E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Hayat dediÄŸimiz ÅŸey, herkesin kendi penceresinden baktığında gördükleri kadarı olmaya baÅŸladı son zamanlarda. Herkes kendi acısını dünyanın en büyük acısı sanıyor. EÄŸer baktığımızda sadece kendi gördüklerimizle yetiniyor ve bize dokunmayan olayları önemsemiyorsak vay halimize!
Oysa bakışlarımızı biraz uzaklara çevirebilseydik ve bizim acımız dışında baÅŸkalarının acısını kendi acılarımız kadar duyumsayabilseydik bugün bu yaÅŸadıklarımızı yaÅŸamak zorunda kalmayabilirdik.
Herkesi bizim gibi düÅŸünmeye zorlamak, bizim gibi düÅŸünmüyorsa yok saymak gelenek haline geldi. Kimse kimseyi dinlemiyor. Herkes kendini dinletmek istiyor kendini dayatıyor. İnsanlar varolan ortak paydalarda buluÅŸmayı bir türlü baÅŸaramıyor.
Kürt sorununda düÅŸüncemizi belirttiÄŸimiz de onların düÅŸüncesiyle örtüÅŸmüyorsa kesin Kürtçüyüz. Ermeniler konusunda onlar gibi düÅŸünmüyorsak vatan hainiyiz. Ergenekon konusunda askerleri desteklemiyorsak Amerikan uÅŸağıyız. Taraf gazetesi okuyorsak Fetullah’çıyız… Biz bir türlü kendimiz olmayı baÅŸaramıyoruz…
İşte bunları düÅŸündüÄŸümden olsa gerek uzun zamandır yazmak gelmiyor içimden. Sanki her ÅŸey yazılmış söylenmiÅŸte ben de boÅŸuna aynı ÅŸeyleri tekrarlıyorum düÅŸüncesindeydim. Yazarken de özellikle kiÅŸilerle didiÅŸmekten, hedef aldığım kiÅŸiyi iÄŸnelemekten ziyade olaylarla ilgili yazmak beni daha mutlu ediyor.
Türkiye’de tabular yıkılıyor… Tabuları sevmeyen biri olarak, tabuların yerle bir edilmesi beni sevindiriyor açıkçası. Korkunç bir kaos yaÅŸanıyor. Birde kendi yaÅŸadığım kaosları düÅŸününce hayat çekilmez oluyor… OkuduÄŸum gazetelerin haberleri, seyrettiÄŸim tv kanallarındaki görüntüler aklımı başımdan almaya yetiyor. İnsanın aklı başında olmayınca da ne yazar!
Annem hastane odasında yeniden dönüÅŸüm yolculuÄŸuna çıkmak üzereyken, hastanelerin ölüm kokan duvarları arasında “ oysa yaÅŸam kokmalı” yazmak aklıma bile gelmiyordu. Her ÅŸey o kadar insani olmaktan çıkmış ki... Annemi tek kiÅŸilik bomboÅŸ duran “özel” odalardan birine yatırmak için neler yaptığımızı kimlere ricada bulunduÄŸumuzu, hastane çalışanlarının insani olmayan davranışlarını anlatmak istemiyorum burada. DediÄŸim gibi her ÅŸey insanlıktan çıkmış toplumumuzda. Varolan deÄŸerlerimizi ara ki bulasınız!
Uzun zamandır ülke gündeminin en önemli sorunu Ergenekon ise insanların konuÅŸtuÄŸu neredeyse tek konu haline gelmiÅŸ. İnsanların yüzde doksanı ise bunun asker- Akp hesaplaÅŸması olduÄŸuna ve askerin yıpratıldığına inanıyor olması. Askeri eleÅŸtirmek Tanrıyı eleÅŸtirmek gibi bir ÅŸey sanki korkuyorlar. Kürt sorunuymuÅŸ, Kürt açılımıymış, Ermeni tasarısıymış, tekel iÅŸçileri aylardır sokaklarda ayazın altında direniyormuÅŸ, açlık sınırı bilmem kaç olmuÅŸ kimsenin umurunda bile deÄŸil açıkçası.
Hükümetin aklı fikri Ergenekon da. Umarım bu iÅŸin sonunu getirirler. Hatta allayıp pulladıkları Kürt açılımında bile öyle komik durumlara düÅŸtü ki insanın gülesi geliyor. Yıllardır Kürt sorununu kendine dert etmemiÅŸ, Kürt sanatçıların dilini baÄŸlamış, “Kürtçe klip çekeceÄŸim” diyen Ahmet Kaya’nın üzerine çatak kaşık fırlatmış ve bununla kalmayıp ilkokul öÄŸrencileri gibi istiklal marşı okumuÅŸ “sanatçılar” Kürt sorununu çözmek için fikirlerini söylemek üzere baÅŸbakan tarafından toplantıya davet edildiler. Kimileri neye dayanarak reddettiler bu öneriyi bilmiyorum ama birkaç sanatçı açılama inanmadıklarını ifade etti. Gidenler ise süslenip püslenip galaya gider gibi koÅŸtular.
Her defasında söylediÄŸim gibi bu ülkede ki sadece bu ülkede deÄŸil, dünyanın her yerinde sorunlar tabandan deÄŸil tavandan çözülüyor ne yazık ki. Kürt sorununda da önemli ölçüde tabular yıkılmış, neredeyse çözüm aÅŸamasına gelinmiÅŸtir diye düÅŸünüyorum ve ülkenin huzuru için sorunun çözümü alakasız kiÅŸilerde deÄŸil muhataplarında aranmalıdır. Kürt sorunun muhatapları bellidir.
BaÅŸbakanın davet ettiÄŸi hiçbir “sanatçı” da kalkıp ÅŸunu dememiÅŸtir. “Kürt kardeÅŸlerimizle eÅŸit koÅŸullarda yaÅŸamak istiyoruz. Bu topraklarda bizim kadar onlarında hakkı vardır. Kanı kanla yıkamayın. Cezaevlerindeki tutsakları azat edin. DaÄŸdaki gerillaların geri dönmesini saÄŸlayın. TaÅŸ atan ufacık çocukları zindanlara hapsetmeyin. Faili meçhul cinayetleri aydınlatın. Kürtlerin partilerini iki de bir kapatmaktan vazgeçin.”
Bu çok duyulan ama bir türlü önemsenmeyen sözleri “ sanatçılar” mutlaka duymuÅŸ olmalıydı ve dile getirmeliydi diye düÅŸünüyorum...
En önemli sorunumuza gelince; Bu olay, “siz bizi yıllarca fiÅŸlediniz, ÅŸimdi sıra bizde” olayına, Akp – Asker hesaplaÅŸmasına asla dönüÅŸtürülmemelidir. Türkiye de demokrasinin yerleÅŸmesine ve darbecilik anlayışının zihinlerden silinmesine hizmet etmelidir. Ben, ÅŸu açıdan önemli buluyorum Ergenekon olayının açığa çıkmasını. Önemli çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca dokunulmazlıkları olanlara dokunularak kimsenin yaptığının yanına kalmayacağını görmüÅŸ olduk. Apoletlerinin, pırpırlarının ardına sığınarak kendilerini ayrıcalıklı ilan edenlerin yolu da adliye kapılarına, zindanlara düÅŸermiÅŸ demek ki...
Bu ülkede devlet erkini ardına alarak cinayet iÅŸleyenler, mal varlığına üçe beÅŸe katlayanlar, önüne geleni dinleyen, fiÅŸleyenler, insanların üzerinde korku imparatorluÄŸu yaratanlar, yıllardır adeta kör dövüÅŸüne dönen savaÅŸtan medet umanlar artık yolun sonuna geldiler.



