Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 8 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

image

Zira aşk piyasasının metası değil, hayatın amacıdır. Sevginin en billur halidir. Duygusal zekanın potasında erimiş şefkattir.

Hesapsız, yalansız, hilesiz bir dünyadır.  Şairin dediği gibi ‘aşk, bütün umutların varış noktasıdır.

 ‘ işte bu yüzden ‘aşk yapılmaz’, sadece en yalın zihin ve duygu dünyasıyla varılır...Aksi takdirde aşk tüketilir. Bu hayatı tüketmektir. 

 Aşk/Edip Yalçınkaya 

Zindan kuşatılmış bir alandır. İnsanın doğaya topluma, kısacası hayata varma amacına kalın duvarlarla set çekildiği bir mekandır.  Öyleki bir süre sonra  insanın kendisine varma amacı bile sekteye uğratılır. Penceleri  çok azdır, daha doğrusu hayatla arasındaki gözenekleri sınırlıdır. Ama buna rağmen, insan her konuda olduğu gibi, bu kuşatılmışlık altında da zihninde ve manevi dünyasında tedbirler geliştirir. Bu umuttur, düştür, hayaller alemidir.  Bu öylesine bir güçtür ki, dışardaki insanın bile ulaşamadığı yerlere ulaşır, dışardaki insanın göremediğini görür.  Tıpkı gözleri görmeyen bir insanın muhteşem bir duyma ve sezgi gücünün gelişmesi gibi... 

Öte yandan içerdeki  insana, somutta açılan bazı pençereler vardır; kitap gibi, mektup gibi, görüş gibi, yada televizyon gibi...  Bu pençerelerden zihnimize dalgalar halinde her gün yeni sözler, duygular akar ve bu dar mekanda, bizler bir şeyin farkına varmak durumunda kalırız.  İçeri ile dışarı arasında bir birinden farklı zamanların birbirinden farklı ritmi işler.  

Yoksunluğun, kuşatmışlığın yaşam karşısındaki duruşu kadir-kıymet bilir tarzdadır. Hayata hayatın bütün renklerine umutula bakar çünkü daha da önemlisi  algıdaki özgürlüğüdür.  

Sözü aşk algısına getirmek istiyorum.  Bir kaç gün önce TV. İzlerken  ‘aşk yapmak’ gibi , oldukça saçma bir tümçeyle karşılaştım.  Aşk nedir ve nasıl yapılır?  Yada aşk yapılan bir şeymidir?  Bu sorular zihnin duvarlarına çarpıp durdu uzun bir süre.  Aşk asırlar boyu insanın insanın zihnini meşkul etmiş, yürekleri  inletmiş  santın  bütün dallarının ana temasını  oluşturmuş  ve henüz ortak bir tanımına ulaşamamış bir alanı ifade ediyordu.    Algıda farklılık elbette doğaldı.  Ama herhalde hiç bu kadar saptırılmamıştır.  Aşk ile güdü tatmini arasında fark varmı yokum, aşkın  cinsellikle ilişkisi gibi konulara girmenin pek anlamı yok gibi.  Zaten konu da bu değil.  Konu algı... Tek tek bireyleri aşan alil bir uygarlığın, bireryedeki izdüşümü... 

İlk avıcdan bu yana( ki beş bin yıllık bir süreyi aşmaktadır)  kadın alehine inşa edilen zihin kalıplarını biliyoruz.  Eril bir uygarlık doğası gereği, meşru kılmak için çabalayacaktır. ‘ Kurnaz erkek’, ’güçlü adam’ toplumsal yaşamın bütün kurumlarını bu kalıplara göre düzenleyecektir.  Bu günümüz modernite sistemine varıncaya dek, her gün biraz daha güçlenip hayatın bütün alanlarına nufus edecektir.  Olan budur. ‘ Aşk yapmak’ ile bu eril tarih, toplum ve zihniyet kalıpları arasında nasıl bir bağ olduğu anlaşılmadan, işin içinden çıkmak ta imkansızlaşır.

İlk avcı, ,ilk genelevi  inşacısı, ilk hırsız, ilk gaspçı ile, ilk egemen, ilk devlet, ilk zengin kan bağı ile birbirine bağlıdır ve hepsi de erkektir.  Kapitalizmle birlikte, her şey ( aklınıza gelebilecek olan herşey) birer nesneye dönüşmüştür.  Doğa, insan, din, hayata ve tabi aşk, bugünün Pazar sahipleri için sadece maldır.  Satamayacağı hiç bir değer kalmamıştır.  Son elli yıldır en büyük Pazar piyasası ‘ aşk’tır. Sadece ‘sevgililer günü’  hasılatı, transnasyonal şirketler için  milyar dolarlarla ifade edilmektir.  Bu piyasa için elbette, öncelikle zihinlere müdahale gereklidir.  Ayartılmiş zihne ihtiyaç vardır. Aşkı güdü tatmininden ibaret gören algı, sistemin başarılı olduğunun ifadesidir. 

Biz içerdekiler, hala tutuklandığımız 1990’larda olduğumuz için olsa gerek, bu algıyla aynı zamanı paylaşamıyoruz.  Zira aşk piyasasının metası değil, hayatın amacıdır. Sevginin en billur halidir. Duygusal zekanın potasında erimiş şefkattir. Hesapsız, yalansız, hilesiz bir dünyadır.  Şairin dediği gibi ‘aşk, bütün umutların varış noktasıdır. ‘ işte bu yüzden ‘aşk yapılmaz’, sadece en yalın zihin ve duygu dünyasıyla varılır...Aksi takdirde aşk tüketilir. Bu hayatı tüketmektir.

Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen kenan bazencir, 25 Temmuz, 2010 03:07:29
    heval edip yine cok güzel yazmissin sanmaki seni, sizleri unuttum simdi mektup yazamiyorum bu msj la kendimi hatirlatmak istedim . tanri ve tanricalar seni korusun . hep mutlu ve umutlu olman dilegiyle .esen kal.
  • Gönderen kawa, 20 Ocak, 2010 17:17:11
    bende beklemeyi bilen biri olarak bekliyorum,hadi ma artık biraz acele etsen iyi olur,yazan sabırla yazdı okuyanlar sabırlı sabırsız,beklemekmi zor sabırmı daha zor, neyse basım tekniğiyle uğraşanların bi özeleştiriye ihtiyaçları var ama ben ve bekleyenler yinede bekliyoruz...saygılarımla
  • Gönderen zeus, 02 Ocak, 2010 23:19:31
    ma ülkesi kitabın çıkacakmış gazteden okudum bekliyorum önünde saygıyla eğiliyorum
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.