E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 0 oy)
Çok Okunanlar
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Hakim'den şok açıklamalar
- Polis aracında 21 kilo esrar!
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- TV 6
- Ergenekon kazıya başladı
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
20 Nisan, 2007 02:00:00 | 695 defa okundu | aktuelbakis
IHD, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin Uğur Kaymaz davasında sanık polisler hakkında verdiği beraat kararını, demokrasi, insan hakları ve hukuk normlarından uzak bir karar olarak değerlendirdi. İHD’nin konuya ilişkin açıklaması şöyle: Ve Beklenen Oldu
21 Kasım 2004 tarihinde Kızıltepe'deki evlerinin önünde Mardin Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Timleri tarafından 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ın katledilmesiyle ilgili davada yaşananlar ve 18 Nisan 2007'de Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin sanık polislerin "atılı suçu işlemedikleri" yönünde verdiği beraat kararı, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti normlarından ne kadar uzak olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu.
Ilginç Gelişmeler.
Iddianame okunmadan yapılan ilk duruşma; yargıdan kaçırılırcasına duruşma öncesi göreve iade edilen ve atamaları başka illere yapılan sanıklar; hukuka ve yasalara aykırı bir biçimde red edilen Reşat Kaymaz'ın müdahil olma talebi ve adaleti adeta mağdur yakınları açısında ulaşılmaz, cezasızlığı sanıklar açısından ulaşılabilir kılmak için Eskişehir'e nakil edilen dava. Ugur Kaymaz'ın vücudundan çıkarılan delillere rağmen, sanıkların beraat etmesiyle sonuçlanan dava.. Aynen geçmişte güvenlik güçleri mensuplarının yargılandığı bir çok davada olduğu gibi.
Olayın olduğu dönemde Kızıltepe kaymakamı olan Engin Durmaz olaydan kısa süre sonra Erzurum Vali Yardımcılığı görevine; operasyonu organize eden, yöneten ve olayda doğrudan sorumluluğu bulunan Mardin Emniyet Müdür Yardımcısı Kemal Dönmez 1. sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi ettirildi.
Gelişmeler bunlarla da sınırlı kalmadı.
Bütün bunlara karşın, adaletin kılıcı insan hakları savunucuları için son derece hızlı ve keskin. IHD adına olay yerinde incelemelerde bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcimiz Mihdi Perinçek ve Diyarbakır Şube Başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında Kızıltepe Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Yukarıda anlatılan ve Türkiye'de bilinen, alışılmış senaryo 18 Nisan 2007 tarihine kadar devam etti.
Ve beklenen oldu.
Her Demokratik ve Hukuk Devletinde olması gerektiği gibi!!!!!!!!!!!!! 12 yaşındaki Uğur'un bedenine 13 kurşun sıkanlar beraat ettirildiler. Katliama katılan polisler hakkında aklı, vicdanı ve en önemlisi adaleti ve hukuku yok sayan bir gerekçeyle "meşru müdafa" gerekçesiyle beraat kararı verildi.
Bu ülkede yaşayan tüm yurttaşlarımızın adalete ve hukukun üstünlüğüne inanmaları gerektiği için Insan Hakları Savunucuları olarak soruyoruz: Ayaklarında terliklerle bir akşamüstü evlerinden çıkan bir baba ve 12 yaşındaki oğlu, sokağı saran yüzlerce polis için tehdit mi oluşturmuştur? Uğur Kaymaz ve babasının katledilmesi olayındaki gerçekler nelerdir? Mardin'de açılan dava için Adalet Bakanlığı davanın Eskişehir'de devamı kararını niçin vermiştir? Güvenlik kuvvetleri mensuplarının yargılandığı her dava niçin hukukun işlemediği duruşmalara dönüşmektedir?
Içişleri ve Adalet Bakanları bu sorularımıza açık ve net yanıtlar vermediği ya da istifa etmedikleri sürece; herkes bilmelidir ki bu ülkede çocuklar için dahi yaşam hakkı güvence altında değildir.
INSAN HAKLARI DERNEĞI – 20 Nisan 2007
21 Kasım 2004 tarihinde Kızıltepe'deki evlerinin önünde Mardin Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Timleri tarafından 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ın katledilmesiyle ilgili davada yaşananlar ve 18 Nisan 2007'de Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin sanık polislerin "atılı suçu işlemedikleri" yönünde verdiği beraat kararı, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti normlarından ne kadar uzak olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu.
Ilginç Gelişmeler.
Iddianame okunmadan yapılan ilk duruşma; yargıdan kaçırılırcasına duruşma öncesi göreve iade edilen ve atamaları başka illere yapılan sanıklar; hukuka ve yasalara aykırı bir biçimde red edilen Reşat Kaymaz'ın müdahil olma talebi ve adaleti adeta mağdur yakınları açısında ulaşılmaz, cezasızlığı sanıklar açısından ulaşılabilir kılmak için Eskişehir'e nakil edilen dava. Ugur Kaymaz'ın vücudundan çıkarılan delillere rağmen, sanıkların beraat etmesiyle sonuçlanan dava.. Aynen geçmişte güvenlik güçleri mensuplarının yargılandığı bir çok davada olduğu gibi.
Olayın olduğu dönemde Kızıltepe kaymakamı olan Engin Durmaz olaydan kısa süre sonra Erzurum Vali Yardımcılığı görevine; operasyonu organize eden, yöneten ve olayda doğrudan sorumluluğu bulunan Mardin Emniyet Müdür Yardımcısı Kemal Dönmez 1. sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi ettirildi.
Gelişmeler bunlarla da sınırlı kalmadı.
Bütün bunlara karşın, adaletin kılıcı insan hakları savunucuları için son derece hızlı ve keskin. IHD adına olay yerinde incelemelerde bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcimiz Mihdi Perinçek ve Diyarbakır Şube Başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında Kızıltepe Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Yukarıda anlatılan ve Türkiye'de bilinen, alışılmış senaryo 18 Nisan 2007 tarihine kadar devam etti.
Ve beklenen oldu.
Her Demokratik ve Hukuk Devletinde olması gerektiği gibi!!!!!!!!!!!!! 12 yaşındaki Uğur'un bedenine 13 kurşun sıkanlar beraat ettirildiler. Katliama katılan polisler hakkında aklı, vicdanı ve en önemlisi adaleti ve hukuku yok sayan bir gerekçeyle "meşru müdafa" gerekçesiyle beraat kararı verildi.
Bu ülkede yaşayan tüm yurttaşlarımızın adalete ve hukukun üstünlüğüne inanmaları gerektiği için Insan Hakları Savunucuları olarak soruyoruz: Ayaklarında terliklerle bir akşamüstü evlerinden çıkan bir baba ve 12 yaşındaki oğlu, sokağı saran yüzlerce polis için tehdit mi oluşturmuştur? Uğur Kaymaz ve babasının katledilmesi olayındaki gerçekler nelerdir? Mardin'de açılan dava için Adalet Bakanlığı davanın Eskişehir'de devamı kararını niçin vermiştir? Güvenlik kuvvetleri mensuplarının yargılandığı her dava niçin hukukun işlemediği duruşmalara dönüşmektedir?
Içişleri ve Adalet Bakanları bu sorularımıza açık ve net yanıtlar vermediği ya da istifa etmedikleri sürece; herkes bilmelidir ki bu ülkede çocuklar için dahi yaşam hakkı güvence altında değildir.
INSAN HAKLARI DERNEĞI – 20 Nisan 2007



Güncel