E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Bazı tespitleri ve belirlemeleri yerli yerine oturtmazsak, ne kadar iyi niyetli olursak olalım, varacağımız sonuç yeni “acı”lara zemin oluşturacaktır.
Tek başına “iyi niyet” meselelerin çözümünde yeterli sonuca insanları ulaştırmadığı gibi zaman zaman “karşı” pozisyona da düşürebiliyor.
Bir süredir yoğun olarak tartışılan Kürd sorununa öncelikle Kürd aydınıyım diyenlerin doğru yaklaşıp, doğruları karşı taraftaki aydın, sanatçı, yazar ve politikacılara anlatmak zorundadır veya zorunluluğu vardır. Bazı olmadık “basit” gerekçelerin arkasına saklanmak, “moda”ya uyup ‘ben de şöyle bir açıklama yapsam veya imza kampanyası başlatsam’ gibi anlamı ve manası olmayan şeylerin peşinden koşup insanların enerjilerini ve kafalarını meşgul etmemeliler.
Aydın olmanın özelliği de birileri ne der gibi kaygılardan uzak olmasıdır. Düşüncelerini ifade ederken kaygılanan biri aydın olamaz.
Türkiye’de Kürd sorunu diye bir sorun yok, esas itibarı ile Kürdlerin bir Kürdistan sorunu vardır. Bu sorunu götürüp başka bir yere mal etmenin bir manası yoktur. Kürdler bunu çözmedikçe, bugün bazı adımlar atılsa, soruna geçici olarak soluk aldırılsa da, yarın bu sorun kendini başka bir şekilde yine dayatacaktır.
Teknolojik gelişmeler öyle bir dünya yarattı ki, artık hiç bir şey sır değildir. Baskılar sonucu Kürdler bugün sessiz kalsalar dahi, gelecekte yeniden Kürdistan sorununu gündemleşecektir.
Dünya globalleştikçe devletler de o oranda küçülüp daha lokal bir hal alıyor. Belki çok yakın bir zamanda dünya tek bir devlet şeklini alacak ama halklar da o ölçüde daha çok lokal yaşayacaklardır. Dünyanın en çok global özellikleri taşıyan kıtası Avrupa olmasına rağmen, Avrupa ailesine her gün yeni bir ülke daha ekleniyor. Doğru olan da budur.
Baydemir’in “Özerk Kürdistan” isteğini gündemleştirmesine bir çok alandan tepki geldi. Baydemir’in açıklaması, Kürd toplumunun derinliklerinde yatan ve ifade edilmeyen isteklerin en düşük sesle ifade edilişidir. Baydemir gibi cesur ve onurlu aydınlar olmasa, bu sorun belki de tartışılmıyor olacaktı.
Uzlaşmacı bir duruş ne sahibine ne de birlikte yaşamak istediği diğer insanlara bir fayda sağlar.
Kürd sorunu öyle ‘genel af, anayasa değişiklikleri, yok bilmem basit bir iki hakla’ çözülecek bir sorun değildir.
Bu sistem çok kirli, bu sistemde bir şeyler aramak, bu sistemin bir yerlerine “yama” yaparak bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Dolayısıyla bir çözüm aranacaksa, kökten olmalı. Yoksa geçici arayışlar, hem acıların çoğalmasına neden oluyor, hem de daha çok insanın ölümüne sebebiyet veriyor.
Sistem Kürdlere potansiyel suçlu ve iç “düşman” gözü ile bakıyor. Mevcut yasalar ve kanunlar ona göre düzenlenmiş, toplumda algılama biçimi de öyle gelişmiştir.
Anayasanın bir kaç maddesinin değiştirilmesi, Kürd dilinin seçmeli ders olması ile, TRT-6 gibi basit şeyleri “demokrasi” gibi göstermek ve çözüm aramak aptalcadır.
Mevcut sistem ve algılama biçimi değişmediği müddetçe, herhangi bir hükümetten bir beklenti içine girmek de doğru değildir.
Çok basit bir örnekle daha somut bir belirleme yaparsak, bugün kamuoyunu en çok meşgul eden olayların başında “taş atan çocuklar” yasası geliyor ve bu yasa daha dün AKP tarafından çıkarıldı. Bugün ise aynı AKP bunu bir “demokrasi” manevrası olarak kamuoyuna yutturmaya çalışıyor. Dün Mahmur ve Kandilden gelenler, bugün tutuklanıyor. Seçilmişler keyfi bir şekilde tutuklanıyor. Küçücük çocuklar duvarlar üzerinden atılıyor... daha çok örneklendirebiliriz.
En basiti, orta yerde bunca faili meçhul cinayet dururken, bunlar bizzat failleri tarafından itiraf edilirken ,hiç bir işlem yapmayan bu sistemden bir beklenti içine girmek ham Hayalcilikten başka bir şey değildir. Tutun ki bir siyasal genel af ilan edildi? Ne olacak, mevcut yasalar durduğu müddetçe ertesi gün Kürdler yine cezaevlerini dolduracaklardır.
Bütün bunlardan hareketle, bence Kürd aydınıyım diyenler ve politikacıları sorunu çok daha net ortaya koyup, Baydemir gibi daha gerçekçi davranmak zorundadırlar.
serifkap@googlemail.de
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen gülistan, 11 Kasım, 2010 21:02:20ağzına yüreğine sağlık dayıcım.... nede güzel anlatmışsın...



