E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Newyork’ta yapılan BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu toplantıları, hemen her zaman önemli geliÅŸmelere sahne olur. Ancak bu yıl yapılan Genel Kurul toplantıları birçok bakımdan dikkat çekici sonuçlar doÄŸurdu. Özellikle dünya kapitalist sistemindeki iliÅŸkilerin yeniden düzenlenmesi belirgin olarak ön plana çıktığı gibi, dünya küresel güçlerinin uluslar arası iliÅŸkilerdeki rollerinin dengelenmesi bakımından önemli geliÅŸmeler yaÅŸandığı bir kurul olarak deÄŸerlendirmek mümkün.
Öncelikli olarak Obama’lı ABD politikasındaki deÄŸiÅŸiklikler kendisini hissettirmeye baÅŸladı. ABD’nin baba ve oÄŸul Bush’lar döneminde izlediÄŸi ‘hâkimiyeti’ politikasının yerini ‘liderlik’ politikasına bırakmış bulunuyor. BM’nin Genel Kurul toplantısından birkaç gün öncesinde, İran’a karşı Polonya’ya yerleÅŸtirilecek füze sistemlerini iptal ettiÄŸini açıklaması, Rusya ile bozulan iliÅŸkilerin düzenlenmesinde önemli bir etki yarattı. Nükleer silahların sınırlandırılması konusunda Rusya ile ortak bir görüÅŸ birliÄŸine varması. Hem ABD kamuoyunda hem de BM toplantısında önemli bir baÅŸarı olarak görüldü. Özellikle Avrasya politikası nedeniyle Rusya ile bozulan iliÅŸkilerin yeniden geliÅŸtirilmesi ve bölgesel politikalar konusunda ortak adımların atılmaya karar verilmesi, ABD bakımından önemli bir geliÅŸme olarak deÄŸerlendirmek mümkün.
BM Genel Kurulu toplantısında dikkat çeken diÄŸer önemli noktalardan biri de İran’ın nükleer silahlama konusunda alınan karardır. İran’ın ikinci bir ‘gizli’ nükleer araÅŸtırma merkezinin ortaya çıkması ve CumhurbaÅŸkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından da kabul edilmesi, hem bir ‘ÅŸaÅŸkınlık’ yarattı, yarattı hem de ABD’nin elini nispeten güçlendirdi. Özellikle BM Güvenlik Konseyi üyesi Rusya ve Çin’in, ortaya çıkan mevcut durum karşısında İran’a karşı tutum alma olasılığının artması, İran’ın uluslar arası ve bölgesel iliÅŸkilerini etkileyeceÄŸi gibi ABD’nin İran politikası bakımından Obama’nın güç kazanmasını saÄŸladı. Rusya ve Çin, ilk kez, İran’a karşı yaptırımları destekleyebileceklerini açıkladılar. Bu aynı zamanda ABD ile Çin ve Rusya iliÅŸkilerinde yeni bir dengenin oluÅŸması, İran’ın küresel sistemin içerisine çekilmesinde belirgin bir baskı gücü oluÅŸturacaktır.
Genel Kurul çalışmaları sırasında özellikle tartışılan önemli konulardan biri de, ülkelerin geliÅŸen ekonomik düzeylerine baÄŸlı olarak uluslar arası kurumlardaki rollerinin çok daha belirgin hale getirilmesiydi. Özellikle yükselen Çin’in uluslar arası iliÅŸkilerde giderek artan etkisine paralel olarak küresel kapitalist kurumlardaki rolü de artmaya baÅŸladı. Böylece İMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarda Almanya, Japonya, ABD gibi ülkelerin ekonomik yükünü paylaÅŸmaya baÅŸlayan Çin’in rolünün giderek artması uluslar arası dengeleri yeniden ÅŸekillendireceÄŸi gibi aynı zamanda ABD’nin Asya politikasında önemli bir etki yaratacaktır. Japonya ve Çin’in Asya’nın lider ülkeleri olarak kıta üzerindeki artan egemenliklerine paralel olarak ABD’nin özellikle Çin ile yakınlaÅŸma sürecine girmesini saÄŸlayacaktır. ABD’nin Çin’in BM ve uluslar arası kurumlardaki etki gücünün ve katkı payının artmasını istemesi, Asya kıtasındaki yeni ittifakları ortaya koymaktadır. Böylece ABD-Çin stratejik ittifakı geliÅŸmelerin ana halkasını oluÅŸturamaya baÅŸladı.
Küresel kapitalist sistemin geliÅŸen ekonomik ve politik ihtiyaçlarına paralel olarak BM yapısının yeniden düzenlenmesinin tartışılmasıdır. Özellikle Almanya, Japonya, Hindistan, Brezilya, Meksika ve hatta Türkiye gibi ülkelerin etki gücünün arttırılmasına yönelik bir planlamanın yapılması, benimsenen bir görüÅŸ haline geldi. Buna paralel olarak, G-20’lerin çok daha etkin kılınmasına yönelik bir kararın alınmış olması, süreç içerisinde G-8’lerin yerini alması kapitalist sistem iliÅŸkilerinde önemli bir karardır. Daha önce maliye ve dışiÅŸleri bakanlıkları düzeyinde toplanan G-20’lerin bundan böyle devlet baÅŸkanları düzeyinde toplanmasına karar verilmesi, geliÅŸmiÅŸ ve geliÅŸmekte olan ülkelerin dünya sistemi içerisindeki rollerinin artması anlamına gelecektir. G-20’lerih hem nüfus yoÄŸunluÄŸu, hem de ekonomik güç bakımından yaklaşık olarak dünyanın 3/2’sini oluÅŸturmaları ve giderek artan düzeyde ortak sorumluluklar taşımaya baÅŸlamaları, küresel iliÅŸkilerde yeni dengeler olarak tanımlamaktadır.
Küresel kapitalist sistemin daha saÄŸlıklı iÅŸleyebilmesi için merkezileÅŸmiÅŸ ortak uyum politikalarının benimsenmesi giderek ön plana çıkıyor. Kapitalist sistemin merkez ülkeleri arasında halen bazı önemli farklı yaklaşımlar bulunmakla birlikte önemli konularda uzlaÅŸma eÄŸilimi geliÅŸmeye baÅŸladı. ÖrneÄŸin, enerji yataklarının geçiÅŸ bölgelerinin güvenliÄŸinin saÄŸlanması ve kontrolü, küresel krize karşı ortak politikaların geliÅŸtirilmesi, baÅŸta bankalar olmak üzere finans iliÅŸkilerde ortak kararların alınması, sermayenin uluslar arası akışkanlığı konusunda ortak bir zeminin oluÅŸturulması, küresel ısınma olarak bilinen sera gazlarının kontrolü konusunda özellikle Çin ve ABD’nin geri adım atarak Koyoto protokolünü imzalama kararı almaları bu sürecin birer parçası olarak görmek gerekir.
BM Genel Kurulunda yapılan tartışmalar, alınan kararlar önümüzdeki süreçte, hem uluslar arası hem de bölgesel iliÅŸkileri ciddi oranda etkileyeceÄŸi, küresel kapitalist sistemin yeniden reorganize edilmesi bakımından bizlere önemli ip uçları sunuyor.



