmiş bir isim ve onlar için daha o zama da efsane bir isimdi. Bu duygusal devrimci bağlılıktan kaynaklı, Mazlum; Batmanlılar için ideol ve kutsal bir kişiliktir. Bu nedenle, Yeğen`in duygularını anlamaya çalıştım. Sitemde ve eleştiride bulunurken acı çektiğini duyumsadım.

Mazlum`un yeğeni olduğunu söylerken sesinin titrediğini hissetmemek imkansızdı. İnaniyorum ki, Mazlum yaşasaydı; Yeğeni`ni asla bu eylemin başarısızlığından sorumlu tutmazdı. Ben de Yeğeni bu eylemin başarısızlığından sorumlu tutmadım ve tutmuyorum. Bana verilen bilgi ve raporlara dayanarak öyle bir makale yazma hakkını kendimde buldum. Orada bile, asıl sorumlu kişinin Baki olduğunun altını çizerek belirtim. Bu bağlamda, eyleme fiilen katılan arkadaşlarım benim nezdime suçlu ve sorumlu olmadılar. Yeğen`in ileri sürdüğü nedenler ise işin farklı bir boyutu. Ayrıca hem birini eylem performaında düşüş ve isteksizli göreceksin ve hem de böyle birini, böyle önemli bir eyleme kara düzen göndereceksin. Burada suç elbette görevlendirme ve planlamayı yapandadır. O zaman da bunu vurgulamak istemiştim.
Mazlum`un şahsında tüm Newroz ve devrim şehitleri önünde saygıyla eğiliyor; Newroz`un halkımzın özlediği özgürlüğe vesile olmasını; yerel seçimlerde halkımızın ezici demokratik zaferle çıkmasına moral bir unsur olmasını diliyorum.

NEWROZ PIROZ BÈ

kokim@live.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen mehmet taşkın, 26 Aralık, 2009 23:49:39
    tebrikler yazınızı okudum ve beyendim
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.