Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

  11 Åžubat günü Avrupa Parlamentosu Türkiye ile ilgili yıllık raporunu Strasbourg’daki Genel Kurulunda tartıştıktan sonra büyük oy çokluÄŸuyla resmen kabul edip kamuoyuna açıkladı. Bu rapor geçen yıldan beri aynı kurumun dışiÅŸleri komisyonunda tartışılmaktadır. Yani söz konusu belgeye giren hususlar uzun bir süre ve geniÅŸ bir ÅŸekilde tartışılarak netleÅŸtirilmiÅŸ olanlardır, tesadüfi veya emrivaki bir rapor deÄŸildir. 

DiÄŸer bir husus da, özellikle türk basınında sık sık AP raporlarının uygulanabilir olmadıkları vurgulanıp durulmaktadır. EÄŸer Türkiye ile iyi ÅŸeyler yazılsa türk basını onu göklere çıkarır, öve öve bitirmez olacaktı. Oysa AP raporları Avrupa BirliÄŸinin karar mercilerine referans teÅŸkil eden en önemli belgelerdir. AP’nin karşı çıktığı kararlar ne AB Komisyonu ne de AB Zirvesi tarafından kolay kolay alınamaz. 

Gelelim AP raporu ile Kürt Sorununa. Ben AB’nin bu kurumunun çalışmalarını 1993 yılından beri takip ediyorum. 2000 yılına kadar bu kurumda Kürt Sorunu ile ilgili hatırı sayılır tartışmaların yürütüldüÄŸünü, kararların alındığını söylemek mümkündür. Ne zaman ki Kürt Özgürlük Hareketi strateji deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptı ve gerilla güçlerini Türkiye sınırları dışına çektiyse, iÅŸte o zaman AP’de ciddi bir tavır deÄŸiÅŸikliÄŸi geliÅŸti. Açıktan olmasa da, dolaylı olarak savaşın durmasını istemeyen bir yaklaşım geliÅŸti. Sadece Sol Gurup ve kısmen de YeÅŸiller Gurubu bu konuda biraz daha özgün bir politika izlemiÅŸ oldular, AP’nin diÄŸer tüm gurupları hemfikir olup Kürt Sorunu ile ilgili yeni ve ortak bir konsept geliÅŸtirdiler.
Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan bu yılki raporda en fazla göze çarpan husus Türkiye’nin derhal askerlerini Kıbrıs’tan çekmesini istemesi olmuÅŸtur.

Türk yetkilileri tarafından çok sert bir tepkiyle karşılanan husus da bu olmuÅŸtur. Söz konusu raporun tartışıldıgı oturumda Avrupa BirliÄŸi Komisyonu’nun GeniÅŸlemeden Sorumlu yeni üyesi Stefan Füle de hazır bulundu ve Türkiye ile ilgili ilk resmi açıklamasını da yapmış oldu. Füle açık bir ÅŸekilde Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine tam uyumu saÄŸlaması, temel hak ve özgürlüklere tam saygı göstermesi, dürüst bir sürecin yürütülmesini saÄŸlaması ve AB’nin hazmetme kapasitesini dikkate alınması gerektigini vurguladı. Bu sözler daha önceki yetkililer tarafından da sık sık söylenmiÅŸ olsa da, Füle’nin ilk açıklamasında buna özellikle dikkat çekmesi önemli bir iÅŸarettir. 

DTP'nin kapatılması da AP raporunda yer almıştır, ancak bu konuda daha çok kaide yerine getirilsin yaklaşımının ötesine geçmediÄŸini de belirtmek gerekiyor. DTP'nin kapatılmasından ve parti üyelerine yönelik son tutuklamalardan sadece üzüntü duyulmuÅŸ olduÄŸu belirtilen belgede, aynı zamanda Türkiye'de siyasi partilerin kapatılmasını düzenleyen yasaların Avrupa İnsan hakları SözleÅŸmesi ve Avrupa Konseyi Venedik Komisyonunun önerileriyle uyumlu hale getirilmesi çaÄŸrısı da yapılmış ve bu konuda Türkiye'nin kapsamlı bir anayasa reformuna ihtiyaç duyduÄŸu da tekrarlanmıştır. Maalesef AP 2000 yılından beri hazırladığı tüm raporlarında tekrarladığı ÅŸablon paragrafı bu yılki raporunda da yerini korumuÅŸtur. Yani Kürt Özgürlük Hareketi yine terörist bir örgüt olarak nitelendirilmiÅŸ ve silahlarını bırakarak Türkiye hükümetinin siyasi inisiyatifine cevap vermesi gerektiÄŸi istenmiÅŸtir. 

Genel olarak rapora bakıldığında, ne yazıkki AP gelenekselleÅŸmiÅŸ Avrupa BirliÄŸinin Kürt Sorunu ile ilgili ikiyüzlü politikasına sadık kaldığını birkez daha tekrarlamış olmaktadır. Burada yine Kürt örgütleri, ve özellikle de BDP üzerine önemli görev ve sorumluluklar düÅŸmektedir.

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.