Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image


Savaş ve Barış arasında çok uzunca bir mesafe vardır. Biri yaşama bakıyor diğeri ölüme vuruyor.

Savaş canlıların yok edildiği, hayatın ölüme dönüştüğü bir zaman dilimidir. Savaş kışkırtıcılığı yapanlar da katiller kadar suçludurlar.

Savaş bir insanın en son isteyebileceği bir durumdur. İnsan mecbur kalmadıkça asla başvurmaması gereken bir yoldur.

Ölümü savaşta “başarının ” izahı olarak göstermek ruhsal olarsak ancak “hasta” insanların işidir.

Hep merak etmişimdir, silahı başkasının üzerine doğrultan insan ne düşünür. Hani birazda tetiğe bastığında bir daha karşıdakinin olmayacağını biliyor ya, nasıl bir ruh hali içine girer o bir kaç saniyelik zaman dilimi içinde! Düşünmek bile istemiyorum. Herhalde kendinden iğreniyordur.

Ne yazık ki, insanlık tarihi sadece karşıdakini yok ederek günümüze kadar süre gelmiştir. Çıkarlar her zaman yaşama karşı baskın gelmiştir, her zaman insan çıkarlara kurban edilmiştir.

Herhalde en pervasız savaş kurallının işlendiği yerlerden biri Türkiye’dir.

PKK’nin son ilan ettiği çatışmazlık süreci bu anlamda beni son derece mutlu etti. En azında bir kaç insanın yaşamı kurtulmuş olacak bu süre içinde.

Yaşam için herkes Barışa sıkı sıkıya sarılmalıdır ama sadece gerçek bir barışa. 

Gerçek bir barış için herkes objektif davranmak zorunda. Öyle “güç”lüden yana bir tutum içine girip, gerçekleri ters yüz ederek, barış kavramını bir baskı unsuru gibi kullanmak doğru bir yaklaşım değildir. Doğru sonuçlarda vermez.

Devlet, dolaysı ile hükümet basın ve STK aracılığı ile PKK üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Bu yönlü yoğun bir yönelim gözle görülür bir şekilde kendini hissettiriyor. Bunun doğru bir yaklaşım olmadığını ve doğru sonuçlar doğurmayacağını düşünüyorum. 

İkinci bir nokta referandum için BDP üzerinde aynı uygulama söz konusu. Özellikle basın aracılığı ile yoğun bir baskı oluşturulmaya çalışılıyor ve Kürd halkın kafasında çelişkiler yaratılmaktadır.

PKK’nin çatışmasızlık kararı umuyorum yine “aracıların” oyalama taktiklerinden biri değildir. Ya da “basit aracıların” olmayan ateşten duman çıkarıp, umut yaratarak önerdikleri bir çözüm değildir.

Herkes savaş mı yoksa barış mı diye rengini beli ederken çok iyi düşünmek zorundadır. Savaşında barışında koşulları aslında herkesçe bilinmektedir. Sadece seslendirirken doğru seslendirmiyorlar.

PKK’ye çatışmasızlığı dayatanlar, aynı iradeyi devlet ve hükümet nezdinde de göstermek zorundadırlar ki gerçek anlamda hiç kimsenin gururu kırılmadan, gerçek barış sağlanabilsin. Bununda tek koşullu olduğunu düşünüyorum, Kürd halkının doğuşta gelen haklarının eksiksiz iadesidir.

Ne istedikleri konusunda Kürd halkının talebi daha da netleşmiş durumda. Günü birlik politikalardan uzak yarın rahatlıkla arkasında durabilecekleri makul taleplerdir.

Şimdi sadece bir şey geriye kalmış, devlet ve diğer kesimlerin ne düşündüklerinin açığa çıkmasıdır. Savaş mı barış mı? Devletin Kürdlerin taleplerini karşılayacağını sanmıyorum ve dolaysıyla savaştan yana bir tutum sergileneceğini ve bu çatışmasızlık sürecini yine “tafsiye” süreci olarak değerlendireceğini düşünüyorum.

Not: son iki yazıma değişik çevrelerden ve arkadaşlardan tepkiler gelmektedir. Eleştiri adı altında, şahsıma yönelik hakaretlere varan yazılar yazılmaktadır. Hiç bir zaman bireyleri hedef alan eleştiriler içine girmeyeceğim, bana yakışmadığını, etik olarak basit bulduğumu ve kendimi aynı noktaya hiç bir zaman taşımayacağım. İsteyen istediği gibi beni eleştirebilir, hakaret içermedikçe saygılı davranacağım. 

serifkap@googlemail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.