Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image
Dün gazeteci- yönetmen arkadaşım Bülent Gündüz'ün Evdalê Zeynikê filminin galasına katılmak üzere


Sevgili Delil Dilanar'la birlikte Köln’den Paris’e doğru yola çıktık.



Dengbejlerin şahı, sözcüklerin üstadı, Gule’nin hayat arkadaşı , yaralı turnaların yoldaşı , güler yüzlü, tatlı sözlü Evdalê Zeynikê nihayet görücüye çıkıyordu.
İkimiz de heyecanlıydık.
Zira, hem epeydir yolunu gözlediğimiz Evdalê ağırlayacak, onu özlemlerle dolup taşan sürgün yüreklerimize bastıracak hem de bir yıldır sürekli koşturup duran Sevgili Bülent‘in mutluluğunu paylaşacaktık.
Hava soğuk, yol uzundu ancak heyecandan içimiz içimize de sığmıyordu.
Kaldı ki filmin müziklerini Delil yapmıştı. Ben de –karınca kadarınca- destek olmaya çalışmıştım.
Gala Paris’in ünlü Champs Elysées (Şanzelize)caddesine bitişik Club de l’Etoil de yapıldı.
Paris’te yaşayan ünlü-ünsüz birçok Kürd’ün yanısıra çeşitli meslek gruplarından çok sayıda Fransız’ın da katıldığı galanın açılışını yönetmen Bülent Gündüz yaptı.
Fransız konukları için önce kısaca ‚dengbej’in tanımını yapan Gündüz, ardından filminde Zahıro yê Muşê, Xeniyê Qereyazîyê, Apê Bekır , Maruf, Gazin ve Şemdin gibi günümüzün ünlü dengbejlerini biraraya getirdiği bilgisini aktardı.
Gündüz konuşmasını ‘kendinizi Evdalê Zeynikê’nin yaşadığı dönemde hissedeceksiniz’ sözleriyle tamamladı.
Tam da öyle oldu...
Filmle birlikte biz de yüz elli yıl kadar öncesinin Serhad Bölgesi’ne; Erzurum ili Karayazı ilçesi Qanciya köyüne doğru yola çıktık.
Film Evdal’ın kim olduğu sorusuyla başlıyor?
Evdal’ın çalkantılı hayatının anlatıldığı film, bir kız çocuğunun, bir bilge kişiye (Haydar Gündüz) Evdalê Zeynikê’yi kastederek ‚ev keye?‘ diye sormasıyla start alıyor.
30 yaşına gelinceye kadar kendi halinde yaşayan ve herhangi bir özelliğiyle dikkat çekmeyen Evdal’a ne oluyorsa 30 yaşındayken oluyor.
Bir gece garip bir rüya görüyor.
Rüyasında karnının üzerinde değirmen taşı döndüğünü görüyor. Taş durmadan dönüyor ve döndükçe etrafına buğday saçıyor.
Evdal ertesi sabah rüyasını yorumlaması için köyün imamına gidiyor.
İmam ona, ‘ büyük bir ozan ve dengbej olacaksın, ayrıca etrafa saçılan buğday taneleri kadar da kılam söyleceksin ‘diyor.
Evdal’ın öyküsü böyle başlıyor.
Evdal yatağından doğruluyor ve elini kulağına götürüp söylemeye başlıyor.
Sonra da elinde asası sırtında abası, eza ve cefasıyla köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor.
Dolaşıyor ve hüzünlü avazını gittiği her yere; herkese ulaştırıyor. Sözcüklerin ustası hiç susmuyor, söylüyor da söylüyor.
Kılamlarında sürekli olarak dağlara, taşlara, ağaçlara, kuşlara, akan sulara seslenen, doğadan, insandan ve hayvandan esinlenen Evdal’ın mucizevi bir sesi vardır.
Sesi gizemlidir, ahenklidir ve içtendir. Bu yüzden etkilidir.
Evdal sesine sonsuz güvenmektedir.

Gittiği her yerde rakibini ses düellosuna davet etmektedir. Önüne çıkan her dengbeji de kısa sürede altetme başarısı göstermektedir.
Bülen‘tin filmi hüzünlü bir yol hikayesidir aslında. Önce Serhad bölgesi, ardından Acem ülkesi derken Evdal‘ın uzun sanat yürüyüşünde başına gelendir.
Gule’sine söz yetiştirmesinin, Şex Sılo’yla ses döğüştürmesinin, Sürmeli Memed Paşa’ya ölünceye kadar vefa göstermesinin hikayesidir,
Filmi burada anlatmayacağım, en iyisi yakında seyircinin huzuruna çıkacak olan Evdalê Zeynikê’yi izlemenizdir.
Ben beğendim. Bülent iyi iş çıkarmış.
Evdal'ın çalkantılı hayat hikayesinin yanısıra mey ustası Egidê Cımo’nun sistemlerinden, bir de Vanlı hemşerim Gazin adındaki bayan dengbejin sesinden ve yüzündeki hüzün gölgesinden çok etkilendim.
Övünmek gibi olmasın ama Van insanı bir başka oluyor. Ve, galiba hüzün en çok Vanlı’ya yakışıyor.
Neyse, doğrusu sevgili arkadaşım Bülent bütün zorluklarına rağmen iyi bir çıkarmış. Evdal’ın mirasını başarıyla bugüne taşımış.
Eksikler yok mu? Var elbette. Ancak önemli olan bu sorumluluğu yüklenmek, Evdal’ı yattığı derin sessizliğin içinden çekip çıkarmak ve günümüze taşımaktı.
Bülent bunu başarmış..
İyi bir ekiple de çalışmış.
Görüntü çekimlerini Adana Atın Koza Film Fesivalinde en iyi görüntü yönetmeni ödülüne layık görülen Bahoz(Fırtına) filminin görüntü yönetmeni Ercan Özkan yapmış.
Çekimler Serhad’dan Brüksel’e uzanan geniş bir alana yayılmış.
Filmin müziğini ise dediğim gibi ünlü sanatçımız Sevgili Delil Dilanar yapmış.
Evet, Evdalê Zeynikê‘nin yüz yıllardır Sipane Xelat’enin doruklarında yankılanan sesi bundan böyle sinema solanlarında yankılanacak…
Onun gizemli sesi gittiği her şehirde sizi bekliyor olacak…
28.01.10
gunayaslan@hotmail.de
 
  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen ahmet gündüz, 04 Mart, 2010 19:00:12
    sevgili günay abi yazılarınızı zevkle okuyoruz sevgili kardeşimin avdale zeynıke belgeselinide en iyi şekide dile getirdiğiniz için teşekür
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.