Lâytislam ve Askeri Demokrasi!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 11 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031


 Peki Lâytislamcılar ne yapacaklar? Ya evet diyecekler siyasal süreçlerini tamamlayıp gidecekler veya direnecekler, biraz çatışmalıda olsa, istediklerini elde edip kendini her yerde tekrar eden politik islamı uygulayacaklar.

Gerçi burası Türkiye, deli bir adama benziyor, nasıl ki ne zaman ne yapacağı belli değilse bir delinin, Türkiye’de de ne zaman ne olacağı belli değil. Çünkü her şey Generallerin dudakları arasındadır ve o gün onların ne düşündüğü belirliyor.

Lâytislam ve Askeri Demokrası!

Son günlerde türkiyede de kendini tekrar eden, islamiyet adına işlenen cinayetler dikkat çekicidir ve ister istemez bir çok bakımda insanlarin düşünce merkezlerinde soru işaretleri birakarak, sessizde olsa bir şekilde sorgulandığını düşünyorum.
 
Bir çok illerici insanın kafasında var olan ve sesli ifade etmesi gereken soru ve sorgulamaları, gelecek tepkiler karşısında sessizliği tercih etmek zorunda kaldığı bilinen bir gerçek. Bir iki cümle söyliyenlerde sonrada geri adım atmak zorunda kalıyorlar. Bunun altında yatan neden, islamiyet adına işlenen cinayetlerin tüyler örpertici olmasından kaynaklanıyor.
 
İslamiyeti sorgulayacak değilim ama altını çizmem gereken bir iki nokta var.
 
İslamiyete iki şekilde bakmakta fayda var. Birincisi; inanç bakımında islam, ikincisi günümüzde politikleştirilen islam.
 
İnanç bakımında islam, daha çok kırsal kesimde, evlerinde ve kendileri ile allah arasına başka birilerin girmediği, sadece inandıkları için, yapmaları gereken bir gürev olduğuna inananlardır. Bunların hiç kimseye zararları olmadığını düşüyorum ve temiz insanlardırlar. Tıpkı diğer inançlardaki insanlar gibi. Ellerinde geldikçe de insanlara yardım edenlerdir. Ne yazık ki bunlar çok azınlık bir kesimi temsil ediyorlar.
 
Günümüzde daha çok kentte olan ve islamiyeti politik çıkarları için kullanan ekip  çoğunlukta. İşte esas üzerinde durmak istediğim nokta bu kesimdir.
 
Bu kesim bir çok ülkede aynı benzerlikte kendini tekrar eden, hem nitelik hemde nicellik bakımında birbirine çok benzeyen eylem ve olaylar yaptılar, yapıyorlar. Mısırda, Afganistan’da, İran’da, Irak’ta, Lübnan’da, Türkiye’de...
 
Türkiye’de bir şey daha bu politik islamla birleştirildi. O da Türk milliyetçiliğidir.
 
Türkiyedeki politik islamcılar bunlara birde çok başarılı bir şekilde Nyhtislamı da eklediler. Yani türkçe deyim ile yumuşak bir islam görüntüsü verdiler. Bu tabi uzun yılların birikimi sonucunda ortaya çıkan bir durum. Türkiye’de özellikle askeryenin desteği ile gelişti. Her ne kadar asker laik görünsede örtülü bir şekilde bu kesimle sürekli bir anlaşma içinderdir. Dikkat edilirse her askeri darbede sonra bu kesim biraz daha güçlenerek politik sahnede yerini aldı. Normal koşullarda sağcıların güçlenmesi gerekirken, tersi bir şey oldu, solcular kadar sağcılarda törpülendi.
 
İslamiyeti politik bir araç olarak kullananlar çok yönlü örgütlendiler. Medreselerden  okullara geçiş yaptılar. Artık öyle bilinen şekildeki sarıklı görüntülerinden uzaklaştılar, modern bir görünüm ve yumuşak bir islam çizmeye çalıştılar. Artık tek tarikatlar bu örgütlenemye cevap olamiyordu.
 
Fetullah Gülen ve ekibi başta Türki cumhuriyetlerinde kendilerine bağlı yurtlar ve okullar açarken, 1990’li yıllardan sonra Türkiye ve son zamanlarda da Kürdistanın en ucra köşelerine kadar yurt açar duruma geldi. Her bölgede, özellikle ortaokulla başlayan cocukların ağırlıklı olarak alındığı yurtlar açmışlar ve kendisine bağlı öğretmenler, derslerden sonra bu yurtlara giderek politik Dini öğretiyorlar.
  
Dış görüntüsü yumuşak, modern, alta ise dalga dalga Lâytislamı yaydılar. 
 
Devletin her alanına kadrolarını yerleştirdiler ve adım adım kendilerini dayatmaya başladılar. Kabul etmek gerekirki bütün kesimlerden daha iyi bir örgütlenme yarattılar. İfade biçimlerini ve yaklaşımlarını farklılaştırdılar. Yer yer solcuların, yer yer milliyetçilerin argümanlarını kullandılar.
 
Gelinen noktada, görüntü itibarı ile devletin en zirvesi olan cumhurbaşkanılığı koltuğu kaldı ve orayada oturmak istiyorlar.
 
Askeri Demokrası olur mu? Oluyor işte. Türkiye kurulduğundan beri bu şekilde yürüyor, kendileri de inanıyorlar. Sorun onlar açısında yok. Bizim ne dediğimiz, beğenip beğenmediğimiz çok önemli değil. Dünya ile ilişkileride kötü değil, yürütüyorlar. Öyle insan hakları, kültür, totlum vs. çok anlamlı değil bu demokrası açısında. Sadece onlar, yani Generaller söyler sen yaparsın.
 
İşte böylesi bir demokrasi de, AKP’nin kendi adayı olan Büyükanıt, yine onlara karşı bir darbe yapıyor. 


Neden?
 
Çünkü askeriye genel hatları ile Türkiyedeki demokrası sınırlarını çizdiği için, görüntüsü zedelenebilir diye şimdilik bu islamcı kesime karşı çıkyor. Oysa onları bu duruma getiren yine askeriyenin kendisidir.
 
Generaller, Lâytislam için çizdiği sınırı bunlar aşmış görünüyorlar. O nedenle Cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimlerin yapıldığı gün hem resmi anlamda bir darbe yaptılar hemde tankları ile sabaha kadar meclisin etrafını kuşattılar.
 
Bir kez daha Generaller “siz sadece bizim çizdiğimiz sınırlar içinde politika yapabilir ve demokrasi de bizim istediğimiz kadardır” dedi toplumun bütün kesimlerine. Bir filmde başrolde oynayan oyuncunun önüne figuran geçerse, o senaryo kötüdür demek. Türkiyede de sanırım Lâytislamcılar öyle bir şey yaptılar.
 
Genaraller, Politik islamcıları uzun bir süre kendi çıkarları için kullandı. Onları göçlendirdi ama gelinen noktada, Türkiye’nin sosyal yapısı Lâytislamın gelişmesine çok müsait olduğu gerçeğinde hareketle, biraz firenlemek istiyorlar. Ama dirsek temasları devam edecek.
 
Peki Lâytislamcılar ne yapacaklar? Ya evet diyecekler siyasal süreçlerini tamamlayıp gidecekler veya direnecekler, biraz çatışmalıda olsa, istediklerini elde edip kendini her yerde tekrar eden politik islamı uygulayacaklar.

Gerçi burası Türkiye, deli bir adama benziyor, nasıl ki ne zaman ne yapacağı belli değilse bir delinin, Türkiye’de de ne zaman ne olacağı belli değil. Çünkü her şey Generallerin dudakları arasındadır ve o gün onların ne düşündüğü belirliyor.
 
Güncel şeyler o kadar hızlı değişiyor ki, bir an söylediklerin veya yazdıkların, bir dakika sonra boşa çıkabiliyor.

Şerif  Kaplan
 
 
sherifkaplan@hotmail.com
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com