Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Aslında bugün 30 yıl önce, yani 12 Eylül sabahı nasıl evimden, şehrimden kaçmak zorunda kaldığımı, cuntanın pençesinden bir tesadüf sonucu ‘kurtulup’ nasıl ‘illegalde’ yaşadığımı ve sürgüne gidişimi, sürgün günlerini yazacaktım.

Yazıyı günler öncesinde kurgulamıştım. ‘Ben’den, benim gibi milyonlarca insandan alınan, gasp edilen ve bir daha iade edilmeyen, telafisi, asla mümkün olmayan ve hepimizde inanılması zor acılar ve travmalara yol açan o yılları yazacaktım.

Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır konuşmasını dinleyince böylesine ‘kişiselleştirilmiş’ bir hikaye yazmaktan vazgeçtim. Sağ olsun Erdoğan çok ‘duygulu’ ve ‘içten’ acılarımızı dinlendirdi! Bu ‘içten’ konuşma karşısında bizim hikayemizin bir önemi kalmadı!

Daha önce bir yazımda aktarmıştım. Güney Afrika'da ırkçı rejime karşı mücadele eden insan hakları savunucusu Steve Biko’nun bu tür durumlar için mükemmel bir belirlemesi vardır. Biko “Beyazlar kıçımıza tekme atıyorlar, sonra buna karşı nasıl tepki vermemiz gerektiğine de onlar karar veriyorlar” diyordu.

Tıpkı Erdoğan’ın Kürt halkının yaşadığı zülüm üzerinden söylediği şeyler gibi. Yani Erdoğan’da tıpkı diğerleri gibi, “Önce kıçımıza tekmeyi atıyor, sonra nasıl tepki vermemiz gerektiğine” karar veriyor. Hatta duygularımızın, acılarımızın nasıl olması gerektiğine, bizim için neyin iyi neyin kötü olduğuna o karar veriyor.

Sanki “düşünmezseniz yoktur” diyen, “Güvenlik güçlerimiz kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapacaktır” diyen,  “ne dedik” diye başlayıp, “istemeyen çeker gider” diyen o değilmiş gibi ‘gözyaşı’ döküyor.  Bütün acıları bildiğini söylüyor. Tarihe gönderme yapıyor.

Apê Musa’dan, Ahmedê Xani’nin aşkından,  Faqiye Teyran’ın sevdasından, Ahmet Kaya’nın sürgünde vefatından, Orhan Miroğlu’nun yarasından ve şu anda oy hakkı olmamasına ve Türkiye gidememesine rağmen referandumda ‘yetmez ama evet’ diyen Şivan Perwer’in hasretinden bahsediyor. Bir araba dolusu Kürt inkarı diğer lafların yanında.

Çok garip bir durum. Bu garip durumu izah etmemiz gerekiyor. Başbakan Kürtlerin aşkına, sevdasına, ödediği ve ödemekte olduğu bedellere, sürgün hasretlerine bu kadar mı vurgun? Bize bu kadar mı sevdalı? Bu işte bir iş yok mu sizce?

Bu işte nasıl bir iş olduğunu, nasıl bir dolabın döndüğünü Apê Musa, Ahmedê Xani,  Faqiye Teyran ve Ahmet Kaya yattıkları yerden kalkarak bize anlatacak değiller her halde. 
 
O zaman iki de bir ‘bizden çok bize sevdalı’ başbakanın ağzından düşmeyen Şivan Perwer’in en azından bir izahat getirmesi gerekmez mi? Gerekir. Miroğlu bir izahat getirmiş. Belli ki kendi isminin zikredilmesinden çok etkilenmiş. Ve başbakana ‘müteşekkirlerini’ arz etmiş. Bence biat kültürü açısından tutarlı ve Steve Biko’nun tespitleri açısından ise mükemmel bir örnek.

Şivan’a gelince. Şivan sesiyle, sazıyla Kürt müziğine, Kürt ulusallaşmasına ve mücadelesine paha biçilmez katkılar yapmıştır. Bunda bir sorun yok. Kürt halkı kendisine minnettardır. Kaldı ki bu halkın bir evladı olarak da bunu yapma sorumluluğu vardır. O’nu Şivan Perwer yapan da budur zaten.

Ancak, onun son dönemde izlediği politika, girdiği girift ilişkiler Şivan’ı bir sanatçıdan çok, AKP’nin Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı kullanmak istediği bir ‘silaha’ dönüştürüyor. Şivan, Kürtlerin Şivan Perwer’ni hızla tüketiyor, kimliksiz, dilsiz, aşksız ve en önemlisi de sevdasız bırakıyor. Ne Şivan’ın buna hakkı var, ne de başkasının..

Elbette bunlar sadece başbakanın Şivan’in ismini bir konuşmada zikrettiği için olmuyor. Birkaç yıldır yürütülen görüşmelerin, girift ilişkilerin sonucu oluyor. Bazı şeyler kötü kokuyor. Artık izahat ve açıklama gerektiriyor.

Kürt kamuoyu Şivan Perwer’i bu yıl Newroz öncesi TC Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile Berlin’de, büyük bir koro halinde ‘bir başkadır benim memleketim’ adlı ırkçı türküyü mikrofon elde seslendirirken gördüğünde bir sarsıntı geçirdi. “Ne oluyoruz” diye sordu. Gerçekten neyin karşılığında yapılıyor bunlar? Kürt kamuoyunun bunları bilme hakkı var.

Bence Şivan kendisini kuşatan ve onu hızla eriten AKP’nin yalan-dolan çemberini görmelidir. Şimdi Kürtlerin Şivan Perwer’i olduğunu göstermeli, ‘yetmez ama evet’ diyeceğine, onun 30 yıllık sevdasının da, hasretinin de gerçek adresi için en azından ‘yetmez ama boykot’ diyebilmelidir.
 

selasor@hotmail.com

 

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen mem.., 10 Eylül, 2010 11:34:19
    kürt halkı olmasa,şıwan'ı kim niçin dinlesin onunla duygusallaşsın onunla coşsun?şıwan?kürt halkı olmazsa sen bir hiçsin kendine gel.haddini bil..seni var eden kürt halkın sakın meydan okuma kendinden geçme.unutma bu halk seyyit rızaları,şex saitleri,simkoları,Qazi muhammedleri,barzanileri,şex mahmut berzencileri,fekiye teyran,melaye cizirileri,ahmede xanileri,cigerxwinleri,hayrileri,ferhatları,mazlumları ve inci tanesi misali kürt halkına çocuk yaşıyla öncülük eden,örbek olan kızıl ali'lere beşiklik etmiş kürt halkı karşındaki,kendine gel.haddini aşma yoksa tuzla buz eder bu halk seni..
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.