Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Eski çağların birinde, denizlerin ortasındaki bir ada ülkesinde  farkındalık bilincine sahip gönlü yüce bir kral yaşardı.

Kudretli bir orduya,  güçlü ve sadık bir halka,  bereketli geniş topraklara sahip olan kral, nedenle sonuç arasında kopmaz  bir bağ olduğunun farkındaydı. 

İnsanın, doğanın,  toplumun ve dünyanın yaşamına yön veren evrensel bu kural yüzünden  kendisi, ülkesi ve çevresiyle ilgili her gelişmeye duyarlı yaklaşır, her şeyi sorgular, anlamaya  ve anlamlandırmaya çalışırdı.

Günlerden bir  gün kral,  ülkesinin bilge kişisi olan Haritacı’yı yanına çağırdı. Halkı ve ülkesi için duyduğu kaygıları onunla paylaştı.

 Düşman saldırılarının ülkede yarattığı huzursuzluğu, halkın her geçen gün artan tepkisi ve öfkesini anlattı.

Yakın gelecekte kötü şeylerin yaşanacağının farkında olan kral, Haritacı’ya, ‘ülkemi ve ailemi nelerin beklediğini öğrenmek istiyorum’ dedi.

 ‘Bu sayede belki kötü gidişatın önüne geçebilirim’ diye de ekledi.

Bilge Haritacı nesiller boyunca haritacılık yapmış bir ailenin son temsilcisiydi. O olacakları önceden öngörebilme yeteneğine sahip bütün müneccimlerin, remilcilerin ve  habercilerin bilemeyecekleri her şeyi bilirdi.

 İnsanın doğumdan ölümüne kadar geçen zaman içinde başına nelerin geleceğini haritasına bakar söylerdi.

Haritacı krala cevap vermedi. Bir süre sessiz kalmayı tercih etti. Fakat kral üsteledi. Haritacı baktı olacak gibi değil, itiraz etti:

‘Gönlü yüce kralım, herkes haritasında nelerin yazıldığını, hangi çizgide hangi gizin saklandığını yaşayarak öğrenmelidir‘ dedi.

Ardından, ‘önceden bilmek her zaman iyi değildir‘ diyerek üstü kapalı sitem de etti.

Kral buna rağmen arzusundan vazgeçmedi. ‘Kaderimizi değiştirebilmemiz için ne yazıldığını önceden bilmemiz gerekir‘ karşılığını verdi.

Kralın söyledikleri Haritacı’yı tatmin etmedi. Ancak bir şey de demedi. Anlaşıldığı kadarıyla kral çaresizlik içindeydi. Bunu fark eden Haritacı susmayı tercih etti. Sustu ve kendi içine çekildi.

Uzunca bir süre sessizlik içinde geçti.Sonra Haritacı yeniden söze girdi.

‘Yüce kralım, yaşanması gerekeni engellemek için boşuna çaba harcama ve bunun sadece seninle ilgili olduğunu da sanma, sen bütünün bir parçasısın, bütün değişiyor, sen de değişeceksin‘ dedi.

‘Kimse yazgısından kaçamaz, yaşanması gereken yaşanacaktır‘ diye de ekledi.

Fakat bu sözler de kralı ikna etmeye yetmedi. Farkındalık bilincine sahip çaresiz kral, Haritacı‘nın başka bir söz etmesini istemedi. Ona kesin bir dille ‘bir sene içinde bu işi hallet‘ emrini verdi. 

Ve, aradan bir sene geçti. Haritacı koltuğunun altına yerleştirdiği iki tomar haritayla çıkıp geldi.

İnce ruhlu, ince yürekli Haritacı, haritalardan birini sessizce kralın masasının üzerine serdi.

O andan itibaren de kralın başına bundan böyle nelerin geleceğini haritaya bakarak tek tek söyledi!

Duydukları karşısında kralın hissettiği acı çok derin ve çok keskindi. 

Haritacı, krala, bir hafta sonra sefer emri vereceğini, on gün sonra düşmanla ilk çarpışmanın gerçekleşeceğini, tahtın tek varisi olan kralın biricik oğlunun ilk çarpışmada öleceğini, savaşın giderek şiddetleneceğini, şiddetli savaşın beş ay süreceğini, sonunda kralın yenileceğini ve savaş meydanında öleceğini söylemişti.

Keskin ve derin acının canını yaktığı kral öğrendikleri karşısında ne diyeceğini bilemedi.

Sadece, ‘ya ülkem, ya ailem?‘ diyebildi.

Haritacı gözlerini haritasından ayırmadan, ‘senin artık bir ülken ve bir ailen olmayacak‘ karşılığını verdi.

Kral sözün bittiği yerdeydi.

Sonunda kaderinde nelerin yazıldığını öğrenmişti. Şimdi öğrendikleri ona işkence etmekte, acı içinde kalmış yüreği inim inim inlemekteydi.

Derken aklına bir fikir geldi.

Haritacı’ya, ‘kaderimde ne yazıldığını bildiğime göre onu değiştirebilirim‘ dedi.

Ve hemen vezirlerine düşmana barış elçileri gönderilmesi emrini verdi. Asla savaş kararı vermeyecek, barışta sonuna kadar ısrar edecekti.

Doğrusu kralın sevinci görülmeye değerdi. Onun bu halini gören Haritacı acı acı gülümsedi.

‘Acele etme kralım‘ dedi ve masaya ikinci haritayı serdi.

‘Savaştan vazgeçtiğin için oğlun ve komutanların sana isyan edecek, ordun ve halkın ikiye bölünecek, on gün sonra iki kesim arasında şiddetli bir çarpışma yaşanacak, bu çarpışmada oğlun ölecek, ayrıca düşman senin barış önerini reddedecek ve ülkeni işgale yönelecek, düşmanla savaşın beş ay sürecek, sen yenilecek ve öleceksin‘ dedi.

Umudu tükenen kral, ‘ya bizim seçme hakkımız, nerde kaldı irademiz?‘ diyerek isyancıl bir soru yöneltti.

Haritacı bu soruya ‘sınırlı koşullar sınırlı seçimler  üretir ‘ cevabını verdi.

Kaderinde yazılı olanı kabul etmek istemeyen kralın yüreği yerinden fırlayacak hale gelmişti. Bunu fark eden Haritacı, ailesine ve ülkesine tutkuyla bağlı olan krala, mevcut olanın ötesine geçmeyi ve bütünün bir parçası olarak yaşanması gerekeni kabul etmeyi öğütledi.

Kral, Haritacı’yı evine  gönderdi. Sonra da odasına çekildi. Orada gece boyunca durumu gözden geçirdi.

Sabah ilk iş olarak da ordusuna savaşa hazırlık emrini verdi. Savaşı hiç bir zaman istememiş kral, savaş ilan etmişti.

Derken sefer günü geldi.

Kral ilk çarpışmada ölecek olan oğlunu yanına alarak ordusuna ve halkına şöyle seslendi:

‘Sizin artık bir ülkeniz ve bir aileniz olmayacak. Ancak, cesaretiniz ve özveriniz sayesinde gelecek kuşakların özgür bir ülkeleri ve mutlu bir aileleri olacak!..‘

*

Geçen gün kızkardeşim Figen’den bir email aldım. Şimdi viran olmuş Van‘daki evimizi ziyarete gitmiş. Oradan bazı fotoğraflar göndermiş.

Fotoğraflar çok şey anlatıyor.

Figen, acısını dünyanın dört bir yanına dağıtmış evimizin yıkıntıları arasında dolaşıyor.

Enkaz altında kalmış yitik bir ülkeyi ve yitik bir aileyi arıyor.

Bana da tahtakurularıyla birlikte paylaştığım odamdan sesleniyor:

‘Her şey burada şekillendi‘ diyor.

Kaç gündür onun yazdıklarını okuyor, gönderdiği fotoğraflara bakıyorum.

Her defasında da Borges’in Haritacı’sını anımsıyor, şimdi özgür olan İrlanda’yı, özgür ve mutlu  İrlandalıları düşünüyorum.

Baktığım her fotoğrafta ‘bir ülkesi ve bir ailesi olmayan‘ ülkemin onur ve yürek sahibi insanlarını görüyor, İrlanda’nın ve insanlığın yazarı Jaymes Joyce‘nun ,‘ yıkılışımdan onur duy‘ dizelerine sığınıyorum.

Suskun yüreğim/ Yazgım/ Ağlama ne ay varken ne de sis/  Onur duy yıkılışımdan...

25.08.10

gunayaslan@hotmail.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen mehmet, 31 Ağustos, 2010 19:23:33
    Bizim ülkemizi ve kimliğimizi tar û mar eden düşman zihniyet bizde aile mi bırakır. koca bir ülkeyi ve onun üzerinde yaşayan halkı yok etmeyi hedefleyen, varlığına kast eden bu alçaklık güruhu hangi değerimizi bıraktı günay abi..senin yaşadığın bunca acıya rağmen dik ve onurlu duruşunu saygıyla selamlıyorum..
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.