E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yok, Edici Güçler; Kendilerinin 3.Lozan’larını Yaratmanın Peşindeler.
Türkiye Gündeminin Esas Yürütücüleri ve Planların Uygulayıcıları Bu Derin Güçlerdir.
Milli birlik projesiyle yoluna devam eden Erdoğan; Öcalan ve PKK’ yi kesinlikle muhatap almayacaklarını söylerken, DTP’nin de Kürtleri temsil etmediği iddiasını savundu. Oysa Abdullah Öcalan için üç buçuk milyon insan benim önderimdir demiştir ve DTP son seçimlerde halktan 2.272.000 oy almıştır. Erdoğan bunları unutmuş mu, yoksa o ne yaptığını çok iyi mi biliyor?
Şimdi biz mevcut projeden bahsedecek olursak, bu proje aslında; başta; İngiltere, Amerika ve İsrail projesidir. Bunun sonucunda Türkiye, İran, ırak ve Suriye projeleridir. Tek başına Türkiye’nindir demekle, proje sahiplerine haksızlık etmiş oluruz. Dünyayı bile kendisini merkez kabul edip, kendi sağı solu için doğu batı, güney ve kuzey olarak kabul edenlerin, yani İngiltere’nin ve daha sonra Amerika ve İsrail in bir projesidir.
Türkiye’nin 1926’dan itibaren İngiltere ile yapmış olduğu anlaşmalara ve 1945’ten itibaren Amerika ile1949’dan itibaren İsrail ile yapılan anlaşmalara bakmak proje sahiplerini ve niyetlerini açığa çıkarıyor. Türkiye hem İngiltere hem de Amerika ile Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştır. Tüm bu anlaşmalar ülkeler için normal gibi görünse de, anlaşmaların içeriği bize bu anlaşmaların Kürt halkı için ne kadar önemli ve hayati öneme sahip olduğunu gösteriyor. Bu anlam da Kürt açılımı ile başlayan ve milli birlik projesi ile devam eden süreç; bize o anlaşmaların içeriğini okumayı emrediyor. Kürt halkı için üçüncü bir Lozan gerçekleşecek gibi görünüyor.
Herkes Türkiye’yi Musul Kerkük ün peşine düşmüş gibi görse de, asıl amaç Federe Kürdistan’ın sahip olduğu toprakların sahibi olmaktır. Baktığımız zaman Kürdistan coğrafyasının büyük bölümü Türkiye sınırları içerisindedir. Türkiye bu sınırlarını ya genişletip toprakları kendi sınırlarına katacaktır, ya Barzani yönetimi Türkiye’nin denetimine girip sömürgecilerin planlarını bu haliyle devam ettirecektir, ya da kanlı bir şekilde Barzani yönetimi devrilip yerine kendi kadroları yerleştirilecektir.
Ama tüm bunları yapmak Kürdistan coğrafyasının dağlarında bulunan PKK gerillalarını tasfiye etmekten geçiyor. Onun için son günlerde bir açılım lafıdır gezip duruyor.
Türkiye en son Amerika’yla hava savunma silahları anlaşması yaptı. Türkiye neden bu silahları alma gereksini mi duydu acaba?
İsrail’in İran’a saldırması sonucunda, bugün İran ile PKK’ ye karşı ortak operasyon yapan Türkiye; bu silahlarla kendisini İran a karşı koruyup, yarın; tıpkı bugünlerde olduğu gibi İran yerine İsrail ile İran’a karşı ortak operasyon yapacaklar. Ve Türkiye bu şekilde İsrail ile aslında resmiyette olmayan stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamış olacak. Bir yandan İngiltere ve Amerika ile olan anlaşmaları sonucunda Kürdistan Coğrafyasının Irak bölümüne göz diken bir anlayış ve diğer yandan İsrail’in İran savaşından sonra yine ayrılmaz bir parça olan toprakların devamının ele alınması planlarını yapmaktadır.
Abdullah Öcalan’ın yol haritasının açıklanmamasının nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Çünkü yol haritasının içeriği; tüm bu planların suya düşmesini sağlıyor olacak ki, şuanda yol haritası Türkiye’nin elinde bulunuyor.
Kaldı ki, Kürt halkı onurlu bir barışı isterken, nelerin hesaplandığını ve planlandığını bilmeden umutlu bekleyişini sürdürüyor. Tüm bu projeler hem Türkiye hem de Ortadoğu halkları açısından; en sağlam esirleşme sürecini başlatmış görünüyor.
Kürtler bin dört yüz yıldır hep başkalarının egemenliği altında yaşadılar. Kürt halkının tek suçu, Dicle ile Fırat’a sahip olması ve kutsal kitapların da dediği gibi; dünyanın dengesini sağlayan çivilere sahip olmasıdır. bu çiviler; Zağros,Cudi,Gabar,Munzur ve Kandil dağlarıdır.
Tüm bunlara sahip olmak bile başlı başına bir suçtur. Çünkü Kürdistan başlı başına bir okyanustur. Çünkü deryalar, denizlerle, denizler de okyanuslarla birleşir. Tarih hep bizde gizli kalmıştır ve dünyanın gözü hep bizim üzerimizedir. Kürtlerin tek suçu tüm bunlara sahip olmakla beraber; bu coğrafyada doğmaktır. Biz Kürtler barışı beklerken onlar neler neler düşünüyorlar. Hz. Âdem’in ceza için geldiği dünya şimdilerde Kürtlerin ceza çekmesine sahne oluyor. O zaman insanın aklına şu soru geliyor; biz Kürtler niye yaratıldık ki?
Tüm bunları bilip; DTP operasyonlarını ve askeri operasyonları anlamamak çok fazla saflık olur. Umarım Sayın Erdoğan tüm bu planları unutur da; hem Türkleri hem Kürtleri hem de bir bütün olarak Ortadoğu’yu esirlikten kurtarıp özgürlüğe kavuşturacak yol haritasını kamuoyuna tüm sadeliğiyle açıklar ve bunun sonucunda; ülkemiz özgür yarınlara kavuşur. Dahası; kardeşliğimiz bir bin yıl daha devam eder.
mehmet_serhat_polatsoy@hotmail.com



