Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 1 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

image

Türkiye haftalardır PKK lideri Öcalan’ın ‘yol haritası’ ile AKP Hükümeti’nin‘Kürt açılımı’nı bekliyor. Kamuoyu epey bir süredir dikkatlerini İmralı ile Ankara’ya çevirmiş bulunuyor. Zaman daralıyor ve Öcalan’ın ‚yol haritası’nı önümüzdeki hafta açıklaması bekleniyor.

Bu arada Türkiye Kürt sorununu -bütün boyutlarıyla- tartışmaya devam ediyor. Herşeyden önce bunun bile başlı başına bir kazanım olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ayrıca Türkiye’yi bu aşamaya Kürt halkının sergilediği destansı direnişin getirdiğini unutmamak, buradan hareketle gelecekten umutlu olmak, risklerine rağmen sürece olumlu yaklaşmak da gerekiyor.

Öte yandan ‘yol haritası’nda nelerin yer alacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. PKK ve Öcalan şimdiye kadar yaptıkları açıklamalarıyla bu konuda yeterince işaret verdiler. Kürt tarafının bu konudaki görüşü açık ve nettir. Öcalan’ın bundan farklı birşey söylemesini beklemek gerçekçi değildir. Öcalan, görülebildiği kadarıyla ‘Türkiye’ye demokrasi Kürdistan’a özerklik’ isteyecektir. Kalıcı bir çözüm için ‘özerklik’ talep edecektir.

Bunun yanında savaşın sona ermesi için karşılıklı olarak yapılması gerekenleri belirtecektir. PKK lideri son avukat görüşmesinde söylediği gibi sürecin ilerleyebilmesi için devletin ‘ateşkese’ uymasını isteyecektir. Geçen hafta ‘kararı devlet verecektir’ diyen Öcalan, topu devletin sahasına sürecek ve onun vereceği yanıtı bekleyecektir.

Bu kez Türk devletinin olumlu yanıt vermesi ve bazı adımları atması beklenmelidir. Ancak Türk devletinin herşeyden önce de operasyonlara son vermesi gerekiyor. Bu olmadan sürecin ilerlemesi mümkün görünmüyor.

Önceki gün gerilla karargahı Temmuz ayı bilançosunu açıkladı. Türk ordusu son bir ay içinde ‘eylemsizlik’ kararına rağmen 21 kara, 8 hava operasyonu, 17 kez de top saldırısı yapmış. Saldırılar sonucu beş gerilla yaşamını yitirmiş. Ayrıca Şırnak, Iğdır ve Dersim’de beş de ‘faili meçhul’ cinayet işlenmiş!

Bir diğer sorun da cezaevlerinde yaşanmaktadır. Güler Zere, Gülazer Akın ve İsmet Ayaz başta olmak üzere sağlık durumları çok kötü olan  birçok tutsak ölümle yüz yüze gelmiştir.

Operasyonların sürmesi, sivillere yönelik saldırıların ve cezaevlerinde ölümlerin devam etmesi halinde atılacak adımların etkisi olmayacaktır. ‘Kürt açılımı’ böylesi bir durumda havada kalacaktır. Kaldı ki gerilla karargahı açıkladığı üzere ‘misilleme’ hakkını kullanacaktır. Bu da savaşın yeniden başlaması riskini arttıracaktır.

Bu nedenle devletin herşeyden önce operasyonlara son vermesi, ‘ateşkesi’ çift taraflı ve  kalıcı hale getirmesi, sivillere yönelik cinayetleri engellemesi, hasta tutsakları tahliye etmesi gerekiyor. Bu olmasa “Kürt açılımı”nın da bir anlamı  olmaz.  Böyle devam etmesi halinde bugüne kadar yapılan tartışmalar ve hazırlıklar boşa gidecektir.

Fakat dediğim gibi buna ihtimal vermiyorum. Bugüne kadar harcanan çabaların boşa çıkması zor görünüyor. Aksine Türk devletinin bu kez Kürtlere ‘olumlu yanıt’ vereceğini düşünüyorum. Bunun koşullarının içeride ve dışarıda oluştuğuna ve olgunlaştığına inanıyorum. Türkiye’nin  içeride ve dışarıda içine girdiği yeni süreç bunu zorunlu kılıyor.

Zira Türkiye hem içeride derin bir dönüşüm yaşıyor ve yeniden yapılanıyor hem de yeni bir misyon üstlendiği bölgesinde ‚büyük hedeflere‘ doğru yelken açıyor.

 Bu iki gelişme Türk devletini içerideki ve dışarıdaki Kürtlerle iyi geçinmeye mecbur ediyor. Nesnel süreç bu ülkeye iç ve dış Kürtlerle çelişkilerini en azından yumuşatmayı dayatıyor. Ne de olsa Türkiye Kürtlere rağmen yol alamıyor. Ne içeride istikrarı ve refahı sağlayabiliyor ne de  bölgesel bir güç haline gelebiyor. Sürekli kan kaybediyor ve her adımda tıkanıp kalıyor.

 Kürt mücadelesi ise hem içeride hem dışarıda yükseliyor. Kürt yükselişi bölgesel ve küresel dengelerde önemli bir dinamik olarak değerlendiriyor ve ilgi görüyor. Kaldı ki Irak’ın parçalanması ve orada bir Kürt devletinin ortaya çıkması da muhtemel görünüyor.

Türkiye’nin kafasına saksı düşmüş gibi birden bire Kürtlerin farkına varmasının, tartışmanın önünü açmasının ve açık gizli görüşmelere başlamasının altında esas olarak bu gerçek yatıyor. Türkiye gidişatı görüyor ve bu yüzden tutum değiştiriyor. Demokratikleştiği, demokratik değerleri özümsediği için değil, gelecekte Kürtlere rağmen ayakta kalamayacağını gördüğü için değişiyor.

Türkiye Kürt yükselişinin ne tür sonuçlar doğuracağını gördüğü içindir ki yönünü yeniden Amerika’ya çevirdi.Bu yüzden Kürt ve Kürdistan konusunda sorunlar yaşadığı Amerika’yla yeniden uzlaşmayı tercih etti. Amerika da çıkarları öyle gerektirdiği için Irak Kürdistanı‘nda Türkiye’ye inisiyatif verdi. Ayrıca burayı belli şartlarla Türkiye‘ye bırakacağının işaretlerini de verdi. Türkiye şimdi bunun gereklerini yerine getirmeye çalışıyor.

Bu nedenle içeride ‚Kürt açılımı’na hazırlanıyor. Kürt sorununu iç dinamikleriyle tartışarak çözmeye çalışıyor. Eş zamanlı olarak Irak Kürdistanı’yla düzelen ilişkilerini derinleştirici adımlar atıyor. Erbil’de konsolosluk açıyor. Sınırda Ortak Sanayi Bölgesi kuruyor. Arapların tepkisine rağmen Kürt petrölünü dünya pazarlarına taşımaya devam ediyor. Barzani’yi Ankara’da ağırlamanın hazırlığını yapıyor.

İşin özü budur ancak neden bu olsa dahi ‚açılım‘ kötü değildir. Nedeni ne olursa olsun Türkiye’nin Kürt ve Kürdistan gerçeğini kabul etmesi ve bunu özümseme yolunda harekete geçmesi olumlu ve önemlidir. Süreç ister istemez demokratikleşmeyi de beraberinde getirecektir. Türkiye daha da değişecektir. Zira herkesin kendini özgür hissedeceği yeni bir Türkiye’nin kurulmasının zamanı gelmiştir...

gunayaslan@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.