E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 1 oy)
03 Mart, 2010 19:52:23 | Cahit Mervan

Yıllar birbirini kovalıyor, mevsimler değişiyor, aylar, haftalar, günler hayatımızdan çekip gidiyor; ancak Kürtlere yöneltilen soru hiç değişmiyor: Kürtler ne istiyor? Bu soru sürekli tekrarlanıyor, bıktırıcı, bir o kadar da taciz edici hal alıyor.
İlk bakışta masumane bir soru gibi gözüküyor. Aslında bu soruyu Sibirya'daki bir dağ köylüsü, Güney Afrika'daki bir tüccar, Küba'da purosunu tüttüren bir vatandaş veya kutuplarda yaşayan fok balık avcısı sorsa hoşgörü ile yaklaşıp, dilimizin döndüğü kadar anlatmaya çalışacağız.
Ne yazık ki soruyu yönetenler Kürtlere ve onların yaşadıkları topraklara burunlarından daha yakın bir mesafede duruyorlar. Genellikle bu sorunun sahipleri Fırat'ın batısında oturuyorlar. 'Cahil-cühela' takımdan da değiller. Mürekkep yalamışlar. Dünya görmüşler. Ağızları laf yapıyor. Muhafazakar, milliyetçi, liberal, solcu, sağcı, İslamcı, Kemalist gibi kimliklere sahipler. Ancak çok ortak bir yanları var. Hepsi de beyazlar.
Açık söylemek gerekirse 'Kürtler ne istiyor?' sorusunu yönetenlerin bir kısmı, gerçekten akıl tutulması yaşıyor. Müthiş ve izahatı mümkün olmayan zihin tembelliği içindeler. Okuduklarını anlamıyorlar. Veya Kürtlerden gelecek her türlü işarete bütün duyu organlarını kapatmışlar.
Ancak 'Kürtler ne istiyor?' sorusunu yönetenlerin ağırlıklı bir kısmı ise ne aptallar, ne de akıl tutulması yaşıyorlar. Bu soruyu ısrarla ve bilinçli bir şekilde ortaya atıyorlar. Aslında Kürtlerin ne istediklerini çok iyi bildikleri halde müthiş bir karartmaya gidiyorlar. Ve öylesine bir hava yaratıyorlar ki, Kürtler, onların örgütlü güçleri, sivil toplum örgütleri, aydınları, kanaat önderleri ne istediklerini, ne yaptıklarını bilmeyen, başıbozuk bir toplulukmuş gibi göstermeye çalışıyorlar.
Çok cüzi de olsa bu tacizkar anlayış Kürtler arasında da taraftar buluyor. Bu kesim ise başlı başına psikiyatri biliminin araştırma ve inceleme alanına giriyor. 30 yıldır 'Kürt mahallesinde' laf ve dedikodu üretmekten başka doğru dürüst bir iş yapmayan, şimdi ise AKP kuyrukçuluğu sayesinde 'Türk mahallesinde' dış kapının mandalı olmaya çalışan bazı 'eski' sekreter ve 'liderler' ise 'Kürtler ne istiyor?' tacizine başka bir tekerlemeyle katılıyorlar.
Kürt Özgürlük Hareketini, DTK, BDP'yi ne istediğini bilmemekle suçluyorlar. Beyaz efendilerine hoş görünmek için de 'açılım' denen tasfiye politikasının çökmesine hayıflanıyorlar. Ve suçu onlar adına Kürt Hareketinin sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Aslında dediklerine kendileri de inanmıyorlar.
Şimdi, 'Kürtler ne istiyor?' sorusu Kürtleri taciz ve aşağılamaktan öteye üzerinde durulması gereken başka anlamlar taşıyor. Bir kez bu soru yüz puanlık bir tuzak sorusudur. Kürtlerin taleplerini sıfırlama sorusudur. Kürtlerin kolektif hak taleplerini kabul etmemek için kurulmuş bir tuzaktır.
Halbuki Demokratik Toplum Kongresi'nin son iki yılda yaptığı, kongre, konferans, toplantılarında ortaya çıkan sonuç bildirgelerine bakıldığı zaman dahi Kürtlerin ne istediği, çözüm için hangi yolun izlenmesi gerektiği çok rahatlıkla görülebilinir.
Ama bu soruyu ısrarla soranların amacı tam da burada kendisini ele veriyor. Kürtlerin son derece net ve açık olan talepleri üzerinde kuşku yaratılmaya çalışılıyor. Aslında hiçbir şey istemeyin. Ne veriliyorsa onunla yetinin. Şükredin. Abartmayın. Hatta Ahmet Altan'ın insaf sınırlarını da zorlayarak Kürtlere önerdiği gibi 'AKP'ye biat edin, kuyrukçuluk yapın' deniliyor.
Kürtleri taciz eden bu anlayış ne yazık ki 'Kürtler ne istiyor?' sorusuyla sınırlı kalmıyor. Kürtler üzerinde toplum mühendisliğine kadar iş götürülüyor. Kürtlere şöyle oturun, şöyle kalkın, şöyle konuşun, şu kadar isteyin, bu kadarından vazgeçin, hatta şunlar iyi, bunlar kötü gibi denilerek akıl hocalığı yapılıyor.
Ne yazık ki 21. yüzyılda dahi Beyazlar, imtiyazları gereği Kürtleri ahmak yerine koymaya ve aşağılamaya devam ediliyor. Örneğin Ahmet Altan'ın yazdığı 'Kürtler ve demokrasi' başlıklı yazı böyle bir ruh halinin ortaya çıkarttığı bir 'eser' olsa gerek. Mesela Altan'ın 'Tabii eğer akıllarında bir Kürt devleti kurup orada Kürtleri ezmek gibi fikirler yoksa' cümlesi dahi Kürtlere bakışın enteresan şifrelerini veriyor. Bu cümleyi kazıyın altından Kürtlerin aşağılanmasından başka bir şey çıkmaz.
Kürtlerin niyetlerini okumak, kurulacak bir Kürt devletinde 'Kürtlerin ezileceği' fikrini yaymak ve AKP'nın kuyruğuna takılmadıkları için Kürtleri demokrasiye 'yabancılaşmakla' suçlamak Altan'a kaldıysa eğer, bu memlekette Kürtlerin işi zor. Türklerin Kürtleri anlaması daha da zor.
CAHİT MERVAN
selasor@hotmail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (3 Yazılmış)
-
Gönderen rohat, 09 Mart, 2010 13:22:39fok balığı avcısı bile bunlardan daha insafli....
-
Gönderen NURHAK PAZARCIKLI, 04 Mart, 2010 13:34:28ORNEK Kurd halki insan olarak gorulmek istiyor. Kurd olarak kalmak istiyor, dilini kulturunu yasatmak istiyor. Koyune donmek istiyor kurkusuzca yasamak istiyor. Ozgurce siyaset yapmak istiyor.Savasin durmasini koruculugun kaldirilmasini istiyor. Cocuklarinin anadilde egitim ogretim gormesini isimlerinin serbest olmasini Kurd halk onderliginin ozgurlugunu istiyor. Bunlar makul taleplerdir Beyinleri orumceklesmis kisiligini yitirmis beyaz kurd ne istiyor.
-
Gönderen honestgirl, 04 Mart, 2010 10:14:58cahilleştirilmiş bir toplum her yöne yönlendirilebilir.ancak kürt aydınları ve önderleri sayesinde insanlarımız bir uyanış evresine geçtiler.ve uyanan her kürt ne istediğini çok iyi biliyor.aynı zamanda beyazlar da ne istediğimizi çok iyi biliyor.herkes üstüne düşeni yapıp yalakalık yapmaktan artık vazgeçmeli..



