E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
'1 Mayıs ilk dileğimiz; yaşatacak seni tunç bileğimiz!'
Bu söz geçen yüzyılda işçi ve emekçilerin en çok dillendirdiği sözlerden biriydi.
Gerçekten de 19. ve 20. yüzyıllar işçi yüzyılıydılar. Kapitalizmin ve emperyalizmin doymak bilmeyen sömürü ve kar hırsının yarattığı dünyada insanlığın çok büyük bir kesimi aç ve yoksul bir duruma düştü. Buna karşı işçiler, emeklerinin karşılığını alabilmek için kahramanlıklarla dolu bir mücadele yürüttüler. Fabrika yaktılar, ayaklanma yaptılar, savaştılar, devletler yıkıp yenilerini kurdular, 1 Mayıs gibi kahramanlık bayramları yarattılar.
İşçiler, eylemin olduğu gibi teorik gelişmenin, düşünce üretiminin de konusu oldular. Kendilerini tüm ezilen ve sömürülenlerin öncüsü, umudu ve kurtarıcısı haline getirdikçe, doğal komünal toplumdan beri gelen özgürlük, eşitlik ve demokrasi ideallerinin çağcıl sahibi oldular. İşçi öncülüğüne dayalı sosyalist teori, örgütlenme ve eylem çağın temel devindirici gücü haline geldi.
1990'ların başında reel sosyalizmin çözülüşüyle birlikte işçi sınıfı öncülüklü sosyalizmin sonuna gelindi. Bu durum sosyalist düşünce alanında derin bir karamsarlığa, umutsuzluğa ve kaçışa yol açtı. En bayağı burjuva liberalizmi önünde soldan secde ediş, en yaygın karşılaşılan tutum oldu. Buna rağmen, özgürlük, eşitlik ve demokrasi ilkelerine derinden inananlar, reel sosyalizmin özelliklerini ve çözülüş nedenlerini analiz edebilmek için çok yoğun çaba içinde oldular. Dönekliğin kol gezdiği ortamda sosyalizmin özüne, ütopyasına uygun yeni teorisini geliştirebilmek için derin düşünsel üretim çalışması yürüttüler.
Şimdi bazı alanlarda bu çabaların sonuçları yavaş yavaş ürün veriyor. Düşünsel alanda kendisini yenilemeyi başaranlar, geçmişe devrimci diyalektiğin özüne uygun olarak eleştirel ve özeleştirel bakabilenler, politik ve örgütsel alanda da önemli sonuçlar elde etmeye başlıyorlar. Örneğin Latin Amerika'da yeni bir sol rüzgar orta şiddetle esiyor. Teorik ideolojik bakımdan tam bir yenilenme ve netlik sağlanamasa da, biraz ayağı yere basan ve halka gitme kararlılığını gösteren solculuk politik başarı sağlıyor.
Başta Latin Amerika ve Asya'nın bazı alanları olmak üzere, dünyanın birçok yerinde benzer kıpırdanmalar ve başarılı adımlar gözükürken Türkiye'de tersi bir durumun yaşanması, bırakalım ileri adımların ortaya çıkmasını, sürekli geri gidişin yaşanması, elbette ki düşündürücü oluyor. Türkiye'de sol ve sosyalizm, ideolojik, politik ve örgütsel her bakımdan sıfırı tüketmiş olma noktasında bulunuyor. Öyle ki, solun kaderi Doğu Perinçek ve Deniz Baykal'a bırakılmış, AKP'ye 'Sol Parti' denir hale gelmiştir.
Peki bu neden böyledir? Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin ülkesi bu hale neden ve nasıl gelmiştir? İşin garibi, bu soruları ciddi bir biçimde kendine soran da kalmamıştır. Daha da ötesi, tüm bu durumlar Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini kesintisiz geliştirdiği ve Türkiye'deki gericiliği paramparça ettiği bir ortamda yaşanmıştır. Bundan politik olarak, başta Demirel ve Erdoğan olmak üzere, tüm burjuva liderler yararlanırken, yararlanmayan ya da yararlanamayan tek güç sol sosyalist hareket olmuştur. Acaba neden? Besbelli ki, Türkiye solculuğu kaskatı bir devletçilik ve milliyetçilik olmuştur da ondan. Elbette ki böyle bir solculuk halka gidemez, halkla bütünleşemez ve gelişme sağlayamaz. Dolayısıyla da 1 Mayıs söylemleri nostalji yapmaktan öteye gidemez. Kürtlere gelince, sosyalizm konusunda iki eğilim gözükmektedir. Birincisi, sosyalizmin Kürtler için gereksiz olduğunu, Kürt sorununun çözümü önünde engel oluşturduğunu, Kürtlerin bundan uzak durması gerektiğini düşünen ve söyleyen eğilim; ikincisi ise, Kürt özgürlüğünü sosyalizmle iç içe gören, ancak kadın özgürlüğüne ve ekolojiye dayalı bir demokratik sosyalist yaklaşımın Kürt sorununu çözebileceğine inanan, Kürt sorununun çözümünü ve Kürtlerin gelişimini özgürlük, eşitlik ve demokrasi çizgisinde ele alan eğilimdir. Birinci eğilim esas olarak Kürt milliyetçiliğini ifade ederken, ikinci eğilim demokratik sosyalizmi temsil etmektedir. Klasik solculuk da diyebileceğimiz reel sosyalizmin etkileri Kürt hareketlerinde fazla kalmamıştır.
Kürt özgürlük hareketine damgasını vuran eğilimin demokratik sosyalizm olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Teorik ideolojik bakımdan olduğu kadar pratik bakımdan da bu böyledir. Kürtler içindeki sosyalist eğilim, reel sosyalizmin çözülüş nedenleri üzerinde 1990'ların başından itibaren güçlü bir yoğunlaşmayı yaşamış, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çabaları ile sosyalist ideolojide yenilenmeyi ve paradigma değiştirmeyi başarmıştır. Böylece 20. yüzyılın işçi sınıfı öncülüklü devletçi sosyalizmini aşarak 21. yüzyılın kadın ve gençlik öncülüklü demokratik sosyalizmini yaratmıştır.
Öcalan'ın geliştirdiği demokratik sosyalizm çizgisi, insanlık tarihi boyunca varolan özgürlük, eşitlik ve demokrasi eğiliminin bir aşaması olduğu gibi, özelde de sosyalist hareketin yeni bir aşamasını ifade etmektedir. Öcalan'ın devlet eliyle sosyalizmin olamayacağı çözümüne ulaşması ve yine demokrasiyi devletten kurtararak sosyalizmle birleştirmesi, sosyalizmin özgürlük ve eşitlik özüyle bütünleşmesi olmaktadır. Bu durumda sosyalist teori ve ideoloji çok daha bütünsel ve güçlüdür. Böyle bir teorik ideolojik çizgiye kavuşmuş olduğu için Kürt özgürlük hareketi de daha güçlüdür. Milliyetçiliğin her türlü engelleyici çırpınışına rağmen, Kürt özgürlük hareketini demokratik sosyalizmin öncülüğü yürütecektir. Dolayısıyla 1 Mayıs Kürt toplumunca yaşatılmaya devam edecektir.
Bu temelde diyoruz ki, 1 Mayıs kutlu olsun!
Selhattin Erdem/gundem



Güncel