E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Geçen hafta “Korolar Çarpışıyor” programı sonuçlandı… DeÄŸiÅŸik illerden çoÄŸunluÄŸu müzikten uzak kiÅŸilerden toplama korolar yarıştı. Birinci olan koronun bulunduÄŸu ilde o koronun adına bir okul yaptırılacaktı. Güzel düÅŸünülmüÅŸ hayırlı bir iÅŸ. Lakin ilk haftadan itibaren sms ile oylamada bulunanlar müzik performanslarını bir kenara bırakıp kendi ÅŸehirlerini veya kendilerine yakın ÅŸehirleri desteklemeye koyuldular.
Oy verme bütünen “hemÅŸehricilik” tarzlı mikro milliyetçilik temelinde geliÅŸti. Haftalar ilerledikçe çok dilli Mardin Korosu’na (Kürtçe, Türkçe, Arapça, Süryanice dillerinde ÅŸarkılar seslendirdiler) karşı makro milliyetçilik de yüzünü göstermekte gecikmedi. Mardin Korosu çok dilliliÄŸin, çok kültürlülüÄŸün sesi oldu. Bunu kendi kutsal tek kültürlerine saldırı olarak algılayanlar ise bazen sözle bazen de bayrak sallandırarak tepkilerini gösterdiler. Ama ÅŸehir sayısının çokluÄŸundan Mardin Korosu’na karşı birleÅŸmekte sorun yaÅŸadıklarından arada Mardin Korosu finale kadar geldi.
Finalde iki koro vardı… Mardin Korosu ve Malatya Korosu. Bunu Çokkültürlülük ve TektipleÅŸtiricilik ÅŸeklinde okumak daha doÄŸru. Evet kendinden baÅŸkasına yaÅŸam hakkı tanımayan, herkesi kendine benzetmeye çalışan, her fırsatta “tek dil, tek millet, tek bayrak, tek devlet…” düsturunu dile getiren zihniyet çokkültürlü Mardin Korosuna karşı tabiî ki birleÅŸecekti. Mardin, performansı ne kadar iyi olursa olsun kazanamazdı. HoÅŸ Malatya da çokkültürlülüÄŸe uzak deÄŸildi ama en azından Mardin gibi bunu göstermiyordu. Bu da yeterdi “tekçi” zihniyete. Farklı da olsan bunu göstermemeliydin…egemen tek zihniyete boyun eÄŸmeliydin. Ve karar verildi. Oylar Malatya’ya verilecekti.
Sonuçta Mardin Korosu beklendiÄŸi üzere yenildi. Yenilmelerine bir anlam veremediler ama baÅŸka türlü olamazdı. EÄŸer Mardin Korosu kazanmış olsa bu ülkede bu bir devrimle eÅŸdeÄŸer olurdu. Bu, bu ülkede çokkültürlülüÄŸün tekçi zihniyete galip geldiÄŸi anlamına gelirdi. Ki bu henüz uzaktı. Tekçi zihniyet her alanda egemenliÄŸini kabul ettirmiÅŸti. Bu, ta Namık Kemallerle oluÅŸmaya baÅŸlayan, Ziya Gökalpler, Ebedi-Milli Åžeflerle geliÅŸen ve Kenan Evren’le tescillenen bir zihniyettir.
Evren PaÅŸa, kendilerine yargı yolu açılmasıyla ilgili gazetecilerine (ErtuÄŸrul Özkök, Fikret Bila) konuÅŸtu: “referandum yapılsın, halk evet derse intihar ederim…” Halkın hayır diyeceÄŸinden emin. Haklısın Evren PaÅŸa, halk hayır demekle kalmayacak, seni korumak için var gücüyle çabalayacak da. Sana benzeyen bir halk yarattın çünkü… Yaktığın kitaplarla, öldürdüÄŸün, iÅŸkenceden geçirdiÄŸin aydınlarla, YÖK kurumuyla, eÄŸitim sistemiyle, yasakladığın basınla, üniversiteden attığın öÄŸretim görevlileriyle oluÅŸturduÄŸun ortam makine imalatı benzeri tek tip bireyler yarattı.
Böyle bir ortamda geliÅŸen yeni neslin büyük kısmı sana benziyor artık. Edilgen veya düÅŸüncesiz bir etken, kendine güvenini yitirmiÅŸ, sorgulamadan yoksun hep güçlüden yana tavır alan, darbe yanlısı, yabancı düÅŸmanı, kendinden olmayan kendisi içindir anlayışına sahip tanımlanamayan kendine yabancı ucube kiÅŸiliklerden oluÅŸan bir toplum yarattın.
Ve bu toplum “Türk” olarak en zeki, “erkek” olarak en güçlü, bazen “sünni-müslüman” bazen de katı laisist olarak en doÄŸru olduÄŸunu iddia eden bir toplum algısını sergiliyor bugün. Hepsi birleÅŸince de Pippa Bacca’lar bu ülkeden geçemez oluyor, her yılbaşı Taksimlerde yabancılara taciz ritüelleri eksik olmuyor, Kürtlerin Musa Anterleri, Ermenilerin Hrant Dinkleri, Rumların Rahip Santoroları, Alevilerin Nesimi Çimenleri açıktan katlediliyor, baÅŸka dillere hazmedilemiyor ve en basitinden farklı dillerde ÅŸarkı söyleyen bir koroya karşı saldırganlaÅŸabiliniyor.
Sen asıl bu nedenle yargılanmalısın Evren Paşa.
Böyle bir toplumun mimarı olduÄŸun için!
Varsa vicdan azabı, toplumun evet demesini beklemeden intihar etmelisin.
Nitekim tarihte örnekleri bol.
Lakin vicdan olmayanda azap ne gezer,
Onur ne gezer!



