E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Bugün itibariyle gelişmeler Kürtlerin bu en uzun süreli ve en şiddetli isyanının yakın bir gelecekte sona ereceğine işaret ediyor .
Sancılı da olsa süreç bu yönde ilerliyor. Yaşanan tartışmalar, yapılan pazarlıklar, birbiri ardına açıklanan raporlar, düzenlenen toplantı ve konferanslar da asıl olarak ‚son isyan‘ın nasıl bitmesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.
Son isyan bitecek mi?
Biterse nasıl bitecek?
Bugün itibariyle gelişmeler Kürtlerin bu en uzun süreli ve en şiddetli isyanının yakın bir gelecekte sona ereceğine işaret ediyor .
Sancılı da olsa süreç bu yönde ilerliyor. Yaşanan tartışmalar, yapılan pazarlıklar, birbiri ardına açıklanan raporlar, düzenlenen toplantı ve konferanslar da asıl olarak ‚son isyan‘ın nasıl bitmesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.
Ancak bütün bunlara rağmen de temkinli olmak, kesin birşey söylemekten kaçınmak gerekiyor.
Zira, bölgese ve küresel birçok güç işin içine girmiş, kendini ‚mümessil‘ olarak atamış bulunuyor. Birçok ülke süreci kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor. Kimse sorunu muhataplarına; Kürtlerle Türklere bırakmak istemiyor.
Ayrıca ortada çok bileşenli karmaşık bir sorun var. Kürtlerin sorunu uluslararası boyut kazanmış durumda.
Dolayısıyla Kürtlerle Türkler kadar diğer aktörlerin de ne düşündükleri önem kazanıyor. Bu nedenle süreçte PKK ve Türk devleti kadar, Amerika, Rusya, İran, Almanya ve Fransa gibi ülkeleri de izlemek gerekiyor.
Sürecin en önemli ‚dış aktörü‘ olan Amerika, aynı zamanda ‚sürecin mimarı‘ olarak ortaya çıkıyor. Bugün yaşanan gelişmelerin altında 5 Kasım 2007 tarihli TC-ABD mutabakatı yatıyor.
Kürtlerle Türkleri birlikte kendi yörüngesinde tutmak isteyen Amerika, savaşın sona ermesini istiyor. Bu amaçla Türkiye’ye verdiği desteği sürdürüyor ancak karşılığında‚açılım‘ talep ediyor.
Büyükelçi Jeffrey‘nin geçen hafta Diyarbakır’da dile getirdiği gibi Amerika, PKK‘den ‚silahlı muhalefete son vermesini‘, Türk devletindense ‚kültürel, siyasi ve iktisadi reformları‘ hayata geçirmesini istiyor.
Obama’nın danışmanlarından Barkey, ABD’nin daha da aktif olmasını ve ‚arabulucu‘ olarak devreye girmesini istiyor ama, bu zor görünüyor. Amerika süreci göze batmadan yönlendirmeye devam edeceğe benziyor.
Bu süreçte öne çıkan önemli bir ülke ise Rusya‘dır. Rusya gelişmelerden rahatsızdır. Kürt petrol ve gazının Türkiye’ye akıtılması onun tekelini kıracağından sürece karşıdır. Bu nedenle savaşı kışkırtmaktadır.
Rusya, Türkiye’ye çok sayıda 12 Mig-28 gece helikopterleri satarak ve savaşı kışkırtarak süreci sabote etmeye çalışmaktadır. Rusya’nın Türk ordusu içinde güçlü lobisi vardır. Eylemsizlik kararına karşın sürdürülen operasyonlara bir de bu açıdan bakılmalıdır.
Yakın zamana kadar Türkiye’yi Kürtlere saldırması için kışkırtan, PKK’ye karşı bu ülkeyle ortak operasyonlar yapan ve savaşın devam etmesi için açık-gizli gayret içinde olan İran ise kendini koruma kaygısına kapılmış durumdadır.
Gidişattan hoşnut olmayan İran, içerideki muhalefetin direnişi yüzünden kendi derdine düşmüştür. Bu koşullarda sürece ciddi zarar vermesi mümkün değildir.
Sinekten yağ çıkarmayı alışkanlık haline getiren Almanya ise yine kendi çıkarlarını büyütmenin hesaplarını yapmaktadır. Almanya ekonomik çıkar karşılığında Türkiye’ye siyasal destek vermeye devam ediyor.
Bu yüzden, ‘Türkiye’ye demokrasi geldi, geri dönün’ diyerek yıllardır bu ülkede yaşayan ve kendilerine burada bir gelecek kuran binlerce Kürd’e ‘sınır dışı’ mektupları gönderiyor.
Fransa ise hem Kürtler üzerinden Türkiye’yle bozulan ilişkilerini düzeltmeye hem de Kürtleri denetim altına almaya çalışıyor. Fransa Kürt siyasetinin barışçıl çözüm çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde Kürt siyasetçileri tutuklama furyası başlatarak bir yandan Türkiye’ye ‘işbirliği’ mesajları gönderiyor , diğer yandan Kürtleri boyun eğmeye zorluyor.
Ancak gücü buna yetmiyor. Almanya gibi Fransa da ‘huzursuzluk’ unsuru olmaktan öteye gidemiyor.
Gelelim asıl muhataplara;
PKK yeni bir ‚yol haritası‘ hazırlıyor.
PKK öncülüğünü yaptığı son isyanı ‚özgür önderlik, özgür kimlik ve demokratik özerklik‘ karşılığında sonlandırmak istiyor. Pazarlık masasına bunları sürüyor. Bu taleplerin gerçekleşmesi için sürece askeri- siyasi her alanda sıkıca asılıyor.
Türk devleti ise çıtayı alabildiğince aşağı çekmeye çalışıyor. İlk defa bir Kürt isyanını ezerek bastıramayan devlet, bastıramadığı ve teslim alamadığı Kürtlere bazı tavizler vermesi gerektiğini görüyor ancak, bunun dişe dokunur tavizler olmaması için de bastırdıkça bastırıyor.
DTP operasyonu bu yüzden hız kesmiyor. Günlük gazetesini bundan dolayı kapatılıyor. 3 bine yakın Kürt çocuğu, her türlü hukuki düzenleme ve uluslararası sözleşme ayaklar altına alınarak keyfi bir biçimde bu yüzden yargılanıyor.
İnsan Hakları Derneği, Barış Meclisi, KESK temsilcileri bu yüzden birbiri ardına gözaltına alınıp tutuklanıyor.
Yargıtay 1.Ceza Dairesi 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz davasında katilleri bundan dolayı aklıyor.
Ancak bu kararla birlikte Türk devleti de Kürt halkı nezdindeki meşruiyetini tamamen yitiriyor.
,‚Son Kürt isyanı‘ bitmeden önce Türk devletini bitiriyor.
Yenisi gerekiyor…
Yorum Yaz
Yorumlar (3 Yazılmış)
-
Gönderen DEMOKRAT BIRI, 26 Haziran, 2009 19:02:37gercekten cok dogru soylemıssınız boyle cesaretlı yaklasmadıgımızdan kaynaklı bugune kadar bu sorun cozulmedı nerde boyle cesaretlıce yaklasan aydınlarımız gercekten bızım cok cıddı aydın sorunumuz var aydın dedıgın bı toplumda var olan sorunların cowumu ıcın cabalar ama ne yazıkkı bızım ulkede tam tersı sorun cozuldumu bazı aydınların papucu dama atılacak dıye ıyıcı kor dugum edıyorlar belkıde bu aydınlar savas aydınlarıdır yada darbe aydınları ne dersınız
-
Gönderen Mam Recall, 26 Haziran, 2009 13:44:49Bu fevkalede yararli bilgileri bizlerle paylaşan,Sayin Gûnay Aslana,selam ve teşekkûrlerimi yolluyorum.Cesur ve bilgili insanlarimizin sayisi oraninda,halkimiz bilinçlenecek ve gûçlenecektir.
-
Gönderen imam , 25 Haziran, 2009 00:11:37Ezilen, Öldürülen, Tutuklanan Baskı gören Kürtler olduğu halde, Yarrabi çok şükürki Türk değil de Kürt olarak dünyaya gelmişim.



