E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Türkiye haftalardır PKK lideri Öcalan’ın ‘yol haritası’ ile AKP Hükümeti’nin‘Kürt açılımı’nı bekliyor. Kamuoyu epey bir süredir dikkatlerini İmralı ile Ankara’ya çevirmiÅŸ bulunuyor. Zaman daralıyor ve Öcalan’ın ‚yol haritası’nı önümüzdeki hafta açıklaması bekleniyor.
Bu arada Türkiye Kürt sorununu -bütün boyutlarıyla- tartışmaya devam ediyor. HerÅŸeyden önce bunun bile baÅŸlı başına bir kazanım olduÄŸunun altını çizmek gerekiyor. Ayrıca Türkiye’yi bu aÅŸamaya Kürt halkının sergilediÄŸi destansı direniÅŸin getirdiÄŸini unutmamak, buradan hareketle gelecekten umutlu olmak, risklerine raÄŸmen sürece olumlu yaklaÅŸmak da gerekiyor.
Öte yandan ‘yol haritası’nda nelerin yer alacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. PKK ve Öcalan ÅŸimdiye kadar yaptıkları açıklamalarıyla bu konuda yeterince iÅŸaret verdiler. Kürt tarafının bu konudaki görüÅŸü açık ve nettir. Öcalan’ın bundan farklı birÅŸey söylemesini beklemek gerçekçi deÄŸildir. Öcalan, görülebildiÄŸi kadarıyla ‘Türkiye’ye demokrasi Kürdistan’a özerklik’ isteyecektir. Kalıcı bir çözüm için ‘özerklik’ talep edecektir.
Bunun yanında savaşın sona ermesi için karşılıklı olarak yapılması gerekenleri belirtecektir. PKK lideri son avukat görüÅŸmesinde söylediÄŸi gibi sürecin ilerleyebilmesi için devletin ‘ateÅŸkese’ uymasını isteyecektir. Geçen hafta ‘kararı devlet verecektir’ diyen Öcalan, topu devletin sahasına sürecek ve onun vereceÄŸi yanıtı bekleyecektir.
Bu kez Türk devletinin olumlu yanıt vermesi ve bazı adımları atması beklenmelidir. Ancak Türk devletinin herÅŸeyden önce de operasyonlara son vermesi gerekiyor. Bu olmadan sürecin ilerlemesi mümkün görünmüyor.
Önceki gün gerilla karargahı Temmuz ayı bilançosunu açıkladı. Türk ordusu son bir ay içinde ‘eylemsizlik’ kararına raÄŸmen 21 kara, 8 hava operasyonu, 17 kez de top saldırısı yapmış. Saldırılar sonucu beÅŸ gerilla yaÅŸamını yitirmiÅŸ. Ayrıca Şırnak, IÄŸdır ve Dersim’de beÅŸ de ‘faili meçhul’ cinayet iÅŸlenmiÅŸ!
Bir diÄŸer sorun da cezaevlerinde yaÅŸanmaktadır. Güler Zere, Gülazer Akın ve İsmet Ayaz baÅŸta olmak üzere saÄŸlık durumları çok kötü olan birçok tutsak ölümle yüz yüze gelmiÅŸtir.
Operasyonların sürmesi, sivillere yönelik saldırıların ve cezaevlerinde ölümlerin devam etmesi halinde atılacak adımların etkisi olmayacaktır. ‘Kürt açılımı’ böylesi bir durumda havada kalacaktır. Kaldı ki gerilla karargahı açıkladığı üzere ‘misilleme’ hakkını kullanacaktır. Bu da savaşın yeniden baÅŸlaması riskini arttıracaktır.
Bu nedenle devletin herÅŸeyden önce operasyonlara son vermesi, ‘ateÅŸkesi’ çift taraflı ve kalıcı hale getirmesi, sivillere yönelik cinayetleri engellemesi, hasta tutsakları tahliye etmesi gerekiyor. Bu olmasa “Kürt açılımı”nın da bir anlamı olmaz. Böyle devam etmesi halinde bugüne kadar yapılan tartışmalar ve hazırlıklar boÅŸa gidecektir.
Fakat dediÄŸim gibi buna ihtimal vermiyorum. Bugüne kadar harcanan çabaların boÅŸa çıkması zor görünüyor. Aksine Türk devletinin bu kez Kürtlere ‘olumlu yanıt’ vereceÄŸini düÅŸünüyorum. Bunun koÅŸullarının içeride ve dışarıda oluÅŸtuÄŸuna ve olgunlaÅŸtığına inanıyorum. Türkiye’nin içeride ve dışarıda içine girdiÄŸi yeni süreç bunu zorunlu kılıyor.
Zira Türkiye hem içeride derin bir dönüÅŸüm yaşıyor ve yeniden yapılanıyor hem de yeni bir misyon üstlendiÄŸi bölgesinde ‚büyük hedeflere‘ doÄŸru yelken açıyor.
Bu iki geliÅŸme Türk devletini içerideki ve dışarıdaki Kürtlerle iyi geçinmeye mecbur ediyor. Nesnel süreç bu ülkeye iç ve dış Kürtlerle çeliÅŸkilerini en azından yumuÅŸatmayı dayatıyor. Ne de olsa Türkiye Kürtlere raÄŸmen yol alamıyor. Ne içeride istikrarı ve refahı saÄŸlayabiliyor ne de bölgesel bir güç haline gelebiyor. Sürekli kan kaybediyor ve her adımda tıkanıp kalıyor.
Kürt mücadelesi ise hem içeride hem dışarıda yükseliyor. Kürt yükseliÅŸi bölgesel ve küresel dengelerde önemli bir dinamik olarak deÄŸerlendiriyor ve ilgi görüyor. Kaldı ki Irak’ın parçalanması ve orada bir Kürt devletinin ortaya çıkması da muhtemel görünüyor.
Türkiye’nin kafasına saksı düÅŸmüÅŸ gibi birden bire Kürtlerin farkına varmasının, tartışmanın önünü açmasının ve açık gizli görüÅŸmelere baÅŸlamasının altında esas olarak bu gerçek yatıyor. Türkiye gidiÅŸatı görüyor ve bu yüzden tutum deÄŸiÅŸtiriyor. DemokratikleÅŸtiÄŸi, demokratik deÄŸerleri özümsediÄŸi için deÄŸil, gelecekte Kürtlere raÄŸmen ayakta kalamayacağını gördüÄŸü için deÄŸiÅŸiyor.
Türkiye Kürt yükseliÅŸinin ne tür sonuçlar doÄŸuracağını gördüÄŸü içindir ki yönünü yeniden Amerika’ya çevirdi.Bu yüzden Kürt ve Kürdistan konusunda sorunlar yaÅŸadığı Amerika’yla yeniden uzlaÅŸmayı tercih etti. Amerika da çıkarları öyle gerektirdiÄŸi için Irak Kürdistanı‘nda Türkiye’ye inisiyatif verdi. Ayrıca burayı belli ÅŸartlarla Türkiye‘ye bırakacağının iÅŸaretlerini de verdi. Türkiye ÅŸimdi bunun gereklerini yerine getirmeye çalışıyor.
Bu nedenle içeride ‚Kürt açılımı’na hazırlanıyor. Kürt sorununu iç dinamikleriyle tartışarak çözmeye çalışıyor. EÅŸ zamanlı olarak Irak Kürdistanı’yla düzelen iliÅŸkilerini derinleÅŸtirici adımlar atıyor. Erbil’de konsolosluk açıyor. Sınırda Ortak Sanayi Bölgesi kuruyor. Arapların tepkisine raÄŸmen Kürt petrölünü dünya pazarlarına taşımaya devam ediyor. Barzani’yi Ankara’da ağırlamanın hazırlığını yapıyor.
İşin özü budur ancak neden bu olsa dahi ‚açılım‘ kötü deÄŸildir. Nedeni ne olursa olsun Türkiye’nin Kürt ve Kürdistan gerçeÄŸini kabul etmesi ve bunu özümseme yolunda harekete geçmesi olumlu ve önemlidir. Süreç ister istemez demokratikleÅŸmeyi de beraberinde getirecektir. Türkiye daha da deÄŸiÅŸecektir. Zira herkesin kendini özgür hissedeceÄŸi yeni bir Türkiye’nin kurulmasının zamanı gelmiÅŸtir...



