Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image



       Bu ülkede tahminen yirmi milyon Kürt ve elli milyon Türk yaşıyor.

Bu iki grubun ilişkilerini belirleyecek üç seçenek var.

Türkler ve Kürtler ayrılırlar, toprak paylaşılır.

Türkler ve Kürtler birarada ama sürekli çatışarak, savaşarak, kan dökerek yaşarlar.

Türkler ve Kürtler, birarada, herkesin eşit olduğu, kimsenin ırkından dolayı ikinci sınıf vatandaş sayılmadığı bir düzende yaşarlar.

Benim görebildiğim kadarıyla dördünce bir seçenek yok.

Kürtlerle Türkler bu üç ihtimalden birini seçecekler gelecekleri için.

Ayrılmak isteyebilirler.

Bugün Türklerin arasında da, Kürtlerin arasında da “ayrılalım” diyenler var, bunu açıkça yazanlar da çıkıyor.

“Bir referandum yapalım, bu ilişkiyi koparalım” diyorlar.

Bu mümkün.

Mutsuz birliktense, mutlu ve hoşnut bir ayrılık evladır.

Çeklerle Slovaklar, anlaşıp ayrıldılar, Belçika’da ayrılık konuşuluyor, bildiğim kadarıyla Kanada’da, İtalya’da, İspanya’da “ayrılıkçı” partiler varlıklarını sürdürüyor.

Ama bunu “çatışma” sürerken gerçekleştiremezsiniz.

Silahlar patlarken, “ayrılık” ancak silahla olur.

Büyük bir “iç savaş” yaşanması gerekir.

Görebildiğim kadarıyla Kürtlerin de Türklerin de arasında böyle bir “iç savaş” felaketinin yaşanmasını isteyenler çoğunluğu oluşturmuyor.

PKK bile “biz ayrılmak istemiyoruz” diyor.

Görünür bir gelecekte “ayrılma” ihtimali yok.

İkinci seçenek, birarada ama sürekli savaşarak yaşamak.

Yirmi beş yıldır sürdürdüğümüz durum bu.

Bu çatışmada elli bin insanımızı kaybettik, ülkenin yüzlerce milyarlarca doları gitti, çok acı çektik.

Üç seçenek içinde en kötüsü, en sancılısı bu ve biz bunu tercih ettik.

Şu anda MHP, CHP, PKK ve devletin bir bölümü bu durumun aynen sürmesini istiyor.

MHP ve CHP “barış” ihtimaline açıkça karşı çıkarak, PKK, barış ihtimali belirdiğinde Reşadiye baskınını yaparak “pozisyonlarını” belirliyorlar.

Bu çatışma halinin, Türk ve Kürt halklarına bir yararı yok.

Acıdan başka hiçbir sonuç vermiyor bu çatışma.

Zaten CHP ve MHP, bu çatışmanın nasıl toplumsal bir yarar sağlayacağı konusunda tek kelime etmiyorlar.

Sadece, “herkes Türktür, Kürtlerin Kürt olduğunu kabul etmek ülkeyi böler” diyorlar.

Böyle diyorlar ama “bölünmemiş” bu ülkenin güneydoğusuna gidemiyorlar, Güneydoğu’da bir miting yapamıyorlar, Kürtlerden tek oy alamıyorlar ve bölgesel “Türk partileri” haline geliyorlar.

Bir yandan “bölünmeyelim” diyorlar ama bir yandan da sadece “Türklerden” ve belli bölgelerden oy alan partiler haline gelerek “siyasi bir bölünmüşlüğü” fiilen yaşıyorlar.

“Bölünmeden bölünmek” gibi bir tuhaflığı bizzat kendileri yaratıyorlar.

PKK ise hem “ayrılığa” karşı çıkıyor, hem de “barışa” karşı çıkıyor.

Hem ayrılmayacağız, hem barışmayacağız.

Ne yapacağız peki?

Sürekli çatışacağız, sürekli savaşacağız, sürekli birbirimizi öldüreceğiz.

Bunun Kürt ya da Türk halkına faydası ne?

Biz, barışı torpilleyen Reşadiye baskınını eleştirdik diye PKK bizi tehdit ediyor, Taraf’a Güneydoğu’da boykot uygulamaya çalışıyor, bazı PKK sempatizanları ağır mektuplar gönderiyor ama henüz tek bir kişiden bile “Reşadiye baskınının Kürt halkına nasıl bir yarar sağladığını” anlatan bir mektup almadım.

PKK bizi tehdit etmeyi bıraksın da bu baskından sonra yaşadığı hayal kırıklığıyla ağlayan kendi insanlarına bu “baskının” yararlarını anlatsın, anlatabiliyorsa.

Üçüncü seçenek birarada barış içinde yaşamak, eşit hakların “anayasal” güvenceye kavuşması, demokratik bir düzen kurmak, hukuku yerli yerine oturtmak.

Bugün birçok insan “barışı” savunmakla, “AKP’yi savunmayı” eşanlamlı görüyor.

Çünkü ne yazık ki AKP’den başka “barış sürecine” sahip çıkan bir kitle partisi yok.

AKP’den başka kimse barış sürecine sahip çıkmazsa, AKP de barış önerisinin sahibi olur, bundan hoşlanmıyorsanız AKP’nin bu konudaki eksikliklerini giderecek bir barış projesiyle ortaya çıkarsınız.

Hem bir “barış projeniz” olmayacak, hem de “bu projeye AKP sahip çıkıyor, onun için ben barışa karşıyım” diyeceksiniz.

Bu sahtekârlıktır, savaş isteyenlerin bulduğu saçma sapan bir bahane olmaktan öteye gitmez.

Bugün herkes bu üç seçenekten birini seçip, net bir şekilde tavrını açıklamalı bence.

Ben üçüncü seçenekten yanayım, insanların birarada, mutlu ve eşit yaşamasını isterim ama Kürtlerle Türkler “illa ayrılalım” derse buna da benim kişisel bir itirazım olmaz.

En berbatı ise bence ikinci seçenektir çünkü bu seçenek “ölüm” demek, “acı” demek.

İkinci seçeneği tercih edenlerin “insanların ölümünden” mutlaka bir çıkarları vardır.

O “çıkarın” ne olduğunu gördüğünüzde tarafınızı seçmeniz de kolaylaşır.

taraf

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (6 Yazılmış)

  • Gönderen ciwan , 15 Aralık, 2009 16:22:50
    Sayın Altan, belirtmek istiyorum ki yazılarınızı önemseyerek okuyorum.Ancak son bir haftadır adalet terazinizin bozulduğunu söylemek istiyorum.Evet PKK nin yanlış politikaları eylemleri olmuştur şüphesiz ancak 10 yıldır çok sayıda barış girişimiyle barışa hizmet etmiştir, bunu görmeyerek yanlış bir eylem sonrası MHP ya da operasyondan vazgeçmeyen ordu ile aynı değerlendirilmesi çok yanlış ...
  • Gönderen Özlem, 15 Aralık, 2009 16:22:50
    Amet bey kimse Tokat Reşadiyedeki olayı tasvip etmiyor edemezde.Kaldıkı hele barıştan ısrar edenler hiç bir şekilde bunu istemezler.Ancak size şunu da sormadan edemeyeceğim.Sürekli üzerlerine yağdırılan bombalar..kurşunlar.Ortada bir halkın hassasiyeti...Önderleri diye kabul ettikleri birini dolaylı yollardan imha etmeye kalkışmak sizce ne kadar gerçekçi..Kaldıki bir tarihin, bir kültürün yer altı edilmesinin önüne geçmek için liderlere ve örgütlere ihtiyaç yokmudur.Bir halkın uyanışına vesile olan bu güçleri eleştirebilirsiniz ama yaşama hakkını ellerinden alamazsınız.herkes sorgulanmalı elbetteki..ama objektif olunmalı..Bir kedi bile kendisini savunacak mekanizmalarını çok iyi bilir onu bir köşeye sıkıştırdığınızda, yaşamasınına izin vermediğiniz takdirde oda kendi silahını size doğrultacaktır.Sizi tırmıklayacakcır peki doğrumudur sizce bana sorarsanız o an kendimi onun yerine koyduğumda, onun psikolojisinde kendimi gördüğümde doğrudur derim.Çünkü ben onun yaşamına kast ediyorum.Yine düşünün ortada iki ağlayan bebek var siz sadece birinin ağzına mı biberonu verip diğerinin ağlamasına göz mü yumacaksınız.Birini susturup, diğerine sen ağlayabilirsin senin ağlaman beni rahatsız etmiyor mu diyeceksiniz..Bilmem demek istediklerimi anlatabildim mi sayın Altan Bey...Neden düşünmeyen sorgulamayan kürt istiyorsunuz..yada insan diyeyim.Neden sadece tek taraflı bir fedakarlık istiyorsunuz...Neden Neden...
  • Gönderen Ahmed, 15 Aralık, 2009 16:22:50
    Yazılarınızı okumak sinirlerimi bozuyor. DTP kapatıldı yazı yazmanında, fazla bir değeri yok. Sen "Beğenmeyen çeker gider" diyen bir partinin liderine methiyeler dizmeye devam ededur.
  • Gönderen insan, 15 Aralık, 2009 16:22:50
    yaşam insanlığa ne sunmuş ve insanlık yaşamdan neler almış acaba. kendiniz farklı gösterip sanki demokrasi ve barış adına neleri feda ettiğinizi düşündüğümde sadce konuşmuş biri ile karşılaşıyorum evet belki kimseler konuşamadı sen konuştun ama bazen sustun çünkü hassasiyetiniz varya siz hassassınız hem de çok hassas ve bu hassasiyetiniz başkasının hassasiyetlerini görmeyecek kadar sizi kör etmiş başta demiştim ya insanlar yaşamdan neler aldı ben bir kürdüm benden herşeyimi aldınız ve sen hala çıkmış edebiyat yapabiliyorsun reşadiyede alçak saldırı deyipte yıllarca kürtlere her türlü ölümü reva görenlere daha 3 gün önceki aydın erdeme yapılana belki hassasiyetli yanaşıyorsun ve ben burdan sana sen işte böylesin desem sen böylede ki manada kendini ne yaparsın bilmem ve bunu biliyorum ki siz lere sıfat yükleyip bir canlı gurubuna sokmam çünkü sizin ne olduğunuzu hangi canlı sınıfına girdiğinizi bulamadım hadi sana son fırsat kendini ve senin gibilerini tanımlada bilelim ama bunu yaparken ölü bayanlara yapılan tecavüzü öldürülen çocukları asit kuyuları gerçi sen biliyorsun hepsini hassasiyetli ahmet altan...
  • Gönderen ROHAT, 15 Aralık, 2009 16:22:50
    Kürtlerin; kendi kaderini tayin hakkına ipotek koyan hiçbir yaklaşım çözümleyici olamaz.Kürtler adına hareket eden ama gerçekte Kürtlerin Apo'ya feda edilmesi ve rant çevrelerini beslemek üzerine kurgulu bir düzenek var malesef.Kürtlerin de uygar dünya toplumları kadar hakları vardır ne bir santim fazla ne de eksik.Bu haklar (devlet kurma dahil) vazgeçilmez,devrilmez ve ertelenemez hele hele Kürtlerden başka kimsenin oylamasına bırakılamaz.
  • Gönderen mem.., 14 Aralık, 2009 01:25:21
    iyi güzelde,pkk ile mhp yi aynı kefeye koyman ne kadar adil ahmet efendi.barış diyorsun,barışa sahiplenme diyorsun akp hangi somut adımı attı,oyalamadan kürt halkı ile alay etmekten başka ne yaptı?barış diye 8 aydır kamuoyunu meşgul eden akp hangi somut adımı attı?akp verdiğimle yetinin diye hep tehdit etmedimi kürt halkını?tehditle,aşağılamayla,hor görmeyle barışmı olurmuş,bu mantık yakışıyormu sana?
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.