E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, hükümetin Kürt sorununa çözüm için bir planı olmadığını belirterek, “Bunların siyasi cesareti yok. Hükümet tasfiyeyi planlıyor. Siyasi ciddiyeti yok” dedi. “Tasfiye mi? Çözüm mü? Bunu 15 Temmuz’a kadar biraz anlarız” diyen Öcalan, 1 Eylül’den sonra tarafsız kalacağını kaydetti. Öcalan, mayınlı arazilerin de İsrail’e verileceğini vurguladı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Çarşamba günü gerçekleşen görüşmesi sırasında önemli açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Öcalan, Kürt sorununu çözümüne ilişkin hükümetin bir planının olmadığını kaydetti.
HÜKÜMET TASFİYEYİ PLANLIYOR
Öcalan şöyle dedi: “Hükümetin çözüm planı yok. Bunların siyasi cesareti yok. Hükümet tasfiyeyi planlıyor. Siyasi ciddiyeti yok. Özal cesurdu. Erbakan da bir şeyler yapmak istedi. Hilmi Özkök, siyasetin önünü açmak istiyordu. Mustafa Balbay’ın günlüklerinde de var. Mustafa Balbay, biz doksandokuz kişiyiz o bir kişidir, diyor. Hilmi Özkök direniyordu. Tek başına jet’e, deniz altına biniyordu. Adeta işte ben buradayım, öldürmek istiyorsanız öldürün diyordu. Bununla siyasetin önünü açmak istiyordu, cesur davranıyordu. Sivillerin cesareti yok. Başbuğ silah bıraksınlar diyor, nasıl olacak bu? Silah bırakmak demek barış demektir, müzakere demektir. Başbuğ üniter devlet, ulus-devlet diyor. Ulus-devlet konusunda onlar kendi bildiklerini söylerler biz de kendi bildiğimizi söyleriz. Asker bu noktaya kolay gelmedi. Ben Cumhurbaşkanı Gül’e mektup yazmıştım. Çok açık bir şekilde olabilecekleri anlatmıştım. Tehlikelerden söz etmiştim. Çözümden söz etmiştim. Sanırım Gül bunu anlamış. Bugün konuştukları bunu anladığını gösteriyor. Ama Özal kadar cesareti yok. Bir söylüyor sonra geri adım atıyor. Erdoğan’ın da bir çözüm planı yok. ‘93’ten bu yana on altı yıldır çözüm için çaba sarf ediyorum. Binlerce insan öldü. Beş yüz milyar dolar gitti. Bunlar ekonomiden de anlamıyorlar. Bunlar ekonomik reçeteleri de dışarıdan alıyorlar, İMF’den alıyorlar.”
1 EYLÜL’E KADAR ÇÖZÜM GELİŞMEZSE TARAFSIZ KALACAĞIM
KCK’nin çatışmasızlık kararını da değerlendiren Öcalan, bu süreç içerisinde bir yol haritasının da ortaya çıkacağını kaydetti. Öcalan şunları söyledi: “Çatışmasızlık kararı 15 Temmuz’a kadar uzatılmış. Bu muhtemelen 1 Eylül’e kadar devam eder. 1 Eylül’e kadar herkes sorumlu davranır. Demokratik Toplum Kongresi her gün toplantı yaparlar, komisyonlar kurarlar, herkes çıkar konuşur. Benim çözümüm, çözüm projem budur der. Kürtlerle ilgili çözüm projesi olan herkes gücü ne olursa olsun çıkar projesini sunar. Herkesin katılımı sağlanır. Sürekli toplanır. Çözüm haritası da yol haritası da böyle ortaya çıkar. Projelerini kamuoyuyla paylaşırlar, devlete sunarlar. Devlet kendi görüşünü söyler. Bu süreç bütün ciddiyetiyle 1 Eylül’e kadar devam eder.
İkinci olasılık eğer çözüm olmazsa devlet, arkasına ABD ve diğer güçleri alır. KCK, PKK de sonuna kadar direnir. Herkes sorumlu davranmalıdır. Savaşta da barışta da ciddi olunmalıdır. 1 Eylül’den sonra kendi bilecekleridir, kendi kararlarıdır. 1 Eylül sonrası çözüm gelişmezse tarafsız kalacağım.”
TASFİYE Mİ ÇÖZÜM MÜ?
Öcalan, “Ben buradan şuna dikkat çekiyorum. Tasfiye mi? Çözüm mü? Bunu 15 Temmuz’a kadar biraz anlarız. Eğer çözüme dönükse 1 Eylül’e kadar gider. Yok değilse 1 Eylül’den sonra karar kendilerinindir” dedi.
GANDHİ YOK MU?
“Diyorlar ki Kürtlerin Gandhi’si yok mu?” ifadelerini kullanan Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben on yıldır burada bu koşullarda barış için çözüm için kafa patlatıyorum. Gandhi’nin kendisi de terörizme kurban gitmiştir. Kurduğu ülke Hindistan-Pakistan şimdi ne halde bellidir. Kan gölüne dönüşmüş. Ben on yıldır buradayım, sesim, nefesim kesildi. Ben geceleri uyuyamıyorum. Artık yeni ölüm haberleri duymak istemiyorum. Her iki taraftan da ölüm haberleri geliyor, bu haberleri duymak istemiyorum. Ben vicdanlı biriyim, her şeyden önemlisi sorumlu biriyim. Bu sorumluluk çok ağır, durumum da ortada.”
İNFAZ ŞARTLARIMIZ DEĞİŞTİRMEKLE OLMAZ
İmralı’da yapılacağı belirtilen düzenlemelere de değinen Öcalan, infaz şartlarının değiştirilmesiyle sorunun çözülmeyeceğini kaydetti. Öcalan şöyle ifade etti: “Öyle benim infaz şartlarımı değiştirmekle, bir iki bina yapıp beş altı kişi getirmekle olmaz. Bu sorunun çözümüne katkı sunabilmem için önümün açılması lazım. İşimin kolaylaştırılması lazım. Biz altı yüz yıllık sorunu çözeceğiz. Bu ciddi bir iştir. Benim katkım alınacaksa benim önüm açılmalıdır. Benim tarihi bir sorumluluğum var. Sayın yargıca da söyledim; ‘Parlamento bir alt komisyon kurar. Ben o komisyona konuşurum. Çözüm önerilerimi söylerim. Eğer beğenmezlerse veya ikna olmazlarsa kendi bildiklerini yapsınlar’ dedim.
Erbakan için ‘Milli Görüşçü’ denilmesi ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “Türklüğü”ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Öcalan, “Erbakan onlar için milli görüş, millici diyorlar ama millici de değiller. Bahçeli’nin Türklüğü konusunda da bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bahçeli’nin Türklüğü nasıl bir Türklüktür? Yedi tane Türkî cumhuriyet on beş tane de özerk Türkî bölgeler var. Ben bu önerilerimi bu Türkî cumhuriyetlerden hangisine söyleyecek olsam kabul ederlerdi. Kazakistan, Kırgızistan, Haydar Aliyev bunlardan hangisine bu öneriyi götürecek olsam kabul ederlerdi. İşte bu kadar Kürt var, Türklerle birlikte yaşamak istiyor, derdim onlar da kabul ederdi. Ben Türkmenleri, Türkleri biliyorum. Türk halkı vicdanlıdır” diye belirtti.
İSRAİL’İN ÜÇ PROJESİ VAR
Öcalan, Türkiye’de tartışılan mayınlı araziler konusunda da önemli açıklamalarda bulundu. Öcalan, bu arazilerin İsrail’e verileceğini vurguladı. Öcalan şöyle dedi: “Şimdi bu mayın işini tartışıyorlar, işin içinden çıkamıyorlar. Benim buna ilişkin bir tespitim var. İçinde Amerika’nın da olduğu, İngiltere ve İsrail’in üç tane projesi var: Bir; ulus-devletçik projesi. İki; GAP projesi. Üç; mayınlı arazi projesi.
Ulus-devlet projesi İngiltere ve İsrail’in projesidir. Sonradan Amerika da buna katıldı. Ulus-devlet üzerinde birçok kişi, düşündü, çalıştı. Dostoyevski ve Nietzche de çalıştı ama bu işin içinden çıkamadılar. Marks da işin içinden çıkamadı. İngiltere’nin ulus-devlet oyununu çözemedi. Lenin de aşamadı. Çin’de Mao da bu tuzağa düştü. Şimdi Amerikan emperyalizminin en büyük destekçisi Çin’in kendisidir. 150 yıldır kapitalizmi ayakta tutan, dogmatik sosyalizm, reel-sosyalizm olmuştur. Marks, Lenin, Mao İngilizlerin ulus-devlet tuzağına düştüler. Ben, bu tuzağa düşmedim. Ben bunun alternatifini oluşturdum. Bunlara karşı Demokratik Ortadoğu projesini oluşturdum.
İttihat ve Terakki’yi kuran dört kişiden hiç biri Türk değildir. Şimdi buna Beyaz Türklük diyorlar, daha doğrusu Beyaz Türklük dedikleri budur. İngiliz Yahudi işbirliğiyle Türk ulus-devletini kurdurttular. Bunu Mustafa Kemal’e dayattılar. Şimdi de Kürtlere ulus-devletçik kurdurtacaklar. Ben buna ‘devletçik’ diyorum, devlet de değil. Hatta biraz da genişletecekler. Bu, İngiliz, İsrail, ABD projesidir. İsrail politikaları için İsrail Siyonizmi diyorlar. Ahmedinejad’ınki de Şii Siyonizmidir. Arap milliyetçiliği BAAS siyonizmidir. Türkiye’deki mevcut İslamcılık da onun karşıtı olan laiklik de bir tür siyonizmdir. Bunların hepsi çatışma, kavga üretir.”
MAYINLI ARAZİYİ İSRAİL’E VERECEKLER
GAP’ın tamamen İsrail projesi olduğunu kaydeden Öcalan, mayın meselesinin Erdoğan’a yaptırılacağını ve bu yüzden başbakan olmasına fırsat verildiğini söyledi. Öcalan şu değerlendirmelerde bulundu: “GAP, tamamen İsrail projesidir. Hatta parasını bile İsrailliler vermiştir. Ben gençken GAP’a gidip bakardım. Dikkatimi çeken şey, kanallarla suyu Harran’a götürmek istemeleriydi. Etrafını neden sulamıyorlardı da ta Harran’a kadar suyu taşıyorlardı? Kendime hep bunu soruyordum. Etraf kupkuruyken suyu neden bu kadar uzağa götürüyorlar diye. İsrailliler İbranilere dayanır. Hatta Harran ismi Harun’dan gelir. Harun, İbrahim’in kardeşidir. Yahudiliğin buradan çıktığı söyleniyor. Yahudiler için bu toprakların önemi büyüktür deniliyor. Bunlar büyük projelerdir. Enka yatırım ortaklığı, orada yatırım yapıyorlar, çiftlikler satın alıyorlar, oraya yerleşiyorlar. Para verip parça parça arsa alıp genişletiyorlar.
Bu mayın temizleme meselesi; kırk dört yıllığına İsrail şirketlerine verecekler. Bunu kimse engelleyemez. Erdoğan çırpınıyor, mecburum, diyor. Çünkü vermezse başbakanlığı tehlikeye girer. Bu mayın meselesini Erdoğan’a yaptıracaklar. Onun için başbakan olmasına fırsat verdiler. Baykal onlar da bunu biliyorlar. Baykal’ın, Bahçeli’nin sözleri, sözde muhalefettir, oy toplamaya yöneliktir. Suriye sınırı boyunca uzanan 800 km. uzunluğundaki alandır. O toprakları alacaklar, bakir topraklardır, verimlidir. Organik tarımda kullanacaklar. O toprakları Kürtlerin elinden alacaklar. Kürtleri işsiz güçsüz bırakıyorlar. Kürtlerin 18 ve 20 yaşlarındaki genç kızlarını Karadeniz’e, Marmara’ya Ege içlerine gönderiyorlar. Her tarafa dağıtıyorlar. Namus cinayetleri diyorlar esas namus cinayeti budur, esas namussuzluk budur. Bu bin defa daha namussuzluktur.”
DEMOKRATİK TOPLUM KONGRESİ HERGÜN ÇALIŞMALI
Demokratik Toplum Kongresi’ne de değinen Öcalan şu önerilerde bulundu: “Demokratik Toplum Kongresi sadece birkaç gün değil her gün çalışmalıdır. Toplantılar yapabilirler, tartışabilirler, sonuç alınıncaya kadar, çözüme kadar sürekli hareket halinde olmalılar. sürekli konferanslar, toplantılar, komisyonlar çalışmalı. Demokratik Toplum Kongresini önemsemek gerekiyor. Siyaset Akademisi oluşturulmalıdır. AKP’nin siyaset akademisi olduğu için birinci parti olmuştur. DTP’nin oyu hala yüzde beşlerdedir. Eğer siyaset akademileri olsaydı yüzde 10-15’lerde olurdu. Sol desen hala yüzde 1’lerde. Sol, kendi halk gerçekliğini tanımıyor, analiz edemiyor. Türkiye’de siyasetçi, aydın, devlet adamı, politika adamı, gerçek demokrat yok. Ben burada konuşuyorum. Ama ben de konuşunca mahkemelere veriyorlar, cezalar veriyorlar. Siyaset ciddi iştir. Siyasi güçlerinin farkında değiller. Arkalarında muazzam bir siyasi güç var. Bunca yıldır bu siyasi gücü ekonomik güce de dönüştüremediler. Bunun sanatını, siyasetini, felsefesini hatta ve hatta estetiğini çıkaramadılar. Kadınları eğitmek gerekir. Kadın eğitimi, çocuk eğitimi, spor, kültürel alana ilişkin politikan olmalı.
KONGRE GENİŞ TUTULMALI
Demokratik Toplum Kongresi geniş tutulmalıdır. Demokratik Toplum Kongresi’nde Çözüm projeleri ortaya konulmalıdır. Kürtlerden her kesim ve Kürtlerle ilişkili diğer kesimler, Kürtlerin dostları, aydınlar, akademisyenler de bu kongreye katılmalı. Diyarbakır’da yapılacak olan bu kongrelere gelip konuşmalılar, çözüm önerilerini sunmalılar.
Ankara’da başka bir Kongre yapılabilir. DİSK’ten ÖDP’ye kadar Solcular, aydınlar ve dostlar birlikte Türkiye’nin tüm sorunlarını tartışabilirler, çözüm önerilerini sunabilirler. Örneğin kendi anayasalarını önerebilirler. Kürtlere ilişkin çözüm önerilerini, projelerini sunarlar. Kürt sorunu, Türk sorunudur. Kürdistan sorunu Türkiye sorunudur. Türklüğü Anadolu’ya hapsedecekler, Kürtlerle Türkleri çatıştıracaklar. Bu çatışma üzerinden tarihin intikamını alacaklar. Alparslan, Kürtlerle ittifak yaparak Anadolu’ya girdi. Bugünkü durum Yavuz Sultan Selim’in Bitlis Şerefhan beyleriyle olan durumuna benziyor. İranlılar Yavuz Selim’i sıkıştırmışlardı. Yavuz Selim, Bitlis beyi Şerefhan ile ittifak yaparak bundan çıkabilmiştir. Mustafa Kemalin durumu da öyledir.”
Öcalan, “Siyaseti yapmak ciddi iştir, bilinç gerektirir, ciddiyet gerektirir, derinlikli tarihi analizleri gerektirir” dedi.
ANF NEWS AGENCY



