E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
14 Mart 1999'da Kadıköy Göztepe'deki Mavi Çarşı Mağazası'na molotofkokteyli attıkları ve 13 kişinin ölümüne, 2 kişinin ise yaralanmasına neden oldukları iddiasıyla 8 yıldır tutuklu bulunan 4 sanıktan 3'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1'i de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada sanıklar Azime Işık, Ergin Atabey, Abdullah Günay ve Metin Yamalak ile sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmada, ilk sözü alan savcı, esas hakkındaki mütalaasını tekrarlayarak, 4 sanık için eski TCK'nin 125. maddesi gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan sanık avukatlarından Mehmet Emin Albayrak, söz konusu dava dosyasında birbirine uymayan iddianameler olduğuna dikkat çekti. Suç unsuru delillerin araştırılmadığını ve geçerli bir soruşturma yürütülmediğini belirten Albayrak, gerekli araştırmalar yapılmadan mahkemenin hükme gidemeyeceğini söyledi. Azime Işık'ın avukatı Ayhan Erdoğan da kamuoyunun Mavi Çarşı Davası'ndan adalet beklediğini ifade etti. Erdoğan, 'Gerçek faillere verilecek bir ceza toplumu ve mağdurları memnun edebilir' dedi. Olayın gerçek faillerinin polis tarafından bilindiğini iddia eden Erdoğan, suç unsuru oluşturacak maddi delillerin polis tarafından yok edildiğini, adli delillerin ise karartıldığını söyledi. Deliller ortaya konduktan sonra hüküm verilmesini isteyen Erdoğan, müvekkili için beraat talebinde bulundu. Mahkemenin adil olması gerektiğini belirten Abdullah Günay'ın avukatı Serap Kaya ise, 'Müvekkilim cezaevinden getirildiği bir günde, rink aracında bir örgüt üyesi ile sohbet ediyor. Sanık, müvekkilimin Mavi Çarşı Davası'ndan yargılandığını öğrenince 'Mavi Çarşı'nın gerçek failleri dağlarda geziyor' demiş. Vicdanen bu bilgiyi mahkeme ile paylaşmak istedim' diye konuştu. Son sözleri sorulan sanıklardan Metin Yamalak, 'Bana göre dava aşaması henüz bitmedi. Bu eksiklik iddia makamı ve mahkemeden kaynaklıdır. İşlemediğim bir suçtan dolayı hüküm giymek istemiyorum. Ben mağdurum' dedi. Abdullah Günay da, 'Suçsuzum. Nasıl bir karar çıkarsa çıksın vicdanen rahat olacağım' dedi. Sanık Ergin Atabey ise, Mavi Çarşı Davası'nda polis ve medyanın işbirliği içerisinde olduğunu ifade etti. Polisin komplosu sonucu yıllardır tutuklu bulunduklarını belirten Atabey, mahkemeyi de adil olmamakla eleştirdi. Suçlamaları kabul etmeyen Atabey, 'Bana göre hukuki bir cinayet işleniyor. Biz öldürülmedik, ancak 8 yıldır adım adım öldürüldük. İşlenen cinayetin son adımı da bugün verilecek kararla atılacak' diye konuştu. Bir komplo sonucu cezalandırıldıklarını vurgulayan Atabey, basını ve kamuoyunu olayın gerçek faillerini bulmaya çağırdı.
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklardan Yamalak, Günay ve Atabey'i, eski TCK'nin 125. maddesi uyarınca 'Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlemlerde bulunmak' iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Aynı madde kapsamında yargılanan sanık Azime Işık'a ise, mahkemedeki iyi hali gözönünde bulundurularak, müebbet hapis cezası verildi.
DIHA



Güncel