Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 7 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

image

Batı demokrasisinin öncüsü burjuvazi, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” sloganıyla demokratik hareketin siyasal öncülüğünü yapmıştı. Ne var ki, iktidarı ele geçirdikten sonra kurduğu düzende emekçiler için demokratik katılım hakkı yoktu. Oysa 19. yy.da, Sanayi Devrimi’yle tarih sahnesinde yerini alan işçi sınıfı, yoksul kitleler özgürlüklerini kullanmak istiyordu. 
     

Bugünkü ölçüleriyle Batı demokrasisi, sermayenin egemenliğine karşı verilen mücadelelerin sonunda ortaya çıktı. Dolayısıyla bu demokrasinin, işçi sınıfının ve öteki emekçi kitlelerin eseri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Seçimlerde genel oy, sendikal ve siyasal örgütlenme hakkı için mücadelenin dinamosu işçi sınıfıdır. Öyle ki, oy hakkı, önce yalnız erkeklere veriliyor, ardından geri alınıyor. Temsili rejimlerde monarşiler, diktatörlükler birbirini izliyor... Uzun bir demokrasi mücadelesi sonucunda barikatlarda binlerce ölü verilerek kalıcı, kurumsal, geri alınamaz haklar elde ediliyor.

Burjuva demokrasisinin en ideal ya da en gelişmiş ölçülerine sahip modeli Felsefe Ansiklopedi’nde “Demokratik Cumhuriyet” olarak adlandırılıyor. Marksçı edebiyatta demokrasi “Mülk sahiplerinin mülklülüğünü ve emekçilerin mülksüzlüğünü en belli bir biçimde ortaya koyan, kapitalist sömürünün ideal bir üst yapı kurumu, sınıflı toplumun devlet biçimlerinin en gelişmişi” olarak tanımlanır. Demokratik cumhuriyet “Az çok tam bir demokrasi görünümde olduğundan”, Karl Marks’a göre “Sosyalizme giden en kısa yol”dur.
                                            ***
 Demokratik Hareketin kapsam, potansiyel, öncü, araç, yöntem, hatta amaç bakımından 19. ve 20. yy.dan farklı olduğu bir gerçektir. Günümüz kapitalizmi Adam Smith, D. Ricardo ve esas olarak da Marks’ın analizini yaptığı; rekabete dayalı, küçük işletmelerden oluşmuş, neredeyse tamamen iç pazar için üretim yapan kapitalizmden olduğu kadar; Hobson ve Lenin’in çözümlediği, devletleri arkasına alarak dünya pazarını fethe yönelen tekeller dönemi kapitalizminden de oldukça farklıdır.
    

Demokrasi kavramının 19.yy.da ve 20.yy.ın başında, kullanıldığı koşulların belirlediği anlam kapsamı, klasik kapitalist çağın aşılmasıyla değişmiştir. Terimler her ne kadar statik olsa da, özellikle siyaset literatüründe, zamanla anlam sınırları genişleyebilmekte ya da daralabilmektedir. Bizim kullandığımız  “Demokratik Cumhuriyet”te bu manada, elbette 19.yy.da Marks’ın kullandığı anlam kapsamından oldukça farklılaşmıştır.
    

 “Eski Yunanlılar, demokrasinin düşmanı olarak demagojiyi, yani safsatayı gösterirlerdi. Demagoji, bugün de demokrasinin düşmanları arasında. Ama çağımızda hangi biçimiyle olursa olsun demokrasinin baş düşmanı, faşizmdir.”(S.Tanilli). 
    

İnsanlığın en uzun ve kanımca en az özgürlük kadar, büyük ve heyecan veren arayışı demokrasidir. Düşmanı da Yunanlıların tabiri ile demagojidir ve elbette ve esas olarak faşizmdir. Demokrasinin anlam kapsamı değiştiği gibi düşmanı olan faşizminde içeriği değişmiştir. Faşizm, sadece ırkçılık ve versiyonları değildir, onunla sınırlandırılamaz; faşizm her tür despotizmdir, inkâr, yok etme ve benzeştirme uygulamasıdır, farklılıkların reddidir, şiddet tapıcılığıdır, bayağılıktır… Sistem olarak tutunması oldukça zor görünsede, bireylerin ruh, duygu ve düşün dünyasında içselleşmiş olarak vardır ve fırsat buldukça örgütlenmekte ve virüs gibi yayılmaktadır. Yani faşizmi çok uzakta, tarihte aramak bir tür gaflet halidir. Demek ki faşizm geriletildikçe demokrasi gelişecektir. Çatı partisi çalışması bu vesile ile en etkin toplumsal mücadele aracı olabilir/olmalıdır.
          

 Anadolu ve Mezopotamya halklarının birliği, Ortadoğu halklarının özgür geleceklerini ortak örmelerini sağlayacak süreci başlatacaktır. Kürt Hareketi bu ana düşünceyi kuruluş mayasında taşımaktadır. Geride otuz yıllık öğretici bir tarih vardır. Kanımca derinlikli incelenirse Çatı partisinin kuruluş aşaması ve sonrasında karşılaşılacak pek çok problem daha kolay çözülür.70’li yıllardaki çatışmalar kadar, FKBDC girişimi ve pratikleşmeme sebepleri,90’lı yıllardan itibaren –münferit ve sınırlı grupsal çabalar dışında-Kürt hareketinin tümden yalnız bırakılması da incelenmeye değer. Elbette zaaflarını aşmak, tecrübelerini birikime dönüştürmek için.
    

90’lı yıllarda zindanda, Türkiye sosyalist hareketinden arkadaşlarla tartışmalarımızı ve o şartlarda uzlaşma ve çatışma noktalarını düşündüğümde; ne denli zorlu bir handikaptan geçerek bu güne geldiğimizi daha iyi anlıyorum. Örneğin ideolojik tartışmalarımızın çoğu vakit gerçeklerden kopan dogmaların inatçı çatışması halini aldığını daha iyi görüyorum. Düşüncelerimizin uygulanabilirliğini, ya da neden başarıyla uygulanamadığını hiç tartışmadık beklide… “inanç” sorunu yaptık. Oysaki yıllarca “hatmettiğimiz” Marsizmi cesur bir eleştiriden geçirerek çağımıza uygulamazsak, ısrarımız sadece trajedilere yol açar.
    

2008 ‘de tanınmış bir arkadaşımız ile bu konuları konuşurken, kendisine “ekonomi politikamızı yeniden belirlememiz, yeni ve uygulanabilir bir ekonomi programı oluşturmamız gerekir” dediğimde tepki göstermiş “demokratik devrim programı bellidir, yeni programa gerek yoktur” demişti. Hayır var! Sadece muhalefet etmek, isyanda olmak, sonuç alıcı pratik sürece evirilmezse marazi bir tarz haline gelir. Karşı olmak, salt başına kişiyi ya da partiyi devrimci yapmaz, önemli olan daha iyisini yaparak, dayatarak verili sistemi aşmaktır. Mücadele kavramının hak ettiği tanım budur. Türkiye’de, sosyalist hareket kendi pratiğinin sorunlarından ve sonuçlarından korkmadan, pratiğe girme cesareti gösterirse “handikap” aşılacaktır. Kürt hareketi de kimi yargılarını o zaman kırar. Kürt hareketinin birlik çabalarının son yıllar da kendi kitlesinden de tepkiler almasının nedenini düşünmek lazım. Toplum icraat, ilerleme, sonuç ister, bekler. Çatı Partisi için “bu sefer farklı” demeliyiz/ diyebilmeliyiz. 

                 N.Mehmet Güler
      
n.mehmetguler@hotmail.com

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.