E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

“İki ay daha izleyeceÄŸim” diyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a çaÄŸrıda bulunarak “korkmayın” dedi. Öcalan Kürt sorununu bireysel hak olarak ele alınmasını eleÅŸtirerek “Bireysel haklar toplumsal haklarla anlam kazanır. Bunun aksi ÅŸu demektir; Kürt var Kürt toplumu yok. Böyle bir ÅŸey olamaz” diye kaydetti. Kürtlerin direncinin kırılmak istendiÄŸine de vurgu yapan Öcalan, “Kürtlerin direnci kırılırsa Avrupa, Türkiye, ABD, İsrail aç kurtlar gibi pusuda bekliyorlar, bizi bitirirler” diye uyardı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın haftalık olaÄŸan görüÅŸmesinde Kürt sorununun çözümüne iliÅŸkin önemli açıklamalarda bulunduÄŸu öÄŸrenildi. Öcalan son günlerde yaÅŸanan geliÅŸmeleri deÄŸerlendirerek, tarihsel vurgular yaptı ve yetkililere çaÄŸrılarda bulundu. Öcalan, süreci iki ay daha izleyeceÄŸinin altını çizdi.
İLK DEFA CUMHURİYETİN DEMOKRATİKLEÅžMESİ SÜRECİ
Öcalan, “İlk defa Cumhuriyetin demokratikleÅŸtirilmesi süreciyle karşı karşıyayız. Türkiye’yi demokratikleÅŸtirmek gerekiyor. Türkiye’yi demokratikleÅŸtirmek için tarihi bir zemin var. Bunu deÄŸerlendirmek gerekiyor. Türkiye’yi demokratikleÅŸtirmek ve Kürtlerin kendi iradelerini ortaya koyup nasıl örgütleneceklerini tartışmaları ve bu konuda bir sonuca gitmeleri açısından önemlidir. Ben burada Türkiye’nin demokratikleÅŸmesi gerektiÄŸini hep söyledim. Aslında Cumhuriyet 1925’te dondurulmuÅŸtur. Biz, dondurulan bu cumhuriyeti yeniden demokratik temelde canlandıralım diyoruz. 1921 Anayasası esas alınmalıdır” dedi.
KÜRTLER CUMHURİYETİN ASLİ KURUCU UNUSUDUR
Kürtlerin cumhuriyetin kuruluÅŸundaki rolüne iÅŸaret eden Öcalan ÅŸunları ifade etti: Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurarken Kürtlerin rolü ve katkısı en az Türklerin rolü ve katkısı kadar önemlidir. Kürtler Cumhuriyetin asli kurucu unsurudur. Mustafa Kemal de bunun farkındaydı ve bu yüzden Kürtlerin desteÄŸini aldı, Kürtlere en geniÅŸ muhtariyet verilmesinden bahsediyordu. İttihatçı kadrolarla Mustafa Kemal’i kuÅŸattılar. Mustafa Kemal, Kürtler olmadan kurtuluÅŸ savaşının kazanılamayacağını çok iyi biliyordu. Bu yüzden gidip Diyap AÄŸa’nın elini sıkmıştı, onun gibi 60 önemli Kürt ÅŸahsiyetin desteÄŸini aldı. Mustafa Kemal’in Diyap AÄŸa’nın elini sıkması çok önemlidir, bunun bir anlamı vardır. Kürtlerin desteÄŸini almadan Cumhuriyeti kuramayacağını, baÅŸarılı olamayacağını biliyordu. Bir de o dönemde İslami akım çok güçlüydü. DesteÄŸi alınmadan baÅŸarılı olmak mümkün deÄŸildi. Mustafa Kemal İslami kesimin desteÄŸini de aldı. Said-i Nursi aktif destek verdi Cumhuriyete. Mehmet Akif’in rolü biliniyor. Yine Komünistlerin desteÄŸini aldı.”
CUMHURİYET ÜÇ UNSURLA KURULDU: KÜRTLER, İSLAMCILAR VE KOMÜNİSTLER
“Yani o süreçte Mustafa Kemal üç siyasal grupla Cumhuriyeti kurdu; Kürtler, İslamcılar ve üçüncüsü Komünistler. Kürtler olmadan Cumhuriyet kurulamazdı, İslami kesim olmadan cumhuriyet kurulamazdı, Lenin’in yardımı olmadan Cumhuriyet kurulamazdı, KurtuluÅŸ Savaşı kazanılamazdı. Lenin’in desteÄŸi olmadan asla baÅŸarılı olunamazdı. Ama İngiltere ve büyük devletler birçok önlem almışlardı. Cumhuriyeti kapitalistleÅŸtirmek için tüm önlemleri almışlardı. Cumhuriyeti kapitalistleÅŸtirdiler. Mustafa Kemal’i kuÅŸattılar. Kürtler tasfiye edildi. Kürtler de o süreci tam anlayamadı. İslami kesim tasfiye edildi, Said-i Nursi sürgüne gönderildi, Mehmet Akif’in durumu biliniyor. Komünistler tasfiye edildi, Mustafa Suphilerin durumu biliniyor.”
SAHTE BİR TÜRKÇÜLÜK YARATILDI
“Sahte bir Türkçülük yaratıldı. Bu TürkçülüÄŸün sosyolojik olarak Türklükle bir alakası yok. Tarihteki Türk ulusuyla bir alakası yoktur. Bunların gerçek Türklükle, Türk ulusuyla bir alakaları yok hatta bunların çoÄŸu Türk bile deÄŸil. Yanlış anlaşılmasın ben Türk yok demiyorum, Türk ulusu, Kürt ulusu tabii ki var. Hatta birkaç Türk kültürü var. Benim bahsettiÄŸim bu sahte Türkçülük, ittihatçı anlayıştır. Türkçülük bir din haline gelmiÅŸtir. Toplumda bir din gibi algılanmasını saÄŸlamışlar. Topluma deli gömleÄŸini giydirmiÅŸler. Toplumun her düzeyini ele geçirmiÅŸler. Bütün bu sorunlar aslında bir Türk sorunudur.”
ŞEYH SAİT HATIRLATMASI
Kendisine yönelik komplo ile Åžeyh Sait arasında benzerlikler kuran Öcalan ÅŸu tarihi tespitlede bulundu: “Kürtlere karşı Åžeyh Sait’ten beri hep aynı güçler, aynı oyunları oynuyor. Åžeyh Sait Olayı 15 Åžubat’ta baÅŸlıyor. Bana iliÅŸkin uluslar arası komplo da 15 Åžubat tarihlidir. Åžeyh Sait 29 Haziran’da idam edildi, benim hakkımdaki idam kararı da 29 Haziran’da verildi. Bunun aynı tarihlere denk getirilmesinin anlamı vardır. Bunlar tesadüfî ÅŸeyler deÄŸil. Aynı tarihlere denk getirilmesi bilinçlidir. Bunları yapanların hepsi aynı zihniyettir. Bu anlayış sadece askeriyede deÄŸil sivil bürokraside, ticari ve her alanda örgütlüdür.”
ERDOÄžAN’IN DANIÅžMANLARI YANLIÅž BİLGİ VERİYOR
BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a seslenen Öcalan, “Sayın BaÅŸbakan’a buradan tekrar sesleniyorum. Türkiye’yi demokratikleÅŸtirelim diyorum. Ben BaÅŸbakan kötü niyetlidir demiyorum, iyi niyetlidir. Ama onun danışmanları ona yanlış ve eksik bilgi veriyorlar. Biz kendisine doÄŸru bilgi vermeye hazırız. Bu nedenle ben burada direkt Sn BaÅŸbakan’a sesleniyorum. EÄŸer siz doÄŸru adım atmazsanız, demokratik adımlar atmazsanız her ÅŸeyinizi kaybedersiniz” uyarısını yaptı.
HÜKÜMET SİYASİ ALANDA ROLÜNÜ OYNAMAZSA BİTER
Öcalan ÅŸöyle devam etti: “Türkiye’de de bu sorunu çözmek isteyenler var. CumhurbaÅŸkanı samimidir ve bu sorunu çözmek istiyor. BaÅŸbakan duruma göre tavır alacak herhalde. Ordudan anladığım kadarıyla ordu, bu savaşı sınırlandırmak istiyor. Genelkurmay BaÅŸkanının konuÅŸması bunu gösteriyor. Üç genelkurmay baÅŸkanı Karadayı, KıvrıkoÄŸlu ve Özkök demokratik alanın açılmasını istiyordu. Karadayı “biz Mesut Yılmaz’a iktidar sunduk ama deÄŸerlendiremediler” diyordu. Yine Özkök, “siyasi alanın geniÅŸletilmesi gerektiÄŸini” söylüyordu. Bunun için oldukça cesur davranıyordu. Yüzde 99’a karşı tek başına mücadele veriyordu. Åžimdiki Genelkurmay BaÅŸkanı da siyasi alanın rolünü oynamasından bahsediyor. Hükümet, ordudan destek mi istiyor, al sana destek. Bütün bunlar destektir. EÄŸer Hükümet siyasi alanda rolünü oynamazsa biter. Ecevit Hükümeti bir ÅŸeyler yapmak istiyordu ama MHP engelledi onu, rolünü oynayamadı. Ben o dönem “Hükümet siyasi adım atmazsa dağılır, gider” demiÅŸtim. Ecevit Hükümeti siyasi adımları atamadı, nitekim dağıldı, bitti. Åžimdi de aynı ÅŸeyi söylüyorum, eÄŸer Hükümet demokratik adımlar atmaz, Türkiye’yi demokratikleÅŸtirmezse, bu sorunları çözmezse kısa sürede dağılır, biter.”
BELGE GENELKURMAY’IN AYAKLARINA DOLANDI
Son haftalara damgasını vuran belge tartışmalarına da deÄŸinen Öcalan, “Ortalıkta bir belge var. Bu belge yüzünden birbirlerine girdiler. Genelkurmay da ÅŸaÅŸkın, belge onun ayaklarına dolandı. Bu belgenin nereden çıktığını çözmeden bu sorunu da çözemezler. Bütün bunları çözmeden bu belgenin nereden çıktığını da bilemezler. DTP bunu çözebilir mi? Çözemez. BaÅŸbakan, Hükümet bunu çözebilir mi? Çözemez. Genelkurmay çözebilir mi, çözemez. Bu belge baÅŸlarında dolanıyor, sonu nereye varacak bilemiyorum” diye belirtti.
BİLGE KÖYÜ OLAYINI İYİ ANLAMAK GEREKİR
Öcalan Bilge köyü katliamına yeniden deÄŸinerek, iyi anlamak gerektiÄŸine vurgu yaptı: “Bilge Köyü olayını iyi anlamak gerekir. Mutlaka romanı yazılmalı. Basına yansıyan iddianamede iki cümle olarak geçiyor; orada olayın içinde olan korucular olay olduktan sonra suçu örgüte atacaklar. Her ÅŸeyi hazırlamışlar, örgütün üzerine atacaklar. Ben BaÅŸbakan’a söylüyorum, Sayın BaÅŸbakan, bu sorunu çözmek istiyorsanız, olayı tüm yönleriyle aydınlatmalısınız. Daha önce yine Mardin Peçenek Köyü’nde yaÅŸanan olaydan bahsetmiÅŸtim. O korkunç olayı PKK anlayışının yapması mümkün deÄŸildi. Ben PKK’nin yaptığını rüyamda görsem inanmazdım. AraÅŸtırdım, Hogir onlar yapmıştı. YaÅŸlı çocuk demeden öldürmüÅŸlerdi. Ben dehÅŸet içinde kaldım.”
DTP OPERASYONLARI İTTİHATÇILARIN İŞİ
DTP operasyonlarının da ittihatçıların iÅŸi olduÄŸunu ifade eden Öcalan, “Genelkurmay’ın konuÅŸtuÄŸu gün 14 Nisan’da DTP operasyonu oldu, bu manidardır. Genelkurmayın konuÅŸmasını sabote etmek, etkisiz kılmak için yapılmış bir operasyondur. Ben ilk baÅŸta onların bilgisi dâhilinde yürütüldüÄŸünü sanıyordum, sonra anladım ki olay baÅŸkadır. Bu operasyondan Genelkurmay’ın, BaÅŸbakan’ın sorumlu olduÄŸunu söyleyemem. Bu, Türkiye’de halen etkin olan ittihatçı kadroların iÅŸidir. Genelkurmayın da haberi olmayabilir, BaÅŸbakan’ın bu operasyondan haberi bile yoktur. BaÅŸbakan’ın imzasıyla yapılan bir operasyon olduÄŸunu zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.
KUÅžKULU OLAYLAR
Öcalan kuÅŸkulu olaylara da dikkat çekti: “Genelkurmay BaÅŸkanı’nın ikinci konuÅŸmasını yaptığı tarihten, 29 Nisan’dan bir gün önce mayın patladı. Bu olayın çok iyi araÅŸtırılması gerekiyor. Oradaki arkadaÅŸlarımızı suçlamıyorum. O askerleri oraya kim gönderdi? Böylesine büyük bir patlayıcı oraya nasıl yerleÅŸtirildi? O üçgende daha önceki yıllarda da anlayamadığımız birtakım kuÅŸkulu eylemler, olaylar oluyordu. Nasıl olduÄŸu anlaşılmayan patlamalar oluyor, bazı arkadaÅŸlarımız bulunduÄŸu yerden bomba patlatılarak havaya uçuruluyordu.”
BEN AKP’YE YEDİ YILDIR TAHAMMÜL ETTİM
ErdoÄŸan’ın DTP ile görüÅŸmeyi reddetmesini eleÅŸtiren Öcalan ÅŸöyle dedi: “BaÅŸbakan DTP’ye ‘PKK’ye terör örgütü demeden görüÅŸmem’ diyor. Böyle ÅŸey olmaz. BaÅŸbakan sorunu çözmelidir. Herkesle müzakere etmelidir. Hegemonyacı davranmamalıdır, demokratik güçlerin geliÅŸmesi ve kendini ifade etmelerine imkân tanımalıdır. Ben burada AKP’ye yedi yıldır tahammül ettim. Sorunun demokratik çözümü için onlara önerilerde bulunuyorum. En son CumhurbaÅŸkanı Sn Abdullah Gül’e on altı sayfalık bir mektup göndermiÅŸtim. Orada da sorunun çözümüne iliÅŸkin görüÅŸ ve önerilerimi sunmuÅŸtum. Zannedersem yeterince anlayamadılar. Sayın BaÅŸbakan’ın süreci olumlu yönde ilerletmemesi ve operasyonları durdurmaması durumunda onun iyi niyetinden ÅŸüphe ederim. Çünkü Genelkurmay BaÅŸkanı operasyonları sınırlandırmayı istiyor gibi ama onu da aÅŸan ÅŸeylerin olduÄŸu anlaşılıyor.”
ADIM ATMAZSA ERDOÄžAN’I ERGENEKON’UN BİR NUMARASI İLAN EDECEĞİM
Öcalan sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: “Sayın BaÅŸbakanın da bunu görmesi gerekir. Yedi yıldır sabrediyorum. İki ay daha süreci izleyeceÄŸim. EÄŸer çözüm için önüm açılmazsa benim yapabileceÄŸim baÅŸka bir ÅŸey yok diyeceÄŸim, çekileceÄŸim. EÄŸer adım atmazsa BaÅŸbakanı buradan Ergenekon’un bir numarası olarak ilan edeceÄŸim. Baykal ve Bahçeliye fazla söylenecek bir ÅŸey yok. Ancak kendilerine ÅŸunu söylemek istiyorum; faÅŸizmden uzak dursunlar, sürecin önünü kapatmasınlar.
Sayın BaÅŸbakan ErdoÄŸan tüccar mantığıyla yaklaşıyor. Yüzde on ithalatla ve bazı ihalelerle para pul peÅŸindeler. Yüzde on ithalatta korkunç paralar kazanıyorlar. Bu nedenle halkı falan düÅŸündükleri yok, Türk halkını da düÅŸündükleri yok. Hatta Türk iÅŸçilerini uluslar arası ucuz piyasalara mahkûm etmiÅŸler. Kürtlerin de Türklerin de 85 yıldır sırtlarına biniyorlar, kullanıyorlar. Bunu anlayamadılar.”
MUHAFAZAKAR DEMOKRATLIĞA DESTEK VERDİM
Muhafazakar demokratlığa destek verdiÄŸini de sözlerine ekleyen Öcalan ÅŸu mesajları verdi: “Ben muhafazakâr demokratlığa destek verdim. Bunun olabileceÄŸini belirttim, olabilir de, hatta onları anlamaya da çalışıyorum. Ama tüm toplumu etkisi altına alan hegemonik bir yapı kurmalarına da karşıyım. Türkiye’de liberal demokratlar da var, her zaman da oldu. Liberal demokratlar, tarihin her döneminde var olmuÅŸlar. Bir de radikal demokratlar var. Radikal demokratlar toplumda ve siyasette rolünü çok iyi kavramalı ve oynamalıdır. Muhafazakâr, liberal ve radikal demokratlar bir demokrasi paydasında buluÅŸabilirler. Muhafazakâr demokratlar, bir kesimi, bir kültürü temsil ediyor ama ÅŸu an yaptıkları, İslami de deÄŸil. İslamiyet’i biliyorum, İslamiyet’in özünün, muhafazakâr demokratların yaptıkları iÅŸlerle bir ilgisi yoktur. Liberal demokratlar da hep var olmuÅŸtur ancak deÄŸiÅŸimi gerçekleÅŸtirebilecek güçleri yoktur. Asıl deÄŸiÅŸimi dönüÅŸümü gerçekleÅŸtirebilecek güç radikal demokratlardır. Radikal demokratlar bu gücünü iyi kavramalıdır. Onlar deÄŸiÅŸime, demokratikleÅŸmeye öncülük yapmalıdır. Bu üç grup da demokrasi prensipleri çerçevesinde bir araya gelebilirler. İspanya’daki gibi demokratik bir anayasayı gerçekleÅŸtirebilirler.”
ANKARA’DA DA DEMOKRATİK CUMHURİYET KONGRESİ YAPILABİLİR
Öcalan demokratikleÅŸme ve toplum sorunlarının çözülmesi için de ÅŸu önerilerde bulundu: “Diyarbakır’da olduÄŸu gibi bir de Ankara’da Demokratik Cumhuriyet Kongresi yapılabilir. Kürtler ve demokratlar buna aktif destek sunacaktır. Türkiye’nin demokrasi güçleri harekete geçirilebilir, bu Kongre’ye yönlendirilebilir. Bu öncelikle Kürtlerin kendi Demokratik Toplum Kongrelerinin baÅŸarılı olmasına baÄŸlıdır ve her iki Kongre paralel yürütülebilir.
KENT KONSEYLERİ KURULABİLİR
Her ilde, ilçede ve beldelerde Kent Konseyleri kurulabilir. Zaten bu yasada da vardır. Büyük ÅŸehirlerde üç yüz kiÅŸilik, diÄŸer ÅŸehirlerde iki yüz kiÅŸilik, ilçelerde ve beldelerde ise elli veya yüz kiÅŸilik Kent Konseyleri oluÅŸturulabilir. Toplumun sorunları ve çözümü için bunların kurulması önemlidir. Belediyeler de bu Kent Konseyleriyle birlikte demokratik bir iÅŸleyiÅŸe ve çalışmaya kavuÅŸturulabilir. Belediyelerimiz doÄŸru temelde ve halka dayanarak demokratik bir ÅŸekilde büyük bir hızla çalışmalarını yürütmelidirler. Öyle kapitalizme dayanarak, kredilerle, kredi peÅŸinde koÅŸmakla bu iÅŸi baÅŸaramazlar. Halka dayanarak, halk gücünü harekete geçirerek ancak baÅŸarılı olabilirler.”
SORULAR
Öcalan ÅŸu soruları yöneltti: “Siz nasıl bir yaÅŸam istediÄŸinizi biliyor musunuz? Siz bu mevcut kokuÅŸmuÅŸ yaÅŸamdan kurtulmak için ne yapmanız gerektiÄŸini biliyor musunuz? Siz kültürel soykırımın tarihte ne anlama geldiÄŸini biliyor musunuz? Siz kültürel soykırımın fiziksel soykırımdan daha tehlikeli olduÄŸunu biliyor musunuz? Siz kültürel soykırımla nasıl mücadele edileceÄŸini biliyor musunuz? Siz dostunuz kim, düÅŸmanınız kim biliyor musunuz, tanıyor musunuz? Siz toplumunuz için, halkınız için gerekli olan demokratik anayasanın, yasaların nasıl olması gerektiÄŸini biliyor musunuz? Bu konuda çalışma yapabiliyor musunuz? Siz demokratik anayasanın hangi yöntemlerle hazırlanacağını biliyor musunuz? Siz toplumsal haklarınızın hangi yöntemlerle kazanılacağını biliyor musunuz? Siz tek bir dürüst yurtsever çocuk yetiÅŸtirebiliyor musunuz? Siz tek bir çocuÄŸunuzu dahi anadilinde yetiÅŸtirebiliyor musunuz? Siz bütün bunları bilmiyorsanız, çözüm üretemiyorsanız ben de diyeceÄŸim ki bunlar bilmiyorlar, yapamıyorlar.”
NASIL BİR TOPLUM
“Seni yok sayıyorlar, dilin, kültürün yok. Hiçbir ÅŸeyin yok. Bir tek çocuklarına anadillerini doÄŸru dürüst öÄŸretemiyorlar, bir tek çocuklarını iyi yetiÅŸtiremiyorlar. Ülkelerine, dillerine, kültürlerine yönelik bir aÅŸkları, heyecanları, çabaları yok, ülke sevgisi yok, bunun için büyük mücadele yok. Ben Yahudileri çok eleÅŸtiriyorum ama sevdiÄŸim yönleri de vardır. ÖrneÄŸin kendilerine iliÅŸkin bir felaket olduÄŸunda kendilerini çamura atıyorlar, üstlerini baÅŸlarını her tarafını çamura batırıyorlar, her tarafları kapkara oluyor, dünyayı velveleye veriyorlar, böylece o olayı unutmuyorlar ve intikamını alana kadar hatırda tutuyorlar. AÅŸk ve sevgi varsa bu, ülkeye, halka dönük olmalıdır. Nasıl bir toplum istiyorlar? Nasıl bir sanat, kültür, nasıl bir yaÅŸam istiyorlar? Buna dönük büyük çabalar olmalı.”
SAVUNMA İKİ TÜRLÜDÜR
Pratik önderlik yapamayacağını kaydeden Öcalan, kendini savunmaya iliÅŸkin görüÅŸlerini dile getirdi: “Ben burada pratik önderlik yapamayacağımı, pratik önder olmadığımı söylüyorum. Ben sadece düÅŸüncelerimi ifade edebilirim. Kürtler kendi savunmalarını kendileri yaparlar. Ben herkesin kendi savunmasını yapması gerektiÄŸini her zaman söyledim. Savunma iki türlüdür: Bir; kendi varlıklarını korumak amacıyla yapılan meÅŸru savunma. İki; kendi özgürlükleri için yapılan savunma ve mücadele.”
ÇATI PARTİSİ GEREKLİ
Öcalan Ufuk Uras’ın ÖDP’den istifasına da dikkat çekerek, Türkiye solu için ÅŸu önerileri yaptı: “Ufuk Uras, ÖDP’den istifa etmiÅŸ. Yeni bir hareketten bahsediyor. 10 Aralık Hareketi içinde de birçok isim var. EÄŸer Mustafa Suphilerin anısına baÄŸlıysalar demokratik bir ÅŸekilde içinde yer almalıdırlar. Sol, kendini Ergenekoncu soldan arındırarak bu temelde demokratik sol olarak Türkiye toplumunda kendilerini örgütleyebilmelidir. Böyle bir oluÅŸuma ihtiyaç var. Çatı Partisi gibi bir oluÅŸum Türkiye’nin demokratikleÅŸmesi için gereklidir. Her kesim katılabilmeli, yüzlerce deÄŸiÅŸik düÅŸünce kendini ifade edebilmeli, Alevilere kadar deÄŸiÅŸik inanç grupları, azınlıklar, etnik gruplar, çevrecilere kadar yer alabilmeli. Türkiye’deki tüm demokratik çevreler katkılarını sunmalıdırlar, içinde yer almalıdırlar.”
‘KÜRT VAR TOPLUMU YOK’ OLMAZ
Kürt sorununun bireysel haklar temelinde çözümüne iliÅŸkin tartışmaları deÄŸerlendiren Öcalan, “Bireysel haklar toplum haklarıdır, toplumsal haklardır. Toplumsal haklar bireysel haklardır. Bunlar birbirlerinden ayrılamaz. Bireysel haklar toplumsal haklarla anlam kazanır. Bunun aksi ÅŸu demektir; Kürt var Kürt toplumu yok. Böyle bir ÅŸey olamaz. Siz bunları birbirinden ayıramazsınız. Birey toplumla anlam kazanır, toplum da bireylerden oluÅŸur” ifadelerini kullandı.
KÜRT SORUNUNU ÇÖZEN DEVLET ETKİN OLUR
İran’daki geliÅŸmeleri de deÄŸerlendiren Öcalan ÅŸunları söyledi: “İran’da da iÅŸler karışmış. Ahmedinecat’ı Hitler’e benzetiyorlar. Benzer yanları olabilir fakat Hitler deÄŸildir. Hitler’e benzetmeleri ilginçtir. Niye benzettiklerini de bilmek gerekir. İran’ın da oradaki halkımızın demokratik haklarını tanıması gerekiyor.
Kürt sorununu çözen güçler, sadece Türkiye’de deÄŸil, tüm OrtadoÄŸu’da hatta Avrupa’da etkin olur. Türkiye’deki hegemonyalar çatırdamaya baÅŸlamıştır. Bundan sonra eski tarz hegemonya anlayışı zor.”
GÜL VE ERDOÄžAN’A SESLENİYORUM: KORKMAYIN
Öcalan, bir kez daha Gül ve ErdoÄŸan’a seslendi: “Buradan Sayın ErdoÄŸan’a, Sayın Gül’e bir kez daha çaÄŸrıda bulunuyorum. Korkmalarına gerek yok. Bu iki halk, Kürt ve Türk halkı birbirine girmezse hiç kimse bize bir ÅŸey yapamaz. Bu sorunu iki halk olarak çözersek Türkiye’nin önü açılır, Türkiye OrtadoÄŸu’nun lider ülkesi haline gelir. Avrupa bunu istemiyor, bozgunculuk yapıyor. EÄŸer Türkiye’de bu sorun çözülürse zengin refah içinde, sorunlarını çözmüÅŸ bir ülke olur. Hepimizin istediÄŸi bu deÄŸil mi? Ben burada karşılıksız, yurtseverliÄŸin gereÄŸi olarak bunun için çabalıyorum. Karşılıksız taahhüt ediyorum, baÅŸka yerlere gitmelerine gerek yok. Benim sunduÄŸum bu katkıyı milyarlarca dolar harcasalar, Amerika’nın önünde kırk takla atsalar elde edemezler.”
İKİ AY DAHA MÜDDET VAR
“Ben vicdanlı davranıyorum. Vicdansızlık yaparsam ben de topluma deli gömleÄŸi giydirebilirim. Her iki taraftan da çatışma oldu diyelim, bir milyon insan öldü, bundan kim kazanacak? Halklar çatışırsa herkes acı çeker, bundan hiç kimse bir ÅŸey elde edemez. İki ay daha müddet var. EÄŸer soruna doÄŸru yaklaşılır, demokratik çözüm geliÅŸirse barış saÄŸlanabilir. Ancak bu bir oyunsa, boÅŸa çıkarmaysa kaybederler. Bunlar PKK pratiÄŸini bilmiyorlar. Sayın ErdoÄŸan süreci doÄŸru ele almalıdır. Biz gereken katkıyı sunarız.”
AÇ KURTLAR GİBİ PUSUDA BEKLİYORLAR
Öcalan son olarak, “Kürtlerin direncini kırmak istiyorlar. Kürtlerin direnci kırılırsa Avrupa, Türkiye, ABD, İsrail aç kurtlar gibi pusuda bekliyorlar, bizi bitirirler, Kürtleri bitirirler. Barış niyeti olursa biz bunların önüne geçeriz, o basittir. Tüm halkımıza sevgi ve selamlarımı iletiyorum” vurgusunu yaptı.
ANF NEWS AGENCY



