E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Kürd sorunundan yeni bir noktaya, yeni bir başlangıca mı geldik. Çözüme ilişkin bir arayış, bir formül mü aranıyor? Yoksa var olan ve bilinen ezberi biraz kamuflaj ederek, sadece bir “yeni” çehreye mi kavuşturulmak isteniyor?
Bu çağda insanları, insan olmaktan kaynaklı temel haklarından mahrum bırakmak, doğarken sahip olduğu doğal haklarına yasak koymak artık öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Sen ‚canım istiyor ben bunu yaparım’ diyemezsin artık. Yaşam, teknoloji ile birlikte baş döndürücü bir hızlı değişti, genişledi, standartları daha iyi bir noktaya ulaştı ama dünya ise bir o kadar küçüldü, artık istesen de bazı temel şeylere engel, yasak koyamasın. Örneğin; Türkiye bütün çabalara rağmen Roj Tv’yi engelleyemedi. Hala en çok izlenen bir tv. Kürdçe resmi olmasa da teknoloji sayesinde yazımsal olarak gelişme sağladı. Ret edilen Kürdce isimler başka bir şekilde kendini ifade ediyor… ve daha bir çok nokta zaten teknolojik gelişim nedeni ile yasak mantığını kendiliğinde delmiş, ortada kaldırmıştir. Buna yasal bir noktaya taşımayı bir “açılım” olarak sunmak, sadece egemenlerin „biz izin verdik“ mantığından öteye bir şey değildir.
Devlet ve dolaysı ile onun yakın çevresinin çizmeye çalıştığı çerçeve, bütün yasaklara rağmen çok önceleri aşılmış durumda. Öyle çok da devletin veya hükümetin onayına gerek duymayan bir gerçeklik. “Açılımlarında” bugüne kadar bu noktayı aşan bir söz yada açıklama yoktur. Yaklaşımlarında ve niyetlerinde de farklı bir şey sezinlenemiyor. Hala Kürd halkı „terörist“ olmanın ötesinde bir şey değil, hala Kürd halkı „muhatap“ alınacak kişiler değildır veya olması gereken, ilk başta kabul edilmesi gereken, çözümün olmazsa olmaz tek anahtar sözcüğü olan Kürd halkının varlığının kabullü ağızlara dahi alınmıyor. Devletin ve dolaysı ile hükümetin kendi kendine açmaya çalıştığı pekte sadece teknoloji sayesinde kendiliğinde ortada kalkan yasaklardır ve hiç bir anlam ifade etmiyor, etmeyecektir de.
Devlet ve hükümet ile basını „çözüm“ noktasında ciddi ve samimi olmadıkları için, bahaneler arayıp duruyorlar. En basiti „muhatap“ kim olmalı sorusu ile sadece“çözümsüzlük”lerini zamana yaymak istiyorlar. Hani çok uzakta biri olsan, sanacaksın ki köylünün biri hayvanlarından birini kaybetmiş de arıyorlar, nerede acaba diye? Oysa ciddi bakan ve gerçekten sorunu çözmek isteyen çok rahat biliyor ki bu işin bir tek muhatabı var; Kürd halkıdır. Mevcut durumda var olan ve ezici çoğunlukla, basit bir yerel seçimler dahi göz önünde alındığında 7-8 milyon Kürdün desteğine sahip DTP var. Hiç bir şeye bakmasak bile seçimlerde çıkan sonuçlardan hareketle bu sorunun cevabı elimizde mevcuttur. Sen baştan beri işe kendi eski mantığınla yanaşırsan, sonuç da eskisinden öteye bir şey olmayacak.
Devlet ve hükümetin Kürd sorununa bakışı ve “açılımları” mevcut aşılan yasaklarla sınırlı kalacağı açıkken, madalyonun diğer yanında yer alan Kürdler de durum ne?
Çok önceleri “Kürd özgürlük mücadelesi ikinci evrede” diye bir yazı yazmıştım ve orda gerekçelerini kendimce ortaya koymuştum. Evet Kürdler özgürlükleri konusunda ikinci bir aşamadalar. Resmi olmasa da ulus olma bilincini elde ettiler ve bu çok ciddi bir gelişmedir, artık gerisine düşemeyecekleri açıktır. Bir halkın varlığında hayati öneme sahip, bilince çıkarılma kadar önemli olan diğer şey, ulusal noktada, her şeyin ötesinde, üstünde birlikte hareket edebilme yeteneğidir. Bir şeyin bilincine varmak yetmiyor, gereğini yapmak çok önemlidir.
Kürdler, bütün diğer halklar gibi kendilerine sahip çıkma, Kürdistan’ı bir bütün olarak algılama, sahiplenme noktasında ne yazık ki bir birlikteliğe sahip değiller. Bu da Kürdlerin tarihsel bir “hastalığı”
Adına ne derseniz deyin, ister barış, ister Kürd açılım. İşin en önemli yani ise Kürdlerin istedikleri noktasıdır ve de mevcut olan Kürd direniş ruhunun dumura uğramamasıdır. Bir dirilişte kırılmaya başladı mı, bir halkta güven sarsılması yaşandı mı onu bir daha toparlamak çok zordur.
Kürd halkını böyle bir beklenti içine sokup, sonra olmadı demek çok pahalıya mal olacaktır. Kürd çevresinde ciddi bir iyimserlik hakim. İyimser olmak güzel bir şey, insani bir yan ama hayati öneme sahip bir noktada, olmayacak bir beklenti içine girmek sadece hayal kırıklığı yarattır.



