E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürt sorunu etrafında yaÅŸanan geliÅŸmelere dikkat çekerek, 'Bu bir oyunsa durum çok tehlikeli olur' dedi. Öcalan, CumhurbaÅŸkanı'nın tek başına sorunu çözemeyeceÄŸini belirterek, DTP'nin destek olması çaÄŸrısında bulundu. Asıl görevin BaÅŸbakan'a düÅŸtüÄŸünü kaydeden Öcalan, 'Sayın BaÅŸbakan, bu sorunu çözebilirsiniz' çaÄŸrısını yaptı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın ÇarÅŸamba günü yaptığı haftalık olaÄŸan görüÅŸmesinde önemli mesajlar verdiÄŸi öÄŸrenildi.
Bu bir oyunsa durum çok tehlikelidir
Kürt sorunu etrafından yaÅŸanan tartışmalara dikkat çeken Öcalan, 'Bazı aydınlar AKP'nin Kürt Sorununa iliÅŸkin bir çözüm paketinin olmadığını, bunun yazı atlatmak için bir plan olduÄŸunu da tartışıyorlar. Bu bir oyunsa durum çok tehlikeli olur. Bu tartışılanlar bir oyunun parçası mıdır yoksa çözüm için adım atılmak isteniyor da hâkim olamadıkları Ergenekon'un sıkıştırması mı, Ergenekon'u engellemekte zorlanıyorlar mı? Bu benim için netleÅŸmemiÅŸ büyük bir soru iÅŸareti' diye belirti.
Beyaz Türk
Daha önceki açıklamalarında bahsettiÄŸi İttihat Terakki Komitacılığı'na yeniden deÄŸinen Öcalan, ÅŸu tarihsel tespitlerde bulundu: 'İttihat Terakki Komitacılığı demiÅŸtim. Menderes'in oÄŸlu babasının idamıyla ilgili bazı ÅŸeyleri dile getiriyor. Babasıyla ilgili ÅŸeyleri, sorumluları biliyor. Bunlar Türkiye'de çözümün önünde engel olan bir kliktir. Bu kliÄŸin yüz yıllık bir geçmiÅŸi var. 1905'ten bu yana devam ediyor. Bu klik aslında Beyaz Türk'tür. İçlerinde gerçek Türk de yok. Bunların Türklükle alakaları yok; Türk olmayan Beyaz Türkler'dir. Burada iki önemli tespit yapıyorum: Bunlar Sultan Abdulhamid'i kuÅŸatıp devirdiler. Sonra da Mustafa Kemal'i kuÅŸattılar. Bunlar araÅŸtırılıp tartışılırsa böyle olduÄŸu görülecektir.
KurtuluÅŸ Savaşı sırasında üç kesim vardı. Bir kesim Solcular-Komünistler, bir kesim İslamcılar, diÄŸer kesim de Kürtlerdi. Komünistler, KurtuluÅŸ Savaşı'na destek verdiler. Mustafa Suphi, arkadaÅŸlarıyla Türkiye'ye destek için geldiler. Said-i Nursi, Mehmet Akif onlar KurtuluÅŸ Savaşını desteklediler. Kürtler de KurtuluÅŸ Savaşı'nda aktif rol oynadılar. Mustafa Kemal Diyarbakır Silvan'a gidip orada bir müddet kaldı. O zaman Koçgiri isyanı pek sorun olmadı, uzlaşı oldu. Bu kesimler hep birlikte KurtuluÅŸ savaşını yürüttüler. Mustafa Kemal de KurtuluÅŸ Savaşı'nda önderdir. Mustafa Kemal bu üç kesim arasında uzlaşı ve dengeyi saÄŸlamıştır. KurtuluÅŸ Savaşı'nda bütün bu kesimler uzlaÅŸma halindedir. Bu uzlaşının metni de 1921 anayasasıdır. Mustafa Kemal, Kürtlere karşı deÄŸildi. Kürtlere muhtariyetin verilmesi fikrindeydi. İngilizler, Mustafa Kemal'i, Türkiye'yi kendi çizgisine getirmek, kendi kontrolünde tutmak için, bu üç kesimin de daha sonra tasfiyesini saÄŸladı. Said-i Nursi, Mehmet Akif onlarla, bazı provokasyonlarla İslamcıları tasfiye ettiler. Mustafa Suphileri denizde boÄŸdular. İslamcıları tasfiye ettiler. Åžeyh Sait isyanıyla birlikte Kürtleri de tasfiye ettiler. Anti Komünizmi, anti İslamcılığı, anti KürtlüÄŸü geliÅŸtirdiler. Åžeyh Sait olayında Fethi Okyar BaÅŸbakan'dı. 'Ben Kürtlerin üzerine yürümem' dediÄŸi için hemen baÅŸbakanlıktan düÅŸürdüler, yerine İnönü'yü getirdiler. Böylece Mustafa Kemal'in etrafını kuÅŸattılar. İzmir Suikastında Mustafa Kemal, generalleri sorumlu tuttu. MareÅŸal Fevzi Çakmak vardı. İdam verileceÄŸi gün, bütün paÅŸalar sivil kıyafetlerini giyerek mahkemeye gittiler. Bu, Mustafa Kemal'e büyük bir mesajdı; 'Sen bizi asarsan, yok edersen biz de seni yok ederiz' diyorlardı. Tabi bu arada karşılıklı birkaç idam gerçekleÅŸti; Cavit, Behice Ariç onun en yakın ve çocukluk arkadaşıydı. Mustafa Kemal'in etrafını iyice kuÅŸatarak onu Çankaya'ya hapsettiler. Mustafa Kemal, onların gücünü gördükten sonra onlarla uzlaÅŸtı. Mustafa Kemal'in iki önemli denemesi var. İkisinde de baÅŸarılı olamadı. İlkinde Kürtlere muhtariyet vermek istedi, diÄŸerinde bir parti denemesi yaptı. Serbest Cumhuriyet Fırkasını Fethi Okyar'a kurdurttu, içinde Mustafa Kemal'in kız kardeÅŸi de bulunuyordu. Menemen olayıyla birlikte bu denemesi de baÅŸarısız oldu.'
Bunlar Laikliği de yanlış anladılar
'Bunlar İngiltere'nin etkisiyle hareket ediyorlardı. İçinde Almancı kanat da vardı. Bunlar laikliÄŸi de yanlış yorumladılar. Kemalizm'i anayasaya koydular. Mustafa Kemal, bunlara da, Kemalizm'e de karşıydı. Aynen Marks'ın kendi dönemindeki Marksizm'e karşı olması gibi. Bunlar kendi dışındaki herkesi, birçok kültürü, dili, azınlıkları, tarihi yok ettiler. Kendilerinden baÅŸka her ÅŸeyi düÅŸman gördüler. Recep Peker, o dönemde Mussollini İtalya'sının kanunlarını çevirtip getirdi. Mustafa Kemal bunu istemiyordu ama gücü yetmedi, bunlar karşısında baÅŸaramadı. İnönü aldı götürdü. İnönü BaÅŸbakan'dı. Onlardan birisini DışiÅŸlerine atadı. Fevzi Çakmak'ın da bu kadar süre görev başında kalmasının nedeni bundandır. Böylece kontrolü saÄŸladılar.'
Amerika'nın eÄŸittiÄŸi özel harpçılar
'Burada anlaşılması gereken ÅŸudur; 1925-45 arası İngiltere'nin mutlak hakimiyeti geçerlidir Türkiye üzerinde. 1945'ten sonra Amerika ve İngiltere'nin ortak hâkimiyeti kurulmuÅŸtur. Ta 5 Kasım 2007'ye kadar. 1940'larda bazı paÅŸalar Alman yanlısı kanattı. 1944'te Almanya'nın savaşı kaybedeceÄŸi anlaşılınca 16 subay Amerika'ya eÄŸitim için gönderildi. Amerikan hâkimiyeti geliÅŸti. 1952'de de TürkeÅŸ Amerika'ya Özel Harp eÄŸitimi için gönderildi. Amerika'ya gönderilen özel harpçıların hepsinin eÄŸitim masrafları Amerika tarafından karşılandı. Bu özel harpçılar, 6-7 Eylül olaylarını provoke ettiler. Menderes de gösteri düzenlenmesini istiyordu ama gösteriler kontrolden çıktı ve provoke edildi. Menderes de daha sonra bilindiÄŸi gibi idam edildi ama niçin idam edildiÄŸini bile bilmiyordu. Talat Turhan'ın birkaç kitabı var bu özel harpçılarla ilgili. Önemlidir, yeniden okunup tartışılabilir. Bunların geçmiÅŸinin derin olduÄŸunu belirtiyor. Amerika, birçok ülkede Rusya'daki komünizm tehlikesine karşı kurdurduÄŸu bu özel harp dairelerini 1980'lerde tasfiye etmeye baÅŸladı. Yunanistan'ınkini tasfiye etti. İtalya'dakini kısmen tasfiye etti. İtalya'daki özel harpçılar içerisinde Cossiga, Andronico onlar vardı. İtalya, kısmen temizlendi bunlardan. Halen Berlusconi'leri var. İspanya'da da temizlendi.'
Özkök'ün tutumu 60 yıllık darbe geleneÄŸinin bozulması demek
Hilmi Özkök dönemine de iÅŸaret eden Öcalan, Ergenekon'un halen güçlü olduÄŸunu da kaydetti: 'Türkiye'de de bunlar, özel harpçılar-Ergenekon, halen de güçlüdür. Pek çok çevre bunu açıkça söylüyor. Yüzde yetmiÅŸ halen ordu içerisinde ve bürokraside güçlüdür deniyor. DoÄŸrudur, Hilmi Özkök dört tane darbeyi önlemiÅŸtir. Hilmi Özkök kendi döneminde kendi yemeÄŸini kendi evinden getiriyormuÅŸ zehirlenmeye karşı. UçaÄŸa ve denizaltıya tek başına binerek cesaret gösterisi yapıyordu. Mustafa Balbay'ın günlüklerinde Hilmi Özkök için 'biz doksan dokuzuz o bir, bize karşı ne yapabilir, dayanamaz' diyordu. Burada herkes Hilmi Özkök'e karşı, Hilmi Özkök tek başınadır. Aynısını Mustafa Kemal'e de yaptılar, o da tek başınaydı. Hilmi Özkök'ün bu tutumu, 60 yıllık darbe geleneÄŸinin bozulması demektir. Hilmi Özkök, burada 'siyaset rolünü oynamalıdır' diyordu. Orduyu siyasete karıştırtmayacağım, diyordu. Yani Hilmi Özkök burada hukuk ve siyaset rolünü oynamalı diyor, ordu siyaset ayrımını yapıyor. Mustafa Kemal de siyaset ve orduyu birbirinden ayırmıştı.
AKP Özkök'ü istismar etti
'Ama siyaset rolünü oynamadı, oynamıyor' diyen Öcalan, AKP'nin ilk beÅŸ yılında Özkök'ü istismar ettiÄŸini dile getirdi. Öcalan ÅŸöyle konuÅŸtu: 'AKP ilk beÅŸ yılında Hilmi Özkök'ün bu tutumundan yararlanarak onu istismar etti. Ancak Ergenekon kendisine dokununca Amerika'ya ÅŸuraya buraya koÅŸtu. Yardım istedi. Sonra Ergenekon'a yöneldi. Karadayı'nın sözleri var, 'ben Mesut Yılmaz'a iktidarı altın tepside teslim ettim ama deÄŸerlendiremediler'. Benzer ÅŸekilde KıvrıkoÄŸlu da aynı ÅŸeyi Ecevit'e yapmıştır. Karadayı ve KıvrıkoÄŸlu da bazı ÅŸeyleri biliyordu. Onlar da kısmen adım atılmasından yanaydı. Onlar Hilmi Özkök'ten hemen önceydi, onların tavrı olmasaydı, yol açmasalardı Hilmi Özkök de bu ÅŸekilde davranamazdı.'
Bilge Katliamı Ergenekon işi
Öcalan, Mardin'in Mazıdağı İlçesine baÄŸlı Bilge köyünde yaÅŸanan katliama da dikkat çekerek, Bilge köyünün, anlamak isteyenler için önemli derslerle dolu olduÄŸunu belirtti: 'Bilge Köyü de, anlamak isteyenler için önemli derslerle doludur. Bilge Köyü katliamı sorunun çözümünü engellemek isteyenlerin, Ergenekon'un iÅŸidir. Bunlar kendilerini bu ÅŸekilde gösteriyorlar.'
Demokratik anayasacılar örneÄŸi
İspanya'da demokrasi karşıtı rejime karşı mücadele eden 'Demokratik Anayasacılar' örneÄŸini veren Öcalan, ÅŸunları ifade etti: 'Türkiye'de gündem yoÄŸundur. Tartışmalar yaÅŸanıyor, çatışmalar yaÅŸanıyor. Bütün bunlara karşı demokratlar ne yapıyor? Daha önce de defalarca bu tehlikelere dikkat çekmiÅŸtim. Barış ve çözüm için büyük bir çaba harcanması gerektiÄŸi açıktır. Özelikle kendini sol olarak gören insanlara büyük iÅŸ düÅŸmektedir. Bunların hep birlikte bir araya gelip bir demokrasi cephesi oluÅŸturmasının önemi ortada. İspanya'da da Franco döneminde kendilerine 'Demokratik Anayasacılar' diyen demokrat kesimler bir araya gelerek mücadele etmiÅŸlerdi. Bu mücadele İtalya'da da yürütüldü ancak İtalya'da bu zayıf kaldı. Ama İspanya'da demokratik cephe güçlendi ve İspanya, Avrupa'nın en demokratik ülkelerinden biri haline geldi. Demokratik Anayasacılar bunu baÅŸardı.
Türkiye'de de buna benzer Demokratik Anayasacılar olarak bir giriÅŸim oluÅŸturulabilir. İspanya'da bu mücadele sayesinde demokrasi geliÅŸti. Zapatero ile birlikte daha da derinleÅŸti. İspanya Avrupa'nın en demokratik ülkelerinden biri haline geldi. Türkiye'de üç demokrat grubu var: Birincisi Muhafazakâr demokratlar. Bunlar AKP içinde ve dışında vardırlar. İkincisi Liberal Demokratlar. Bunlar Taraf çevresi ve bilinen birçok geniÅŸ gruptaki aydınlar. Üçüncüsü Radikal Demokratlar. Bunlar Kürtler, DTP, Sosyalistler. Bu üç grup bir araya gelip Demokratik Cephe'yi oluÅŸturabilirler. Tıpkı İspanya'daki gibi. Kendilerini Anayasal Demokratlar olarak nitelendirip bir demokrasi giriÅŸimi baÅŸlatabilirler. Bunların karşısındakileri de ulusalcı, milliyetçi, faÅŸist çizgi olarak nitelendirebiliriz. Bunları bürokratlar, askerler, CHP ve MHP temsil ediyor. Ulusalcılar, bugün Beyaz Türkler dediÄŸimiz kesimdir. Ulusalcı, milliyetçi, faÅŸist çizgi askeriyede, bürokraside ve sivil alanda çok güçlüdür. En çok sivil alanda örgütlenmiÅŸler. Åžu an bunların bir kısmı tutuklanmış olsa da gücünü koruyor. Dalan onlar ÅŸimdi Amerika'da. Bunlar zemin yokluyorlar. Fırsatını bulurlarsa iktidarı ele geçirirler. İktidarı ele geçiremeyeceklerini anladıkları zamanlarda da kaos oluÅŸtururlar. Demokratik Cephe baÅŸarılı olursa ulusalcı, milliyetçi, faÅŸist cephe zayıflar. Aksi halde Amerika biraz destek verirse bunlar darbe de yaparlar. Ben, orduda herkes böyledir demiyorum. Orduda bunları bilen, çözüm isteyen kiÅŸiler olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Hilmi Özkök, siyasi alan açılsın diyor. Deniz Kuvvetlerinden emekli Salim DerviÅŸoÄŸlu onlar konuyu biliyorlar, anlıyorlar. Ama bunlar zayıf. Özellikle bu son dönemde Almanların CHP üzerinde çok etkili olduklarını da unutmamak gerekir.'
'Sayın baÅŸbakan bu sorunu çözebilirsiniz'
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'a seslenen Öcalan, 'Sayın BaÅŸbakan'a söylüyorum; siz her türlü yetkiyle donatılmışsınız. Elinizde her türlü yetki var. Daha önce de söyledim; Burada çözüm için elimden geleni yapıyorum. Menderes ve Özal'ın durumundan ders çıkarılmalıdır. Sayın BaÅŸbakan, bu sorunu çözebilirsiniz. Tayin edici kritik rol alabilirsiniz' dedi.
Önce siyasi sorunun çözülmesi lazım
CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül hakkındaki davaya ve DTP'lilerin ifadeye çaÄŸrılmasına da deÄŸinen Öcalan, bunların arkasında büyük bir gücün olduÄŸuna dikkat çekti. Öcalan ÅŸöyle ifade etti: 'CumhurbaÅŸkanı'na yargı yolunu açanlar, milletvekillerini de çok rahat tutuklayabilirler, hapse atabilirler. CumhurbaÅŸkanı'na yargı yolunun açılması da tek kiÅŸinin iÅŸi deÄŸil. Arkasında çok büyük bir güç var demektir. Siyaset soluk soluÄŸa yapılması gereken bir iÅŸtir. Bir yandan operasyonlar yapılıyor. Bir yandan DTP'yi boÄŸmak istiyorlar; dokunulmazlığı olan milletvekillerini bile tutuklamaya çalışıyorlar. Bir yandan CumhurbaÅŸkanı'na yargı yolu açılıyor. Madem tarihi bir süreçten geçiyoruz o halde herkes üzerine düÅŸen sorumluluÄŸu yerine getirmelidir. Ama bir yandan operasyonlar yapılır, daÄŸdakiler imha edilmeye çalışılır, bir yandan da DTP'nin üzerine gidilirse bu iÅŸi çözemezsiniz. Siz Kürtlerin siyasi alanını kısıtlarsanız, operasyonlar da devam ederse, halkın üzerine bu kadar giderseniz, zaten iki yüz kiÅŸiyi tutukladınız, Kürtler de kendilerini savunmak durumunda kalır. Sayın BaÅŸbakan biz bölgeye iki milyar yatırım yaptık diyor. Sayın BaÅŸbakan; siyasi sorun çözülmeden ekonomik sorun çözülmez, o paraya da yazık. Önce siyasi sorunun çözülmesi lazım. Türkiye'de iki yol var: Ya demokratik çözüm geliÅŸir ya da mevcut çatışmalı durum devam eder.'
DTP Cumhurbaşkanı'na yardımcı olmalı
Öcalan, CumhurbaÅŸkanı'nın Kürt sorununa iliÅŸkin açıklamalarını da deÄŸerlendirerek, DTP'nin Abdullah Gül'e destek olmasını istedi: 'Devlet bir ÅŸeyler yapmıyor deÄŸil, yapıyor, yapmaya çalışıyor gibi görünüyor. CumhurbaÅŸkanı 'herkes üzerine düÅŸeni yapmalı' diyorsa, bunları boÅŸuna söylemiyor. Herkes bunları iyi anlamalı. Yol haritası bunun için önemli. DTP hemen bir çözüm paketi hazırlayıp CumhurbaÅŸkanı'na sunabilmeliydi. DeÄŸiÅŸik çevrelerin herkesin görüÅŸlerini de alarak CumhurbaÅŸkanı'na bu görüÅŸlerini sunabilmeliydi. CumhurbaÅŸkanı'na ancak bu ÅŸekilde yardımcı olunabilir. CumhurbaÅŸkanı bu kadar yoÄŸun iÅŸin içinde tek başına sorunu çözemez. CumhurbaÅŸkanı'nın yetkileri sınırlıdır. Kendisine yardımcı olunmalıdır. Burada asıl görev baÅŸbakanındır. Kürt tarafı olarak çözümüm budur, diye sunulacak ki, onlar da deÄŸerlendirsinler.'
Bilerek operasyonlar yapılıyor
Türkiye'nin Irak ve Kürt yönetimiyle iliÅŸkiler geliÅŸtirmesinin Türkiye'yi rahatlatacağını kaydeden Öcalan, 1 Haziran'a kadar alınan çatışmasızlık kararına da dikkat çekerek bilerek operasyonların yapıldığını belirtti. Öcalan ÅŸöyle dedi: 'Türkiye'nin Irak'la ve Kürt yönetimiyle iyi iliÅŸki geliÅŸtirmesi her tarafı rahatlatır. 1 Haziran'a kadar PKK bir çatışmasızlık kararı almıştı. Bu PKK'nin kendi kararıydı. Sürekli bilerek operasyonlar yapılıyor. Yapma bu operasyonları, üzerlerine gitme, senin daÄŸda ne iÅŸin var? Barışa bir ÅŸans tanı. Bu kadar gencin bu ÅŸekilde ölümüne sebebiyet veriyorsun. Bir yandan İran'ı üzerlerine saldırtıyorlar bir yandan Irak'la iÅŸbirliÄŸi yapıyorlar. Bir yandan operasyon yapıyorlar. Üzerlerine gelindiÄŸinde her türlü meÅŸru savunmalarını yapmaları doÄŸal bir reflekstir.'
MeÅŸru müdafa hakkı
Öcalan, yayılan operasyonlara da iÅŸaret ederek, meÅŸru müdafaa konusunda ÅŸunları dile getirdi: 'Operasyonlar yapılıyor. MeÅŸru müdafaa konusunda söylemeliyim ki, bir böcek bir bitki bile kendini korur. Bir gül bile kendisini dikenle koruyor. Bir kedi üzerine gelindiÄŸinde tırmalıyor. Evrensel bir hukuk ilkesidir; meÅŸru müdafaa. Herkesin kendisini savunma hakkı vardır. Ben İmralı yargılaması sırasında da ifade etmiÅŸtim. Bir bitkinin bile kendini koruma hakkı var. Ben bunu herkes için söylüyorum. 1 Hazirana kadar çatışmasızlık kararı alınmıştır, bu PKK'nin kendi kararıydı. Ancak bu dönemde yoÄŸun operasyonlar yapılıyor. MeÅŸru savunma evrensel bir hukuk ilkesidir. Daha önceki süreçlerde bizimle görüÅŸen bir yetkili devleti kastederek; 'bizim içimizde de süreci provoke etmek isteyenler çıkabilir. Gerçek bir barış niyeti olduktan sonra sizler sonuna kadar meÅŸru müdafaa hakkınızı kullanabilirsiniz.' demiÅŸti.'
Demokratik Toplum Kongresi süreci halka iyi anlatılmalı
Öcalan, Demokratik Toplum Kongresi ve demokratik siyaset akademilerini bir kez daha dile getirerek, halka sürecin iyi anlatılması gerektiÄŸini söyledi. Öcalan ÅŸunları ifade etti: 'Demokratik Toplum Kongresi süreci halka iyi anlatabilmelidir. Hem barışa iliÅŸkin çalışmaları anlatabilmek hem de barış sürecini provoke edecek oyunlara gelmemelerini anlatabilmek hayatidir.
Demokratik Siyaset Akademileri mutlaka kurulabilmelidir. AKP'nin bile üç yüz tane eÄŸitim alanı var. Bölgede pek çok sorun var. DTP bunları da çözebilmelidir. Siyasetçinin bir görevi de toplumdaki sorunları çözmektir. Toplumdaki mikro sorunlara karşı, mikro çözümler üretmektir. Sorunların çözümü için gerekiyorsa onlarca heyet gönderilerek, bu tip sorunlarda barış aracılığı yapabiliyor olmalılar. Savunmalarımda bunları on iki baÅŸlık altında deÄŸerlendirdim, on iki tane toplumsal sorundan bahsettim. Bunlar önemli tespitlerdir. Bunlar toplumda kangren haline gelmiÅŸ ve çözülmesi gereken sorunlardır. Bu sorunlar tartışılmalı ve çözümler üretilmelidir. Siyaset yapmak bunlara çözüm üretebilmekten geçer.'
Bazı engeller çıkabilir
Olası provokasyonlar da dikkat çeken Öcalan ÅŸöyle dedi: 'Bazı gazetelerde zaman zaman 'PKK canlı bombaları Türkiye'ye sokuyor, eylem yapmayı planlıyor' ÅŸeklinde haberler yer alıyor, bu süreç provoke edilerek sürekli Kürtler aleyhine propaganda yapıyorlar. Bu çevreler süreci provoke etmek istiyor. Çünkü kendilerini tehlikede hissediyorlar, çözüm geliÅŸirse ellerindeki ÅŸeylerin gideceÄŸini düÅŸünüyorlar. Bu tarz engeller çıkar. Bu koÅŸullarda bile fiziki olarak müdahale ettiler, mahkeme kararıyla bana on bir defa hücre cezası verdiler.
Öcalan, 'Barış ve çözüm geliÅŸirse Cumhuriyet demokratikleÅŸir, demokratik cumhuriyete dönüÅŸür. O zaman faziletli bir cumhuriyet olur. Türkiye bundan kaybetmez, hiç kimse bundan kaybetmez. Bilakis Türkiye büyük kazanır. Türkiye kendi Kürt sorununu çözerse OrtadoÄŸu'da bir model haline gelir. Türkiye'de Kürt sorunu çözülürse bu diÄŸer devletlere de örnek olur. Çünkü sorunun ve çözümün kökü burasıdır' dedi.
ANF



